2019.11.17.YEREL DEMOKRASİ VE KATILIM FORUMU
YEREL DEMOKRASİ PANELİ ÜZERİNE
23 Haziran 2019 tarihinde yine bu
salonda yapılan 'Nasıl bir Datça?' panelinde olduğu gibi bugünkü
forum'un tanıtım yazılarını görünce aklıma otomatik olarak
James Petras'ın 1990 yılında yazdığı 'Latin Amerikalı
Aydınların Dönüşümü' başlıklı yazı geldi ve bu yazıyı
bir kez daha paylaştım.
Şu an bu salonda bulunan ya da
bulunmayan hemen hemen herkesin mutlaka İnternetten indirip okuması
gereken bu çok önemli yazısında James Petras, lafı dolandırmaz
ve pat diye söyleyeceğini söyler; '20 yıl önce' der, 'Latin
Amerika'da yabancı fonlarıyla beslenen kuruluşlardan mali destek
almayı kabul eden solcu bir aydın bulmak neredeyse imkansızdı.
Bugünse, şöyle ya da böyle Kuzey Amerika ya da Avrupa vakıfları
tarafından finanse edilmeyen bir araştırma enstitüsü ile
bağlantılı bir araştırmacı bulmak oldukça zor...'
1990 yılında yazılan ve 1990
yılı ile 1970'li yılları kıyaslayan; bu kıyaslama çerçevesinde
Latin Amerikalı aydınlardaki ilginç dönüşümü sorgulayan James
Petras'ın bu cümlelerini, yadırgadınız mı?
Ben yadırgamadım.Aynı saptama,
bugün bizim için de geçerlidir.
***
Bu forum'u düzenleyen arkadaşlar
ya da onlar adına, eğer konuya vakıfsa,
moderatör/kolaylaştırıcı/yönetici arkadaş yanıtlayabilir mi:
Demokrasimize, Demokrasimiz ile
ilgili kurumlara, konulara vb. dair sorunlarımızı tartışmak için
ille de Ebert/Alman vakfından ya da benzeri bir vakıftan yardım
almak zorunda mıyız? Ya da bu konular, artık, bu ülkede bu tür
vakıfların yardımı olmadan tartışılamıyor mu? Ya da biz, bu
vakıfların yardımını almadan bu konuları tartışamayacak
durumda mıyız?
Bu vakıflar babamızın değilse
ve bize de babamızın hayrına destek olmuyorlarsa, biz bu
tartıştığımız konularda kime göre ve nasıl bir yaklaşım
savunacağız?
***
Devam ediyorum; özet olarak;
a) Kent konseyi ve kent konseyine
bağlı olarak kurulması önerilen mahalle meclisleri, teorik olarak
savunulamaz.Yalnızca, bize rağmen ve bizim irademiz dışında
önerilmiş somut bir veri olarak ele alınabilir ve tartışılabilir.
b)Kent konseyi, var olan bir
boşluğu doldurması için önerilmesi hasebiyle, var olan sorunun
sorumlusu merkezi otorite tarafından ucube bir şekilde önerilmesine
karşın pozitif bir adımdır ama yetersizdir.(Kent konseyine bağlı
olarak kurulması düşünülen mahalle meclisleri de benzer bir
değerdedir.)
c) Ancak, Kent konseyi ve onun bir
izdüşümü olarak önerilen kent konseyine bağlı mahalle
meclisleri, var olan durumdan memnun olmayanların, yani
yönetilenlerin savunabileceği bir örgütlenme biçimi olamaz.
d)Yerel yönetimler ve haliyle
yerel demokrasiler için asıl olan, meclisleri esas alan yeni ve farklı
bir örgütlenme modelidir; biz, bunu öneriyoruz. Bu önerdiğimiz
modelde kent konseyine ve ona bağlı mahalle meclisine değil;
özgür bireylerden oluşan, söz-yetki ve karar alma hakkının onda
olduğu,mahalle meclislerine ihtiyaç vardır.
e)Her düzeyde, temsili
demokrasiyi ve ona katılımı değil; her düzeyde, doğrudan
demokrasiyi, bu demokrasinin yaşanılır bir gerçeklik kazanacağı
kurumları ve bu kurumlar arasındaki demokratik ilişkiyi
savunuyoruz.
f) Sonuç; Yurt dışı vakıfların
bir biçimde yönlendirdiği ve finanse ettiği etkinlikleri
düzenleyenler değil, kendine özgüveni olan ve kendine güvenen,
kendi demokratik ve sosyalist görüşlerini savunan kişiler
olmalıyız; bu duruşu savunmalıyız.
Şimdilik, bu kadar!
Teşekkürler.
17.11.2019/Datça
Mehmet Erdal
(Bu metin, ilgili toplantıda
okunmak üzere hazırlanmış taslak bir metindi;ama
okunmadı;doğaçlama bir konuşma yapıldı)

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder