24 Aralık 2019 Salı

2018.12.13.KAZANANLAR VE KAYBEDENLER

  Hiç yorum yok

KAZANANLAR VE KAYBEDENLER
     İşin cılkı çıkmaya başlamıştı.
     Nihayet!
     31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Yerel Seçim çerçevesinde bazı siyasi partiler, çevreler, gruplar vb. arasında yürütülen (aleni/gizli) 'pazarlıkların' sonuna gelindiği anlaşılıyor; bugün-yarın ayrıntılar ( hangi İlçe, İl ve Büyük Şehir Belediyelerinin kimlere bırakıldığı) belli olur...
     ***
     Yerel Seçim tartışmalarının gündemin birinci sırasını aldığı andan itibaren 'ön seçim'i öneren ve savunanların neler söylediklerini ve neler yazıp (bir, üç, beş...değil, daha çok) yayınladıklarını biliyorsunuz: ''Bu yapılacak olan Yerel Seçimdir. Seçimin yapılacağı yerdeki insanların, kendi aralarından, kendi adına veya bir parti/bir kaç parti, çevre, grup vb. adına 'aday' olan kişiler arasından (kendilerince ve farklı nedenlerle) tercih ettikleri 'adayı/adayları' seçmesidir. Bu nedenle, seçime katılacak aday, kendi adına değil de bir veya bir kaç parti, çevre, grup vb. adına seçime katılacaksa, o partinin veya partilerin, çevrelerin, grupların vb. bütün üyelerinin katılacağı bir 'ön seçim' ile belirlensin; siyasi partiler yasası, aday adaylarının ekonomik, sosyal, ailevi vb. durumları nedeniyle elbette 'mükemmel' değil, ama bu koşullara rağmen en doğru ve en adil 'yöntem' (farklı nedenlerle) budur.''
     ***
     Ama gelin görün ki, seçime katılacak partilerin, çevrelerin, grupların vb. ezici çoğunluğu, (tepeden tırnağa bütün yöneticileri ve hatta üyeleri) 'ağız birliği' etmişcesine, (bazı istisnai yerler dışında) ' bizim işimize karışmayın' dercesine, bildikleri yolda yürüdüler; 'ön seçim' önerisini ellerinin tersiyle bir kenara ittiler.
     ***
     Siyasi partiler, çevreler, gruplar vb. (kendilerinin ifadeleriyle, 31 Mart 2019 Yerel Seçimini 'stratejik önemde' gördüklerinden) geliştirdiklerini söyledikleri belli bir strateji çerçevesinde hareket ettiklerinden olsa gerekir ki, yapılacak olan seçimi 'yerel' düzlemde değil, 'genel' düzlemde görüp 'ön seçim'i gereksiz ve hatta (bu stratejiyi baltalayabilecek, dumura uğratabilecek) 'zararlı' bir düşünce olarak gördüler.
     Belediye Başkanlıklarına ve Belediye Meclis Üyelikleri'ne 'aday adayı' olanlar 'özgüven' yoksunluğundan, yönetim kademelerindekilerin 'öfke şimşekleri'ne muhatap olmak istemediklerinden veya başkaca yollardan (da) 'aday' olabilecekleri hesaplarına giriştiklerinden vb. olsa gerekir ki 'ön seçim' önerisine ya sıcak bakmadılar ya da mırıldanmanın ve ses getirecek, etkili ve sonuç alıcı (örn: Akhisar) olmayacak düzeyde bir şeyler söylemenin ötesine geçemediler.
     Aday gösterecek partilere, çevrelere, gruplara vb. üye olanlar, 'böyle gelmiş böyle gider', 'ne fark eder ki? Ha Ali, ha Veli...', 'mahallenin delisi ben miyim?', 'kim olursa olsun, ben bir yolunu bulur ve işimi hallederim' vb.vb... diye düşündüklerinden, kendilerinin üyesi olduğu İlçe ve İl örgütü adına seçime girecek adayın kim olacağına 'iradesi' ile 'belirleyici' olarak katılmak, bir başka deyişle, bu düzlemde de olsa 'oyun'a 'oyuncu' olarak katılmak yerine, o güne kadar olduğu gibi 'edilgen' konumunda kalmayı yeğlediler.
     Aday gösterecek partilerden, çevrelerden, gruplardan vb. herhangi birine yakınlık duyan veya duymayan ama 31 Mart günü sandığa gidip oy kullanacak yetişkin bireylerin büyük çoğunluğu, olup biten sanki onu ve onun yaşamını hiç mi hiç ilgilendirmiyormuş gibi olup biteni tv. kanallarından, internet sitelerinden, okuduğu gazetelerden, kahve köşelerindeki muhabbetlerden vb. izlemeyi ve ilgisiz kalmayı tercih ettiler/ediyorlar.
     ***
     Sonra İlçe, İl ve Büyük Şehir Belediye Başkanlıkları'na 'atama' yoluyla 'adaylar' ilan edilmeye ve İlçeler, İller, Büyük Şehir Belediyeleri 'pazarlık' masalarında 'paylaşılmaya' başlandı ve şimdi 'pazarlıkların' sonuna gelindi.
     ***
     Aday göstererek seçime katılan partiler, çevreler, gruplar vb. bu yerel seçimde, izlediklerini söyledikleri 'stratejinin' sonucu neleri kazandıklarını veya neleri kaybettiklerini 31 Mart akşamı ve asıl 1 Nisan 2019 sabahından itibaren başlayan dönemde yaşayarak görecekler.
     'Bugünün kazananı' konumunda olan adayların gerçekten kazanıp kazanmadıkları; kaybedenlerin ise neleri ve ne kadar kaybettikleri, 31 Mart günü akşamı öğrenilebilecek...
     ***
     Yaşadığımız süreçte, daha bugünden, 'bir kez daha kaybedenler' olarak nitelendirilebilecek ve tarihe not olarak düşülebilecek olanlar ise bellidir: Aday adaylıktan 'aday'lığa 'terfi' ettirilmeyenler; üyesi oldukları partiler, çevreler, gruplar vb. tarafından ne düşündükleri sorulmayan ve irade beyanında bulunmaları istenmeyen ve yapılacak 'atama'ya 'oy' vererek 'onay' vermeleri istenenler; olup bitene 'seyirci' konumunda 'kayıtsız' kalan ve ortaya çıkacak 'sonuç'tan hiç mi hiç etkilenmeyeceğini veya 'bir yolunu bulup' kendi başının çaresine bakabileceğini düşünen...'oy veren insanlarımız ve onların her şeyden 'bihaber' veya 'sessiz/suskun/korkan' çocukları...
     ***
     'Bir kez daha kaybeden' ve her daim 'Kaybedenler Kulübü' üyesi olanlar, bu sunulan ve daha baştan onlara 'kaybettiren' bu yolun 'yol' olmadığını ve bir daha kaybetmemek için bir başka 'yol'a gereksinim olduğunu ve bugünden bunun arayışına başlamak gerektiğini bilinçlerine yerleştirinceye kadar 'kaybetmeye' devem edeceklerdir...
13.12.2018/DATÇA
Mehmet Erdal

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder