2019.03.07.SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI...1-2
SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE
TARTIŞMA NOTLARI...-1
Bundan önce 6 bölümde ele
aldığımız(6. Bölüm, bir anlamda bu SOL-HDP ilişkilerine
'giriş' kabul edilebilir) SOL-CHP ilişkileri gibi SOL-HDP
ilişkileri de kendisini Sol'da tanımlayan kişiler, çevreler,
gruplar ve partiler açısından sorgulanması ve tartışılması
gereken ilişkilerdir; Sol'un, günlük politik yaşamda, kendi
yolunu çok net bir şekilde tanımlanabilir ve görünebilir hale
getirebilmesi için, bu, ertelenemez görevlerden birisi olarak
anlaşılmalı, kabul edilmeli ve gereği yerine getirilmelidir.
***
'SOL' denilince, yine, kendisini
Sol'da tanımlayan kişileri, çevreleri, grupları ve partileri;
'HDP' denilince de, bu 'SOL' tanımlaması içerisinde gördüğümüz
kişilerin, çevrelerin, grupların ve partilerin bazılarının
farklı zamanlarda ve kendilerince dile getirilen nedenlerle
içerisine katıldığı bugünkü, bildiğimiz HDP'yi anlıyor ve
kastediyoruz.
***
Haydi başlayalım!
***
ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi
Alper Taşın CHP' den gelen ve doğrudan kendisine yapılan 'Gel,
Beyoğlu Belediye Başkan adayımız ol' teklifini (belli
şartlarda)kabul etmesi sonrasında gelişen tartışmalar
çerçevesinde söylediği 'Bu, Sosyalistler ile Sosyal Demokratların
ittifakıdır' yollu açıklamasına atıfta bulunarak, HDP'ye, ilk
başlarda 'örtük' ve bilahare aleni olarak 'ittifak' çağrısı
yaptıkları CHP'yi nasıl gördüklerini ve bu 'ittifak' çağrısını
nasıl açıkladıklarını; keza HDP ve ÖDP dışında kalan Sol
kesimlere de bugünkü CHP'yi (öyle ya, CHP eksenli tartışmalarda
bolca yazdıklarına göre) nasıl değerlendirdiklerini
sormuştuk.(SOL-CHP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA
NOTLARI-1/18.02.2019)
***
Sorulara muhatap olanlarının bu
sorulara yanıt verip vermeyeceklerini, verirler ise yanıtlarının
neler olacağını beklerken, bir yandan da Hopa, Şavşat ve
Beyoğlu'nda ÖDP-CHP ilişkileri ekseninde yaşananlar çerçevesinde,
o güne kadar CHP'ye ve Alper Taş'a/ÖDP'ye/Haziran'a 'bol keseden
atarak' farklı nitelendirmelerde bulunan (önemli bir kısmı HDP
içerisinde konumlanan) bu kişilerin, çevrelerin, grupların ve
partilerin bu nitelendirmelerini( faşist CHP, Kontrgerillanın
partisi CHP, AKP'den daha tehlikeli CHP vb.), bu nitelendirmeleri ile
kendi günlük politik, sosyal vb. yaşamları arasındaki ilişkileri
(söylem ile günlük pratik arasındaki tutarsızlığı), HDP ile
HDP dışı (örn: ÖDP) Sol kesimlerin aynı içerikteki
ilişkilerini ve girişimlerini değerlendirmelerindeki 'çifte
standartı' vb.vb. (20/22/25.02.2019 tarihli 2-3-4 bölümler), somut
hiç bir isim vermeden (okuyucu, çevresinde, bunları kolayca tespit
edebilir), yaklaşım olarak ele almış, tartışmış, sorgulamış
ve 5. bölümde şu hükme varmıştık: ''...söylemde kim ne derse
desin, gerçek hayatta, CHP, Sol'un içinde değil, tamam, ama Sol'a
çok uzak da görülmemektedir....Söylemde bunun aksini
söyleyenler/söylemeye devam edecekler açısından da (hadi bazı
'nevi şahsına münhasır' olan 'eksantrikleri' pas geçelim),
gerçek böyledir...''.(27.02.2019)
Bir başka deyişle, biz, bu
yaşanılan ve halihazırda içerisinde bulunulan 31 Mart Yerel Seçim
süreci içindeki gelişmeler çerçevesinde CHP'ye veryansın eden
(ve çoğu zaman yazdığı kelimelerin sözlük anlamlarını dahi
bilip bilmediklerinden şüphe duyduğumuz) bu Sol nitelikli
kişilerin, çevrelerin, grupların ve partilerin (istisnai durumdaki
bir-iki 'eksantrik' kişi hariç) CHP-ÖDP/Alper Taş (Hopa, Şavşat,
Beyoğlu) ilişkileri eksenindeki gelişmeler çerçevesinde CHP'ye
yönelik nitelendirmelerinin 'afaki' olduğunu; onların CHP'ye
yönelik gerçek duruşlarını yansıtmadığını, onların 'üzüm
yemek yerine (CHP'yi değerlendirmek yerine) bağcıyı (ÖDP/Alper
Taş/Haziran'ı) dövmeye çalıştıklarını', CHP
nitelendirmelerinin bu çerçevede yapıldığını...bir biçimde
ifade etmeye ve ortaya koymaya çalıştık. (Bknz: ilgili tartışma
notları 1-2-3-4-5 ve 6)
***
HDP'ye ve HDP-ÖDP dışı kalan
Sol kişilere, çevrelere, gruplara ve partilere sorduğumuz 'Bugünkü
CHP'yi nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusunun yanıtını alamadan
(veya biz göremedik), 03/04 Mart 2019 tarihlerinde farklı İnternet
sitelerinde ve yerel/ulusal basın organlarında HDP'nin bir
açıklaması yayımlandı:
Bu açıklamaya göre, HDP, seçim
sürecinin geldiği aşamadaki durumu ve farklı yerlerde ortaya
çıkan dengeleri değerlendirmiş ve kendi ifadeleriyle, 31 Mart
Yerel Seçimi'ne yönelik oldukça stratejik kararlar alınmış;Bu
karara göre, bazı illerin bazı ilçelerinde HDP Belediye Başkan
Adayları geri çekilmiş.
Peki kimin lehine çekilmiş?
Bunun yanıtı yok.
Ama kimlerin aleyhine olduğu
ifade edilmiş; AKP ve MHP.
Geriye kim kalıyor?
CHP, İYİ PARTİ, SAADET, DSP,
DP...
30.01.2019 tarihinde İYİ PARTİ
lideri Meral Akşenerin IĞDIR ve AHLAT'ta seçimi HDP adayının
kazanmaması için AKP'ye ve MHP'ye 'aranızda anlaşın, tek aday
çıkarın; biz aday göstermeyeceğiz' yollu çağrısından sonra
HDP'nin İYİ PARTİ'nin aday çıkardığı (CHP'nin çıkarmadığı)
yerlerde aday çıkarma kararı aldığı (Bknz: 07.02.2019 Sputnik)
düşünülürse, İYİ PARTİ de dışlanmış kabul edilmeli,
diyebiliriz.
Geriye CHP, DSP, DP ve SAADET
kalıyor(Gerçi VP, BBP..de var ama o kadar da değil).
Ulusal basın yazmadı ama yerel
Çağdaş Marmaris gazetesinin (doğrulatılan) haberine göre; Muğla
HDP İl Başkanı, Muğla özelini kastederek '...CHP'ye bir
desteğimiz yoktur. Herhangi bir yönlendirmemiz yoktur. Biz Muğla'da
var olan politik dengeleri gözeterek bu şekilde bir karar aldık.
Eminim seçmenimiz de kendi yüreğinde stratejik oyunu
kullanacaktır. Bizim seçmene 'şuna oy verin, buna oy verin'
şeklinde bir telkinimiz yok.' (06.03.2019/Çağdaş Marmaris)
vurgusu yapan bir açıklama yaptı; başka hiç bir partinin adını
saymadı.
***
Biz, aksi kanıtlanıncaya kadar,
kişilerin beyanlarına inanır ve onun beyanları çerçevesinde
değerlendirme yaparız: Bu çerçevede HDP'nin açıklamasına, HDP
Muğla İl Başkanı'nın beyanına va sahadaki gelişmelere göre,
HDP'nin, 03/04 Mart 2019 tarihi itibarıyle seçmene 'AKP, MHP ve İYİ
PARTİ'ye oy vermeyin; diğerlerinden kime verirseniz verin' dediği
söylenebilir. (Haliyle, HDP'nin adaylarını geri çektiği-hatta
Başkan adayı çıkarmadığı- her yerde somut duruma bakılarak,
kimin lehine adayları geri çekildiği de kolayca görülebilir)
Bir başka deyişle, HDP'nin, (hiç
bir değerlendirme ve nitelendirme yapmadan) CHP, DSP, DP ve SAADET
Partisini kendisine, kendi bildiği nedenlerle AKP, MHP ve İYİ
PARTİ'den daha 'yakın' bulduğu, en azından 'eşit' konumda
değerlendirmediği ve haliyle (bir yerde değil, bir çok yerde)
onların lehine kendi adaylarını geri çekebilecek kadar
'önemsediği' ortaya çıkar.
***
Şimdi, CHP'ye 'Faşist
CHP'den......'AKP'den daha tehlikeli CHP'ye kadar akla ziyan bir sürü
nitelendirmelerde bulunan, Muş'ta yerel düzeyde yaşanan
gelişmelerden sonra ise 'CHP Faşist Blok'un bir parçasıdır'
diyen ve doğal olarak(bu mantığın devamı anlamında), özellikle
Beyoğlu CHP Belediye Başkanlığı adaylığını kabul etti diye,
ÖDP'yi 'Faşist bir kesime karşı diğer kesimle ittifak yapmak'la
suçlayan kah HDP içindeki kah dışındaki Sol kişilere,
çevrelere, gruplara ve partilere şunları sorabiliriz:
*HDP'nin baştan beri ısrarla
'ittifak' çağrısı yaptığı ve uğruna bazı yerlerde adaylarını
geri çektiği partilerden birisi olan CHP başka bir CHP değil ise,
CHP'ye ve haliyle ÖDP'ye yönelik nitelendirmelerinizi geri çekip
özür mü dileyeceksiniz? Yoksa, şimdi kendi bildiğiniz nedenlerle
HDP yönetimine (Faşist... CHP'ye 'ittifak' çağrısı yaptığı;
bırakın ÖDP gibi sadece bir yerde ittifak yapmayı, bir çok yerde
CHP ve diğerleri lehine adaylarını bile geri çektiği için)
söyleyemediklerinizi, vakti zamanı gelince söyleyecek misiniz veya
söyleyemeyip, yutacak mısınız? (Elbette, 'tutarlı olmak' gibi bir
derdiniz varsa.)
*Nesnel olarak, HDP'nin HDP dışı
Sol kesimler (örn: ÖDP/Hazirancıların) ve CHP ile arasının daha
da açılması sonucu doğuran bu tür iç tutarlılıktan yoksun,
çifte standarta dayanan ve çoğunlukla afaki olduğu
söylenebilecek söylemlerle nereye varmayı düşünüyorsunuz?
*Biz, bu 31 Mart Yerel Seçim
sürecinde HDP'yi değerlendirirken, HDP adına yapılan (CHP'ye
yapılan 'ittifak' çağrılarında; Meral Danış Beştaşın,
Alper Taşın Beyoğlu adaylığını destekleme açıklamasında;
HDP'nin son olarak açıkladığı bazı yerlerde adayları geriye
çekme kararında...) resmi açıklamaları mı yoksa 'bunlar günün
icabı söylenmiş sözlerdir' deyip, sizlerin söylediklerinizi mi
esas alacağız?
Hele bir yanıtlayın, bilelim!
07.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE
TARTIŞMA NOTLARI...(2)
Önceleri ÖDP Başkanlar Kurulu
üyesi ve şimdi CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı olan Alper Taş,
Mart ayının ilk günlerinde, İnternette, Sol, Sosyalist, Devrimci
olarak tanınan bazı kişilerce bir kez daha dillerine pelesenk
edildi ve haliyle, bu biçimde, onun ismi ve temsilcilerinden olduğu
çizgi de tartışma konusu haline getirildi.
***
Bir biçimde tanıdığımız bu
kişiler, görenlerin de tanık olduğu üzere, İnternet ortamında
ve haliyle kendi sayfalarında, Alper Taş ile ilgili iki fotoğraf
paylaştılar; bu fotoğraflarda, Alper Taş, Beyoğlu'nda yürüttüğü
yerel seçim çalışmaları kapsamında gittiği anlaşılan İYİ PARTİ'nin Beyoğlu seçim bürosunda (02.03.2019), Meral
Akşenerin fotoğrafı önünde, seçim bürosunda bulunan kişilere
konuşuyor ve bir diğerinde de, fotoğrafı paylaşanların
ifadesiyle, bir 'Asena' ile (duvarda bir Osmanlı tuğrasının
asılı olduğu görülüyor) fotoğraf çektiriyordu.
Fotoğrafı paylaşanlar, bir
fotoğrafa 'Eksen iyice kaymış'; diğerine, 'Asena' ile çektirdiği
fotoğrafa da 'Alper kendini aştı.Kim tutar seni Osmanlı evladı'
notunu düşmüşler. (Bu paylaşımı yapanlara göre, 'Ekseni iyice
kayan' ve 'Osmanlı evladı' olarak nitelenen, kolayca anlaşılacağı
üzere, Alper Taş oluyor.)
***
Şimdi, nereden başlayalım?
***
Önce şunu belirtelim; mümkünatı
yok, biz bu üslup sahipleriyle, üslup konusunda, asla aşık
atamayız; çünkü, biz, bu kimliğe sahip olduğumuz sürece,
hayatta, bu kişilerin 'seviyesine' çıkamayız(!). Hiç
uğraşmayalım ve bu üslup konusunu pas geçelim!..
***
Artık herkesçe bilindiği üzere,
Alper Taş'a CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adaylığı teklif
edildiğinde; 'Millet İttifakı'nı oluşturan iki bileşenden CHP
ve İP, İstanbul'un hangi ilçesinde hangisinin aday çıkaracağı
ve çıkarmayacağı, bir ilçede aday çıkarmıyanın o ilçede aday
çıkaranı desteklemesi gerektiği vb. konularında kendi aralarında
anlaşmışlardı.
Alper Taş (ve arkadaşları),
muhtemelen, bu koşullarda bu yapılan teklifi kabul etmesi halinde
nelerin kazanılabileceğini ve/veya nelerin kaybedilebileceğini
sorgulamış, tartışmış ve olası riskleri göze alarak, kararını
vermiştir; teklifi kabul etmiştir.(Biz bu noktaya 'Bir kez daha
'ön seçim' önerisi üzerine-2' de, bir biçimde
değinmiştik/04.02.2019)
***
Alper Taşın, baştan, teklifi
kabul ettiği anda aksi doğrultuda ileri sürdüğü ve kabul
ettirdiği bir şartı yoksa, CHP'ye, haliyle bir anlamda CHP adına
Beyoğlu Belediye Başkan adayı olan kendisine destek vermeyi
taahhüt etmiş durumundaki İYİ PARTİ'yi bir biçimde ziyaret etmemesi
mümkün mü? Bırakın bu 'nezaket'
gerekçesini, bir seçime, hele hele bir Yerel Seçime katılan
birisinin/birilerinin, eğer o seçimi almak istiyorsa (yani 'laf
olsun' diye seçime katılmamışsa), yalnızca, kendisine oy verecek
doğal ve potansiyel seçmenlerle yetinmesi; farklı nedenlerle
kendisine farklı mesafelerde duran veya karşı çıkan, hatta
karşısındaki kişilere yakın olan ve onlara destek vermesi olası
seçmenlere bir biçimde ulaşmaya ve onları kazanmaya çalışmaması
düşünülebilir mi?
***
Bırakın Beyoğlu gibi bir yerde
yerel seçime katılan Alper Taşı, 31 Mart Yerel Seçimine
katılmayan ve bir avuç kadın ve erkekten oluşan Birleşik Haziran
Hareketi/Datça bile; yazılı hale getirdiği 'Adayları ön seçim
ile belirleyin' çağrısını 03.11.2018 günü MHP, AKP, VP, İYİ PARTİ,
CHP ve HDP ilçe örgütleri'ne; bilahare, ilerki tarihlerde (Şubat
2019) 'Datça'da Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' broşürünü
HDP İlçe Örgütü'ne, CHP ve MHP seçim bürolarına bir biçimde
ulaştırmış; farklı yerlerde, doğrudan ilişkilerle, farklı
kişilere vermiş ve her görüşten kadın ve erkekle Datça'ya
ilişkin görüşlerini tartışmış ve tartışmaya devam
etmektedir.
Seçim çalışmasının, hele
hele bir yerel çalışmasının mantığı, bunu gerektirmektedir.
Yani bir şeyi, hakkını vererek
ya tam yaparsın ya da 'yapar gibi' gözükmezsin; seçim çalışması,
bu çerçevedeki bir çalışmadır.
Bir başka deyişle, örn: siyasi,
toplumsal vb. herhangi bir iddiası olan, yaşadığı yerde, bir
yerel seçim öncesi dönemde, bir önceki yerel seçim ve genel
seçim sonuçlarına bakarak 'Tamam, burada şu kadar oy
potansiyelimiz var; bu, Belediye Başkanını almamıza yetmez ama şu
kadar Belediye Meclisi Üyeliği çıkarmamıza yeter; gidelim veya
bir biçimde haber gönderelim; filan partiden o kadar Belediye
Meclis Üyeliği isteyelim; verdi verdi, vermedi Belediye Meclis
Üyelik seçimine katılalım; garanti, o kadar veya bu sayıya yakın
Meclis üyesi çıkarırız' diye düşünerek hareket edemez; eğer
ederse, bu bir yerel seçim çalışması olmaz; başka bir şey
olur...
***
İşte Alper Taş, kurallarının
neler olduğunu bildiği veya kurallarında baştan anlaştığı
Beyoğlu Belediye Başkanlık seçimi çalışmaları çerçevesinde
İYİ PARTİ seçim bürosuna giderken ( ki, çok açık yazalım, gitmemesi
ciddi bir hata olurdu; onun ciddiyetini, seçimi alacağına dair
kararlılığını ve inancını sorgulatır idi; keza, arkadaşlarının
ona olan güvenini sarsardı...) 'Aman gören olur, resmimizi filan
çekerler; tedbirli olalım; dikkat edelim; laf olur...' gibi
saçmalıkları aklına bile getiremez; İYİ PARTİ seçim bürosuna varınca
da 'Aman aramızda kalsın, dedikodu ederler, yıpranırım vb.vb...'
diyemez; görüşmenin kapalı kapılar arkasında olmasını
isteyemez, dahası dayatamazdı.
Bir başka deyişle, Alper Taş
(ve yanındaki arkadaşları), açıkça yapılan bir ziyaretin doğal
akışı içerisinde (İYİ PARTİ Beyoğlu seçim bürosunda) muhtemelen
gündeme gelebilecek bir fotoğraf çektirme olayını ve eğer böyle
bir şey olursa, bu fotoğrafı/fotoğrafları çekenlerin,
kendisiyle fotoğraf çektirenlerin veya bir gün bir biçimde bu
fotoğrafları ele geçirenlerin bu fotoğrafları kendi
aleyhine/aleyhlerine kullanabileceklerini düşünerek hareket
edemez; ziyaret ettikleri kişilerden gelebilecek fotoğraf çektirme
taleplerine 'Hayır, çektirmeyiz.' diyemez, onların önünde komik
bir duruma düşemezdi...
Çünkü politika açık yapılmak
ve bu çerçevede yapılan bir şey de her yerde ve herkesin önünde
açıkça savunulmak zorundadır; ya da o, açıkça savunulamayacak
bir şey ise, asla yapılmamalıdır...
Bu kadar net!
***
Alper Taş ve arkadaşları(keza
Maçoğlu ve arkadaşları), bu konuda, bu 31 Mart Yerel Seçim
sürecinde yapılan seçim çalışmalarında, 'kendi tutarlılıkları'
açısından, Türkiye Solunun yüz akı konumunda olan kişileri
arasındadırlar; bu nedenle, bırakın onları 'tu kaka' etmeyi,
onların bu hakkını teslim etmekten, bunu yüksek sesle söylemekten
ve itiraf etmekten kaçınmamalıyız.
***
Ama, sonrası süreçte, yani çok
geçmeden, bir-iki gün sonrasında gelişmelerin nasıl olduğunu
biliyorsunuz; o seçim bürosunda çekilen fotoğraflar veya
bazıları, o fotoğrafları çekenler veya çektirenler tarafından
veya o fotoğrafları çekenlerin/çektirenlerin bilgisi ve rızası
hilafına bazılarınca bir biçimde elde edilerek bir yerlere
ulaştırıldı; o birileri de bunları, jet hızıyla 'haber'
yaptı; bazı Sol, Sosyalist ve Devrimci kişiler ise, bunları,
başka bazıları gibi 'haber'(!) olarak değerlendirdi ve aralarında
(kamuoyuna yönelik olarak, yukarıda yazdığımız notları
ekleyerek) paylaşmaya başladı... (Bu, okuduğunuz SOL-HDP
İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI başlıklı yazı, tam da
bu fotoğrafların bu biçimde paylaşıldığının görülmesi ve
paylaşanların farklı kişilerce defalarca uyarılmalarına rağmen
ısrarla yayınlanmaya devam etmeleri, dahası bunun da ötesine
geçtiklerine tanık olunması sonrasında, 1. ve bu 2. bölümde
okuduğunuz biçimde kaleme alınarak, öne çekildi.)
Bu kadar!
(Not-1: Bu yazıyı İnternetten
okuduğunuza göre, Google girin; 'Alper Taş ve İyi Parti' yazın,
çıkan haberleri tıklayın; daha ilginci, oradaki ,en altta olan
'ekşi sözlük' üzerine de tıklayın, çıkan sayfanın altındaki
'link ilgili haber' yazılı yeri tıklayın; ne görüyorsunuz?
'Alper Taş'tan ilginç ziyaret', okuyun; işte bu fotoğrafların
kaynağı...Fotoğrafları 'haber' yapan veya 'haber' yapanlardan
birisi olan 'ETHA-Etkin Haber'(?) Ajansı bu fotoğrafları (x)'in Twitter hesabından almış (yazılanlardan o anlaşılıyor); bakın
bakalım, kimler bu fotoğrafları 'haber' kabul edip, Alper Taşın
aleyhine kullanmış; SABAH, TAKVİM, A HABER, YENİ AKİT ve bir de
bu yazıda atıfta bulunduğumuz Sol, Sosyalist ve Devrimci bazı
kişiler...
Ne diyebiliriz?
Yazık!
Not-2: Bu içerikteki yazılarda,
asla, ilk yazan olmadık; yalnızca, ilk yazanın, yazdığına nasıl
olsa yanıt veren olmayacağını düşünerek, 'fütursuzca' yazmaya
devam etmesinin doğru olmayacağını göstermeye çalıştık;
başka bir şey değil...
Not-3: Görülen lüzum üzerine,
SOL-HDP İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI başlığı
altındaki yazılarımıza şimdilik ara verdik.)
09.03.2019/Datça
Mehmet Erdal

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder