2019.11.17.YEREL DEMOKRASİ VE KATILIM-FORUMU ÜZERİNE NOTLAR
YEREL DEMOKRASİ VE
KATILIM-FORUMU ÜZERİNE NOTLAR
Günlerdir 'Yılın büyük
bölümüne yayılan tartışmaya, bir nokta koymaya çalışacağız;
son sözü söyleme densizliğine düşmeden.'(Bknz: farklı yerel İnternet siteleri) denilerek tanıtılan ve düzenleyicilerin
DAÇEV (Datça Çevre Derneği), BELEDİYE ve EBERT VAKFI olduğu
yazılan 'Yerel Demokrasi ve Katılım-Forumu, bugün, 17.11.2019
günü saat 14.30-18.00 saatleri arasında yapıldı.
('Yerel yönetimimizi
demokratikleştirelim/Demokratik bir yerel yönetim yaratalım'
başlığı altında 6 ay boyunca (haftada bir gün yayınlanan) 24
bölüm yazı yazan ve bu başlık altına girdiğini düşündüğüm
Belediye meclislerine katılım, Kent Konseyleri, Mahalle Meclisleri
vb. konularda düşüncelerini kamuoyu ile paylaşan bir kişi
olarak, bu forumu düzenleyen bu arkadaşların, Datça'da, bir yıl
boyunca bu konuda nerede ve ne zaman bu tartışmaları
yaptıklarından, inanın bihaberim.)
***
Toplantıyı moderatör görevini
üstlenen (MUÇEP ve Datça Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi)
Güngör Erçil, açtı; ilk sözü, açılış konuşmalarını
yapmak üzere, Belediye başkanı Gürsel Uçar'a, EBERT vakfı
Ankara temsilcisi Pınar Yiğitoğlu'na ve DAÇEV başkanı Hüseyin
Tüzün'e verdi: Hüseyin beyin konuşmasından, bu forum'un onların
bir faaliyeti olduğunu öğrendik.(Belediyenin, forum'un
düzenleyicilerinden olmadığını ve yalnızca katkıda bulunduğunu
biliyordum; DAÇEV'in de aynı konumda olduğunu sanıyordum;
yanılmışım.)
***
Forum'da, 7 konuşmacı vardı.
Moderatör Güngör Erçil,
başladığı konuşmasını 'galiba çok uzattım' diyerek nihayet
bitirdi ve ilk sözü, konuşmacılardan İkbal Polat'a verdi; İkbal
Polat, Bursa Nilüfer ve şimdi de Kadıköy Kent Konseyleri
deneyimlerinden yola çıkarak, benim değerlendirmemce, büyük
ölçüde Kent Konseyi ve Kent Konseyine bağlı Mahalle Meclisi
güzellemesi yaptı.
İkinci konuşmacı Belediye
başkanı Gürsel Uçar'dı. Gürsel bey, kısmen (forum boyunca her
konuşmacıyı bir biçimde yönlendirmeye çalışan) Güngör
Erçilin yönlendirmesine de kayıtsız kalmayarak, Datça'ya dair
kişiliğini, uygulamalarını, Kent Konseyine yaklaşımını...
ifade eden ve oldukça sade-anlaşılır bir konuşma yaptı.
Üçüncü konuşmacı, Marmaris
Kent Konseyi başkanı Ufuk Baytekin'di. Ufuk Baytekin, kısa
dönemdir yürüttüğü Kent Konseyi başkanlığı deneyiminden
yola çıkarak, tartışma konusunun ana iki başlığını oluşturan
Kent Konseyi ve Kent Konseyine bağlı Mahalle Meclisleri konusunda
çok yararlı bilgiler verdi ve düşüncelerini anlattı.
Dördüncü konuşmacı, Validebağ
Dayanışmasından Latif Şimşek'ti. Latif bey, Validebağ
deneyimlerinden daha çok, genel politik havaya ve gidişata dair çok
çarpıcı sözler söyledi.
Beşinci konuşmacı, Datça Kent
Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Kurulu üyesi Nezaket Koç'tu. Nezaket Koç, konuşmasında, Kadın Meclisi olarak yerelde
yaptıkları çalışmaları ve belediyeden beklentilerini dile
getirdi; ayrıca yazılı taleplerini içeren bir metni, belediye'ye
verilmek üzere Güngör Erçil'e teslim etti.
Altıncı konuşmacı, MUÇEP
adına Serdar Denktaş'tı. Serdar Denktaş, konuşmasında, asıl
olarak, MUÇEP'in yerel seçim öncesi açıkladığı 'Yerel Yönetim
Bildirgesi'ni ve bu çerçevedeki düşüncelerini açıkladı.
Yedinci ve son konuşmacı, Şehir
Plancısı ve Datça Belediyesi İmar İşleri'nden Özgür
Yayla idi. Özgür bey, konuşmasına hem teorik, hem Entelektüel,
hem tarihsel ve hem de deneyimlere dair pek çok konuyu sıkıştırmaya
ve bütün bunları da 10 dakikada aktarabilmeye kalkınca, konuşması
yeterince anlaşılamadı.
***
Toplantıya 10 dakika ara verildi.
***
İkinci bölümde, izleyicilerin
soruları ve katkıları gündeme geldi.
Sorular sorulmaya ve düşünceler
ifade edilmeye başlandı.
İlk söz alışımda, şu
soruları sordum: ''23 Haziran 2019 tarihinde yine bu salonda
yapılan 'Nasıl bir Datça?' panelinde olduğu gibi bugünkü
forum'un tanıtım yazılarını görünce aklıma otomatik olarak
James Petras'ın 1990 yılında yazdığı 'Latin Amerikalı
Aydınların Dönüşümü' başlıklı yazı geldi.
Şu an bu salonda bulunan ya da
bulunmayan hemen hemen herkesin mutlaka İnternetten indirip okuması
gereken bu çok önemli yazısında James Petras, lafı dolandırmaz
ve pat diye söyleyeceğini söyler; '20 yıl önce' der, 'Latin
Amerika'da yabancı fonlarıyla beslenen kuruluşlardan mali destek
almayı kabul eden solcu bir aydın bulmak neredeyse imkansızdı.
Bugünse, şöyle ya da böyle Kuzey Amerika ya da Avrupa vakıfları
tarafından finanse edilmeyen bir araştırma enstitüsü ile
bağlantılı bir araştırmacı bulmak oldukça zor...'(Bknz:Google)
1990 yılında yazılan ve 1990
yılı ile 1970'li yılları kıyaslayan; bu kıyaslama çerçevesinde
Latin Amerikalı aydınlardaki ilginç dönüşümü sorgulayan James
Petras'ın bu cümlelerini, yadırgadınız mı?
Ben yadırgamadım.
***
Bu forum'u düzenleyen arkadaşlar
ya da onlar adına, eğer konuya vakıfsa, moderatör arkadaş
yanıtlayabilir mi:
Demokrasimize, Demokrasimiz ile
ilgili kurumlara, konulara vb. dair sorunlarımızı tartışmak için
ille de Ebert/Alman vakfından ya da benzeri bir vakıftan yardım
almak zorunda mıyız? Ya da bu konular, artık, bu ülkede bu tür
vakıfların yardımı olmadan tartışılamıyor mu? Ya da biz, bu
vakıfların yardımını almadan bu konuları tartışamayacak kadar
aciz bir durumda mıyız?
Bu vakıflar babamızın vakfı
değilse ya da bize de babalarının hayrına destek olmuyorlarsa,
biz bu tartıştığımız konularda, burada, kime göre ve nasıl
bir yaklaşım savunacağız?''
Benden sonra, bir başka izleyici
arkadaş, aynı konuya bir başka biçimde değindi.
***
'Kıyamet' koptu!...
***
((Datça'da yaşayan 68'lilerden,
78'lilerden olup da 'yurt dışı vakıflardan yardım alınabilir',
'bırakın bu sözde Anti-Emperyalizm söylemlerini' vb.vb. diyen
(daha ayrıntılısını bir başka katılımcı yazabilir) ne kadar
çok kişi varmış...Çok şaşkın durumdayım.))
***
Forum, bu sorudan sonra, bu soru
çerçevesindeki tepkiler ve kısmen o tepkilere yanıtlarla sürdü
ve bitti...
17.11.2019/Datça
Mehmet Erdal
Not: Aşağıdaki açıklama, adı geçen kişinin, yukarıdaki yazım yayımlandıktan sonra yaptığı açıklamaya atfen yazılmış ve Güngör Erçil'in açıklamasının yayımlandığı her İnternet sahifesinde yayımlanmıştır.
(Güngör Erçil bey, forum'un
tanıtımındaki 'Yılın büyük bölümüne yayılan tartışmaya,
bir nokta koymaya çalışacağız; son sözü söyleme densizliğine
düşmeden.' ifadesinin, bu yapılan forumun içeriği olarak
gösterilen 'Yerel Demokrasi-Katılım' ile ilgili olduğu
varsayımından yola çıkarak, onları yazmıştım; Ebert vakfı
sponsorlu 'dosya'nın bütünü ile ilgili olduğunu düşünmemiştim;
Özür dilerim; bu 'yorum' hatası benimdir.
Size, bu forum çerçevesinde
söyleyeceklerim var: Eğer, duygularınızla hareket edecekseniz,
yani yönettiğiniz forumda tartışılan konu çerçevesinde sizin
düşündüklerinizin tam aksini savunanlara karşı 'eşit'
davranamayacaksanız, 'moderatör'lük görevini üstlenmeyin. Eğer,
forum konuşmacıları gibi 'görünür' olmak istiyorsanız, yine
'moderatör'lüğü üstlenmeyecek ve konuşmacıların yanına bir
koltuk daha koyacaksınız ve orada oturacaksınız. Eğer hem
'moderatör' hem de 'proje yürütücüsü' ya da sorduğum sorunun
cevabını verebilecek bir konumdaysanız, o zaman cevabı bir
biçimde vereceksiniz; sizin yaptığınız gibi, topu taça atıp,
sizin ifadenizle 'proje yürütücüsü olmayanların'(eğer
öyle iseler, başkasına sorulan bir soruya hangi akla hizmet cevap
vermek için el kaldırdılar, anlaşılır değil) cevap vermesinin
önünü açmayacak, ben cevap hakkı istedikçe 'daha ben cevap
vermedim' deyip, salondan başka ('proje yürütücüsü olmayan')
konuşmacı var mı diye gözlerinizle salonu taramıyacak ve
Belediye Başkanımızın 'Mehmet Erdal'a söz hakkı vermelisin'
uyarıları üzerine, naçar kalıp 'polemik yok, polemik yok' (sanki
toplantılarda sataşılan kişilere 'cevap verme hakkı' tanımak
gibi bir gelenek yokmuşcasına) demeyecek ve benim 'tamam, polemik
yapmayacağım; katkıda bulunacağım' sözüm üzerine, 'kerhen'
söz hakkı verme yoluna gitmeyeceksiniz.
Benim sorumun, forum'un konusu
olan 'Katılım' konusunun, izleyenlerin katkılarıyla
derinleştirilmesini engellediğini söylüyorsunuz: Eline verilen
'Kent Konseyine bağlı Mahalle Meclisi' kurma yönergesini (tamamen
sahip olduğu afaki bilgilerle) masa başında siz ne kadar
derinleştirebildiniz ve Datça'ya uyarlayabildiniz ise (ki, Kent
Konseyi toplantısında neden tartışılma gereği bile
duyulmadığını, biliyorsunuz), bırakın Kent konseyi ve ona bağlı
Mahalle Meclisi yönergesi konusunda bugüne kadar kamuoyuna
(doğru/yanlış) herhangi bir fikir sunamamış olmalarını, ilgili
yönetmeliği ve yönergeyi bile okumamış olan izleyicilerin de
'derinleştirmeye' katkıları o kadar olur; ben sorumu sormadan
önceki 'katkılar' bunun kanıtıdır.
Bırakın, afaki söylemi; sizin
bu forum'un konusu olan 'Yerel Demokrasi-Katılım' konusunun
yaslandığı arka plandaki (ülkemizdeki) 'yakın tarih', Özgür
Yayla'nın değindiği Fatsa, İzmir Gültepe, dahası ODTÜ-ÖTK,
Yeraltı Maden İş, izlediyseniz, yetersiz de olsa 'Karık'
belgeselinde anlatılan Uşak...ve diğerleri bizim 'dünümüz'dür.
Siz, bizim tarihin sayfalarına altın harflerle kazıdığımız ve
hala onur duyduğumuz bu 'dünümüzü', bugün, içeriği
boşaltılmış kavramlarla tartışılan bir 'DOSYA' konusu olarak
görüyorsunuz; itirazımız, bunadır. Demokrasi, Yerel demokrasi ve
bu kavramlar çerçevesinde anlatılan her şey, bizim için,
dünkü-bugünkü ve yarınki yaşamımızdır; sizler için de aynı
anlama geliyorsa, o zaman, bunları 'EBERT VAKFI'na sunulacak ve onun
sponsorluğuna ihtiyaç duyulacak bir 'DOSYA' konusu olarak
göremezsiniz. Sorumuzun soruluşuna bakın, 'Demokrasimize,
Demokrasimiz ile ilgili kurumlara, konulara vb. dair sorunlarımızı
tartışmak için...' diyor; başka bir şey değil. Biz, bunları ve
benzeri konuları elbirliğiyle tartışabilecek durumdayız... Biz
bu itirazımızı her daim sürdüreceğiz; olaya 'DOSYA' konusu
olarak bakanlarımız ne düşünürlerse düşünsünler...Bu dönem
geride kalacak...Yoksa, bizim, kimsenin yok EBERT olmuş, yok SOROS
olmuş, yok bilmem ne vakfı olmuş, hangisiyle olursa olsun,
kuracağı herhangi bir düzeydeki ilişkiyle uğraşacak ne
niyetimiz ne de zamanımız var...

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder