pazarlıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2019 Salı

2019.01.18.DAHA NELER GÖRECEĞİZ -2

  Hiç yorum yok
12:14


     DAHA NELER GÖRECEĞİZ?...-2
     Duyuyorsunuz!
     Okuyorsunuz!
     31 Mart'ta yapılacak olan Yerel Seçim'de partiler, çevreler, gruplar vb. adına 'aday' gösterilecek kişilerin kimler olacağının tartışılmaya ve adayların peyderpey ilan edilmeye başlandığı andan itibaren farklı yerlerde farklı partilerden, sayıları yerden yere değişen kadın-erkek üyeler ve artı taraftarlar, 'ayrıldıklarını ve x partisine geçtiklerini' veya 'bağımsız' olarak seçime katılabileceklerini yüksek sesle dile getiriyorlar...
     ***
     Şaşırıyor muyuz?
     Hayır...
     Neden?
     'Ön seçim' önerisi üzerine yapılan tartışmaları ele alan ve yayınlanan yazıları okuyanlar, bu 'ayrılmalara' yol açan 'rahatsızlıklara' değinildiğini ve bunun, herhangi bir çevre, grup, parti vb. özgü değil, 'ön seçim' yapmayan ama 'aday' çıkarmayı düşünen bütün muhataplar için 'olası' bir durum olduğunun vurgulandığını anımsayacaklardır.
     ***
     Önce, 'Yerel Seçim'i Dünyanın, Ortadoğunun ve ülkenin içinde bulunduğu durumu ileri sürerek kendi var olan gerçekliğinden koparmaya, 'Genel Seçim' ve hatta 'ülkenin bekası' düzleminde tartışmaya/tartıştırmaya çalıştılar; büyük ölçüde başarılı da oldular...
     Hal böyle olunca, savuna geldikleri 'biat', 'itaat' vb. kültürleri gereği 'Demokrasi' ile 'doku uyuşmazlığı' bulunanlar ve bu 'algı'ya itiraz etmeleri gerekirken bir biçimde bu akıntıya kapılıp da bu durumdan 'fayda' sağlamaya çalışan şaşkınlar, 'ön seçim' ile 'aday' belirleme yerine,doğal olarak Genel Merkeze 'sadık' kişi arayışına giriştiler ve 'atama' yapmayı tercih ettiler.
     Aslında bu 'atama' yöntemi, yereldeki gerçekliği göz ardı eden, yerel dinamikleri ve yerel dengeleri, hatta ve hatta, 'Yerel seçim' söz konusu olduğunda çok doğal olan 'kişisel/grupsal beklentileri/hesapları' dışlayan bir yöntemdi.
     Haliyle olası bazı sorunlara ve gelişmelere yol açması kaçınılmazdı...
     ***
     Muhtemeldir ki, bu yolla 'aday' belirleyenler, bu olasılıkları öngörmüşler ve kendilerince 'Vatan, Millet, Sakarya vb.' çerçevesinde yüksek sesle ve yer yer sert ifadelerle dillendirdikleri gerekçeleri İl ve İlçe Örgütleri üyelerinin 'tartışmasız' kabulleneceklerini, 'kol kırılır, yen içinde kalır' deyip yaşanan gelişmeleri sineye çekeceklerini, aksi bir gelişme olursa da zaten 'gerekeni' yapacaklarını düşünmüşler ve hesap etmişlerdir.
     Nitekim, bir-iki istisna yer dışında en fazla mırıldanarak tepkilerini gösterdikleri 'atama' yöntemine değil, asıl o yerde atanan adayları görünce 'çatlak ses' çıkaranlara ve dahası 'kazan kaldıranlara' karşı derhal 'gerekeni' yapmışlardır.
     Basına ve kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, bu gelişmelerin dışında, 'aday' olarak ilan edilmeyenlerden ve/veya istedikleri kişilerin aday ilan edilmediğini düşünenlerden oluşan ve bazı yerlerde, o yerdeki seçimin kaderini belirleyebilme potansiyeline sahip olan 'kopmalar' ve dahası 'geçişler' de gözlenmiştir... Bu yazının yazıldığı an itibarıyla de yeni 'kopmalar' ve 'geçişler' olasıdır.
     ***
     Bu 'geçişler'de göze çarpan ve üzerinde (ilgilenenlerce) düşünmeyi gerektiren nokta şudur:
CHP'nin bazı İlçe Örgütlerinden hatırı sayılır sayıdaki üye ve taraftar, parti başkanları ve yöneticileri arasındaki söz düelloları bu kadar sert ve keza partiler arasındaki ilişkiler böylesine gerginken, karşılıklı ağır suçlamalar gırla giderken, CHP'yi 'tek adam' yönetimiyle suçluyor ve o güne kadar (neredeyse bütün dünya tarafından) 'tek adam' yönetimiyle suçlanan AKP'ye geçiyorlar.
     Hadi neden ayrıldıklarını anladık ('ön seçim' olmaması, aday gösterilmemeleri veya istedikleri kişinin aday ilan edilmemesi vb.); peki ama, neden AKP?...
     18.01.2019/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

2018.12.13.KAZANANLAR VE KAYBEDENLER

  Hiç yorum yok
09:05


KAZANANLAR VE KAYBEDENLER
     İşin cılkı çıkmaya başlamıştı.
     Nihayet!
     31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Yerel Seçim çerçevesinde bazı siyasi partiler, çevreler, gruplar vb. arasında yürütülen (aleni/gizli) 'pazarlıkların' sonuna gelindiği anlaşılıyor; bugün-yarın ayrıntılar ( hangi İlçe, İl ve Büyük Şehir Belediyelerinin kimlere bırakıldığı) belli olur...
     ***
     Yerel Seçim tartışmalarının gündemin birinci sırasını aldığı andan itibaren 'ön seçim'i öneren ve savunanların neler söylediklerini ve neler yazıp (bir, üç, beş...değil, daha çok) yayınladıklarını biliyorsunuz: ''Bu yapılacak olan Yerel Seçimdir. Seçimin yapılacağı yerdeki insanların, kendi aralarından, kendi adına veya bir parti/bir kaç parti, çevre, grup vb. adına 'aday' olan kişiler arasından (kendilerince ve farklı nedenlerle) tercih ettikleri 'adayı/adayları' seçmesidir. Bu nedenle, seçime katılacak aday, kendi adına değil de bir veya bir kaç parti, çevre, grup vb. adına seçime katılacaksa, o partinin veya partilerin, çevrelerin, grupların vb. bütün üyelerinin katılacağı bir 'ön seçim' ile belirlensin; siyasi partiler yasası, aday adaylarının ekonomik, sosyal, ailevi vb. durumları nedeniyle elbette 'mükemmel' değil, ama bu koşullara rağmen en doğru ve en adil 'yöntem' (farklı nedenlerle) budur.''
     ***
     Ama gelin görün ki, seçime katılacak partilerin, çevrelerin, grupların vb. ezici çoğunluğu, (tepeden tırnağa bütün yöneticileri ve hatta üyeleri) 'ağız birliği' etmişcesine, (bazı istisnai yerler dışında) ' bizim işimize karışmayın' dercesine, bildikleri yolda yürüdüler; 'ön seçim' önerisini ellerinin tersiyle bir kenara ittiler.
     ***
     Siyasi partiler, çevreler, gruplar vb. (kendilerinin ifadeleriyle, 31 Mart 2019 Yerel Seçimini 'stratejik önemde' gördüklerinden) geliştirdiklerini söyledikleri belli bir strateji çerçevesinde hareket ettiklerinden olsa gerekir ki, yapılacak olan seçimi 'yerel' düzlemde değil, 'genel' düzlemde görüp 'ön seçim'i gereksiz ve hatta (bu stratejiyi baltalayabilecek, dumura uğratabilecek) 'zararlı' bir düşünce olarak gördüler.
     Belediye Başkanlıklarına ve Belediye Meclis Üyelikleri'ne 'aday adayı' olanlar 'özgüven' yoksunluğundan, yönetim kademelerindekilerin 'öfke şimşekleri'ne muhatap olmak istemediklerinden veya başkaca yollardan (da) 'aday' olabilecekleri hesaplarına giriştiklerinden vb. olsa gerekir ki 'ön seçim' önerisine ya sıcak bakmadılar ya da mırıldanmanın ve ses getirecek, etkili ve sonuç alıcı (örn: Akhisar) olmayacak düzeyde bir şeyler söylemenin ötesine geçemediler.
     Aday gösterecek partilere, çevrelere, gruplara vb. üye olanlar, 'böyle gelmiş böyle gider', 'ne fark eder ki? Ha Ali, ha Veli...', 'mahallenin delisi ben miyim?', 'kim olursa olsun, ben bir yolunu bulur ve işimi hallederim' vb.vb... diye düşündüklerinden, kendilerinin üyesi olduğu İlçe ve İl örgütü adına seçime girecek adayın kim olacağına 'iradesi' ile 'belirleyici' olarak katılmak, bir başka deyişle, bu düzlemde de olsa 'oyun'a 'oyuncu' olarak katılmak yerine, o güne kadar olduğu gibi 'edilgen' konumunda kalmayı yeğlediler.
     Aday gösterecek partilerden, çevrelerden, gruplardan vb. herhangi birine yakınlık duyan veya duymayan ama 31 Mart günü sandığa gidip oy kullanacak yetişkin bireylerin büyük çoğunluğu, olup biten sanki onu ve onun yaşamını hiç mi hiç ilgilendirmiyormuş gibi olup biteni tv. kanallarından, internet sitelerinden, okuduğu gazetelerden, kahve köşelerindeki muhabbetlerden vb. izlemeyi ve ilgisiz kalmayı tercih ettiler/ediyorlar.
     ***
     Sonra İlçe, İl ve Büyük Şehir Belediye Başkanlıkları'na 'atama' yoluyla 'adaylar' ilan edilmeye ve İlçeler, İller, Büyük Şehir Belediyeleri 'pazarlık' masalarında 'paylaşılmaya' başlandı ve şimdi 'pazarlıkların' sonuna gelindi.
     ***
     Aday göstererek seçime katılan partiler, çevreler, gruplar vb. bu yerel seçimde, izlediklerini söyledikleri 'stratejinin' sonucu neleri kazandıklarını veya neleri kaybettiklerini 31 Mart akşamı ve asıl 1 Nisan 2019 sabahından itibaren başlayan dönemde yaşayarak görecekler.
     'Bugünün kazananı' konumunda olan adayların gerçekten kazanıp kazanmadıkları; kaybedenlerin ise neleri ve ne kadar kaybettikleri, 31 Mart günü akşamı öğrenilebilecek...
     ***
     Yaşadığımız süreçte, daha bugünden, 'bir kez daha kaybedenler' olarak nitelendirilebilecek ve tarihe not olarak düşülebilecek olanlar ise bellidir: Aday adaylıktan 'aday'lığa 'terfi' ettirilmeyenler; üyesi oldukları partiler, çevreler, gruplar vb. tarafından ne düşündükleri sorulmayan ve irade beyanında bulunmaları istenmeyen ve yapılacak 'atama'ya 'oy' vererek 'onay' vermeleri istenenler; olup bitene 'seyirci' konumunda 'kayıtsız' kalan ve ortaya çıkacak 'sonuç'tan hiç mi hiç etkilenmeyeceğini veya 'bir yolunu bulup' kendi başının çaresine bakabileceğini düşünen...'oy veren insanlarımız ve onların her şeyden 'bihaber' veya 'sessiz/suskun/korkan' çocukları...
     ***
     'Bir kez daha kaybeden' ve her daim 'Kaybedenler Kulübü' üyesi olanlar, bu sunulan ve daha baştan onlara 'kaybettiren' bu yolun 'yol' olmadığını ve bir daha kaybetmemek için bir başka 'yol'a gereksinim olduğunu ve bugünden bunun arayışına başlamak gerektiğini bilinçlerine yerleştirinceye kadar 'kaybetmeye' devem edeceklerdir...
13.12.2018/DATÇA
Mehmet Erdal

Devamını Oku...

2018.12.06.İTTİFAK TARTIŞMALARI VE GİRİŞİMLERİ ÜZERİNE

  Hiç yorum yok
08:20


     İTTİFAK TARTIŞMALARI VE GİRİŞİMLERİ ÜZERİNE
     'Ön seçim' önerisinin tartışıldığı yazılarda da bir-iki kez değinilen 'İttifaklar' konusunu, (günlük yaşamda tanık olunanlar çerçevesinde) özel olarak ele almakta ve tartışmakta yarar var.
     ***
     Bilindiği ve bütün iletişim (basın, tv ve İnternet) kanallarından öğrenildiği üzere, AKP ile MHP, 'Cumhur İttifakı' içerisinde yollarına devam ederken, bir gün, tam da Yerel Seçim tartışmalarının gündemin ilk sıralarını almaya başladığı sıra, kendi aralarında ansızın kapıştılar ve birbirlerine karşı 'tehditler' savurmaya ve 'şantaj' kokan konuşmalar yapmaya; ardından, (anket sonuçlarının, özellikle Ankara, İzmir ve İstanbul için 'alarm' sinyallerinin çalmaya başladığını ortaya koyan sonuçlarının masalarına konulmasından sonra olduğu söylenen bir aşamada) birbirlerine karşılıklı 'jestler'de bulunmaya ve kamuoyuna 'Cumhur İttifakı bitmedi, sürüyor ve sürecek' yollu açıklamalar yapmaya başladılar.
     Son gelinen noktada, Bahçeli'nin deyişiyle, 30 İl'de yapılacak Büyük Belediye Başkanlığı seçimi masaya yatırılmış ve (ilçeler dahil) 'pazarlık' sürüyormuş...(Kendi içinde 'iç savaş' yaşayan BBP, bu pazarlıkların son anlarında konuya dahil oldu ve 'ben de varım' dedi.)
     Eyvallah !
     ***
     'Cumhur İttifakı' dışındaki 'Millet İttifakı', HDP ve diğer kesimler de ise bu 'Yerel Seçim' konusundaki gelişmeler, çok farklı ve çok karmaşık bir görünüme sahip: MHP ile AKP'nin arasının açıldığı günlerde, HDP eş başkanlarından Sezai Temelli, AKP' ye dönerek ve Kürt meselesini kastederek 'Muhatap aramayın...Gelin masaya oturalım' yollu açıklama yaptı ve (zamanlaması 'manidar' bulunduğu için) kafalar karıştı; ortada 'fol yok yumurta yok' iken yapılan bu açıklama ne anlama geliyordu? (Bkn: 23.10.2018/ Bianet/ Cumhuriyet com. ve haber.sol.org.tr)
     CHP, İYİ PARTİ ve SP, ama özellikle CHP ve ikinci derecede İYİ PARTİ, tam da AKP ve MHP'nin istediği doğrultuda bir 'saflaşma' görüntüsü vererek, 31 Mart 2018 Yerel Seçiminde her yerde veya karşılıklı olarak anlaşmaya varılabilecek yerlerde 'ittifak' arayışlarına giriştiler ve görüşmeye başladılar.
     ***
     Yerel Seçim'de yapılacak 'ittifak' konusunda kafası en karışık partinin CHP olduğu söylenebilir; CHP bazı yerlerde 'tek başına', bazı yerlerde İYİ PARTİ ve SP ile 'kerameti kendilerinden menkul' adaylar çerçevesinde anlaşarak ortaklaşa bir tavır ortaya koymayı ve o yerlerde seçime birlikte girmeyi savunurken, başka bazı yerlerde ise HDP veya diğer bazı çevreler, gruplar vb. ile bir biçimde görüşmelere ve arayışlara yönelmiş durumdadır.
     İkinci konumda kafası karışık parti HDP'dir, denilebilir; HDP, AKP ile MHP'nin yeniden 'flört' yapmaya başlaması ve akabinde hızlıca anlaşmaları üzerine, yüzünü Doğu'da 'Kürtleri temsil' iddiasındaki partilere ve Batı da ise ( söylemde muallak bir 'birlik' çağrısı yaparak ama günlük yaşamda farklı biçimlerde girişimlerde bulunarak) CHP'ye dönmüş; bunun olmadığının veya olmayacağının anlaşıldığı anda veya yerlerde ise farklı sol, sosyalist ve devrimci partilerle, çevrelerle, gruplarla vb. ile ortak aday çıkarma seçeneğini elinde bulundurma yolunu tercih etmiş görünüyor.
     ***
     Bu yazının yazıldığı tarihte farklı partiler, çevreler, gruplar vb. arasındaki (aleni/gizli) 'ittifak' arayışları ve girişimleri , özet olarak bu çerçevededir.
     ***
     Bu 'ittifak' görüşmelerinin herhangi birisinde 'kerametleri kendinden menkul' a, b, c...kişilerinin şu veya bu koltuğa oturtularak o yerde seçimin alınması, şu veya bu yerin şu veya bu partiye bırakılması dışında, her yerin kendi gerçekliğine uygun programların tartışıldığına ve adayların 'demokratik' yollardan belirlenileceğine dair kamuoyuna yansıyan veya yapılan ikna edici tek bir açıklama yoktur.(Hiç şüphesiz, bazı Sol, Sosyalist ve Devrimci çevrelerin de bir biçimde dahil olduğu ama çok az yerde yapıldığı duyumları alınan bazı istisnai 'ittifakları' bu kapsamda değerlendirmemek gerekir)
     Her şey kapalı kapılar ardında yürütülmekte (AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'a göre, AKP ile MHP arasında yürütülen 'pazarlığın' içeriğinden yalnızca 2+2 olmak üzere 4 kişinin haberi varmış; geri kalanlar, içerikten 'bihabermiş' /Birgün/08.12.2018) ve bütün bir ülke, bu olup bitenler sanki onu hiç mi hiç ilgilendirmiyormuş gibi 'seyirci' konumunu korumaya devam etmektedir...
     2018 yılının son günlerinde içine düşülen şu duruma bakın.
     ***
     Bütün, bu çerçevede ve bu düzlemde yürütülen bu 'pazarlıklara' karşı çıkmaktan başka hangi tavır, 'doğru tavır' olabilir?
     06.12.2018/DATÇA
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

2018.12.04.ÖN SEÇİM ÖNERİSİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI 2

  Hiç yorum yok
08:00


    'ÖN SEÇİM' ÖNERİSİ ÜZERİNE TARTIŞMALAR (2)
     31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Yerel Seçim'de herhangi bir yerde seçime katılacak bir parti, çevre, grup vb. kendi adına yarışa katılacak adayı belirlemek için, mevcut bütün üyelerine çağrı yapıyor ve 3150 üyesinden 2085 tanesinin katılımını sağlayarak, mevcut 'aday adayları' arasından hangisinin 'aday' olacağını belirleyebiliyor ise ve ardından, bu aday adaylarından en çok ikinci oy alan aday adayı çıkıp 'bizim adayımız en çok oy alan arkadaşımızdır' diye açıkça ilan edebiliyor ve diğer aday adaylarıyla 'aday' olma yarışından çekilebiliyorsa...evet bu, adı ne olursa olsun, bir 'ön seçimdir; 'ön seçim' yapılsın diye önerilirken (tek başına aday çıkarmak istenildiğinde) kastedilen/istenilen ve beklenen de budur.
     CHP'nin Manisa/Akhisar İlçe Örgütü tam da bunu başardı.(02.12.2018) (CHP'nin başka İl ve İlçe Örgütünde veya başkaca herhangi bir partinin, çevrenin, grubun vb. herhangi bir İl ve İlçe Örgütü böylesi veya benzeri bir şey gerçekleştirdi mi?..Bilemiyoruz.)
     ***
     Demek ki 'tek başlarına' veya 'ortaklaşa' aday çıkararak yapılacak olan 31 Mart'taki yerel seçime katılmak isteyen partilerin, çevrelerin, grupların...İl ve İlçe Örgütlerinin yöneticileri (aday adayları ve üyeleri, o yerdeki oy verecek diğer bazı kadınların ve erkeklerin bu doğrultudaki istemlerini de dikkate alarak) isterlerse/ ısrar ederlerse ve bu doğrultuda ortak ve güçlü bir irade ortaya koyabilirlerse, bir biçimde 'kitabına' (parti tüzüklerine ve Genel Merkez kararlarına) uydurarak 'ön seçim' yapabilirlermiş...
     Kapalı kapılar ardında yapılan (parti içi veya partiler arası) pazarlıkları ve bu pazarlıklar çerçevesinde (şu veya bu konumda, şu veya bu kadar sayıda) 'kerameti kendinden menkul' adayları 'tek başına' veya 'ortaklaşa' belirlemeyi vb.vb...beklemeyebilirlermiş.
     Ortaya çıkan gerçek budur.
     ***
     Siyasal Partiler yasasından veya yerel ve genel pek çok nedenden kaynaklanan 'sağlıksız' İl ve İlçe örgütleri yönetimleri, üye profilleri...vb. gerçeği, bu 'ön seçim'in yapılmasının reddedilmesini, gereksiz ve yersiz olduğunun ileri sürülmesini 'haklı' çıkarır mı?
     Hayır.
     'Ön seçim' önerisi, bu koşullarda dahi (pek çok açıdan ve en önemlisi oradaki örgütün üyelerinin tamamının veya büyük çoğunluğunun desteğini arkasında görebilecek adayı belirleme açısından) 'en iyi' sonucun elde edilmesini sağlayabilecek en gerçekçi bir öneri olarak gündeme getirilmiştir.(Varsayımlara dayalı ve gerçekçi olmayan diğer bütün 'daha demokratik' olduğu iddia edilebilecek öneriler 'soyut' ve 'dönüştürücü/sonuç alıcı olmayan' önerilerdir; dahası çok 'subjektif'tirler.)
     ***
     Böyle bir 'ön seçim'in (bir biçimde) gerçekleştirilmiş olmasının, diğerlerine 'pozitif örnek' olması gibi bir katkısının dışında, kime ve ne zararı vardır? (Elbette, şu veya bu nedenle, ilke olarak 'ön seçime karşı çıkan kişi ve anlayışlara bir zararı vardır ve bu konu, bundan sonraki yazının konusudur.)
     ***
     'Ön seçim'i yapmış olmak yeterli midir?
     Elbette değil.
     Bu, daha önce de yazıldı; 'ilk adım'dır.
     'İkinci adım', bu yolla aday belirleyen İl ve İlçe örgütlerinin, o yere uygun somut ve kapsamlı bir program ortaya koymalarıdır.
     Koyabilirler mi?
     Bekleyip görmek gerekir.
     'Ön seçim'in arkasından gelmesi gereken ikinci adım,doğal olarak bu olmalıdır.
     Bu 'ikinci adım' atılmaz ise ne olur?
     Eksik olur...
     Bu kadar...
     Eh ne denir bilirsiniz; 'Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz'...
     04.12.2018/DATÇA
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

2018.11.29.YEREL SEÇİM Mİ GENEL SEÇİM Mİ

  Hiç yorum yok
06:32


     YEREL SEÇİM Mİ ?
     GENEL SEÇİM Mİ ?
     31 Mart 2019 tarihinde yapılacak seçim, ne seçimidir?
     Yerel Yönetim seçim'i...
     Kimleri seçeceğiz?
     Yerel Yöneticilerimizi...
     Kim seçecek?
     O yerde yaşayan ve 'seçmen' konumunda olan kadınlar ve erkekler...
     Bu duruma itiraz eden var mı?
     Yok...
    ***
     Acaba?
     ***
     MHP/DEVLET BAHÇELİ 'Ankara, İstanbul ve İzmir'de aday çıkarmayacağız. AKP kimi gösterirse göstersin, onları destekleyeceğiz' ve ardından, AKP/ERDOĞAN ' MHP ile karşılıklı jestler'imiz olacak' dedikten sonra şunu soramaz mıyız?
     Peki bu ne?
     Evet, yapılacak olan 'Yerel Seçim' ise bu sözler ne anlama geliyor?
     ***
     Yerel Seçimler'de, Muhtar/Azalar ve Belediye Başkanı/Meclis Üyeleri olarak bildiğimiz farklı konumdaki Yerel Yöneticiler, o köy, belde, ilçe ve illerde yaşayan (veya yaşamayan ama bir biçimde o yer ile ilişkili olan) kadın ve erkek adaylar (o yerdeki il ve ilçe örgütü olan siyasi partiler tarafından 'aday' olarak gösterilen veya 'bağımsız adaylar') arasından seçilir ve sonrası 5 yıl görev yaparlardı.
     Bugüne kadar genel kabul gören ve haliyle gelenekselleşen uygulama böyleydi.
     Bu Yerel Seçim'de de böyle olması beklenirdi.
     Ama öyle olmayacağı veya en azından bazı (sayısı şu an bilinemeyen) yerlerde böyle beklendiği gibi olmayacağı anlaşılıyor.
     MHP ile AKP'nin 'kapalı kapılar' ardında yaptığı 'pazarlıklar'dan sonra söylenen bu sözlerden, bundan başka bir şey anlaşılmıyor.
     ***
     Anlaşılan o ki, MHP ile AKP, kamuoyuna da yansıyan bazı 'gel-git' ve 'zikzaklardan' sonra( gerçekte, şimdilik bilinemeyen bazı 'hesapların', siyasi ve kişisel kaygıların, endişelerin vb. sonucu olan) 'ülkenin bekası' gibi 'tumturaklı' bir söylem çerçevesinde, yapılacak olan Yerel Seçim'i, kendi 'YEREL' gerçekliğinden koparma ve başka bir düzlemde 'algılama' ve 'algılanmasını' sağlama yoluna yöneldiler.
     Hal böyle olunca, yerellerdeki İl ve İlçe Örgütlerinin (ve onların üyelerinin) iradelerini ve inisiyatiflerini 'hiç' saymaktan imtina etmediler...
     O yerlerde yaşayan kadınların, erkeklerin ve çocukların gereksinimlerini ve beklentilerini ise haliyle hepten 'hiç' saydılar...
***
     MHP ve AKP'nin İl ve İlçe Örgütleri, bu gelişmeler karşısında, farklı nedenlerle veya 'biat'(AKP), 'itaat'(MHP) kültürleri gereği (şimdilik de olsa) sessizler...
     ***
     Peki, MHP ve AKP'nin dışındaki CHP, İYİ PARTİ, HDP, VP, SP...vb. siyasi partiler bu nokta da da ne düşünüyorlar ve neler yapıyorlar?
     ***
     Yapılan açıklamalara ve günlük yaşama da yansıyan gelişmelere bakılırsa CHP'nin bu noktada 'kafası karışık'; bir yandan, diğer partilerden daha önce bazı İl ve İlçeler'deki 'adayları' açıklayarak bir adım önde yol almaya başladı ama öte yandan, ülke genelinde, farklı siyasi partiler ile 'kapalı kapılar' ardında (nerelerde ,kimlerle ve hangi içerikte olduğu belli olmayan) 'ittifak' görüşmelerini sürdürüyor.
     Diğer 'muhalif' partiler'in suskunluklarına ve günlük yaşama yansıyan gelişmelere bakılırsa, onlar da, bu noktada, bu 'seçim'in 'Yerel Seçim' olduğuna pek emin değiller ve bu nedenle 'ittifak' olayını 'ilk sıra'ya almış durumdalar.
     ***
     Bu MHP ile AKP'nin istediği bir 'algılama' biçimidir ve haliyle bu 'saflaşma', bu düzlemdeki bir 'ittifak' arayışı, yanlış; kalıcı olmayan ve sonuç almayan bir 'ittifak' arayışıdır.
     ***
     Yereldeki kadınların, erkeklerin, çocukların ve bütün canlıların yaşam alanlarına, çevreye, suya, trafiğe, kirliliğe, gürültüye, eğitime ve kültüre, tarihe, alt yapıya...ve hepsinden önemlisi o yerdeki 'Demokratik Yaşam'a ve 'Demokrasi'ye dair somut bir programı kabul ve taahhüt etme temelinde olmayan ve sadece a,b,c vb...kişilerin yerel yönetim'de konumlandırılması çerçevesinde yapılan (somut programdan daha çok bu kişilere/onların konumlarına farklı 'kerametler' yüklenerek yapılan ve hiç şüpheniz olmasın, sonucu, çoğunlukla 'sükut-u hayal' olan) bu 'ittifaklar' ile bir yere varılamaz.
     Bu yanılgıya bir kez daha düşmek ve yanlış olanı bir kez daha denemek, kimseye yarar getirmez.
     ***
     Yapılması gereken, her yerde, 'bu bir yerel seçimdir' deyip; o yerde, günlük yaşama dair somut, kapsamlı ve kalıcı bir program çalışması yürütmek ve bu çerçevede bir araya gelinebilecek olanlarla bir araya gelmeye çalışmaktır.
     Hiç şüpheniz olmasın, bu ülkede, bunu yapmaya çalışan kadınlar ve erkekler de vardır...
     Gerisi 'lafügüzaf'dır.
     29.11.2018/DATÇA
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...