adaylık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2019 Perşembe

2019.03.07.SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI...1-2

  Hiç yorum yok
10:03


     SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI...-1
     Bundan önce 6 bölümde ele aldığımız(6. Bölüm, bir anlamda bu SOL-HDP ilişkilerine 'giriş' kabul edilebilir) SOL-CHP ilişkileri gibi SOL-HDP ilişkileri de kendisini Sol'da tanımlayan kişiler, çevreler, gruplar ve partiler açısından sorgulanması ve tartışılması gereken ilişkilerdir; Sol'un, günlük politik yaşamda, kendi yolunu çok net bir şekilde tanımlanabilir ve görünebilir hale getirebilmesi için, bu, ertelenemez görevlerden birisi olarak anlaşılmalı, kabul edilmeli ve gereği yerine getirilmelidir.
     ***
     'SOL' denilince, yine, kendisini Sol'da tanımlayan kişileri, çevreleri, grupları ve partileri; 'HDP' denilince de, bu 'SOL' tanımlaması içerisinde gördüğümüz kişilerin, çevrelerin, grupların ve partilerin bazılarının farklı zamanlarda ve kendilerince dile getirilen nedenlerle içerisine katıldığı bugünkü, bildiğimiz HDP'yi anlıyor ve kastediyoruz.
     ***
     Haydi başlayalım!
     ***
     ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taşın CHP' den gelen ve doğrudan kendisine yapılan 'Gel, Beyoğlu Belediye Başkan adayımız ol' teklifini (belli şartlarda)kabul etmesi sonrasında gelişen tartışmalar çerçevesinde söylediği 'Bu, Sosyalistler ile Sosyal Demokratların ittifakıdır' yollu açıklamasına atıfta bulunarak, HDP'ye, ilk başlarda 'örtük' ve bilahare aleni olarak 'ittifak' çağrısı yaptıkları CHP'yi nasıl gördüklerini ve bu 'ittifak' çağrısını nasıl açıkladıklarını; keza HDP ve ÖDP dışında kalan Sol kesimlere de bugünkü CHP'yi (öyle ya, CHP eksenli tartışmalarda bolca yazdıklarına göre) nasıl değerlendirdiklerini sormuştuk.(SOL-CHP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI-1/18.02.2019)
     ***
     Sorulara muhatap olanlarının bu sorulara yanıt verip vermeyeceklerini, verirler ise yanıtlarının neler olacağını beklerken, bir yandan da Hopa, Şavşat ve Beyoğlu'nda ÖDP-CHP ilişkileri ekseninde yaşananlar çerçevesinde, o güne kadar CHP'ye ve Alper Taş'a/ÖDP'ye/Haziran'a 'bol keseden atarak' farklı nitelendirmelerde bulunan (önemli bir kısmı HDP içerisinde konumlanan) bu kişilerin, çevrelerin, grupların ve partilerin bu nitelendirmelerini( faşist CHP, Kontrgerillanın partisi CHP, AKP'den daha tehlikeli CHP vb.), bu nitelendirmeleri ile kendi günlük politik, sosyal vb. yaşamları arasındaki ilişkileri (söylem ile günlük pratik arasındaki tutarsızlığı), HDP ile HDP dışı (örn: ÖDP) Sol kesimlerin aynı içerikteki ilişkilerini ve girişimlerini değerlendirmelerindeki 'çifte standartı' vb.vb. (20/22/25.02.2019 tarihli 2-3-4 bölümler), somut hiç bir isim vermeden (okuyucu, çevresinde, bunları kolayca tespit edebilir), yaklaşım olarak ele almış, tartışmış, sorgulamış ve 5. bölümde şu hükme varmıştık: ''...söylemde kim ne derse desin, gerçek hayatta, CHP, Sol'un içinde değil, tamam, ama Sol'a çok uzak da görülmemektedir....Söylemde bunun aksini söyleyenler/söylemeye devam edecekler açısından da (hadi bazı 'nevi şahsına münhasır' olan 'eksantrikleri' pas geçelim), gerçek böyledir...''.(27.02.2019)
     Bir başka deyişle, biz, bu yaşanılan ve halihazırda içerisinde bulunulan 31 Mart Yerel Seçim süreci içindeki gelişmeler çerçevesinde CHP'ye veryansın eden (ve çoğu zaman yazdığı kelimelerin sözlük anlamlarını dahi bilip bilmediklerinden şüphe duyduğumuz) bu Sol nitelikli kişilerin, çevrelerin, grupların ve partilerin (istisnai durumdaki bir-iki 'eksantrik' kişi hariç) CHP-ÖDP/Alper Taş (Hopa, Şavşat, Beyoğlu) ilişkileri eksenindeki gelişmeler çerçevesinde CHP'ye yönelik nitelendirmelerinin 'afaki' olduğunu; onların CHP'ye yönelik gerçek duruşlarını yansıtmadığını, onların 'üzüm yemek yerine (CHP'yi değerlendirmek yerine) bağcıyı (ÖDP/Alper Taş/Haziran'ı) dövmeye çalıştıklarını', CHP nitelendirmelerinin bu çerçevede yapıldığını...bir biçimde ifade etmeye ve ortaya koymaya çalıştık. (Bknz: ilgili tartışma notları 1-2-3-4-5 ve 6)
     ***
     HDP'ye ve HDP-ÖDP dışı kalan Sol kişilere, çevrelere, gruplara ve partilere sorduğumuz 'Bugünkü CHP'yi nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusunun yanıtını alamadan (veya biz göremedik), 03/04 Mart 2019 tarihlerinde farklı İnternet sitelerinde ve yerel/ulusal basın organlarında HDP'nin bir açıklaması yayımlandı:
     Bu açıklamaya göre, HDP, seçim sürecinin geldiği aşamadaki durumu ve farklı yerlerde ortaya çıkan dengeleri değerlendirmiş ve kendi ifadeleriyle, 31 Mart Yerel Seçimi'ne yönelik oldukça stratejik kararlar alınmış;Bu karara göre, bazı illerin bazı ilçelerinde HDP Belediye Başkan Adayları geri çekilmiş.
     Peki kimin lehine çekilmiş?
     Bunun yanıtı yok.
     Ama kimlerin aleyhine olduğu ifade edilmiş; AKP ve MHP.
     Geriye kim kalıyor?
     CHP, İYİ PARTİ, SAADET, DSP, DP...
     30.01.2019 tarihinde İYİ PARTİ lideri Meral Akşenerin IĞDIR ve AHLAT'ta seçimi HDP adayının kazanmaması için AKP'ye ve MHP'ye 'aranızda anlaşın, tek aday çıkarın; biz aday göstermeyeceğiz' yollu çağrısından sonra HDP'nin İYİ PARTİ'nin aday çıkardığı (CHP'nin çıkarmadığı) yerlerde aday çıkarma kararı aldığı (Bknz: 07.02.2019 Sputnik) düşünülürse, İYİ PARTİ de dışlanmış kabul edilmeli, diyebiliriz.
     Geriye CHP, DSP, DP ve SAADET kalıyor(Gerçi VP, BBP..de var ama o kadar da değil).
     Ulusal basın yazmadı ama yerel Çağdaş Marmaris gazetesinin (doğrulatılan) haberine göre; Muğla HDP İl Başkanı, Muğla özelini kastederek '...CHP'ye bir desteğimiz yoktur. Herhangi bir yönlendirmemiz yoktur. Biz Muğla'da var olan politik dengeleri gözeterek bu şekilde bir karar aldık. Eminim seçmenimiz de kendi yüreğinde stratejik oyunu kullanacaktır. Bizim seçmene 'şuna oy verin, buna oy verin' şeklinde bir telkinimiz yok.' (06.03.2019/Çağdaş Marmaris) vurgusu yapan bir açıklama yaptı; başka hiç bir partinin adını saymadı.
     ***
     Biz, aksi kanıtlanıncaya kadar, kişilerin beyanlarına inanır ve onun beyanları çerçevesinde değerlendirme yaparız: Bu çerçevede HDP'nin açıklamasına, HDP Muğla İl Başkanı'nın beyanına va sahadaki gelişmelere göre, HDP'nin, 03/04 Mart 2019 tarihi itibarıyle seçmene 'AKP, MHP ve İYİ PARTİ'ye oy vermeyin; diğerlerinden kime verirseniz verin' dediği söylenebilir. (Haliyle, HDP'nin adaylarını geri çektiği-hatta Başkan adayı çıkarmadığı- her yerde somut duruma bakılarak, kimin lehine adayları geri çekildiği de kolayca görülebilir)
     Bir başka deyişle, HDP'nin, (hiç bir değerlendirme ve nitelendirme yapmadan) CHP, DSP, DP ve SAADET Partisini kendisine, kendi bildiği nedenlerle AKP, MHP ve İYİ PARTİ'den daha 'yakın' bulduğu, en azından 'eşit' konumda değerlendirmediği ve haliyle (bir yerde değil, bir çok yerde) onların lehine kendi adaylarını geri çekebilecek kadar 'önemsediği' ortaya çıkar.
     ***
     Şimdi, CHP'ye 'Faşist CHP'den......'AKP'den daha tehlikeli CHP'ye kadar akla ziyan bir sürü nitelendirmelerde bulunan, Muş'ta yerel düzeyde yaşanan gelişmelerden sonra ise 'CHP Faşist Blok'un bir parçasıdır' diyen ve doğal olarak(bu mantığın devamı anlamında), özellikle Beyoğlu CHP Belediye Başkanlığı adaylığını kabul etti diye, ÖDP'yi 'Faşist bir kesime karşı diğer kesimle ittifak yapmak'la suçlayan kah HDP içindeki kah dışındaki Sol kişilere, çevrelere, gruplara ve partilere şunları sorabiliriz:
      *HDP'nin baştan beri ısrarla 'ittifak' çağrısı yaptığı ve uğruna bazı yerlerde adaylarını geri çektiği partilerden birisi olan CHP başka bir CHP değil ise, CHP'ye ve haliyle ÖDP'ye yönelik nitelendirmelerinizi geri çekip özür mü dileyeceksiniz? Yoksa, şimdi kendi bildiğiniz nedenlerle HDP yönetimine (Faşist... CHP'ye 'ittifak' çağrısı yaptığı; bırakın ÖDP gibi sadece bir yerde ittifak yapmayı, bir çok yerde CHP ve diğerleri lehine adaylarını bile geri çektiği için) söyleyemediklerinizi, vakti zamanı gelince söyleyecek misiniz veya söyleyemeyip, yutacak mısınız? (Elbette, 'tutarlı olmak' gibi bir derdiniz varsa.)
     *Nesnel olarak, HDP'nin HDP dışı Sol kesimler (örn: ÖDP/Hazirancıların) ve CHP ile arasının daha da açılması sonucu doğuran bu tür iç tutarlılıktan yoksun, çifte standarta dayanan ve çoğunlukla afaki olduğu söylenebilecek söylemlerle nereye varmayı düşünüyorsunuz?
     *Biz, bu 31 Mart Yerel Seçim sürecinde HDP'yi değerlendirirken, HDP adına yapılan (CHP'ye yapılan 'ittifak' çağrılarında; Meral Danış Beştaşın, Alper Taşın Beyoğlu adaylığını destekleme açıklamasında; HDP'nin son olarak açıkladığı bazı yerlerde adayları geriye çekme kararında...) resmi açıklamaları mı yoksa 'bunlar günün icabı söylenmiş sözlerdir' deyip, sizlerin söylediklerinizi mi esas alacağız?
     Hele bir yanıtlayın, bilelim!
     07.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal

     SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI...(2)
     Önceleri ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi ve şimdi CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı olan Alper Taş, Mart ayının ilk günlerinde, İnternette, Sol, Sosyalist, Devrimci olarak tanınan bazı kişilerce bir kez daha dillerine pelesenk edildi ve haliyle, bu biçimde, onun ismi ve temsilcilerinden olduğu çizgi de tartışma konusu haline getirildi.
     ***
     Bir biçimde tanıdığımız bu kişiler, görenlerin de tanık olduğu üzere, İnternet ortamında ve haliyle kendi sayfalarında, Alper Taş ile ilgili iki fotoğraf paylaştılar; bu fotoğraflarda, Alper Taş, Beyoğlu'nda yürüttüğü yerel seçim çalışmaları kapsamında gittiği anlaşılan İYİ PARTİ'nin Beyoğlu seçim bürosunda (02.03.2019), Meral Akşenerin fotoğrafı önünde, seçim bürosunda bulunan kişilere konuşuyor ve bir diğerinde de, fotoğrafı paylaşanların ifadesiyle, bir 'Asena' ile (duvarda bir Osmanlı tuğrasının asılı olduğu görülüyor) fotoğraf çektiriyordu.
     Fotoğrafı paylaşanlar, bir fotoğrafa 'Eksen iyice kaymış'; diğerine, 'Asena' ile çektirdiği fotoğrafa da 'Alper kendini aştı.Kim tutar seni Osmanlı evladı' notunu düşmüşler. (Bu paylaşımı yapanlara göre, 'Ekseni iyice kayan' ve 'Osmanlı evladı' olarak nitelenen, kolayca anlaşılacağı üzere, Alper Taş oluyor.)
     ***
     Şimdi, nereden başlayalım?
     ***
     Önce şunu belirtelim; mümkünatı yok, biz bu üslup sahipleriyle, üslup konusunda, asla aşık atamayız; çünkü, biz, bu kimliğe sahip olduğumuz sürece, hayatta, bu kişilerin 'seviyesine' çıkamayız(!). Hiç uğraşmayalım ve bu üslup konusunu pas geçelim!..
     ***
     Artık herkesçe bilindiği üzere, Alper Taş'a CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı teklif edildiğinde; 'Millet İttifakı'nı oluşturan iki bileşenden CHP ve İP, İstanbul'un hangi ilçesinde hangisinin aday çıkaracağı ve çıkarmayacağı, bir ilçede aday çıkarmıyanın o ilçede aday çıkaranı desteklemesi gerektiği vb. konularında kendi aralarında anlaşmışlardı.
     Alper Taş (ve arkadaşları), muhtemelen, bu koşullarda bu yapılan teklifi kabul etmesi halinde nelerin kazanılabileceğini ve/veya nelerin kaybedilebileceğini sorgulamış, tartışmış ve olası riskleri göze alarak, kararını vermiştir; teklifi kabul etmiştir.(Biz bu noktaya 'Bir kez daha 'ön seçim' önerisi üzerine-2' de, bir biçimde değinmiştik/04.02.2019)
     ***
     Alper Taşın, baştan, teklifi kabul ettiği anda aksi doğrultuda ileri sürdüğü ve kabul ettirdiği bir şartı yoksa, CHP'ye, haliyle bir anlamda CHP adına Beyoğlu Belediye Başkan adayı olan kendisine destek vermeyi taahhüt etmiş durumundaki İYİ PARTİ'yi bir biçimde ziyaret etmemesi mümkün mü? Bırakın bu 'nezaket' gerekçesini, bir seçime, hele hele bir Yerel Seçime katılan birisinin/birilerinin, eğer o seçimi almak istiyorsa (yani 'laf olsun' diye seçime katılmamışsa), yalnızca, kendisine oy verecek doğal ve potansiyel seçmenlerle yetinmesi; farklı nedenlerle kendisine farklı mesafelerde duran veya karşı çıkan, hatta karşısındaki kişilere yakın olan ve onlara destek vermesi olası seçmenlere bir biçimde ulaşmaya ve onları kazanmaya çalışmaması düşünülebilir mi?
     ***
     Bırakın Beyoğlu gibi bir yerde yerel seçime katılan Alper Taşı, 31 Mart Yerel Seçimine katılmayan ve bir avuç kadın ve erkekten oluşan Birleşik Haziran Hareketi/Datça bile; yazılı hale getirdiği 'Adayları ön seçim ile belirleyin' çağrısını 03.11.2018 günü MHP, AKP, VP, İYİ PARTİ, CHP ve HDP ilçe örgütleri'ne; bilahare, ilerki tarihlerde (Şubat 2019) 'Datça'da Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' broşürünü HDP İlçe Örgütü'ne, CHP ve MHP seçim bürolarına bir biçimde ulaştırmış; farklı yerlerde, doğrudan ilişkilerle, farklı kişilere vermiş ve her görüşten kadın ve erkekle Datça'ya ilişkin görüşlerini tartışmış ve tartışmaya devam etmektedir.
     Seçim çalışmasının, hele hele bir yerel çalışmasının mantığı, bunu gerektirmektedir.
     Yani bir şeyi, hakkını vererek ya tam yaparsın ya da 'yapar gibi' gözükmezsin; seçim çalışması, bu çerçevedeki bir çalışmadır.
     Bir başka deyişle, örn: siyasi, toplumsal vb. herhangi bir iddiası olan, yaşadığı yerde, bir yerel seçim öncesi dönemde, bir önceki yerel seçim ve genel seçim sonuçlarına bakarak 'Tamam, burada şu kadar oy potansiyelimiz var; bu, Belediye Başkanını almamıza yetmez ama şu kadar Belediye Meclisi Üyeliği çıkarmamıza yeter; gidelim veya bir biçimde haber gönderelim; filan partiden o kadar Belediye Meclis Üyeliği isteyelim; verdi verdi, vermedi Belediye Meclis Üyelik seçimine katılalım; garanti, o kadar veya bu sayıya yakın Meclis üyesi çıkarırız' diye düşünerek hareket edemez; eğer ederse, bu bir yerel seçim çalışması olmaz; başka bir şey olur...
     ***
     İşte Alper Taş, kurallarının neler olduğunu bildiği veya kurallarında baştan anlaştığı Beyoğlu Belediye Başkanlık seçimi çalışmaları çerçevesinde İYİ PARTİ seçim bürosuna giderken ( ki, çok açık yazalım, gitmemesi ciddi bir hata olurdu; onun ciddiyetini, seçimi alacağına dair kararlılığını ve inancını sorgulatır idi; keza, arkadaşlarının ona olan güvenini sarsardı...) 'Aman gören olur, resmimizi filan çekerler; tedbirli olalım; dikkat edelim; laf olur...' gibi saçmalıkları aklına bile getiremez; İYİ PARTİ seçim bürosuna varınca da 'Aman aramızda kalsın, dedikodu ederler, yıpranırım vb.vb...' diyemez; görüşmenin kapalı kapılar arkasında olmasını isteyemez, dahası dayatamazdı.
     Bir başka deyişle, Alper Taş (ve yanındaki arkadaşları), açıkça yapılan bir ziyaretin doğal akışı içerisinde (İYİ PARTİ Beyoğlu seçim bürosunda) muhtemelen gündeme gelebilecek bir fotoğraf çektirme olayını ve eğer böyle bir şey olursa, bu fotoğrafı/fotoğrafları çekenlerin, kendisiyle fotoğraf çektirenlerin veya bir gün bir biçimde bu fotoğrafları ele geçirenlerin bu fotoğrafları kendi aleyhine/aleyhlerine kullanabileceklerini düşünerek hareket edemez; ziyaret ettikleri kişilerden gelebilecek fotoğraf çektirme taleplerine 'Hayır, çektirmeyiz.' diyemez, onların önünde komik bir duruma düşemezdi...
     Çünkü politika açık yapılmak ve bu çerçevede yapılan bir şey de her yerde ve herkesin önünde açıkça savunulmak zorundadır; ya da o, açıkça savunulamayacak bir şey ise, asla yapılmamalıdır...
     Bu kadar net!
     ***
     Alper Taş ve arkadaşları(keza Maçoğlu ve arkadaşları), bu konuda, bu 31 Mart Yerel Seçim sürecinde yapılan seçim çalışmalarında, 'kendi tutarlılıkları' açısından, Türkiye Solunun yüz akı konumunda olan kişileri arasındadırlar; bu nedenle, bırakın onları 'tu kaka' etmeyi, onların bu hakkını teslim etmekten, bunu yüksek sesle söylemekten ve itiraf etmekten kaçınmamalıyız.
     ***
     Ama, sonrası süreçte, yani çok geçmeden, bir-iki gün sonrasında gelişmelerin nasıl olduğunu biliyorsunuz; o seçim bürosunda çekilen fotoğraflar veya bazıları, o fotoğrafları çekenler veya çektirenler tarafından veya o fotoğrafları çekenlerin/çektirenlerin bilgisi ve rızası hilafına bazılarınca bir biçimde elde edilerek bir yerlere ulaştırıldı; o birileri de bunları, jet hızıyla 'haber' yaptı; bazı Sol, Sosyalist ve Devrimci kişiler ise, bunları, başka bazıları gibi 'haber'(!) olarak değerlendirdi ve aralarında (kamuoyuna yönelik olarak, yukarıda yazdığımız notları ekleyerek) paylaşmaya başladı...      (Bu, okuduğunuz SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI başlıklı yazı, tam da bu fotoğrafların bu biçimde paylaşıldığının görülmesi ve paylaşanların farklı kişilerce defalarca uyarılmalarına rağmen ısrarla yayınlanmaya devam etmeleri, dahası bunun da ötesine geçtiklerine tanık olunması sonrasında, 1. ve bu 2. bölümde okuduğunuz biçimde kaleme alınarak, öne çekildi.)
     Bu kadar!
     (Not-1: Bu yazıyı İnternetten okuduğunuza göre, Google girin; 'Alper Taş ve İyi Parti' yazın, çıkan haberleri tıklayın; daha ilginci, oradaki ,en altta olan 'ekşi sözlük' üzerine de tıklayın, çıkan sayfanın altındaki 'link ilgili haber' yazılı yeri tıklayın; ne görüyorsunuz? 'Alper Taş'tan ilginç ziyaret', okuyun; işte bu fotoğrafların kaynağı...Fotoğrafları 'haber' yapan veya 'haber' yapanlardan birisi olan 'ETHA-Etkin Haber'(?) Ajansı bu fotoğrafları (x)'in Twitter hesabından almış (yazılanlardan o anlaşılıyor); bakın bakalım, kimler bu fotoğrafları 'haber' kabul edip, Alper Taşın aleyhine kullanmış; SABAH, TAKVİM, A HABER, YENİ AKİT ve bir de bu yazıda atıfta bulunduğumuz Sol, Sosyalist ve Devrimci bazı kişiler...
     Ne diyebiliriz?
     Yazık!
     Not-2: Bu içerikteki yazılarda, asla, ilk yazan olmadık; yalnızca, ilk yazanın, yazdığına nasıl olsa yanıt veren olmayacağını düşünerek, 'fütursuzca' yazmaya devam etmesinin doğru olmayacağını göstermeye çalıştık; başka bir şey değil...
     Not-3: Görülen lüzum üzerine, SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI başlığı altındaki yazılarımıza şimdilik ara verdik.)
     09.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

2019.02.22.CHP BELEDİYE BAŞKAN ADAYI GÜRSEL UÇAR İLE YAPILAN RÖPORTAJ...

  Hiç yorum yok
09:29


     CHP DATÇA BELEDİYE BAŞKAN ADAYI GÜRSEL UÇAR İLE YAPTIĞIM VE BİRGÜN           GAZETESİNDE 24.02.2019 GÜNÜ YAYIMLANAN RÖPORTAJIN TAM METNİDİR.
     23 Şubat 2019 günü yapılacak olan 13. Datça Açık Deniz Kış Yüzme Maratonundan bir gün önce 'protokol ziyaretleri' ve yerel seçim çalışmaları telaşı arasında öğle arası fırsat bularak sorduğumuz sorulara sayın Gürsel Uçar'ın verdiği yanıtlar şöyleydi;
     *Neden yeniden aday oldunuz?
     **'Neden yeniden aday oldum? Güzel bir soru; Ben hiç aday olmadım ki... Ben 2014 Datça Yerel Yönetim Seçimlerinde Belediye Meclis üyeliğine aday olmuştum. 2015 yılında Belediye Başkanımız Şener Tokcan'ın görevi bırakması üzerine, burada Meclis üyelerinin oy birliğiyle seçmesi üzerine, 3,5 yıl Datça halkına hizmet verme şansı yakaladım.
     Şimdi 3,5 yıllık hizmet verme süresi içerisinde hep mücadelem şu oldu; Datça'da görev yapan ve hizmet veren gelmiş geçmiş Belediye Başkanları içerisinde 'en çalışkan Gürsel Uçar' dedirtmek için hep mücadele verdim.Ama bunu söyletebildim mi? Bilmiyorum. En azından, ben bunu söyletmeye çalıştım. Halk söyler mi , söylemez mi? Bilmiyorum.
     Ama baktım ki, daha pek çok işimizin yapılması gerekiyor. Örgütüme dedim ki ' Ben, 5 yıl daha bu görevde kalmak istiyorum. Bir dönem sonra aday olmadan bana bu koltuğu verseler aday olmayacağımı, örnek bir Belediye Başkanı olacağımı , buraya bir arkadaşımızı, Datça'ya hizmet verecek bir arkadaşımızı hep beraber bulup bu göreve getiririz.' dedim.Yapılması gereken işlerin adına bir dönem daha aday olmayı düşündüm.' Bir dönem daha siz seçmenlerden destek istiyorum.' dedim. Onun için adayım.
     *Yani bir dönem sonra aday değilsiniz, öyle mi?
     **Kesinlikle. Örnek olacağım,örnek... Burada Belediye Başkanlığı yapabilecek arkadaşımızı ilçe örgütümüz ile birlikte, Datça insanı ile birlikte yaratmaya çalışacağız. Kazanacak adayı bulmaya çalışacağız. Hizmet edecek adayı bulmaya çalışacağız. Yani bunu söylerken, yarın 'Yok, işi yapacak bir aday olsa, aday olmayacağım' demeyeceğim.Bahane yaratmayacağım.Yetiştireceğiz, bulacağız, bu koltuğa oturtacağız.
     *Belediyecilik ve Yerel Yönetim anlayışınız nedir?
     **Şimdi, belediyecilik ve yönetim anlayışı derken... her zaman şunu söylerler, işte belediye başkanları, seçim zamanları ' halkla beraber, birlikte yöneteceğiz' , hep bunu söylerler. Tabii seçimden sonra yavaş yavaş bu ortadan kalkar. Bu söz unutulur. Benim burada, sizin de içinde bulunduğunuz derneklerde, biliyorsunuz, bir sorun varsa, 'sorunu bilen kimse çözümü de ondadır', deyip, o insanlarla beraber , sivil toplum örgütleriyle beraber, Datça'da yaşayan insanlarla beraber yönetime ' Datçayı ben çok seviyorum, Datça'nın sizler kadar büyümesini, gelişmesini istiyorum' diyen, Datça'ya gönül veren her arkadaşımla beraber , onun fikirlerine saygı duyarak, sorunların çözümünde, beraber çözüm üreten bir yapıya sahibim.
     Ben eskiden, Devrimci Yol'da siyaset yapmış bir insanım. Her zaman eleştiriye açığım. Her zaman da özeleştirimi verebilecek yapım var. Ona inanıyorum. Yani bir şeyi yapamasam bile, bunu niçin yapamadığımı veya eleştiriler var ya eleştiriler, en azından o eleştiriler doğrultusunda niçin eleştirildiğimin de insanlara bilgisini verebilecek bir yapım var, bir karakterim var. O bakımdan her zaman şunu söylerim; Datça'da nasıl bir yerel yönetim istiyorsunuz sorusuna ' bütün sivil toplum örgütleriyle, bütün Datçayı seven insanlarla bir fikir alışverişi içerisinde, her şeyi ben bilirim anlayışı içerisinde değil, toplumun her düşüncesine, saygı duyaraktan yapılması gereken işlerin, çözülmesi gereken sorunların çözümünü o anlayışla, o şekilde bir belediyecilik hizmetlerinin götürüleceğine şimdiden buna inandım.
     *Datça'nın en acil çözüm bekleyen görevi nedir? Bunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?
     **Acil çözülmesi gereken, zaten belediyecilerin, yani yolların yapımı, çöplerin toplanılması, çevre temizliği... bunlar zaten bizim asli görevimiz. Bunlar bizim yapmamız gereken işlerden bazıları. Datça'nın, Datça 1990 'da Özel Çevre Koruma Kurulu kapsamın alındı. Burası özel bir bölge. Datça-Bozburun Yarımadası adı altında özel bir bölgede yaşıyoruz. Ama 1990'dan bu yana baktığımızda Datça'nın acilen yapılması gereken, hani en kötü plan, plansızlıktan daha iyidir derler ya, öyle , buranın acilen imar planlarının yapılması gerekir. Tabii bu planları yapma yetkisi bizde değil ama, bizler Datçayı gelecek nesillere bu kadar doğal güzelliğini bir miras olarak bırakmak istiyorsak, bunun yanında öncelikle yapılması gereken yerleşim alanlarının imar planlarını bir an önce çözmeliyiz. Yani imar planları olmayan yerde alt yapı hizmetlerini verme şansımız yok. Çözümleme şansım yok. Yapma şansım yok. Altyapısı olmayan yerleşim alanlarının o güzellikleri koruyabilmesi mümkün değil. Onun için yapılması gereken imar planlarının bir an önce yapılması gerekir. İkincisi, Datça insanının mutlaka ekonomisinin iyi olması adına, kazancının artması adına, bir takım önlemler almalıyız. Yani Datçayı turizmde tanıtabileceğimiz Datça Tanıtım Programları yapmalıyız. Datça'ya kışın, Datça Turizm'ini daha uzun vadeli ,12 aya yayabilecek projeler yapmalıyız.Bunun yanında Datça'nın bana göre en büyük ihtiyaçlarından biri çok rahat alışveriş yapabileceği bir açık pazar yeri, çünkü konumu itibariyle belki de geçici olarak yapmış olduğumuz o pazaryeri Datça'ya hizmet veriyor ama, bana göre yapacağımız çok farklı bir pazaryeri ile yakın civardaki, ilçelerdeki insanların cumartesi-pazar buraya gelip konaklamaları, aynı zamanda pazar yerinden doğal ürünleri alabilmeleri düşüncesiyle buralara gelmesini sağlayıp, Datça yöresinin insanının ürününü daha iyi satabileceği, pazarlayabileceği ve daha iyi kazanç sağlayabileceği bir pazar yerinin acilen yapılması gerekiyor. Yani bunlar bizim için öncelikli. Çünkü bir Belediye Başkanı eğer yöre halkının kazancının arttırılması konusunda önlemler almayı düşünmüyorsa, o konuda çalışmalar yapmıyorsa, o kentte insanların daha mutlu olabileceğini, daha mutlu bir yaşam sürebileceğini düşünmek mümkün değil.Önce insanların günlük kazancı, yani Datça'da yaşayan insanların ekonomisi de bana göre iyileştirilmeli, bunun için de kafa yorulmalı. Bu çalışmaları yapıyoruz. Devam ediyoruz. Umarım bu 5 yıllık süre içerisinde görevlerimiz çerçevesinde bunu başarabiliriz. Yani yapılması gereken işlerden birisi bana göre, dediğim gibi gelecek nesillere Datça'nın doğal karakterini bozulmadan bırakıp, bu mirasın bırakılması için öncelikle imar planlarının yapılması gerekir.
     *Başkanlığınız döneminde çözmek isteyip de çözemediğiniz en önemli görev ne idi, ve şimdi bunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?
     **Yani şimdi, başkanlığım döneminde çözemediğim en önemli şey, bana göre yine planlardan bahsetmeliyim; Kızlanaltı 1.Etap İmar planları, 18 uygulaması. Tabi çözemedik ama, bu çalışmalar çok hızlı yürümedi. Yani bunu çözülmeyecek anlamında değil, yavaş gidiyor ama belli bir noktaya getirdik. Önümüzdeki süreçte bana göre yani öncelikle çözeceğimiz, çözmeye çalıştığım o. İkincisi de pazaryeriydi. Pazaryeri de başkan olduğum günden bu yana orayı , özel mülkiyet, hatta kooperatifteydi, 45 kişilik kooperatif, orayı aldık. Yani orasının kamulaştırılmasını yaptık. Açık pazar yeri yapacağımız yerin... Şimdi hazinenin 928 m2 yeri var, orayı da aldıktan sonra yani öncelikli işlerimden bir tanesi Muğla'da değil, Ege'de değil, Türkiye'de olmayan farklı bir pazaryerini Datça halkına kavuşturmak istiyorum. Yani çözemediğim değil de süre yetmediğinden, yoksa belli bir noktaya geldik. Ve 3 milyona kamulaştırdık orayı. Şimdi ne yapıyoruz? Önümüzdeki süre bana yeter de artar bile. Hızlı bir şekilde onu da gerçekleştirmek istiyoruz.
     *Şimdi yeniden başkan seçilirseniz Datça'da ne değişecek?
     **Şimdi Datça'da neler değişecek? Seçimi tekrar kazanırsak, 3,5 yıllık süre içinde , düştüğümüz sıkıntılar içinde yapmak istediklerimizin bir çoğunu, Datçayı kültür sanat yönünden işte geliştirmeye çalışıyoruz. Kültüre ve sanata vermiş olduğumuz önemi her zaman için dile getirdik. Bu yönde de etkinliklerimiz, işte Hızırşah'taki Kiliseyi, Yaşayan Tarih adı altında orayı bir Kültür Sanat Merkezi haline getirmeye çalıştık. Burada yapmış olduğumuz etkinliklerle, işte heykellerle sokakları... Bu 3,5 yıllık sürede sokakların iyileştirilmesi konusunda büyük bir emek harcadık. Sokaklarımızı da herkesin daha rahat dolaşabileceği, engellilerimizin de ,engelli arkadaşlarımızın çok rahat ulaşabileceği, işte yayaların daha rahat yürüyebileceği kaldırımlarıyla, taşıtların kolay ulaşımı sağlayabileceği... Bu hizmetleri zaten yapıyoruz. Tabi , bunların her geçen gün Datçayı bir Kültür Sanat Merkezi, şehrin, insanların daha iyi yaşayabileceği, doğal güzellikleri bozdurmama...en büyük isteklerimizden birisi bu. Bir sloganımız var; 'Kırk yıl sonra kırk bin nüfus'. Datçayı çok nüfuslu olaraktan büyütmek değil, Datça'nın gelişimini daha az nüfusla daha yaşanılabilir bir kent olması noktasında , doğal özelliklerimizin bozulmaması konusunda, bunların 5 yıl içerisinde hem kendimize, hem bundan sonra gelecek arkadaşlarımıza aktararaktan Datça'ya hizmet vermeyi düşünüyoruz. Bunun yanında turizmin 12 aya uzatılması konusunda, neler yapılabilir konusunda çalışmalarımız var. Briç Turnuvamız var. Satranç Turnuvasını da koyaraktan Ocak ayı içerisinde bir takım etkinliklerle daha da fazla insanların tatil yapabilmesinin, Datça'nın güzelliklerini birçok arkadaşlarla, dostlarla paylaşaraktan Datça esnafının işlerinin daha iyi olmasına çalışıyoruz.
     *Datça hızla göç alan bir yer. Başka açılardan da gündemin ilk sıralarına geçen bir yer. Datça nasıl bir yer diye soruyorlar ama ikinci soru olarak da Başkan Gürsel Uçar nasıl biridir diye soruluyor. Gürsel Uçar'ı en iyi tanıyan kişi sizsiniz; sizce Gürsel Uçar nasıl biridir?
     ** Evet, en zor soru da bu. Gürsel Uçar nasıl biri? Gürsel Uçar sonuçta Datça'da doğmuş, Datça'da büyümüş, Datçalıların içerisinde, Datçalıların gerçek hayatını gözlemlemiş değil, yaşamış bir insan. Yöre halkını yakından tanıdığımızdan dolayı, yöre halkının isteklerini, hem yöre halkının sorunlarını ve yöreyi çok iyi tanıyan bir insan. O bakımdan Başkanlığım konusunda zorlanmadım. Yani yöreyi tanıdığım için her yerin problemini biliyorum. Çözümünü de oradaki insanlarla birlikte buluyorum. Gürsel Uçar Datçayı çok seven, Datça'ya hizmet etme aşkını her zaman içinde hisseden; her insanı insan olmasından, insan oluşundan dolayı kucaklayan, her insana eşit şekilde davranan, ayırmayan, ötekileştirmeyen, insan olduğu düşüncesiyle herkesi dinleyen, herkesin derdine çözüm bulmaya çalışan, sonuçta doğayı, hayvanı, çevreyi ve en çok insanı seven bir insan...
     22.02.2019/DATÇA
     MEHMET ERDAL

Devamını Oku...

24 Aralık 2019 Salı

2019.02.16.YANLIŞLAR SİLSİLESİ

  Hiç yorum yok
13:41


     YANLIŞLAR SİLSİLESİ !...
     31 Mart Yerel Seçim süreci gündeme geldiği andan itibaren ısrarla yazıyor ve uyarıyoruz; tepeden tırnağa 'yanlış' bir seçim süreci yaşanıyor ve bazı istisnalar dışında, bu sürecin küçük- büyük bütün aktörleri, 'yanlış' yapmakta birbirleriyle yarışıyorlar.
     ***
     'Cumhur İttifakı' bileşenlerinin kendi siyasi bekalarını ülkenin bekası gibi göstermeye çalışarak (böyle bir algı yaratmaya çalışarak) 31 Mart Yerel Seçimini 'Genel Seçim' düzleminde yapmaya ve yaptırmaya çalışmalarıyla başlayan; akabinde CHP, İYİ PARTİ, HDP ve başka bazı siyasi kişilerin, çevrelerin, grupların ve partilerin bu algıya ve bu girişime karşı çıkmak yerine, (kendi gerekçeleriyle) ortak olmalarıyla devam eden bu yanlışlar silsilesine, bugün yeni bir yanlış daha eklendi; Naci Sönmez, HDP Manisa Büyük Şehir Belediye Başkan adayı olarak gösterildi...
     ***
     Öncesi bir yana, 1975'de başlayan Devrimci Gençlik-Devrimci Yol çizgisinin ülkemiz gerçekliğinde yarattığı ve bu gelenekten gelen her bir kişinin ortak değerlerinden (onur abidelerinden) birisi olan 'Fatsa deneyiminin simgesel ismi, hepimizin medarı iftiharı Fikri Sönmez'in, nam-ı diğer Terzi Fikri'nin oğlu Naci Sönmez...
     ÖDP üyesiyken ÖDP içinde baş gösteren ayrılıktan sonra siyasal serüvenine devam eden ve bugün Yeşil Sol Parti MYK üyesi olan Naci Sönmez...
     ***
     Özellikle 24 Haziran 2018 Genel Seçim öncesi bazı Sol kişi, çevre, grup ve partilerin farklı gerekçelerle katıldığı HDP'nin, bu 31 Mart Yerel Seçim sürecinde kah Ortadoğudaki gelişmelerin, kah 'Cumhur İttifakı'nın ve 'Millet İttifakı'nın manevralarının, kah iç yapısının vb. etkisiyle olsa gerek, diğer siyasi muarızları gibi yanlış bir Yerel Seçim çizgisi izlediği söylenebilir.
     HDP, yer yer istisnai örneklerine tanık olunsa da, baştan ilan ettiği seçim stratejisinden, ittifak anlayışlarından, ağırlıklı aday belirleme yöntemlerinden, siyasi söylemlerinden...bu yerel seçime has seçim çalışma(ma)larına kadar birbirleriyle ilintili çok sayıda yanlışlığa imza attı.
     ***
     31 Mart gününe kadar daha oldukça uzun bir süre var ve bugünden sonra daha başka yeni yanlışlar yaparlar mı bilinmez, ama bugün duyurulan (kendi tanıtım spotlarındaki ifadeye atfen) 'Fikri Sönmez'in oğlu Naci Sönmez'in Manisa Büyük Şehir Belediye Başkan adaylığı başlı başına ciddi bir hatadır.
     ***
     Özgür ve yetişkin bir birey olarak Naci Sönmez, istediği partiden ve istediği yerden istediği konuma aday olabilir veya üyesi olduğu siyasi parti tarafından aday gösterilebilir; buna karşı çıkmak, akla ziyan bir şey olur...
     Ama 'Terzi Fikri'nin oğlu Naci Sönmez' olarak değil, Naci Sönmez olarak...
     Kendi adıyla ve kendi namıyla...
     ***
     Kendi doğup büyüdüğü yerde tarihsel bir adımın atılmasına ve böylece, devrimcilerin ve ülkemizin tarihinde bir kilometre taşı dikilmesine neden olanlardan birisinin, dahası o tarihsel olayın simgesel ismi konumuna gelmiş bir babanın evladını, günlük politik 'gel-gitler' içerisinde ne getirip ne götüreceği iyice sorgulanmadan; bir yerel seçim sürecinde olunduğu, bu yerel seçimde o yerde yaşayanların kendi aralarından birisini/birilerini seçeceğini vb.vb. pas geçerek, oldukça yabancısı olduğu bir yerden ve hele babasının ismi öne çıkarılarak/babasına atıfta bulunularak aday gösterilmesi ....nasıl değerlendirilebilir?(Veya oğul bu 'sorumluluğu' nasıl üstlenebilir?)
     ***
     Bu gelişme, bu biçimiyle, keşke hiç yaşanmasaydı...
     16.02.2019/Datça
     Mehmet Erdal


Devamını Oku...

2018.12.22.ÖN SEÇİM ÖNERİSİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI 5

  Hiç yorum yok
10:22


'ÖN SEÇİM' ÖNERİSİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI (5)
     31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Yerel Seçime katılacak partiler, çevreler, gruplar vb., seçime katılacakları yerlerde 'tek başlarına' veya 'ortak' olarak çıkaracakları 'adayları' büyük ölçüde belirlemiş, kamuoyuna sunmuş ve seçim çalışmaları başlamış olsa da; hem 'ön seçim' önerisi çerçevesindeki (hala devam eden) bazı kafa karışıklıklarını gidermek ve hem de bundan sonraki zaman diliminde yararı olur diye (ki olacak), bir kaç noktanın altını çizmek (bugün) gerekli hale geldi.
    ---'Ön seçim' önerisi, yalnızca bu öneriyi yapanların 'tek başlarına' veya 'ortak' aday çıkararak seçime katılacakları yerler için değil, bu yerler de dahil, ülkenin genelinde, seçimin yapılacağı her yerde, 'tek başlarına' veya 'ortak' aday çıkararak seçime katılacak bütün partilere, çevrelere, gruplara vb. yönelik olarak önerilmişti.
     Bu öneriyi öneren ve bu çerçevede ısrarla savunanlar, bu önerinin, seçime katılacak bütün partilerin, çevrelerin, grupların vb. İl ve İlçe örgütlerindeki farklı (potansiyel) 'aday adaylarının ve de pek çok üyenin hislerine ve beklentilerine 'tercüman' olduğunu; keza, bu öneriye muhatap olan partilerin, çevrelerin, grupların vb. her yerde 'adayı/adayları' bu yolla belirlemelerinin, kendileri de dahil hiç kimseye zararının olmayacağını; tam aksine, kendilerine ve bu ülkeye, yakın ve uzun dönemde yalnızca yararının olacağını biliyorlardı: Çünkü, bu öneri sahipleri, tabiri caizse, yalnızca 'kendilerine Müslüman' değildiler. (Farklı partilerin, çevrelerin, grupların vb. 'aday' belirleme sürecinde pek çok yerde yaşadığı ve yalnızca bir kısmını kamuoyunun öğrenebildiği ''protestolar', 'ön seçim' önerisinin ne kadar doğru bir önerme olduğunun kanıtıdır.)
     --'Ön seçim' önerisi, bu önerinin hayata geçeceği İl ve İlçe örgütünün ('ortak' aday'da İl ve İlçe örgütlerinin) yalnızca 'seçilmiş' veya 'atanmış' delegelerinin değil, istisnasız bütün üyelerinin 'oy vermek' için çağrıldığı ve katılma hakkının bulunduğu bir gelişmeyi amaçlamaktaydı; (Siyasi Partiler Yasasından ve başka bazı nedenlerden kaynaklanan bir olay olarak) pek çok partinin İl ve İlçe örgütünün 'sağlıksız' üye yapısı gerçeği, bu 'ön seçim' önerisinin reddi için yeterli gerekçe değildi; çünkü, o güne kadar, bu durum, itirazsız kabul edilen ve birlikte yaşanılan bir gerçeklik idiyse, o gerçeklikteki o İl ve İlçe örgütü adına 'aday' gösterilecek kişinin de o örgüt üyeleri tarafından seçilmesinin kabulü 'makul' ve 'doğru' olandı. Aksi doğrultudaki tavır, özünde, o İl ve İlçe örgütlerine karşı duyulan 'güvensizliği' ve bu durumu düzeltme yerine, gerektiğinde/işine geldiğinde 'kullanmayı/suistimali' ifade ederdi.
     --'Ön seçim' önerisi, yalnızca 'adayı/adayları' belirleme ile sınırlı, bu anlamda 'yapılsa da olur, yapılmasa da olur' türünden 'kamuoyu yoklamaları', 'eğilim yoklamaları'...vb. yollarla (ki 'adayı/adayları' belirlemede bunlar da çok önemlidir ve seçimi ciddiye alan partiler, çevreler, gruplar vb. bunları da mutlaka yaptırmalıdır) yerinin doldurulabileceği 'biçimsel' bir olay değildi; 'Ön seçim' önerisi, bu öneriye muhatap olanların üyelerinin (daha genel anlamda bu ülkede yaşayan her bireyin, yaşadığı her yerde ve üyesi olduğu her örgütlenmede/kurumda vb.) kendisini ilgilendiren her konuda ve gelişmede, baştan sona her aşamada düşüncelerini, görüşlerini, önerilerini ve eleştirilerini yazılı ve sözlü olarak ifade etme; eşit hak ve özgürlüğe sahip olma; sorumluluk üstlenmek için aday olma da dahil... kısacası 'söz, yetki ve karar' sahibi olması gerektiğini ifade eden 'Doğrudan Demokrasi' anlayışının 'adayı/adayları' belirleme sürecindeki biçimlenmesinden başka bir şey değildi. Haliyle, bir başka şeyle yeri doldurulamaz...O ancak 'irade beyanında' kendi gerçek ifadesini bulur.
     Bu nedenledir ki, 'adayların' bir biçimde belirlendiği ve Yerel Seçim çalışmalarının başladığı bugünlerden sonraki süreçte (1 Nisan 2019 sonrası da dahil) 'ön seçim' önerisinin savunucuları, hangi aday/adaylar seçilirse seçilsin, o İl ve İlçeler'de, bu önerilerinin devamı anlamında bu kez 'Demokratik/Katılımcı Yerel Yönetim' anlayışlarını somut olarak önerecekler ve savunacaklardır. (Bu çerçevede 'Mahalle, Köy vb Meclisleri' örgütlenmesi ile birlikte var olan Yerel Yönetim'in işleyişinin 'Demokratikleştirilmesi'ne ve 'katılımın sağlanmasına yönelik somut önerileri 'Doğrudan Demokrasi' anlayışı çerçevesinde gündeme getirecek ve kamuoyunda tartıştıracaklardır.)
     Şimdi bu noktadayız...
22.12.2018/DATÇA
Mehmet Erdal

Devamını Oku...