2018.12.13.KAZANANLAR VE KAYBEDENLER
KAZANANLAR VE KAYBEDENLER
İşin cılkı çıkmaya
başlamıştı.
Nihayet!
31 Mart 2019 tarihinde yapılacak
olan Yerel Seçim çerçevesinde bazı siyasi partiler, çevreler,
gruplar vb. arasında yürütülen (aleni/gizli) 'pazarlıkların' sonuna gelindiği anlaşılıyor; bugün-yarın ayrıntılar ( hangi
İlçe, İl ve Büyük Şehir Belediyelerinin kimlere bırakıldığı)
belli olur...
***
Yerel Seçim tartışmalarının
gündemin birinci sırasını aldığı andan itibaren 'ön seçim'i
öneren ve savunanların neler söylediklerini ve neler yazıp (bir,
üç, beş...değil, daha çok) yayınladıklarını biliyorsunuz:
''Bu yapılacak olan Yerel Seçimdir. Seçimin yapılacağı yerdeki
insanların, kendi aralarından, kendi adına veya bir parti/bir kaç
parti, çevre, grup vb. adına 'aday' olan kişiler arasından
(kendilerince ve farklı nedenlerle) tercih ettikleri
'adayı/adayları' seçmesidir. Bu nedenle, seçime katılacak aday,
kendi adına değil de bir veya bir kaç parti, çevre, grup vb.
adına seçime katılacaksa, o partinin veya partilerin, çevrelerin,
grupların vb. bütün üyelerinin katılacağı bir 'ön seçim' ile
belirlensin; siyasi partiler yasası, aday adaylarının ekonomik,
sosyal, ailevi vb. durumları nedeniyle elbette 'mükemmel' değil,
ama bu koşullara rağmen en doğru ve en adil 'yöntem' (farklı
nedenlerle) budur.''
***
Ama gelin görün ki, seçime
katılacak partilerin, çevrelerin, grupların vb. ezici çoğunluğu,
(tepeden tırnağa bütün yöneticileri ve hatta üyeleri) 'ağız
birliği' etmişcesine, (bazı istisnai yerler dışında) ' bizim
işimize karışmayın' dercesine, bildikleri yolda yürüdüler;
'ön seçim' önerisini ellerinin tersiyle bir kenara ittiler.
***
Siyasi partiler, çevreler,
gruplar vb. (kendilerinin ifadeleriyle, 31 Mart 2019 Yerel Seçimini
'stratejik önemde' gördüklerinden) geliştirdiklerini söyledikleri
belli bir strateji çerçevesinde hareket ettiklerinden olsa gerekir
ki, yapılacak olan seçimi 'yerel' düzlemde değil, 'genel'
düzlemde görüp 'ön seçim'i gereksiz ve hatta (bu stratejiyi
baltalayabilecek, dumura uğratabilecek) 'zararlı' bir düşünce
olarak gördüler.
Belediye Başkanlıklarına ve
Belediye Meclis Üyelikleri'ne 'aday adayı' olanlar 'özgüven'
yoksunluğundan, yönetim kademelerindekilerin 'öfke şimşekleri'ne
muhatap olmak istemediklerinden veya başkaca yollardan (da) 'aday'
olabilecekleri hesaplarına giriştiklerinden vb. olsa gerekir ki
'ön seçim' önerisine ya sıcak bakmadılar ya da mırıldanmanın
ve ses getirecek, etkili ve sonuç alıcı (örn: Akhisar) olmayacak
düzeyde bir şeyler söylemenin ötesine geçemediler.
Aday gösterecek partilere,
çevrelere, gruplara vb. üye olanlar, 'böyle gelmiş böyle gider',
'ne fark eder ki? Ha Ali, ha Veli...', 'mahallenin delisi ben miyim?',
'kim olursa olsun, ben bir yolunu bulur ve işimi hallederim'
vb.vb... diye düşündüklerinden, kendilerinin üyesi olduğu İlçe
ve İl örgütü adına seçime girecek adayın kim olacağına
'iradesi' ile 'belirleyici' olarak katılmak, bir başka deyişle, bu
düzlemde de olsa 'oyun'a 'oyuncu' olarak katılmak yerine, o güne
kadar olduğu gibi 'edilgen' konumunda kalmayı yeğlediler.
Aday gösterecek partilerden,
çevrelerden, gruplardan vb. herhangi birine yakınlık duyan veya
duymayan ama 31 Mart günü sandığa gidip oy kullanacak yetişkin
bireylerin büyük çoğunluğu, olup biten sanki onu ve onun
yaşamını hiç mi hiç ilgilendirmiyormuş gibi olup biteni tv.
kanallarından, internet sitelerinden, okuduğu gazetelerden, kahve
köşelerindeki muhabbetlerden vb. izlemeyi ve ilgisiz kalmayı
tercih ettiler/ediyorlar.
***
Sonra İlçe, İl ve Büyük Şehir
Belediye Başkanlıkları'na 'atama' yoluyla 'adaylar' ilan edilmeye
ve İlçeler, İller, Büyük Şehir Belediyeleri 'pazarlık'
masalarında 'paylaşılmaya' başlandı ve şimdi 'pazarlıkların' sonuna gelindi.
***
Aday göstererek seçime katılan
partiler, çevreler, gruplar vb. bu yerel seçimde, izlediklerini
söyledikleri 'stratejinin' sonucu neleri kazandıklarını veya
neleri kaybettiklerini 31 Mart akşamı ve asıl 1 Nisan 2019
sabahından itibaren başlayan dönemde yaşayarak görecekler.
'Bugünün kazananı' konumunda
olan adayların gerçekten kazanıp kazanmadıkları; kaybedenlerin
ise neleri ve ne kadar kaybettikleri, 31 Mart günü akşamı
öğrenilebilecek...
***
Yaşadığımız süreçte, daha
bugünden, 'bir kez daha kaybedenler' olarak nitelendirilebilecek ve
tarihe not olarak düşülebilecek olanlar ise bellidir: Aday
adaylıktan 'aday'lığa 'terfi' ettirilmeyenler; üyesi oldukları
partiler, çevreler, gruplar vb. tarafından ne düşündükleri
sorulmayan ve irade beyanında bulunmaları istenmeyen ve yapılacak
'atama'ya 'oy' vererek 'onay' vermeleri istenenler; olup bitene
'seyirci' konumunda 'kayıtsız' kalan ve ortaya çıkacak 'sonuç'tan
hiç mi hiç etkilenmeyeceğini veya 'bir yolunu bulup' kendi başının
çaresine bakabileceğini düşünen...'oy veren insanlarımız ve
onların her şeyden 'bihaber' veya 'sessiz/suskun/korkan'
çocukları...
***
'Bir kez daha kaybeden' ve her
daim 'Kaybedenler Kulübü' üyesi olanlar, bu sunulan ve daha baştan
onlara 'kaybettiren' bu yolun 'yol' olmadığını ve bir daha
kaybetmemek için bir başka 'yol'a gereksinim olduğunu ve bugünden
bunun arayışına başlamak gerektiğini bilinçlerine
yerleştirinceye kadar 'kaybetmeye' devem edeceklerdir...
13.12.2018/DATÇA
Mehmet Erdal

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder