Genel seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2019 Salı

2019.01.20.DAHA NELER GÖRECEĞİZ -3

  Hiç yorum yok
12:21


     DAHA NELER GÖRECEĞİZ?...-3
     Kendisini Sol, Sosyalist, Devrimci, Demokrat vb. olarak tanımlayan bireylerin, çevrelerin, grupların, partilerin vb. ezici çoğunluğunun, Yerel Seçim sürecinin başladığı ilk andan itibaren 'açık' ya da 'örtük' bir biçimde, hem CHP'nin HDP dahil solundaki kesimlerle ittifak yapması hem de her ihtimali düşündüklerinden olsa gerek, her nerede yaşıyorlarsa orada, CHP'nin 'Sol' tanımlamasına yakın özelliklere sahip kişileri aday göstermesi gerektiğine dair yazıp çizdikleri biliniyor.
     ***
     Halbuki 31 Mart'ta yapılacak olanın 'Genel' değil 'Yerel Seçim' olduğu ve haliyle ülke geneline yönelik ve hele böylesi 'soyut' bir 'Birlik' çağrısının yapılamayacağı; yapılırsa karşılık bulmayacağı; yaşanan süreçte yapılacak 'Birlik' çağrısının, her yerin kendi gerçekliğinde, özde (somut program ve ilkeler) aynı olmakla birlikte görece farklı özellikler taşıyacağının bilinmesi gerekiyordu.
     Keza, bu kesimin her birinin veya oluşturduklarını söyledikleri yapıların bugün içinde bulunduğu durum ve yine, aralarında görece farklılıklar olsa da CHP'ye yönelik 'Ulusalcı, Kemalist, Sağcı vb.' çerçevesindeki nitelendirmeleri herkesin bildiği bir şeydi; hal böyleyken, bu durumdakilerin böyle gördükleri CHP'den beklentilerine uygun kişileri 'aday' gösterebileceğini 'umut' etmeleri ve bunu dillendirmeleri, gerçekte, hayal kurmaktan başka bir şey değildi...
     ***
     CHP'ye bu 'Birlik' çağrısı yapanların ve ondan, kendilerince tanımladıkları çerçevede 'aday' göstermesini bekleyenlerin, içlerinden bazılarını veya bazı yerleri dışarıda tutarak devam edersek, bu çağrı ve beklentilerinin yanı sıra veya bütün bunlara hiç bir gereksinim duymadan, sahip oldukları kimliklerine ve bu çerçevedeki siyasal/toplumsal iddialarına uygun bir Yerel Seçim çalışması yapmamaları, aday gösterme biçiminden var olan sorunların çözümüne kadar görüşlerini ortaya koymamaları, kısacası günlük hayatta var olmaya çalışmamaları anlaşılır gibi değildi...(Hala da öyle...)
     ***
     İçinde bulunulan süreçte herkesçe ve her kesimce söz konusu edilecek ve her gün tartışılacak olan şeyler; yaşadığımız yerler, nasıl bir yerel yönetim istediğimiz, sorunlarımız, çözümleri ve kısacası kendi hayatlarımıza dair şeylerdi.
     Birey, çevre, grup, parti vb. hangi konumda bulunursa bulunsun, yaşayan ve hele hele eşitleri arasında iddialı olduğunu düşünenlerin ve dillendirenlerin, doğrudan kendilerini ilgilendiren konularda hiç bir şey söylememeleri, şu veya bu nedenle bunu kendileri dışındaki birinden veya birilerinden beklemeleri, onlara havale etmeleri ve dahası tamamen kabuklarına çekilmeleri...aklın alacağı bir şey değildi.
     ***
     Süreç ilerledikçe tablo netleşmeye başladı.
     CHP, açıkça kamuoyuna duyurmadığı ama kendi bildiği gerekçelerle yüzünü 'Sağa' döndü; Sol içerikli 'Birlik' çağrılarını duymamazlıktan geldi ve İYİ PARTİ+ SAADET PARTİSİ ile (bazı yerler haricinde) başka bir 'Birlik' oluşturmaya çalışarak yürümeyi tercih etti; kendine has özellikleri olan birkaç yer dışında, beklentilere uygun olmayan adayları 'atama' yoluna gitti; öte yandan, süreç ilerledikçe, 'Cumhur İttifakı'nın öyle kolay kolay pes etmeyeceğini işaret eden 'hayali seçmenler' vb. gelişmeler ülkenin pek çok yerinde boy göstermeye başladı...
     Yukarıda ifade edilen çerçevede CHP'ye 'birlik' ve/veya 'uygun aday' gösterme çağrısı yapanların bir kısmı, bu gelişmeler üzerine (sanki mevcut koşullarda aksi doğrultuda bir gelişme olabilirmiş ve bu çook önceden görülemezmiş gibi) bu kez 31 Mart'ta 'sandığa gitmemekten, oy kullanmamaktan, bu 'suça' ortak olmamaktan, boykottan..' vb. söz etmeye başladılar.
     Ne diyelim?
     Bazıları normal olanı ve kendi hayatlarına dair konularda kendilerinden bekleneni yapmaya çalışmak yerine, 'ifrat' ile 'tefrit' arasında gidip-gelmeyi tercih etti...ediyor.
     Şimdi, tam da bu noktadayız...
     22.01.2019/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

2019.01.08.NEDEN 'NASIL BİR YEREL YÖNETİM İSTİYORUZ?' DİYE SORMALIYIZ?- 4

  Hiç yorum yok
11:53


     NEDEN 'NASIL BİR YEREL YÖNETİM İSTİYORUZ ?' DİYE SORMALIYIZ ?-4
     Bundan önce yayımlanan ve 'Ön seçim' önerisinin ele alınıp tartışıldığı başka bazı yazılarda da bir biçimde değinilmişti: Cumhur İttifakı bileşenleri, 31 Mart Yerel Seçim tartışmalarının başladığı ilk andan itibaren, yapılacak seçimin, gerçekte olması gerektiği gibi bir 'Yerel Seçim' değil, bir 'Genel Seçim' düzeyinde algılanması, tartışmaların bu çerçevede sürdürülmesi ve oyların bu düzlemde kullanılması için her şeyi yapmaya başladılar.
     Muhalefet konumundaki 'Millet İttifakı' bileşenleri ve bilahare bazı diğer muhalif kesimler de, bütün uyarılara rağmen, anlaşılamaz veya yalnızca kendilerinin bildiği nedenlerle, bu 'zorlama' karşısında direnemediler; 'Hayır, bu bir Yerel seçimdir.' diyemediler. Akıntıya kapıldılar. Önlerine konulan minderde, daha önceden onlara rağmen belirlenmiş kurallar çerçevesinde güreşmeye razı oldular.
     Hal böyle olunca, güreş süresince, Cumhur İttifakı tarafından gündeme getirilen (artı) keyfi durumlar karşısında da dişe dokunur bir şey yapamaz oldular...
     ***
     Şu an içinde bulunulan Yerel Seçim sürecinde, neredeyse yurdun her yerinde, seçim çalışmaları, o yerin kendi gerçekliğinde var olan sorunların öncelik sırasına göre belirlenmesi ve kim/kimler tarafından nasıl çözülebileceği çerçevesinde yürütülmüyor.
     Bu seçimin asli konuları arka planda bir yerlere itilirken, öne çıkan ve çıkarılan konular, gerçekte bir 'Genel Seçim' konusu olan ve hatta hiç bir seçimde söz konusu olamayacak olan/olmaması gereken 'İstiklal, Beka, Din, Kuran, İç düşmanlar, Hain, İhanet, Laiklik, Cumhuriyet, Atatürk, Çağdaşlık, Kimlik, Ulus...'vb. konulardır.
     Var olan 'İttifaklar' ve 'duruşlar', içleri herkesin kendince doldurduğu bu konulardan bazıları çerçevesinde şekillenince, haliyle 'saflaşmalar' da bu çerçevede yaşansın ve 31 Mart'ta oylar da bu çerçevede verilsin isteniyor.
     ***
     Bırakın 31 Mart Yerel seçimini, herhangi bir Genel Seçim sürecinde bile gündeme gelebilecek böylesi bir saflaşmanın ve bu saflaşma üzerinden verilecek oyların ne bu ülkeye ne de bu oyları verecek yurttaşlara hayrı olur.
     Böyle bir gelişme, olsa olsa, bugün gözlendiği gibi, var olan sorunların ve bu sorunları yaratanların sorumluluklarının (bir süreliğine de olsa) unutturulmasına yarar.
     ***
     Bu Yerel Seçim sürecinin bu eksende sürdürülmesinden ve 31 Mart günü akşamı gözlemlenebilecek olumsuz olası sonuçlarından, böyle bir saflaşmayı bu ülkenin gündemine getirenler kadar olmasa da, bu süreci baştan kabullenen ve bu gidişata karşı tavır koyması gerekirken koyamayan kişiler, çevreler, gruplar, partiler vb. de sorumludur...
     Bugünden bunu bilmek ve hala fırsatı varken, yapılabilecekleri yapmaya çalışmak gerekir.
     Bu tarihsel bir sorumluluktur.
     ***
     Bugün, her kim, her nerede yaşıyorsa , orada bütün ittifakları, bütün partileri, bütün adayları noktasına ve virgülüne kadar aynı kefeye koymayabilir; her yiğidin hakkını ayrı ayrı verebilir...               Ancak asıl olarak, bu cenderenin dışına çıkabilme doğrultusunda elinden geleni yapabilmelidir. 
    Yaşadığı yerde var olan sorunları ve çözüm yöntemlerinin nasıl olabileceğini 'Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' başlığı altında, asıl tartışma ve saflaşma konusu olarak, bir biçimde gündeme getirmeye çalışmalıdır.
     Bu günden yarına bırakılabilecek ve üzerinde yükselinebilecek somut bir şey olsun isteniyorsa, bu da, o yerde, ancak bu yolla olanaklıdır...
     09.01.2019/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...