26 Aralık 2019 Perşembe

2019.11.17.YEREL DEMOKRASİ VE KATILIM FORUMU

  Hiç yorum yok

     YEREL DEMOKRASİ PANELİ ÜZERİNE
     23 Haziran 2019 tarihinde yine bu salonda yapılan 'Nasıl bir Datça?' panelinde olduğu gibi bugünkü forum'un tanıtım yazılarını görünce aklıma otomatik olarak James Petras'ın 1990 yılında yazdığı 'Latin Amerikalı Aydınların Dönüşümü' başlıklı yazı geldi ve bu yazıyı bir kez daha paylaştım.
     Şu an bu salonda bulunan ya da bulunmayan hemen hemen herkesin mutlaka İnternetten indirip okuması gereken bu çok önemli yazısında James Petras, lafı dolandırmaz ve pat diye söyleyeceğini söyler; '20 yıl önce' der, 'Latin Amerika'da yabancı fonlarıyla beslenen kuruluşlardan mali destek almayı kabul eden solcu bir aydın bulmak neredeyse imkansızdı. Bugünse, şöyle ya da böyle Kuzey Amerika ya da Avrupa vakıfları tarafından finanse edilmeyen bir araştırma enstitüsü ile bağlantılı bir araştırmacı bulmak oldukça zor...'
     1990 yılında yazılan ve 1990 yılı ile 1970'li yılları kıyaslayan; bu kıyaslama çerçevesinde Latin Amerikalı aydınlardaki ilginç dönüşümü sorgulayan James Petras'ın bu cümlelerini, yadırgadınız mı?
Ben yadırgamadım.Aynı saptama, bugün bizim için de geçerlidir.
     ***
     Bu forum'u düzenleyen arkadaşlar ya da onlar adına, eğer konuya vakıfsa, moderatör/kolaylaştırıcı/yönetici arkadaş yanıtlayabilir mi:
     Demokrasimize, Demokrasimiz ile ilgili kurumlara, konulara vb. dair sorunlarımızı tartışmak için ille de Ebert/Alman vakfından ya da benzeri bir vakıftan yardım almak zorunda mıyız? Ya da bu konular, artık, bu ülkede bu tür vakıfların yardımı olmadan tartışılamıyor mu? Ya da biz, bu vakıfların yardımını almadan bu konuları tartışamayacak durumda mıyız?
     Bu vakıflar babamızın değilse ve bize de babamızın hayrına destek olmuyorlarsa, biz bu tartıştığımız konularda kime göre ve nasıl bir yaklaşım savunacağız?
     ***
     Devam ediyorum; özet olarak;
     a) Kent konseyi ve kent konseyine bağlı olarak kurulması önerilen mahalle meclisleri, teorik olarak savunulamaz.Yalnızca, bize rağmen ve bizim irademiz dışında önerilmiş somut bir veri olarak ele alınabilir ve tartışılabilir.
     b)Kent konseyi, var olan bir boşluğu doldurması için önerilmesi hasebiyle, var olan sorunun sorumlusu merkezi otorite tarafından ucube bir şekilde önerilmesine karşın pozitif bir adımdır ama yetersizdir.(Kent konseyine bağlı olarak kurulması düşünülen mahalle meclisleri de benzer bir değerdedir.)
     c) Ancak, Kent konseyi ve onun bir izdüşümü olarak önerilen kent konseyine bağlı mahalle meclisleri, var olan durumdan memnun olmayanların, yani yönetilenlerin savunabileceği bir örgütlenme biçimi olamaz.
     d)Yerel yönetimler ve haliyle yerel demokrasiler için asıl olan, meclisleri esas alan yeni ve farklı bir örgütlenme modelidir; biz, bunu öneriyoruz. Bu önerdiğimiz modelde kent konseyine ve ona bağlı mahalle meclisine değil; özgür bireylerden oluşan, söz-yetki ve karar alma hakkının onda olduğu,mahalle meclislerine ihtiyaç vardır.
     e)Her düzeyde, temsili demokrasiyi ve ona katılımı değil; her düzeyde, doğrudan demokrasiyi, bu demokrasinin yaşanılır bir gerçeklik kazanacağı kurumları ve bu kurumlar arasındaki demokratik ilişkiyi savunuyoruz.
     f) Sonuç; Yurt dışı vakıfların bir biçimde yönlendirdiği ve finanse ettiği etkinlikleri düzenleyenler değil, kendine özgüveni olan ve kendine güvenen, kendi demokratik ve sosyalist görüşlerini savunan kişiler olmalıyız; bu duruşu savunmalıyız.
     Şimdilik, bu kadar!
     Teşekkürler.
     17.11.2019/Datça
     Mehmet Erdal
     (Bu metin, ilgili toplantıda okunmak üzere hazırlanmış taslak bir metindi;ama okunmadı;doğaçlama bir konuşma yapıldı)

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder