26 Aralık 2019 Perşembe

2019.03.11.31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...1-9

  Hiç yorum yok

     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-1
     Şu an içinde bulunduğumuz yerel seçim sürecinde Datçamızda Belediye Başkanlığı için yarışan kaç aday var ve hangi partiler adına yarışıyorlar, biliyor muyuz?
     CHP adına, Gürsel Uçar.
     MHP ('Cumhur İttifakı') adına, Feyzullah Gülada.
     İYİ PARTİ adına, Levent Aslan.
     VP adına, Ayfer Özaslan.
     BBP adına, Rasim Uslu....
     ***
     Başka bir parti adına Belediye Başkanlığı seçimine katılan başka bir aday var mı, inanın, bu yazıyı yazarken, hala bilemiyorum.
     Dahası, CHP ve MHP ('Cumhur İttifakı') adayları dışındakilerin isimlerini öğrenmek veya aklımda kalan isimler üzerinde iyice emin olmak için İnternette sorgulama yapmak zorunda kaldım; yani, belki benim için de kötü bir puan bu ama, sanırım sahadaki gerçek, üç aşağı beş yukarı, bu ifade ettiğim gibi...
     Öyleyse, sahada, Datça özgülünde, öne çıkan iki adayın olduğunu ve yarışın, bu iki aday arasında sürüyor olduğunu ve dahası sürecek gibi göründüğünü söylemek, pek de yanlış bir şey olmayacak.
CHP adına yarışan Gürsel Uçar ve MHP('Cumhur İttifakı') adına yarışan Feyzullah Gülada.
     ***
     CHP adına yarışan Gürsel Uçar, 3,5 yıldır Belediye Başkanı olmasının da etkisiyle olabilir, bilemiyorum, Datça'da yaşayan seçmenler açısından 'Gürsel Başkan' veya ondan genç olanların yaygın ifadesiyle 'Gürsel Abi'...
     MHP adına yarışan Feyzullah Gülada, önceleri pek bilinmeyen ve hatta bir ara AKP'den Datça Belediye Başkan adayı olacağı dahi konuşulan, şimdiler de ise, Muğla'da görev yaptığı Diş Hastahanesinde Datça'dan giden hastalara gösterdiği ilgi ve yakınlık nedeniyle yaygın bir şekilde hakkında çok olumlu konuşulan, isminden daha çok namıyla bilinen 'Doktor'...
     ***
     İşte, oy kullanacak seçmenler arasında yaygın olarak bu şekilde algılandıklarını ve tanımlandıklarını söyleyebileceğimiz bu iki adaydan birisi, 31 Mart akşamı Datça'nın yeni Belediye Başkanı olarak seçilmiş ve haliyle ipi göğüslemiş kişi olacak!
     ***
     Sizce kimi seçmeliyiz?
     11.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal

     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-2
     Bir kişi, kadın erkek hiç önemli değil, günlük yaşamı içerisinde, çevresiyle, kendine has bir ilişki kurar ve onun dışındaki herkes, onun bu çevresiyle kurduğu ilişkilere, dahası olaylar karşısında gösterdiği tepkilere ve yaklaşımlarına bakarak, onun hakkında bir yargıya varır; o kişiyi, o yargıları çerçevesinde tanımlar ve ona, o şekilde davranır ve bir başkasına/bir başkalarına da, sorulduğunda, o kişiyi o tanımladıkları söylemle tanıtır; örn: 'adam gibi adam', 'öyle göründüğüne bakma, kalıbının adamı değildir'...vb.vb.
     Anlaşılacağı üzere, bu yargılar ve haliyle tanımlamalar, o kişinin dışındaki herkesçe aynı içerikte olmaz ve aynı kelimelerle ifade edilmez; bu çok normaldir.
     Aksi, düşünülemez!
     ***
     Günlük yaşamdaki kişinin bu davranışları ve onun hakkında varılan ve herkesçe birbirine benzer veya birbirinden tamamen zıt olarak ifade edilen yargılar; hiç şüphesiz, hayatın rutin akışı içerisinde ve o kişinin günlük yaşamında, o kişi ve o kişinin yakın çevresi açısından bir önem taşır ve önemsenir; sorgulanır, sorgulanması istenir veya 'boş veeer' denir, geçiştirilir; üzerinde düşünmeye ve durmaya değer bile bulunmayabilinir...
     Ama o kişi, bir kamu görevi yürütüyorsa veya Belediye Başkanlığı (keza Belediye Meclis Üyeliği, muhtarlık, azalık...) gibi herhangi bir kamu görevine talipse veya kendisi dışındakilerce böyle bir göreve aday gösteriliyorsa, o kişinin çevresiyle kurduğu bu ilişkiler ve haliyle o kişi hakkında oluşan yargılar ve o kişi için yapılan tanımlamalar çok önemli olur.
     ***
     'Gürsel Başkanın veya ondan küçüklerin 'Gürsel Abisi' olan Gürsel Uçar'ın sokakta gezerken gördüklerine veya makamında oturup görevini yaparken, bir işi için kapısından içeri girenlere nasıl davrandığına dair birbirinden farklı pek çok değerlendirmelerin yapıldığını; olumlu ya da olumsuz yargılarda bulunulduğunu; aleyhinde veya lehinde konuşulduğunu... söyleyebiliriz.
Diğer adaylar ise, bu çerçevede ele alındığında, bir muammadır; yeterince tanınmıyorlar ve bilinmiyorlar; hiç şüphesiz, aileleri içinde ve yakın çevrelerinde onlara yönelik bir yargı ve onları tanımlama ifadeleri vardır ama bu, o dar çevrelerin dışına çıkamadığı ölçüde, böylesi bir seçim sathı mailinde, onlar için dezavantajdır veya avantajdır, bilemeyiz.
     ***
     Bütün bu adayların, hiç olmazsa bu seçim çalışmaları sürecinde, kendileri hakkında var olan(eğer varsa) bu yargıları değiştirmeleri veya pekiştirmeleri; eğer kamuoyunca bilinmiyorlar ise veya yeterince tanınmıyorlar ise, bunu oluşturmaları vb.vb., hangisinin hangisine ihtiyacı varsa, o konuya yoğunlaşmaları ve haliyle seçmenin, 31 Mart günü kullanacağı oyu kendisine vermesini sağlayacak bir çaba içerisine girmeleri gerekir ve beklenir.
     ***
     Gürsel Uçar hakkında, bugüne kadarki performansı çerçevesinde ifade edersek; sokağın nabzını elinde tutmaya çalışan, sokakla barışık, koşturan, bir şeyler yapmaya çalışan, kapısı herkese açık, derdine derman olunmasını isteyen herkese (bazı istisnalar dışında) 'tamam' diyen (ama ne kadar yerine getirdiği konusunda muhtelif görüşler ileri sürülen)...birisi, şeklinde yaygın bir kanı oluşmuş durumda, denebilir.
     Diğer adaylar hakkında ise bu seçim sürecindeki çok yönlü performansına bakılarak, seçmenlerce bir kanıya varılacak ve bu kanı, onun seçimi kazanması veya kaybetmesi açısından çok önemli olacaktır...(1993 yılı Eylül ayından beri Datça'ya gelip giden, 2001 yılından beri bilfiil Datça'da yaşayan ve tam 25 yıl Datça pazarında pazarcılık yapan birisi olarak, sayın Gürsel Uçar dışındaki adaylar hakkındaki bu bilgi eksikliği yalnızca bana aitse, evet bu durumda bu benim utanılacak bilgi eksikliğimdir; haliyle herkesin bildiği ve tanıdığı o adaylardan özür dilerim, şimdiden.)
     ***
     06.03.2019 günü 3 kişi, bir marketin önünde oturuyoruz; birimiz market sahibi, birimiz bahçıvan ve 3. kişi de bendeniz.
     Akşamleyin, MHP ('Cumhur İttifakı') Belediye Başkan adayı, bir taksi içerisinde, arkadaşlarıyla geldi; MHP Belediye Meclis üyesi olan arkadaşı arabadan indi, yanımıza geldi, elimizi sıktı, markete girdi, alış veriş yaptı ve tekrar arabaya döndü, bindi ve gittiler:
     Nereye mi?
     Marketçi arkadaşın kayınpederinin yanına; seçim çalışması yapmaya.
     Düşünebiliyor musunuz, Belediye Başkanlığı yarışında çok iddialı olan ve iktidarın bütün desteği arkasında bulunan bir aday, seçim çalışması çerçevesinde özel olarak yanına gittiği (o kadar önemsediği) kişinin damadının marketine geliyor, haydi bırakalım normal koşullarda arabadan inip hal hatır sorması ve kendini tanıtması gerektiğini, arabadan inmiyor bile...
     Neden?
     Bizi kale(kaale) almadığından mı?
     Hayır!
     Kimseyi tanımıyor da ondan.
     Kapısının önünde durduğu marketçinin, ziyaretine gittiği kişinin tek damadı olduğundan habersiz.
     Halbuki Datça, çok küçük bir yer.
     Burada, insani ilişkiler hala çok önemli.
     Feyzullah Gülada ise, doğduğu ama artık yabancısı olduğu bu küçücük yerde el yordamıyla yol almaya ve bu seçimi kazanmaya çalışıyor.
     Yanında olan ve herkesi çok iyi tanıyan yol arkadaşları ise onu yeterince ve sağlıklı bir şekilde yönlendirmiyor...
     Durum bu!
     (Haksızlık etmeyelim; sayın Feyzullah Gülada, bir biçimde uyarıldıktan sonra, 08.03.2019 günü markete gelip özür diliyor; 'iyi bir insan' olduğu kanısını pekiştiriyor.)
     ***
     Sayın Feyzullah Gülada ve seçim çalışması yapan arkadaşları için bu, not edilmesi gereken bir görüntüdür.
     ***
     Biz, boşuna mı, Kasım ayının ilk gününden itibaren 'Bu bir yerel yönetim seçimidir. Bu seçimde, kendi aramızdan, bu işe istekli kişiler arasından, farklı nedenlerle 'en uygun' bulduğumuz kişiyi/kişileri bu göreve seçeceğiz. Bu yerel seçimde, 'ithal aday' olmaz...Kim aday olacaksa veya kimler kimi aday gösterecekse, o aday o yerde yaşayan birisi olmalı; bir siyasi parti adına veya partiler adına aday gösterilecekse, o partinin veya partilerin ilçe örgütlerinin içinden çıkmalı' diyoruz!
     İşte bunun gibi durumları, taa o günlerden öngördüğümüz için!
     13.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal



     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-3
     Muğla Büyük Şehir Belediye Başkanlığı, Datça Belediye Başkanlığı, Belediye Meclis Üyelikleri ve dahası Mahalle (artık 'Köy' değiller) Muhtarlıkları için onlarca aday en yeni urbalarını giymişler; seçim bürolarında, kahvelerde, iş yerlerimizde, evlerimizde, sokaklarımızda, pazaryerlerinde; yetmedi, 'gör beni' dercesine her köşebaşında gözümüze çarpan panolarda, ulusal ve yerel basında, çağımızın en hızlı iletişim aracı İnternette her gün yeni bir şeyler söylüyor ve 31 Mart akşamı o koltuğa oturabilmek için bizlerden oy istiyorlar...
     ***
     Hangisine/Hangilerine inanacağız ve oyumuzu vereceğiz?
     ***
     Datça (farklı nedenlerle çok göç alsa da) oldukça küçük bir yer (keza Muğla) ve bu seçim, hala aksi doğrultudaki (giderek azalan tonda olsa da) akla ziyan 'Genel Seçim' söylemlerine karşın, bir yerel seçim.
     Datça'da yaşayan ve haliyle oy kullanacak olan her birimiz, farklı konumlara talip bu adaylar ve bu adayların bu koltuklara neden talip oldukları konusunda muhtemelen bir biçimde bir fikir sahibiyizdir ya da eğer istersek, çok kısa sürede, her bir aday hakkında, hangisine oy vermemiz gerektiğine (elbette her birimiz, kendimizce) yetecek kadar bilgi toplayabilir ve bir fikir sahibi olabiliriz.
     Bu kadar kolay...
     ***
     Sizce:
     Hangileri, üyesi oldukları partilerin 'yasal zorunluluk' nedeniyle gösterdiği adaylardır?
     Hangileri, 'laf olsun' ya da bir başka ifadeyle, 'Bir kez, benim de namım yürüsün' diyerek aday olmuştur?
     Hangileri, partilerince 'Biz de varız, hala ayaktayız, bakın, görün, unutmayın.' anlayışı çerçevesinde aday gösterilmiştir?
     Hangileri, partilerince, bu kez aday gösterilmediği için, gerçekte buna bir tepkinin ifadesi olarak aday olmuştur?
     Bunların hangileri (onların kendileri için neler söyledikleri hiç önemli değil) sizce 'Koltuk sevdalısı' ve hangileri 'Vatan ve Millet aşkıyla'(!) yanıp tutuşan kişilerdir?
     Hangileri, 31 mart özgülünde, 'Bu mahalle, bu Datça, bu Muğla bizim; burada ben/biz yaşıyoruz, bir şeyler yapmalıyım/yapmalıyız!' diyerek bağımsız veya şu ya da bu partiden aday olmuştur? vb.
     ***
     Yani, bir başka deyişle, bunlardan hangileri '31 Mart Yerel Seçim' dersine iyi çalışmış, konuyu içselleştirmiş ve size 'İşte bu!', dedirtiyor? Ya da hangileri dersine hiç çalışmamış, 'laf olsun' diye kitabın kapağını açıp şöööyle bir bakmış ve sizde 'Bu rol kesiyor, ama beceremiyor!' duygusu uyandırıyor?
     Ya da hangileri çalışmaları gereken ders'e(Yerel seçim) değil, bugün için konumuz olmayan derse (Genel seçim) çalışmışlardır?
     Neden?
     15.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal

     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-4
     Sizce, 31 Mart'ta, bu ülkede yapılacak olan Yerel Seçim mi? Genel Seçim mi?
     Bir başka deyişle, siz, 31 Mart'ta 'Bu bir yerel seçimdir' diyerek mi, yoksa 'Sözde Yerel ama gerçekte bu bir Genel seçimdir ' diyerek mi oy kullanacaksınız?
     Hangisi?
     ***
     Biliyorsunuz, Ekim-Kasım aylarında, 31 Mart yerel seçim sürecinin gündemimize girmeye başladığı ilk anlarda, 'Cumhur İttifakı' bileşenleri (AKP,MHP), 'Ülkenin bekası söz konusu' diyerek, 31 Mart'ta yapılacak olan seçimin ismen 'Yerel' ama gerçekte 'Genel' seçim olacağını; seçmenin, bu seçimi böyle algılayarak oy kullanması gerektiğini biteviye tekrar etmeye başlamışlardı.
     Muhalif konumda olmaları sebebiyle de olsa bu teze cepheden karşı çıkması beklenen ve bilahare 'Millet İttifakı'nı yeniden oluşturan partiler (CHP,İYİ PARTİ) ile HDP ise, ayrıntılarını yalnızca kendilerinin bildiği ama bazı bazı kısmen kamuoyuna açıkladıkları gerekçeler ile bu beklentilerin tam aksine, bu 'Yerel ama gerçekte Genel seçim' tezine, bir biçimde katılmışlardı.
     31 Mart'a yaklaşım böyle olunca, bütün bu partiler, bazı istisnai durumlar ve yerler dışında, 31 Mart Yerel seçim stratejilerini, ittifakları, seçim söylemlerini, aday belirleme yöntemlerini (başka nedenlere ek olarak) ve çıkardıkları adayları...haliyle, nihayet, toplumda, 31 Mart akşamına yönelik beklentileri, bu çerçevede oluşturmaya azami gayret göstermişlerdi.
     ***
     Bu, 'Yerel ama gerçekte Genel seçim' tezine, biz, daha ilk andan itibaren (örn: B.H.Hareketi / Datça olarak 03.11.2018 tarihinde ve sonrasında) cepheden karşı çıkmış ve ısrarla bunun, ülke gerçekliğiyle bağdaşmadığını, bazı şeyleri gözden kaçırmaya çalışmak olduğunu, sağlıklı sonuçlara yol açmayacağını vb.vb. ısrarla söylemiş ve elimizden geldiğince de bu düşüncelerimizi yazıya dökerek kamuoyu ile paylaşmıştık.
     Dahası, bu çizgimiz gereği, söylemimizle tutarlı olarak, Datça'da herhangi bir biçimde seçime katılmamamıza rağmen, Datça özeline yönelik olarak 'Datça'da Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' broşürünü bastırmış ve bilahare bu broşürü, kapı kapı dolaşarak, elden Datçalılara ulaştırmaya çalışmış; bir biçimde, Datça'daki Yerel Yönetimin Demokratikleştirilmesi ve Demokratik Bir Yerel Yönetimin yaratılması içerikli görüşlerimizi tartışmaya açmıştık.
     ***
     Geldik, bugüne.
     ***
     Bugün ülkemizdeki, Muğla'daki ve Datça'daki (31 Mart'a yönelik) havayı nasıl görüyorsunuz?
     Bugün yaşadığımız yer Datça'da ve İlimiz Muğla'da, hangi adayın/adayların (Büyük Şehir Belediye Başkanlığına, Datça Belediye Başkanlığına ve Belediye Meclis Üyeliklerine aday olanların) partileri hangi söylemle yola çıkmış ve kendileri, hangi perspektifle aday olarak belirlenmiş ve şimdi ise hangi söylemle sizin karşınıza çıkıyorlar?
     Neden?
     ***
     Kime inanıyorsunuz?
     18.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal

     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM ÜZERİNE...-5
     Fethiye'de, Marmaris'te, Bodrum'da....Belediye Başkanlıkları ve bütün ilçelerde Belediye Meclis Üyelikleri ile Muğla Büyük Şehir Belediyesi'ne yönelik (ilgili siyasi partiler vb. ve potansiyel adaylarca) Ekim- Kasım ve hatta Aralık ayında yapılan siyasi hesaplar, öngörüler; kişisel umutlar, beklentiler ve bu çerçevedeki kulisler nelerdi ve isimleri üzerinden tartışma konusu yapılanlar kimlerdi, anımsıyor musunuz?
     Bir de şimdiki duruma bakın; ne görüyorsunuz?
     ***
     'Burası Türkiye, kardeşim; bunlar normal; abartılacak ve hele hele şaşırılacak bir şey yok; siyaset bu' mu diyorsunuz?
     Yoksa 'Bunlar çok saçma gelişmeler; burası Türkiye, tamam; ama biz bu kadarını da hak etmiyoruz; başka bir yol olmalı ve o yoldan yürünmeli idi' mi diyorsunuz?
     Ne diyorsunuz?
     ***
     31 Mart Yerel Seçim sürecini, başından beri izleyenlerin bildiği üzere, biz, Ekim ayının sonlarından itibaren, yerellerde aday olacak veya aday gösterilecek kişilerin, adına seçime katılacakları parti ya da partilerin o yerdeki İl veya İlçe örgütlerinin bütün üyelerinin katılacağı bir 'ön seçim' ile belirlenmesinin (diğer aday belirleme yöntemlerine göre) 'en iyi yöntem' olduğunu söylemiş, savunmuş ve istisnasız bütün partilere önermiştik (03.11.2018)
     Bize göre, bir parti ya da bir kaç parti adına o yerelde yerel seçime katılacak kişi, ister kendisi aday olsun ister aday olması istenmiş olsun, her nasıl olursa olsun; o yerdeki İl veya İlçe örgütü adına aday olacakları için; öncelikle ve çok doğal olarak, o İl ve İlçe örgütü üyeleri tarafından belirlenmeliydi; bu, bu konuda 'söz, yetki ve karar' hakkının, yalnızca o İl ve İlçe örgütleri üyelerinde olduğu anlamına geliyordu.
     Keza aday adayları arasından adayı/adayları en sancısız olarak belirlemek, bir başka deyişle (siyasi partilerin İl ve İlçe örgütlerindeki ileri sürülebilecek bütün olumsuz koşullara karşın) en 'doğal elemeyi' yapabilmek ancak bu yolla mümkündü.
     Yoksa, 'Demokrasi', o partide 'lafügüzaf'tan ibaretti.
     ***
     'Ön seçim' konusunda, uzun süre, o kadar çok yazı yazdık ki, 'Ön seçim'i (söylemde) ilke olarak reddetmediklerini ama şu veya bu nedenle bugün (veya her zaman) uygulayamadıklarını söyleyenler açısından bile bizim bu ısrarımız, tabir-i caizse, 'gına getirdi' olarak görüldü ve yer yer de ifade edildi.
     ***
     Halbuki, 'ön seçim' konusunda, bu öneriyi ısrarla önerirken ve savunurken olduğu gibi şu an bile o kadar eminiz ki, eğer Muğla (keza ülkemizin her yerinde) İl ve İlçelerinde, aday gösteren partiler, adaylarının kimler olacağını 'ön seçim' yoluyla belirlemeyi tercih etselerdi; bugün bu yerel seçim sürecinde gördüğünüz manzara-i umumiye olmayacak; başka ve daha az sorunlu bir manzara-i umumiye olacaktı.
     Çünkü, her aday adayı, baştan, 'ön seçim'in sonucuna razı olarak yarışa katılacaktı.
     ***
     Öte yandan ülkemizin, farklı gerekçeler ileri sürülerek ve farklı söylemler geliştirilerek 'tek adam' rejimine evriltildiği 24 Haziran Genel Seçimler sonrası içine girilen bugünkü süreçte 'ön seçim'i savunmak ve bunu, 31 Mart Yerel Seçim sürecinde İl ve İlçe örgütlerinde, o İl ve İlçe örgütleri üyelerince yaşanılan bir gerçeklik haline getirmek; bu 'Tek adam' rejimine ve bu anlayışa, cepheden ve temelden yöneltilmiş somut bir eleştiri/reddiye olacaktı.
     Bir başka deyişle, 'ön seçim'i savunmak ve yaşanılır bir gerçeklik haline getirmek, 'Biz tek adam rejimini savunanlardan farklıyız. Biz, bir başka yaşam kültürünü ve siyaset yapma tarzını, yani Demokrasiyi savunuyoruz ve öneriyoruz' söylemini 'kuvveden fiile' çıkarmaktı.
     ***
     31 Mart Yerel seçim sürecinde, bu 'Demokrasi' içeriğinden ve iddiasından yoksun bir seçim çalışması, tabir-i caizse, yalnızca, basit bir 'iktidarı ele geçirme' veya ' pay sahibi olma' (Belediye Meclisi'ne girebilme) kavgası olarak anlaşılır, algılanır ve haliyle, seçmenler tarafından asıl olarak bu algı çerçevesinde tercihler yapılırdı.
     ***
     Siz ne düşünüyorsunuz?
     20.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal


     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-6
     31 Mart Yerel seçiminde farklı koltuklara seçilecek kişilerden birisi olmak için aday olanların veya onları aday gösteren çevrelerin ve siyasi partilerin bir kısmının ellerinde, muhtemelen, bizim bilemediğimiz bir sihirli değnek, belki de Musa'nın asası, belki de bambaşka bir şey var...
     Nereden mi biliyoruz?
     Eğer ellerinin altında böyle bir şey olmasa, bu yerel seçim sürecinde, aday oldukları yer (Datça, Muğla) ile ilgili somut tek bir şey söylemeden, somut tek bir vaatte bulunmadan (sessiz kalarak ya da yerel seçimle ilgili-ilgisiz afaki bazı şeyleri paylaşarak) bu yerel seçimde aday oldukları konuma geleceklerini farklı biçimlerde ifade etmezler ve bizlerin de bu söylediklerine inanmamızı beklemezler idi.
     ***
     Bu konumda olan adayların veya aday çıkaran çevrelerin ve siyasi partilerin içinden hangilerinin, düzenledikleri 'eş, dost, hısım, akraba' ve 'sen, ben, bizim oğlan' toplantılarında (kamuoyuna açıklayamadıkları) neler vaat ettiklerini veya kendi çevrelerindekilere 'kulaktan kulağa' neler fısıldadıklarını, haliyle o seçmenleri nasıl ve ne kadar ikna ettiklerini; bunları yeterli görüp görmediklerini; eğer yeterli görmüyorlar ise başkaca neler yaptıklarını ve bütün bunları bir 'yerel seçim çalışması' başlığı altında nasıl değerlendirdiklerini (keza böyle bir dertleri olup olmadığını), bilemiyoruz.
     ***
     Datça'da, 31 Mart Yerel Seçim sürecinde Belediye Başkanlığına ve Belediye Meclis Üyeliklerine aday gösteren CHP ile MHP ('Cumhur İttifakı'), şu ana kadarki sahada gözlemlenen 'yerel seçim çalışmaları' ve farklı biçimlerde kamuoyuna duyurdukları Datça'ya yönelik somut projeleri ile 'öne çıkan iki alternatif aday/parti' tanımını hak etmiş görünüyorlar.
     ***
     31 Mart akşamına kadarki Belediye Başkanımız da olan CHP'nin Belediye Başkan adayı Gürsel Uçar ( ve CHP İlçe Örgütü), özellikle 'Bir çayınızı içmeye geliyoruz/Bizim Gürsel' başlıklı köy (şimdilerde Mahalle) toplantıları ve Datça'ya yönelik kamuoyuna duyurduğu somut projeleri açısından oldukça şaşırtıcı bir performans gösterdi; onun bu hakkını, teslim etmek gerekiyor.
2014 Yılı yerel seçim sonucu Belediye Başkanı seçilen Şener Tokcan'ın istifası sonrası Belediye Başkanlığı görevini üstlenen Gürsel Uçar'ın 3,5 yıllık Başkanlık performansı değerlendirildiğinde; onun ve CHP'li Belediye Meclis Üyelerinin, Datça'nın var olan sorunlarının kalıcı çözümüne yönelik, rutin günlük yaşamın akışı ve bu çerçevedeki Belediye çalışmalarının dışında, somut ve dikkate değer projeler üretmek için çalışmalar yaptıkları veya bu amaçla bir çalışma başlattıklarına dair, ancak, 'tartışılabilir' bazı şeyler söylenebilir.
     Nitekim, biz B.H.Hareketi/Datça olarak 'Datça'da Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' başlıklı broşürümüzde, bu eksiklikten yola çıkarak, 31 Mart'ta seçilecek Belediye Başkanımızın, fazlaca günlük rutin işler içinde boğulup gitmemelerini, günlük işlerde birim amirlerini yetkilendirerek, kendilerinin Datça'nın var olan veya sonrası süreçte gündeme gelmesi olası sorunların kapsamlı ve kalıcı çözümü için çalışmalar yapmayı gündemlerine almaları gerektiğini önermiştik.(Bknz: a.g.broşür)
     CHP Belediye Başkan Adayı Gürsel Uçar, itiraf edelim, bu oldukça ilgi topladığı aşikar olan Köy/Mahalle buluşmaları ve İnternette yayınladığı Datça'ya yönelik somut önerileri ile (şahsen beni) çok şaşırttı; beklenilmeyen bir çıkış yaptı; Gürsel Uçar'ın sokakla barışık ve sokakların nabzını elinde tutmaya özen gösteren bir kişi olduğu imajını pekiştirdi ve aynı zamanda 'CHP'nin/Gürsel Uçar'ın hiçbir somut projesi yok' söyleminin doğruluğunu sorgulanır hale getirdi.
     ***
     MHP ('Cumhur İttifakı') adayı Feyzullah Gülada ise aday olarak gösterilme sürecine yönelik (yok AKP'den/yok MHP'den aday) oluşan bazı ('aday ol dendiği için aday oldu' eksenindeki) ön yargıların tam aksine, iktidarı arkasına almış bir aday olduğunun bilincinde ve bunun bilinmesini isteyen türden projeleriyle de oldukça dikkate değer bir performans gösterdi; hakkını yememek, gerekiyor.
     Ama, uzun yıllar doğduğu yerden uzak yaşamış birisinin doğal 'yabancılığına' bürokrasiden gelmenin doğal davranışları eklenince, hiç de şaşırtıcı olmayan 'iletişim' problemleri hemencecik dilden dile dolaşmaya başladı.
     ***
     Biz, yukarıda sözünü ettiğimiz ve keza pek çok Datçalının bilgisi dahilinde olan broşürümüzün bir yerinde ''...Var olan sorunlarımız arasında 'hangisi önceliklidir?' diye sorulsa, hiç şüphesiz Datça Yarımadasında yaşayan her birimiz bu soruya muhtemelen farklı bir yanıt vereceğiz; çünkü yaş, cinsiyet, sağlık, gelir, iş, yaşama bakış...vb. açısından aynı değiliz ve haliyle, bu yaşamdan/ buradaki yerel yönetimden beklentilerimizin öncelikli sıralaması farklıdır. Bunu biliyoruz''(Bknz: a.g. broşür) demiştik.
     ***
     Şimdi, 31 Mart'ta oy kullanacak olan kadınlar ve erkekler olarak, Datça'ya yönelik somut projelerini kamuoyuna açıklayan veya açıklamayan ama iddialı olduklarını beyan etmeye devam eden Belediye Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi adaylarından hangisinin/hangilerinin söyledikleri sizlere makul geliyor?
     Datça hepimizin; ama yaşamlarınız sizin...
     22.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal


     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-7
     Datça'da, içinde bulunulan yerel seçim sürecinde, Belediye Meclisi'ne aday çıkaran partilerin oluşturdukları ve ilan ettikleri 'Meclis aday listeleri' ile ilgili olarak, iki eleştiri dillerde dolaşmaktadır:
     *'Muhtarların aza listeleri bile Siyasi Partilerin Meclis listelerinden daha nitelikli'.
     * 'Yap-Satçılar, İnşaatçılar, Müteahhitler listelere damgalarını vurmuşlar'.
     ***
     Bu eleştirilerden ilki, ağırlıkla, CHP Belediye Meclis aday listesine yöneliktir ve haliyle, kolayca tahmin edilebileceği gibi, CHP dışı kişilerce, kesimlerce veya kendince nedenlerle bu ilan edilen listeden memnun olmayanlarca dillendirilmekte ve yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.
     İkinci eleştiri ise 'Meclis aday listesi' çıkaran her üç (CHP, MHP ve HDP) partiye yönelik olarak farklı siyasi görüşten seçmenlerce (ortak ama farklı nüanslarda) dile getirilmektedir.
     ***
     Bilindiği üzere biz, Belediye Başkan adayı ve Belediye Meclis Üyeleri adaylarının 'ön seçim' yoluyla belirlenmesi gerektiği konusunda ısrarcıyız.
     Bu tavrımızın birinci nedeni 'Demokratiklik' ise, diğeri de o adayın/adayların o İl veya İlçe örgütü'nü gerçekten temsil etmeleri gerektiği veya bir başka deyişle, o adayın/adayların, İl veya İlçe örgütü'nün desteğinin arkalarında olduğunu hissetmeleri ve bilmeleri gerektiği içindir. (Çünkü, o aday veya adaylar, seçim çalışmasını, asıl olarak, o içinden geldikleri ve temsil ettikleri İl veya İlçe örgütü ile yürütecekler; çalışmanın motor gücü, o İl veya İlçe örgütü olacaktır.)
     Bunun dışında, yerel seçim çalışmalarında mesajın tam yansıtılmasını sağlayacak bir liste veya seçmeni iknaya yönelik bir 'vitrin' oluşturma kaygıları (eleştiri sahiplerinin 'nitelik' dedikleri) önemli olmakla birlikte, yalnızca bu kaygılarla o İl veya İlçe örgütü'nün rızası hilafına veya göstermelik bir liste oluşturmak da bizce pek savunulacak bir şey değildir.
     Bizim 'öncelikli' planda gördüğümüz (ama 'Demokratik' yoldan belirlenmesini önerdiğimiz) bir hususun (örgütün ruhunu yansıtan adayın/adayların) yerine 'ikinci' planda gördüğümüz bir hususun (seçim mesajı verecek liste/vitrin liste) 'öncelikli' olması gerektiğini ileri süren bir yaklaşım, bizim fazlaca üzerinde duracağımız bir konu değildir...
     ***
     Ben, ilk eleştiriyi, bu yazıda ifade edildiği biçimiyle değil elbette, aynı içerikte ama bir başka biçimde, bir tarihte, önce CHP İlçe Başkanı Aytaç Kurt'a ve bilahare 23.02 2019 tarihinde, Birgün Gazetesi için yaptığım röportaj bittikten sonra, Gürsel Uçar'a sordum.
     Verilen yanıtlara göre, CHP Belediye Meclis listesi, CHP İlçe Örgütüne adaylık başvuruları yapanların arasından, farklı kriterler esas alınarak belirlenmiş ve sıralandırma yapılmış.
     'Bu listenin arkasında İlçe Örgütü var, diyebilir miyiz?' sorusunun yanıtı, 'Hiç şüphesiz, elbette var.' oldu.
     ***
     Bizde 'beyan esastır'...Biz, kişilerin beyanlarına inanırız!
     ***
     İkinci eleştiri, bizce, insanların, yaşadıklarından hareketle kendi düşüncelerinde oluşturdukları 'ön yargıları', bu vesileyle dışa vurmasıdır.
     ***
     İnsanlar, günlük yaşamlarını geçirdikleri farklı mekanlarda karşılaştıkları yapısal sorunların sorumlusu olarak gördükleri, dahası yerel/ulusal basında ve farklı iletişim kanallarındaki haberlerde benzer ve daha büyük sorunların sorumlusu olarak ilan edildiğini duydukları bir meslek mensuplarının (Yap-Satçılar, İnşaatçılar, Müteahhitler) Belediye Meclis listelerinin ön sıralarına (seçilmesi garantili yerlere) yerleşmek için neden her şeyi yaptıklarını ve listeyi düzenleyenin/düzenleyenlerin de bunlara neden boyun eğdiklerini veya onay verdiklerini bir türlü anlayamamakta; bulunduğu noktaya ve kendisindeki 'ön yargılara' bağlı olarak bin türlü yorum yapmaktadır.
     Öyle ki, bu duruma yüksek sesle itiraz edenlerin ve dahası, bu listelere oy vermeyeceklerini açıklayanların sayısı hiç de az değildir...
     ***
     Bizce, herkes, istediği Belediye Meclis Aday listesinden aday olabilmek ve istediği sıraya yerleşebilmek için o listeyi düzenleyenlere başvuruda bulunabilir; listeyi düzenleyenler de, bu başvuruda bulunanlardan istediklerini listeye alabilirler ve istedikleri yerlere yerleştirebilirler.
     Bu, karşılıklı olarak onların haklarıdır ve bizim bu gelişmelere yönelik, eleştiriden öteye herhangi bir müdahale hakkımız yoktur.
     Ancak, bizim, hem belediye Başkanlığına hem de Belediye Meclis Üyeliklerine aday olanlara ve bu listeleri düzenleyenlere, seçmen olarak, bu çerçevedeki gelişmelerden dolayı bizlerde oluşan kaygıların giderilmesine yönelik, somut bir çağrı yapma hakkımız vardır.
     ***
     Okuyucularımızın anımsayacağı üzere, biz, Birleşik Haziran Hareketi/Datça olarak hazırladığımız ve dağıttığımız 'Datçada Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' broşüründe bu tartışılan konuya yönelik bir çağrıyı, daha bu listeler ilan edilmeden ve haliyle bu eleştiriler dile getirilmeden çook öncesinden, şu şekilde dile getirmiştik: '...Belediye Başkanı ve Meclis Üyesi seçilenler göreve başladıklarında ve görevi bıraktıklarında mal beyanında bulunmalı ve bu beyanlar Datçalıların bilgilenmesine ve denetimine açık olmalıdır.
     Belediye Başkanı ve Meclis Üyesi seçilenlerin kendilerine ve (eş, kardeş, çocuk, anne ve baba gibi) birinci dereceden akrabalarına ait işletmelerin, görev süreleri dönemince,Yerel Yönetimle iş yapmalarına karşı çıkılmalıdır...'(Bknz:a.g.broşür)
     ***
     Evet, 31 Mart'ta Belediye Başkanlığına ve/veya Belediye Meclisine aday olanlar ile bunların mensubu oldukları siyasi partiler (CHP, MHP/AKP ve HDP), daha bugünden, göreve başladıkları andan itibaren bu çerçevede hareket edeceklerine dair kamuoyuna yazılı bir açıklamada bulunmalıdırlar.
     Bulunmalıdırlar ki, seçmen, kimin 'Kamu hizmeti' için kimin başka amaçlar için o göreve talip olduğuna dair kendince bir kanıya varsın ve oyunu ona göre kullansın...
     25.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal

     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-8
     CHP Belediye Başkan adayı sayın Gürsel Uçar, 23.02.2019 günü, Birgün Gazetesi adına yaptığım röportajın bir yerinde, kendiliğinden ''...Örgütüme dedim ki 'Ben 5 yıl daha bu görevde kalmak istiyorum. Bir dönem sonra aday olmadan bana bu koltuğu verseler aday olmayacağım, örnek bir Belediye Başkanı olacağım, buraya bir arkadaşımızı, Datça'ya hizmet verecek bir arkadaşımızı hep beraber bulup bu göreve getiririz' dedim. Yapılması gereken işlerin adına bir dönem daha aday olmayı düşündüm. 'Bir dönem daha siz seçmenlerden destek istiyorum' dedim. Onun için adayım...''(24.02.2019/farklı yerel İnternet siteleri) diye konuşmaya başlamıştı; şaşırmıştım; böyle bir şey beklemiyordum.
     Gerçi biz, bu röportajdan çok önce farklı biçimlerde Datça kamuoyunun bilgisine sunduğumuz 'Datça'da Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' broşürümüzün bir yerinde 'Belediye Başkanı olan ve Belediye Meclisine seçilen bir kişi, aynı makama iki dönemden fazla aday olmamalı ve aday gösterilmemelidir'(Bknz: a.g.broşür) diye önermiştik; ama böyle, normal bir söyleşinin doğal akışı içerisinde, bu çerçevede bir soru sorulmadan, seçimi kazanması olası adaylardan birisinin ağzından bu sözleri duymak, beni çok şaşırtmıştı.
     Fırsatı kaçırmadım ve sordum:'Yani bir dönem sonra aday değilsiniz, öyle mi?'
     Yanıt, anında ve çok net oldu;''Kesinlikle. Örnek olacağım, örnek...Burada Belediye Başkanlığı yapabilecek arkadaşımızı ilçe örgütümüz ile birlikte, Datça insanı ile birlikte yaratmaya çalışacağız. Hizmet edecek adayı bulmaya çalışacağız. Yani bunu söylerken, yarın 'Yok, işi yapacak bir aday olsa, aday olmayacağım' demeyeceğim. Bahane yaratmayacağım. Yetiştireceğiz, bulacağız, bu koltuğa oturtacağız''(Bknz: a.g. röportaj)
     ***
     Bundan önceki bölümde de yazdık; Bizde 'beyan esastır'. Biz insanların beyanlarına inanırız; Gürsel başkanın bu beyanında samimi olduğundan zerrece şüphemiz yoktur.
     ***
     Bizce, bir Mahalle Muhtarından, hatta azasından Cumhurbaşkanına kadar, bütün kamu yönetimlerinde görev almak için aday olacak ve seçilecek bir kişinin, o makamdaki görev süresi azami 2 dönem olmalıdır.
     Bu süre(10 yıl), o seçilen kişinin, o makamda yapabileceklerini yapabilmesi, içinde yaşadığı ve bir parçası olduğu topluma verebileceklerini verebilmesi, sahip olduğu bütün yeteneklerini ve becerilerini gösterebilmesi vb. için yeterli bir süredir.
     Bu kişi bu sürenin sonunda bu makamdan/koltuktan çekilir ve eğer isterse bir başka makama/koltuğa talip olur; o yeni talip olduğu yere seçilir veya seçilemez; terk ettiği yere ise bir başkası gelir; hayat devam eder.
     Çünkü, kadın-erkek hiçbir kimse 'bulunmaz Hint kumaşı' değildir.
     Keza, 'allame-i cihan' da değildir.
     Her birimiz, bir diğerimizden, doğuştan gelen özelliklerimiz, çevremiz, yaşadığımız koşullar, aldığımız eğitim vb. nedenlerle bir adım öndeyizdir ya da bir adım gerideyizdir; ama her birimiz, birbirimizden fersah fersah önde ya da çoook gerilerde değilizdir.
     Kadınlar ve erkekler olarak, her birimiz, bu yaşamdaki eşitlerden yalnızca biriyizdir.
     Biz hem kendimizi hem de dışımızdaki kadın-erkek herkesi böyle görürüz, görüyoruz.
     ***
     Yönetiminde yer almak için aday olunacak kurumlar ise, işleyiş itibarıyla, yönetiminde yer alacak şu veya bu kişiye bağlı olarak şu veya bu biçimde görece işleyiş farklılıkları gösterebilir; ama 'şu kişi olursa çalışır, bu kişi olursa çalışmaz' türünden bir durum asla söz konusu olamaz.
     Bunun aksini savunmak, kurumsallığa karşı çıkmak; kurumların yerine kişisel inisiyatifleri ve ilişkileri geçirmek demektir.
     ***
     Bir biçimde aday olduğu ya da aday gösterildiği makama seçildikten sonra, o makamı/koltuğu (neredeyse ömrü billah) bırakmamak için her şeyi yapanların (sanki yeri asla doldurulamaz imiş gibi, ki mezarlıklar, yaşadıkları dönemde kendilerini böyle görenlerle doludur) bolca bulunduğu ülkemizde, Gürsel başkanın bu tavrı, 'emsal' alınması/gösterilmesi gereken bir tavırdır.
     ***
     Bence, başkaca bazı nedenleri bir yana bırakın; yalnızca bu nedenle bile bu yerel seçimde sayın Gürsel Uçar'a oy verilmeli ve keza, Belediye Meclis Üyelikleri ve Muhtarlık seçiminde de bu nokta göz önünde tutulmalıdır...
     27.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal

     31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...-9
     Bu başlıkta yazıp yayınladığımız yazılarımızın bu son bölümünde de yine top çevirmeyeceğiz; 'falan feşmekan ne der?', 'acaba yanlış mı anlaşılırız?' vb. diye ikirciklenmeyeceğiz; düşündüğümüzü ve yazmak istediklerimizi yazacağız; kamuoyunun bilgisine ve tarihe havale edeceğiz...
     ***
     31 Mart akşamı yerelde (Datça'da) ve genelde (Türkiye'de) seçim sonuçları nasıl olacak?
     Bunu şimdiden bilemiyoruz.
     Ama bu yerel seçim sonuçları ne olursa olsun, bu yerel seçim sürecinde yerelde ve genelde (bizim bulunduğumuz yerden görebildiklerimiz çerçevesinde) bazı isimler öne çıktı; bugünden bunu biliyoruz.
     Bu isimleri, tarihe not düşmek istiyoruz.
     YERELDE
     MERİÇ BORA: Uluslararası Hukuk okudu. İngilizce ve Rusça biliyor. 26 yaşında, kendi görüntüsünden ve kişiliğinden ödün vermeden Datça'nın İskele Mahallesi'ne (en büyük mahalle) muhtar adayı oldu. Mütevazi bir seçim çalışması yürüttü. Adına, 'iki çuval gübre, bir köy tavuğu ve 2 koli yumurta' karşılığı seçim şarkısı besteletti. Bir biçimde politikaya giriş yapmak isteyen yaşıtlarına ve daha genç olanlara örnek oldu. Öz güveni yüksek bir genç...
     DİLEK DÜNDAR: Datça Engelim Olmayın Derneği kurucularındandır. Engellilerle ilgili projelerin yürütücüsüdür. Sempatik, alçak gönüllü ve içten davranan bir kadın olmasının yanı sıra Datça Belediyesi Meclis Üyeliği seçimlerine 'Bağımsız kadın aday' olarak katılma cesareti gösterdi ve mütevazi bir çalışma yürüttü...
    GÜRSEL UÇAR: Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu parti olarak kabul edilen 'Devletçi' ve 'Bürokratik' CHP'nin Belediye Başkanı olmasına karşın sokağın dilinden anladı, o dili konuştu ve sokağın nabzını elinde tutmaya çalıştı. Öncesi belediye Başkanlarından farklı bir profil çizmeye çalıştı. Başkanlığı süresince kapısı herkese açık oldu. Kendi ifadesiyle 'Datça'ya imza atmak' için çalışmaya başladı (dönüşümü başlattı). Nereden geldiğini ve şimdiki konumunu asla inkar etmedi; açık sözlü oldu. 2024 yılında bir kez daha aday olmayacağını şimdiden açıkladı...
     GENELDE
     ALPER TAŞ: ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi (Bir dönem Haziran Hareketi Yürütme Kurulu Üyesi) iken CHP (ile ortak) Beyoğlu Belediye Başkanı adayı olmayı kabul etti. Beyoğlu'nda, arkadaşlarıyla çoook önceden kendilerine şiar edindikleri 'Ya yeni bir yol bulacağız, ya da yeni bir yol yapacağız' anlayışı çerçevesinde yerel seçim çalışması yürütmeye başladı. Yaptığı her şeyi herkesin önünde savunabilme cesaretini gösterdi. İlk anlarda kendisine yüksek perdeden (haksızca) eleştiri yöneltenleri dahi utandıran bir yerel seçim çalışmasına öncülük etti...
     FATİH MEHMET MAÇOĞLU: Dersim(Tunceli) Ovacık'ta yaptığı yerel yönetim çalışmalarıyla 'Komünist Başkan' olarak tanındı. 2 bin nüfuslu küçücük bir ilçede yaptıklarıyla Ulusal ve Uluslararası düzeyde bir ün kazandı. Sol, Sosyalist ve Devrimci kesimlerde yeni bir yüz olarak öne çıktı; kendini sevdirdi. Dersim'de, 31 Mart Yerel Seçimlerinde aday olmak istediğinde, bazılarının akla ziyan suçlamaları ve iftiralarıyla karşı karşıya kaldı; bu karalama kampanyasına karşın, kendine has imajını korumayı ve yoluna o haliyle devam etmeyi bildi...
     TUNÇ SOYER: İzmir Seferihisar'da Belediye Başkanı olduğu sürece yaptığı çalışmalarla isminden takdirle söz ettirdi. CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olduğu andan itibaren, babasının, resmi görevliyken(Askeri savcı) verilen bir görevi yerine getirmesi (12 Eylül 1980 Askeri Darbesi döneminde MHP davası dosyasını hazırlaması) nedeniyle MHP Genel Başkanı ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından suçlandı(Burjuva hukukunda bile babalarından ve annelerinden dolayı çocuklar; çocuklarından dolayı anneler ve babalar suçlanamaz; suç şahsidir...); yargısız infaz yapıldı; böylesine bir haksızlığa uğramasına karşın, yüzündeki o gülümseme hiç eksik olmadı...
     EKREM İMAMOĞLU: İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptı. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu andan itibaren çok iyi bir performans gösterdi. Destekçilerine 'seçimi kazanabiliriz' umudunu verdi. Yaptığı ve söylediği bazı şeyler tartışmalı olsa da, hep 'hedefe' odaklandı. Karşıt konumundakilere farklı bir yaklaşım sergiledi; onları kazanmaya çalıştı. Eşiyle birlikte 'sempatik ve güler yüzlü ikili' profili çizmeyi başardı...
     ***
     'Sel gider, kum kalır' demişler.
     1 Nisan sabahından itibaren, bu yerel seçim sürecine ilişkin olarak, iyisiyle kötüsüyle, akıllarda nelerin kaldığını; neleri ve nasıl tartışacağımızı, yaşayarak, hep birlikte göreceğiz...
     29.03.2019/Datça
     Mehmet Erdal


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder