Datça Kent Konseyi kongresi 2021 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2022 Cumartesi

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (3)/ BLOK LİSTE ÇARŞAF LİSTE TARTIŞMALARI

  Hiç yorum yok
02:01

 

   


 DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (3)

     BLOK LİSTE-ÇARŞAF LİSTE TARTIŞMALARI!

     Bu bölümdeki değerlendirmelerimi yazmaya başlamadan önce, şunu not düşmeliyim: Pandemi sürecinde pazar yerlerinde uygulanan tek-çift numara uygulaması, Sosyete Pazarı, 1+1'ler, Cumalı'daki zeytinliğin satışa çıkarılması, Datça'da kırsal mahalle ve yerleşik alan tespiti... gibi pek çok konuda kendisini açıkça ve yüksek sesle eleştiren birisi olsam da, Belediye Başkanımız sayın Gürsel Uçar, bu kongre sürecine yönelik yönelttiğim eleştirilerden, muaftır. (Var olan Kent Konseyi Yönetmeliği gereği, bir belediye başkanının iradesine rağmen, Ankara dahil hiç bir irade, o belediye başkanının bulunduğu yerdeki kent konseyine, sonuç alabilecek, ne operasyon çekebilir ne de liste oluşturabilir; sonuç, her halükarda, o irade açısından hüsran olur. Keza, belediye başkanı yeşil ışık yakmadan ve dahası onay vermeden ya da seçime katılacak bütün başkan adayları ve listelere eşit uzaklıkta olduğunu ilan etmeden, kongrede kazanabilecek bir başkan adayı ve liste de çıkarılamaz; 18 ve 25 Haziran günü olup bitenleri, bir de bu açıdan irdelemek gerekiyor... Yine de, sayın başkanımızın, bu kongre sürecine doğrudan müdahale ettiğine dair herhangi bir somut kanıt yoktur.)

     Bu kez, kongre sürecindeki konumu nedeniyle, alkışı hak ediyor.

     ***

     Şimdi, değerlendirmelerime devam edebilirim.

     Datça Kent Konseyi genel kurulunda yarışa katılacak başkan adaylarının ve yürütme kurulu üyelerinin kimler olacağı ya da kimler olması gerektiği çerçevesinde yaşananlar, Datça'daki günlük politik, sosyal ve hatta kişisel ilişkilere dahi her daim çok yönlü yansımaları olabilecek, tabiri caizse, pek çok kişinin, birbirlerinin gerçekte ne olduğunu karşılıklı olarak görmelerini sağlayan turnusol nitelikteki gelişmelerdi.

     ***

     Artık çok net bir biçimde bilindiği üzere, bir yanda, yerel mülki idarenin desteğinin olduğu ve resmi kurumlar ile birlikte belirlendiği söylentisi yayılan bir başkan adayı (ki, hem 18 Haziran'da hem de 25 Haziran'da gösterilen başkan adayları resmen devlet memurlarıydı) ve (Sarı) liste vardı.

     Öte yanda ise, (25 Haziran günü temsilcilerin kongre salonuna girmeye başladığı anda dahi hala başkan adayı olduğunu açıklamaya devam eden ama her nedense, kongre başladıktan sonra salona girmeyen, aday olduğunu açıklamayan ve oy kullanmaya dahi gelmeyen Dilek Dündar dışında ) bu (devlet memuru) başkan adayını ve (Sarı) listeyi (hazırlayanlara duydukları tepki nedeniyle) reddedenler adına çıkarıldığı söylenen bir başka başkan adayı ve (Beyaz) liste vardı.

     ***

     18 Haziran günü istedikleri 'salt çoğunluk sağlanamadı' tutanağı tutulduktan sonra 'Ne gündü be!' diyerek salonu terk eden katılımcılar (hiç şüphesiz hepsi değil), üç konuda çalışmaya başladılar:

     1- Datça Kent Konseyinin, gerçekte, kaç katılımcısının olduğunu (geç de olsa) tespite yöneldiler.

     2- 18 Haziran günü kongre salonuna gelme zahmetine bile katlanmayan katılımcılar da dahil bütün katılımcılara ulaşmaya; belirlenecek başkan adayına ve yürütme kurulu üyelerine oy vermeleri için onları bir biçimde ikna etmeye çalıştılar.

     3- Yerel mülki idarenin desteğinin olduğu ve resmi kurumlar ile birlikte belirlendiği söylentisi yayılan başkan adayına ve (Sarı) listeye karşı çıkan temsilcilerin oy verebileceği bir başkan adayını ve (Beyaz) listeyi hazırlamaya giriştiler.

     Tartışma, üçüncü madde çerçevesinde başladı.

     ***

     18 Haziran günü kongre salonunda yaşanılanları abartarak korkuya kapılan bir kısım temsilci, 'aman, bir an önce bir şey yapılsın; kent konseyini bari kaptırmayalım' diyerek, yüzlerini, hala 'umut' olarak gördükleri kişi ve kurumlara çevirdiler. Yüzlerin kendilerine çevrildiğini gören bu kişi ve kurumlardan bazıları, bu 'korkuyu' yatıştırmak ve böyle bir 'korkuya' kapılmanın mesnetsiz olduğunu anlatmak yerine, o 'duyguyu' suistimal etmeyi tercih ettiler. Bu süreçte, başka bazıları da, 'Demokrasi' dedikleri için siyasal iktidarın gazabına uğradıkları gerçeğini unutarak, 'koşullar, ahhh koşullar' deyip, duyanı şaşırtacak ve hatta şok edecek bir biçimde, var güçleriyle ve bütün yetenekleriyle, var olan durumu suistimal ederek istedikleri sonucu almak isteyenlerin değirmenine su taşımaya başladılar. Bütün bunların toplam sonucu 'Blok liste' ve 'bizden' (!) birisinin başkan adayı olması gerektiği önerisi oldu.

     Kapalı kapılar ardında farklı ölçekte yapılan tartışmalarda bu 'Blok liste' düşüncesinin formatlanmaya çalışıldığına bir biçimde tanıklık eden, duyan vs. bazı temsilciler ise daha ilk andan itibaren bu yaklaşıma karşı çıktılar. Onlara göre, tamam, başkan adayını belirlemek önemliydi. Eğer, 'Baskın basanındır' diyerek 18 Haziran'da kongreye operasyon çekmeye çalışanların karşısında çoğunluğun desteğini alabilecek bir başkan adayı var idiyse, o desteklenebilirdi; hatta, aday olduğunu söyleyen Dilek Dündar ile de konuşulur ve ona, 'başkan adaylığından çekil, yürütme kuruluna aday ol, seni destekleyelim' bile denebilirdi. Ama yürütme kuruluna Blok liste çıkarmak, bu tür kitle örgütlerinde, hele hele yönetmelik gereği heterojen niteliği çok belirgin olan Kent Konseylerinde, kesin 'intihar' demekti. Bu örgütlerde asıl olan, gönüllü adaylık ve gönüllü adaylar arasından iş yapabileceklerine inanılanların, kongre salonunda, temsilciler tarafından seçilmesiydi. Bu nedenle 'Çarşaf liste', en doğru listeydi. Kongre salonunda, 'Blok liste', punduna getirilip bir biçimde dayatılmaya kalkışılırsa, hiç şüphesiz bodoslamadan karşı çıkılırdı.

     'Çarşaf listeyi' savunan temsilcilere göre, yerel mülki idareyi arkalarına aldıklarını ve resmi kurumlar ile birlikte hareket ettiklerini söyleyenlerin gücü abartılmamalıydı; eğer onlar o kadar güçlü olsalardı, 18 Haziran günü ne yapıp edip salt çoğunluğu sağlarlar ve istedikleri sonucu alabilirlerdi. Görüldüğü gibi, alamamışlardı. 'Baskın basanındır' diye kongre salonuna gelenler, hiç şüphesiz, baskına bütün güçleriyle gelmişlerdir; aksi halde, sonuç alamayacaklarını biliyorlardır... Yani, onların gücü bu kadardı; daha fazla değildi... Rahat olunmalı, başkanlığın ve yürütme kurulu üyeliklerinin büyük çoğunlukça alınabileceğinden hiç şüphe edilmemeliydi. Yürütme kuruluna, öbür listeden bir kaç kişinin girmesi de kötü bir şey değildi; hatta, iyi bir şey olarak bile görülmeliydi. İnsanlar, ötekileştirilerek değil, birlikteyken dönüştürülmeye çalışılarak kazanılırdı. 'Blok liste', gerçekte, ötekileştirme listesiydi...

     18-25 Haziran arası süren tartışmaların son anlarında, ortalığa, tamam, 'Çarşaf liste olacak' söylentisi yayılmaya başlandı...

     25 Haziran günü, kongre salonuna, bu atmosferde gidildi...

     ***

     Bu Blok liste-Çarşaf liste tartışmasının 25 Haziran günü kongre salonuna nasıl yansıdığı ve salondaki tartışmalar, bundan sonraki 'Bir kongre nasıl yönetilmemeli?' başlıklı bölümde an be an ele alınacak.

     Şimdi, artık şunu hepimiz biliyoruz: Kongreye, Ali Eren ve Sarı liste karşısına Çiğdem Canbey ve Beyaz liste çıkarılarak gidildi.

     Yani iki 'Blok liste' yarıştı. Gerçek bu!

     1- Çiğdem Canbey'in başkan adayı olarak belirlenmesine ve Beyaz listenin oluşturulmasına kent konseyi temsilcisi ya da dışarıdan kaç kişinin katılım sağladığını ve kaç kişinin 'çalışır', kaç kişinin 'oy alır' diyerek listeye adının yazıldığını bilemiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Bu liste, daha açıkçası, böyle bir listenin varlığı, oylamanın yapılacağı ana kadar, temsilcilerin çoğunluğu açısından bir 'sır' olarak kaldı; dünyanın en önemli 'sırrı' muamelesi gördü ve herkesten saklandı.

     Neden?

     2- Datça Kent Konseyinde, '1+1'lere ilişkin raporun işleme konulmasının sonucu yaşanan depremin artçı sarsıntılarından sayılabilecek Kent Konseyi Başkanı sayın Hayriye Yılmaz Balkan'ın ve bir süre sonra da 4 yürütme kurulu üyesinin istifalarının bilindiği gerçeklikte şu nokta düşünülmeliydi: Oy kullanma hakkı bulunan temsilcilerin özgür iradeleri ile değil de kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde dar çerçevedeki bir irade tarafından belirlenen başkan adayı ve listeye giren yürütme kurulu üyeleri, çalışmalarında ne ölçüde özgür olabileceklerdir? Daha baştan yapılmış bir akit yoksa, yaptıkları çalışmalarda eğer onları oraya koyan irade ile karşı karşıya gelirlerse kime güvenerek direnebileceklerdir?

     3- Yaşanılan deneyimler çerçevesinde, kent konseyi kongrelerinde ve konseyin çalışmalarında belediye başkanının müdahalelerinin bile öngörülemeyen sıkıntılara ve ciddi sorunlara yol açtığı deneyimle sabit iken, başkanın ve yürütme kurulu üyelerinin kongre salonuna gelecek olan temsilcilerin iradeleriyle belirlenmesi gerektiği konusunda ısrar etmek yerine, daha dar çerçevedeki başka bir irade tarafından belirlenmesi yoluna gidilmesi çok düşündürücüdür...

     Bunları tarihe not düşelim. Aklımızda olsun!

     (Devam edecek)

     30.06.2021/Datça/Mehmet Erdal 

     (*) Bu yazı 30.06.2021 günü Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.

Devamını Oku...

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2)/ YOL KAZASI ÜZERİNE

  Hiç yorum yok
01:51

     


DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2) (*)

     'YOL' KAZASI ÜZERİNE!

     Datça Haber Gazetesi, 18 Haziran günü saat 14.00'de Ecevit Kültür Merkezi'nde yaşananlar ile ilgili verdiği haberin bir yerinde (Bknz:22 Haziran, sayı 1960, 3.sayfa/'Yaptırılmayan Kent Konseyi Seçimi Üzerine-SÜSLÜ LAFLAR ETMEKLE DEMOKRAT OLUNMUYOR'), şöyle yazıyor: ”4- Kent Konseyi Başkanı ve Yürütme Kurulu, çoğunluk sağlanmasın, diye, özel bir çaba sergilemiştir. BİNANIN KAPISINDA BEKLEYENLER İÇERİ ALINSAYDI, BU ÇOĞUNLUK SAĞLANABİLİRDİ” (abç)

     Bu haberden anlaşılan o ki, 18 Haziran günü saat 14.00'de Ecevit Kültür Merkezi'ne giden Datça Kent Konseyi katılımcılarının 'bir kısmı', kongre salonuna giderken, o gün orada salt çoğunluğun sağlanabileceğinden ve istedikleri sonucu kolayca elde edebileceklerinden çok emindiler...

     Aynı habere göre, bu 'bir kısım' katılımcı, kongre öncesi, kongreye kaç kişinin katılımcı olarak gelebileceğini öğrenmek istemişler ( ki bunu öğrenmek, kongre katılımcılarının en doğal hakkıdır; çünkü, hazırlıklar, bu bilgiler olmadan yapılamaz); Kent Konseyi Genel Sekreterliği 76, Yürütme Kurulu 85 kişinin katılım hakkı bulunduğu bilgisini vermiş. Yani, haberde yazılmıyor ama, deneyimle sabittir, bu katılımcı arkadaşlar, işi sağlama almak için, bir yerden değil, iki yerden de bilgi alma ve böylece eşeği sağlam kazığa bağlama gereği duymuşlar (Sağlam iş yapmayı sevenler için, bu, doğru bir yöntemdir).

     Sonrasında iş, salt çoğunluğu sağlamaya ve seçimi almaya kalıyor...

     Katılımcı sayısı 76 ise 39 kişi, 85 ise 43 kişi o saatte o salonda bulunur ise salt çoğunluğun sağlanması ve kongrenin yapılması; birinci olasılığa göre 20, ikinci olasılığa göre 22 kişi ile o kongreye bir ekip olarak gidilebilir ise hem başkanlığın hem de yürütme kurulu üyeliklerinin kazanılması (yerel mülki amirliğin, 10 resmi kurumun ve başka bazı paydaşların el ele verdiği bir birliktelik ile) işten bile değildir...

     'Baskın basanındır' diyerek 18 Haziran günü hazırlıklı bir biçimde kongrenin yapılacağı Ecevit Kültür Merkezi'ne giden katılımcı arkadaşların, katılımcı sayısını öğrenmek için yalnızca Kent Konseyi Genel Sekreteri konumundaki görevli arkadaştan ve Yürütme Kurulu üyelerinden bilgi almakla yetinip-yetinmediklerini; yetindiler ise, neden yerel mülki idare ve emniyet gibi (birlikte hareket ettiklerini sağda-solda yaydıkları) resmi kurumlardan da daha sağlıklı bir bilgi edinme yoluna gitmediklerini vb. bilemiyoruz.

     Kendi ifadeleriyle, katılımcı sayısı bir yerden 76, bir başka yerden 85 olarak bildiriliyor. Böyle bir durumda, yani bu iki farklı bilgi karşısında, çok doğal olarak, “Allah Allah, bu işte bir gariplik var, bunun aslını astarını öğrenelim; bu sayıyı bir de kaymakamlığa ve emniyete soralım” demeleri gerekiyordu; sağlam iş yapmayı sevenler, bunu yapmazlar ise, olmaz. Ama, haberden anlaşılan o ki, yapmıyorlar. Neden? Her neyse, nitekim, bilahare, bunların doğru olmadığını, gerçek katılımcı sayısının 119 olduğunu duyuyorlar; çok şaşırıyorlar ve “Bu kadar katılımcı nereden gelmiş, nasıl oluşmuş bilmiyoruz.” diyorlar. (Bknz: aynı haber)

     (Dahası da var: 21 Haziran günü bilgisine başvurduğum bir kaynak, bana, katılımcı sayısının 121 olduğunu söyledi. 25 Haziran günü kongre başlamadan hemen önce ise sayının 137 olduğu ifade edilmeye başlandı; salonda, kongre başladıktan sonra, divanın 2 yasal katılımcı daha olduğunu duyurmasıyla, sayı 140 oldu)

     ***

     Datça Kent Konseyi'nin yasal katılımcılarının sayısına yönelik (hem de bir kongre öncesi) bu ölçüde bir bilgi karmaşası, açık konuşalım ve adını koymaktan çekinmeyelim, eğer özel bir kasıt yoksa, ki kanımca yoktur, kent konseyini genel kurula götüren başkanın/başkan vekilinin ve yürütme kurulu üyelerinin eksikliği ve hatalarıdır.

     Tamam, 2020 yılı Mart ayından beri ülkemizin içinde yaşadığı pandemi koşulları, Datça Kent Konseyi Başkanı ve CHP Meclis Üyesi Hayriye Yılmaz Balkan'ın başkanlıktan ve akabinde 4 yürütme kurulu üyesinin yürütme kurulu üyeliklerinden (henüz çok net bir biçimde anlaşılamayan ve çok farklı spekülatif söylentilere yol açan) istifaları vb. gelişmeler var; biliniyor... Ama bütün bunlar ve ileri sürülebilecek daha başka gerekçeler, kent konseyi katılımcılarının kesin sayısının bilinememesinin ve bir dosyasının oluşturulamamasının, bu bilinmezlik içinde kongreye gidilmesinin ve 18 Haziran günü yaşananların da kanıtladığı üzere, 'fırsatçı' tavırlara zemin oluşturulmasının makul mazeretleri olamaz...(Genel kurulda, bunca karmaşaya ve eleştiriye yol açan bu konuda tek bir cümle bile söylenmemesini ve sorumluluğun üstlenilmemesini, bir kenara not etmek gerekiyor)

     ***

     Yaşadıkları ve duydukları deneyimler çerçevesinde, bu kongrenin de, önceki ya da benzeri kongreler gibi belediye başkanının ve/veya yerel yönetimde iktidar olan siyasal partinin ve paydaşlarının bir biçimde planlaması ve yönlendirmesi çerçevesinde olup biteceğini düşünen; kent konseyleri örgütlenmesine bakışı, belediye başkanı ve partisi ya da paydaşlarından birisiyle ilişkileri ve onlardan beklentileri, bulunduğu konum (kişisel, siyasal, toplumsal vb.) nedeniyle rahatını riske atmama endişesi, (kapalı kapılar arkasında) politika yapma alışkanlıkları vb. vb... nedenlerle işi oluruna bırakan temsilcilerin bir kısmı, bir-iki gün öncesinden, sokaklarda, yapılacak kongreye dair bazı girişimlerin olduğunun konuşulduğu duyumunu alınca, tabiri caizse, ayıktılar!

     Tamam, belediye başkanının ya da belediye başkanının mensubu olduğu siyasal partinin ve paydaşlarının kent konseyi kongrelerine doğrudan ya da dolaylı müdahalesi konusunda doğruydu-yanlıştı vb. şeklinde farklı yaklaşımları vardı ama sonuçta, bu tür bir müdahale, hayatın olağan akışına uygundu; çünkü, kent konseyinin parasal ve her tür tek destekçisi yalnızca belediye idi. Belediye başkanı 'olmaz' dediğinde, o kent konseyi ağzı ile kuş tutsa nafileydi vb. vb... Ama, yerel mülki idarenin, resmi kurumların ve hele hele bugüne kadar kent konseylerine karşı alerjisi olduğunu hiç saklamamış ve kent konseyinin çalışmaları karşısında hep negatif bir duruş sergilemiş vb. bir siyasal partinin ve paydaşlarının kent konseyi yönetimini alması ne demekti? Böyle bir şey olamazdı! Bu önlenmeliydi! vs. vs...

     Yapılması gereken, 18 Haziran günü yapılacak kongrenin mutlak bir biçimde yaptırılmaması ve sonrasında bir çözüm yolu aranmasıydı.

     [Datça Kent Konseyinin bu kongre sürecinde yaşananlar, önceki bölümde de yazdım, gerçekten çok istisnai bir durumdur; bu gelişmenin nedeni, Datça Yarımadasına yönelik bazı hesaplar ve bu hesaplar karşısında, kent konseyinin, doğru ya da tartışılabilir nitelikte bir şeyler yapmaya çalışmasıdır.

     Gerçekte, Kent Konseyi kongrelerini abartanlar, yani kongrelerde başkanın ve yürütme kurulu üyelerinin kimler olacağı/olması gerektiği konusuyla çok yakinen ilgilenenler, bu çerçevede kapalı kapılar ardında farklı ölçeklerde sayısız toplantılar yapanlar, bu toplantılarda pazarlıklara girişenler, aralarında anlaşanlar, hatta istedikleri olmadı diye birilerine/birbirlerine küsenler vb. vb... kimler midir?

     a) Kent konseylerinin bazı sıkıntılı çalışmalar ve çıkışlar yaparak başını/başlarını ağrıtıp durmasını istemeyen ve bu nedenle de denetim altında tutabilecek kişilerin başkan ve yürütme kurulu üyesi olmasını isteyen belediye başkanları ve bir ölçüye kadar de mensubu olduğu siyasi partinin İl/İlçe örgütleridir.

     b) Şu veya bu nedenle, sokakta politika yapmaktan imtina eden; yaşı, konumu, toplumsal iddiaları, hayattan beklentileri vb. çerçevesinde kent konseylerinde yaptıkları toplumsal nitelikli ve hiç şüphesiz çok yararlı çalışmaları yeterli görüp, akşamları huzur içinde evlerinin ya da dost meclislerinin yolunu tutan kadınlar ve erkeklerdir.

     Bu çerçevedeki katılımcılar için, önemli olan başkanlık ve yürütme kuruludur; haliyle, bunların istenilen kişilerden oluşmasında her yol mübah idi!]

     ***

     18 Haziran günü saat 14.00'de kongrenin yapılacağı Ecevit Kültür Merkezi'ne giden temsilcilerin kendi aralarında yaşanan 'salt çoğunluk sağlanabilir; kongre yapılmalı'/'hayır salt çoğunluk yok; kongre yapılamaz' eksenindeki tartışmalardan sonra 'salt çoğunluk toplanamadı' gerekçesiyle tutanak tutulup 25 Haziran'a ertelenen kongre sonrasında taraflardan 'kongre yapılmalı diyenler 'fırsat kaçtı', 'kongre yapılmamalı' diyenler (ve o gün oraya gitmemiş olsalar da aynı düşüncede olanlar) ise 'ucuz atlattık' duygusu ile 25 Haziran'a yönelik çalışmaya başladılar...

     (Devam edecek)

     29.06.2021/Datça/Mehmet Erdal 

     (*) Bu yazı 28.06.2021 tarihinde Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.

Devamını Oku...

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ KONGRESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (1)/KENT KONSEYLERI BAŞ BELESI MIDIR?

  Hiç yorum yok
01:43

 


DATÇA KENT KONSEYİ KONGRESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (1) (*)

KENT KONSEYLERİ BAŞ BELASI MIDIR?

     18.06.2021 tarihinde salt çoğunluk sağlanamadığı için yapılamayan ve ertelenen Datça Kent Konseyi Kongresi, 25.06.2021 günü saat 14.00'te Ecevit Kültür Merkezi'nde, yasa gereği kongreye katılım hakkı bulunan 140 temsilcinin 109'nun katılımı ve bu katılımcıların da 106'sının oy kullanımı ile yapıldı; Çiğdem Canbey ve Beyaz liste, her üç katılımcıdan ikisinin desteğini alarak seçimi kazandı.

     Kaybedenler (Ali Eren ve Sarı liste) üzüldü; kazananlar, sevindi!

     Kongrenin en kısa özeti bu oluyor.

     Peki sorun ne?

     Neyi tartışıyoruz?

     ***

     18 Haziran'dan önceki günlerde, sokaklarda, 18 haziran günü yapılacak olan Datça Kent Konseyi Kongresi ile ilgili bazı gelişmelerin olduğu konuşulmaya başlanmış; bu konuşulanlara göre, ilçede var olan bir siyasi parti, yerel mülki idarenin de desteğini sağlayarak, bazı resmi kurumlar ile birlikte bir başkan adayı ve liste çıkarıyormuş...

     Doğrudur-yanlıştır, bunu bilemeyiz, ama bu duyumun alınması sonrası, bu gelişmeyi, hayatın ya da daha somut bir ifadeyle, kent konseylerinin ve kent konseyleri genel kurullarının olağan akışına uygun olmadığını düşünenler hareketlendiler ve bu gelişmeye dair ortak bir düşünce oluşturmaya ve tavır belirlemeye çalıştılar.

     ***

     Kent konseyi yönetmeliği gereği, kent konseyinin kurulduğu ilçede bulunan ve mülki idare (kaymakamlık) tarafından tespit edilen maksimum 10 kamu kurum ve kuruluşunun temsilcileri, ilçe mülki amiri ya da vekili gibi kent konseyinin bileşenleri arasında yer alırlar ve haliyle kongreye katılıp oy da kullanabilirlerdi.

     Yasal olarak bu mümkündü.

     Ancak, aksi bir örnek gösterebilir mi bilemiyorum; hiç bir yerde, ilçe mülki amirinin ve/veya katılımcı statüsündeki resmi kurumların doğrudan ya da bir biçimde, kendi aralarında ve/veya kendilerine yakın olduğunu düşündükleri bazı siyasi parti, kitle örgütü vb. ile birlikte kent konseyi kongresine yönelik olarak özel bir çalışma yaptıkları; hatta, başkan adayı ve liste çıkardıkları, görülmüş ve duyulmuş bir şey değildi.

     Böylesi bir özel çalışma, gerçekte, çok yaygın bir biçimde, yönetmelik gereği kent konseyini toplama yetkisine sahip olan belediye başkanlarınca yapılır; (çok nadir bazıları dışında) belediye başkanları, kent konseyinin her daim kendi kontrollerinde olmasını, bu anlamda bazen konseyin başına kendilerinin, bazen kolayca kontrol edebileceği ve yönlendirebileceği başkan vekillerinin, kendi partisinden bir belediye meclis üyesinin, bir belediye personelinin, sözünden asla çıkmayacağını düşündüğü bir dernek, sendika vb. yetkilisinin başkan olmasını isterler ve bunu sağlamak için de farklı yöntemleri devreye sokarlar; %99,5'da, istediklerini elde ederler.

     Çok daha farklı boyutlarıyla tartışılabilecek bu gelişmeler, kent konseylerinin, gerçekte, öyle tumturaklı sözlerle anlatıldığı gibi demokratik işleyişe sahip birer kitle örgütleri oldukları ve kent konseyi kongrelerinin de (bazı istisnai haller dışında) demokratik bir çerçevede yapıldığı iddialarını tartışılır yapan verilerdir...

     Her neyse, bu tür bir gelişmeye alışkın olan ve bu kongrede de böyle bir olasılığı ihtimal dahilinde görüp, bari bu kez, belediye başkanı, bu kongrede CHP'li bir belediye meclis üyesini başkan adayı olarak çıkarmasın; katılımcılar kendi aralarından kent konseyi başkanını ve yürütme kurulu üyelerini seçsin, cümle aleme örnek olunsun vb. çerçevede düşünen pek çok kent konseyi katılımcısı, tam ters köşeden, yani resmi kurumlardan doğru hiç öngörmedikleri bir girişim olduğu duyumunu alınca, önce şaşırdılar ve sonra da, öfkelendiler...

     ***

     Kent konseyleri konusu üzerine çalışan hemen hemen herkesin bildiği üzere, var olan siyasi iktidar, 2005 yılında kent konseylerini yasal bir örgüt olarak kabul etmesine ve tanımlamasına, 2006 yılında da Kent Konseyi Yönetmeliğini çıkarmasına karşın, bugüne kadar, bu örgütlenme biçimini, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde 'kerhen' kabul etmesi nedeniyle, asla kabullenememiş ve içselleştirememiştir...

     O nedenledir ki, kent konseyleri, bu örgütlenmeyi yasal bir örgütlenme biçimi olarak tanımlayan siyasi iktidardaki siyasi partinin yönetimde olduğu yerel yönetimlerce değil, daha çok, muhalif konumundaki siyasi partilerin yönetiminde olduğu yerel yönetimlerce kurulmuştur. (Örn: 2019 yerel seçiminde 1389 yerde belediye seçimleri yapılmış, bu belediyelerin, yaklaşık olarak 575 'ini AKP, 212'sini CHP, 156'sını MHP, 69'unu HDP, 18'ini İYİ PARTİ, 16'sını SAADET, 8'ini BBP, 4'ünün DSP, 3'ünü DP... almış/Bknz: Google; ama tahminen 350 civarında, yani 4 belediyeden 1'inde kent konseyi kurulmuş durumdadır. (Türkiye Kent Konseyleri Birliğine mail atıp, '2021 yılı itibariyle ülkemizde kaç kent konseyi vardır?' diye sordum; yanıt yok.)

     Daha somut bir örnek verelim: 2021 yılı itibariyle, Muğla ilinde 6 ilçede CHP, 6 ilçede AKP ve bir ilçede de MHP'li belediye başkanı yönetimdedir: YATAĞAN'da (AKP), 2019 öncesi (CHP) kent konseyi vardı, seçim sonrası hiç toplanmadı. KAVAKLIDERE'de (AKP), kent konseyi yok. ULA'da (AKP), 2019 öncesinde (CHP) olduğu gibi şimdi de kent konseyi yok. KÖYCEĞİZ'de (AKP), kent konseyi var ve başkanı, belediye başkanı. DALAMAN'da (AKP), kent konseyi var. SEYDİKEMER'de (AKP), kent konseyi yok. ORTACA'da (MHP), kent konseyi var ve başkanı, belediye başkan yardımcısı.

     Görüldüğü üzere, 2005 yılında bu örgütlenme biçimini yasal bir örgütlenme biçimi olarak kabul eden ama yönetimde bulunduğu yerel yönetimlerin ezici çoğunluğunda kurulmamasına ses çıkarmayan, hatta Yatağan'da görüldüğü üzere var olanını bile yok kabul eden bir siyasi anlayış neden durup dururken Datça Kent Konseyi Kongresi ile bu kadar yakından ilgilenmeye başlar ve özel bir çalışma yürütür?

     Herhalde, şu an var olan 350 kadar kent konseyi içerisinde ilk 50'ye girebileceği konuşulan ve Datça özgülünde yürüttüğü çalışmalar ile, beğenelim-beğenmeyelim, zaman zaman ses getiren Kent Konseyini, kitlesel katılım ve aktif çalışma yönünden ilk 10'a sokmak için değildir.

     Ortada, böyle bir iddiayı kanıtlayacak ve katılımcıları ikna edebilecek somut tek bir veri bile yoktur.

     Öyleyse, geriye başka bir olasılık kalıyor: O da, MUÇEV, Kargı Koyu'nun özelleştirmesi ve imara açılması, 30 yıldır bitirilemeyen liman inşaatı vb. konularda sorun yaratan ve bazılarının başını ağrıtan bu örgütlenme biçimini, yönetimine gelerek, sönümlendirmektir...

     ***

     İşte bu nedenle, 18 Haziran günü saat 14.00'te Ecevit Kültür Merkezi'ne giden bazı katılımcılar mutlak bir biçimde o gün kongreyi yaptırıp hem başkanlıkta hem de yürütme kurulunda seçimi kazanmak; başka bazıları da, mutlak bir biçimde seçimi yaptırmamak ve kongreyi erteletmek istiyorlardı.

     Bu nedenle, her yol mübahdı!

     Gelişmeler, bu çerçevede yaşandı...

     Kongre, salt çoğunluk sağlanamadığı gerekçesiyle 25 Haziran'a ertelendi...

     Karşılıklı suçlamalar ayyuka çıktı...

     25 hazirana yönelik hazırlıklar hızlandı...

     (Devam edecek)

     26.06.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Bu yazı 26.06.2021 günü Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.

Devamını Oku...