2019.03.11.31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ ÜZERİNE...1-9
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
SÜRECİ ÜZERİNE...-1
Şu an içinde bulunduğumuz yerel
seçim sürecinde Datçamızda Belediye Başkanlığı için yarışan
kaç aday var ve hangi partiler adına yarışıyorlar, biliyor
muyuz?
CHP adına, Gürsel Uçar.
MHP ('Cumhur İttifakı') adına,
Feyzullah Gülada.
İYİ PARTİ adına, Levent Aslan.
VP adına, Ayfer Özaslan.
BBP adına, Rasim Uslu....
***
Başka bir parti adına Belediye
Başkanlığı seçimine katılan başka bir aday var mı, inanın,
bu yazıyı yazarken, hala bilemiyorum.
Dahası, CHP ve MHP ('Cumhur
İttifakı') adayları dışındakilerin isimlerini öğrenmek veya
aklımda kalan isimler üzerinde iyice emin olmak için İnternette
sorgulama yapmak zorunda kaldım; yani, belki benim için de kötü
bir puan bu ama, sanırım sahadaki gerçek, üç aşağı beş
yukarı, bu ifade ettiğim gibi...
Öyleyse, sahada, Datça
özgülünde, öne çıkan iki adayın olduğunu ve yarışın, bu
iki aday arasında sürüyor olduğunu ve dahası sürecek gibi
göründüğünü söylemek, pek de yanlış bir şey olmayacak.
CHP adına yarışan Gürsel Uçar
ve MHP('Cumhur İttifakı') adına yarışan Feyzullah Gülada.
***
CHP adına yarışan Gürsel Uçar,
3,5 yıldır Belediye Başkanı olmasının da etkisiyle olabilir,
bilemiyorum, Datça'da yaşayan seçmenler açısından 'Gürsel
Başkan' veya ondan genç olanların yaygın ifadesiyle 'Gürsel
Abi'...
MHP adına yarışan Feyzullah
Gülada, önceleri pek bilinmeyen ve hatta bir ara AKP'den Datça
Belediye Başkan adayı olacağı dahi konuşulan, şimdiler de ise,
Muğla'da görev yaptığı Diş Hastahanesinde Datça'dan giden
hastalara gösterdiği ilgi ve yakınlık nedeniyle yaygın bir
şekilde hakkında çok olumlu konuşulan, isminden daha çok namıyla
bilinen 'Doktor'...
***
İşte, oy kullanacak seçmenler
arasında yaygın olarak bu şekilde algılandıklarını ve
tanımlandıklarını söyleyebileceğimiz bu iki adaydan birisi, 31
Mart akşamı Datça'nın yeni Belediye Başkanı olarak seçilmiş
ve haliyle ipi göğüslemiş kişi olacak!
***
Sizce kimi seçmeliyiz?
11.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
SÜRECİ ÜZERİNE...-2
Bir kişi, kadın erkek hiç
önemli değil, günlük yaşamı içerisinde, çevresiyle, kendine
has bir ilişki kurar ve onun dışındaki herkes, onun bu çevresiyle
kurduğu ilişkilere, dahası olaylar karşısında gösterdiği
tepkilere ve yaklaşımlarına bakarak, onun hakkında bir yargıya
varır; o kişiyi, o yargıları çerçevesinde tanımlar ve ona, o
şekilde davranır ve bir başkasına/bir başkalarına da,
sorulduğunda, o kişiyi o tanımladıkları söylemle tanıtır;
örn: 'adam gibi adam', 'öyle göründüğüne bakma, kalıbının
adamı değildir'...vb.vb.
Anlaşılacağı üzere, bu
yargılar ve haliyle tanımlamalar, o kişinin dışındaki herkesçe
aynı içerikte olmaz ve aynı kelimelerle ifade edilmez; bu çok
normaldir.
Aksi, düşünülemez!
***
Günlük yaşamdaki kişinin bu
davranışları ve onun hakkında varılan ve herkesçe birbirine
benzer veya birbirinden tamamen zıt olarak ifade edilen yargılar;
hiç şüphesiz, hayatın rutin akışı içerisinde ve o kişinin
günlük yaşamında, o kişi ve o kişinin yakın çevresi açısından
bir önem taşır ve önemsenir; sorgulanır, sorgulanması istenir
veya 'boş veeer' denir, geçiştirilir; üzerinde düşünmeye ve
durmaya değer bile bulunmayabilinir...
Ama o kişi, bir kamu görevi
yürütüyorsa veya Belediye Başkanlığı (keza Belediye Meclis
Üyeliği, muhtarlık, azalık...) gibi herhangi bir kamu görevine
talipse veya kendisi dışındakilerce böyle bir göreve aday
gösteriliyorsa, o kişinin çevresiyle kurduğu bu ilişkiler ve
haliyle o kişi hakkında oluşan yargılar ve o kişi için yapılan
tanımlamalar çok önemli olur.
***
'Gürsel Başkanın veya ondan
küçüklerin 'Gürsel Abisi' olan Gürsel Uçar'ın sokakta gezerken
gördüklerine veya makamında oturup görevini yaparken, bir işi
için kapısından içeri girenlere nasıl davrandığına dair
birbirinden farklı pek çok değerlendirmelerin yapıldığını;
olumlu ya da olumsuz yargılarda bulunulduğunu; aleyhinde veya
lehinde konuşulduğunu... söyleyebiliriz.
Diğer adaylar ise, bu çerçevede
ele alındığında, bir muammadır; yeterince tanınmıyorlar ve
bilinmiyorlar; hiç şüphesiz, aileleri içinde ve yakın
çevrelerinde onlara yönelik bir yargı ve onları tanımlama
ifadeleri vardır ama bu, o dar çevrelerin dışına çıkamadığı
ölçüde, böylesi bir seçim sathı mailinde, onlar için
dezavantajdır veya avantajdır, bilemeyiz.
***
Bütün bu adayların, hiç
olmazsa bu seçim çalışmaları sürecinde, kendileri hakkında var
olan(eğer varsa) bu yargıları değiştirmeleri veya
pekiştirmeleri; eğer kamuoyunca bilinmiyorlar ise veya yeterince
tanınmıyorlar ise, bunu oluşturmaları vb.vb., hangisinin hangisine
ihtiyacı varsa, o konuya yoğunlaşmaları ve haliyle seçmenin, 31
Mart günü kullanacağı oyu kendisine vermesini sağlayacak bir
çaba içerisine girmeleri gerekir ve beklenir.
***
Gürsel Uçar hakkında, bugüne
kadarki performansı çerçevesinde ifade edersek; sokağın nabzını
elinde tutmaya çalışan, sokakla barışık, koşturan, bir şeyler
yapmaya çalışan, kapısı herkese açık, derdine derman
olunmasını isteyen herkese (bazı istisnalar dışında) 'tamam'
diyen (ama ne kadar yerine getirdiği konusunda muhtelif görüşler
ileri sürülen)...birisi, şeklinde yaygın bir kanı oluşmuş
durumda, denebilir.
Diğer adaylar hakkında ise bu
seçim sürecindeki çok yönlü performansına bakılarak,
seçmenlerce bir kanıya varılacak ve bu kanı, onun seçimi
kazanması veya kaybetmesi açısından çok önemli
olacaktır...(1993 yılı Eylül ayından beri Datça'ya gelip giden,
2001 yılından beri bilfiil Datça'da yaşayan ve tam 25 yıl Datça
pazarında pazarcılık yapan birisi olarak, sayın Gürsel Uçar
dışındaki adaylar hakkındaki bu bilgi eksikliği yalnızca bana
aitse, evet bu durumda bu benim utanılacak bilgi eksikliğimdir;
haliyle herkesin bildiği ve tanıdığı o adaylardan özür
dilerim, şimdiden.)
***
06.03.2019 günü 3 kişi, bir
marketin önünde oturuyoruz; birimiz market sahibi, birimiz bahçıvan
ve 3. kişi de bendeniz.
Akşamleyin, MHP ('Cumhur
İttifakı') Belediye Başkan adayı, bir taksi içerisinde,
arkadaşlarıyla geldi; MHP Belediye Meclis üyesi olan arkadaşı
arabadan indi, yanımıza geldi, elimizi sıktı, markete girdi, alış
veriş yaptı ve tekrar arabaya döndü, bindi ve gittiler:
Nereye mi?
Marketçi arkadaşın
kayınpederinin yanına; seçim çalışması yapmaya.
Düşünebiliyor musunuz, Belediye
Başkanlığı yarışında çok iddialı olan ve iktidarın bütün
desteği arkasında bulunan bir aday, seçim çalışması
çerçevesinde özel olarak yanına gittiği (o kadar önemsediği)
kişinin damadının marketine geliyor, haydi bırakalım normal
koşullarda arabadan inip hal hatır sorması ve kendini tanıtması
gerektiğini, arabadan inmiyor bile...
Neden?
Bizi kale(kaale) almadığından
mı?
Hayır!
Kimseyi tanımıyor da ondan.
Kapısının önünde durduğu
marketçinin, ziyaretine gittiği kişinin tek damadı olduğundan
habersiz.
Halbuki Datça, çok küçük bir
yer.
Burada, insani ilişkiler hala çok
önemli.
Feyzullah Gülada ise, doğduğu
ama artık yabancısı olduğu bu küçücük yerde el yordamıyla
yol almaya ve bu seçimi kazanmaya çalışıyor.
Yanında olan ve herkesi çok iyi
tanıyan yol arkadaşları ise onu yeterince ve sağlıklı bir
şekilde yönlendirmiyor...
Durum bu!
(Haksızlık etmeyelim; sayın
Feyzullah Gülada, bir biçimde uyarıldıktan sonra, 08.03.2019 günü
markete gelip özür diliyor; 'iyi bir insan' olduğu kanısını
pekiştiriyor.)
***
Sayın Feyzullah Gülada ve seçim
çalışması yapan arkadaşları için bu, not edilmesi gereken bir
görüntüdür.
***
Biz, boşuna mı, Kasım ayının
ilk gününden itibaren 'Bu bir yerel yönetim seçimidir. Bu
seçimde, kendi aramızdan, bu işe istekli kişiler arasından,
farklı nedenlerle 'en uygun' bulduğumuz kişiyi/kişileri bu göreve
seçeceğiz. Bu yerel seçimde, 'ithal aday' olmaz...Kim aday
olacaksa veya kimler kimi aday gösterecekse, o aday o yerde yaşayan
birisi olmalı; bir siyasi parti adına veya partiler adına aday
gösterilecekse, o partinin veya partilerin ilçe örgütlerinin
içinden çıkmalı' diyoruz!
İşte bunun gibi durumları, taa
o günlerden öngördüğümüz için!
13.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
SÜRECİ ÜZERİNE...-3
Muğla Büyük Şehir Belediye
Başkanlığı, Datça Belediye Başkanlığı, Belediye Meclis
Üyelikleri ve dahası Mahalle (artık 'Köy' değiller) Muhtarlıkları
için onlarca aday en yeni urbalarını giymişler; seçim
bürolarında, kahvelerde, iş yerlerimizde, evlerimizde,
sokaklarımızda, pazaryerlerinde; yetmedi, 'gör beni' dercesine her
köşebaşında gözümüze çarpan panolarda, ulusal ve yerel
basında, çağımızın en hızlı iletişim aracı İnternette her
gün yeni bir şeyler söylüyor ve 31 Mart akşamı o koltuğa
oturabilmek için bizlerden oy istiyorlar...
***
Hangisine/Hangilerine inanacağız
ve oyumuzu vereceğiz?
***
Datça (farklı nedenlerle çok
göç alsa da) oldukça küçük bir yer (keza Muğla) ve bu seçim,
hala aksi doğrultudaki (giderek azalan tonda olsa da) akla ziyan
'Genel Seçim' söylemlerine karşın, bir yerel seçim.
Datça'da yaşayan ve haliyle oy
kullanacak olan her birimiz, farklı konumlara talip bu adaylar ve bu
adayların bu koltuklara neden talip oldukları konusunda muhtemelen
bir biçimde bir fikir sahibiyizdir ya da eğer istersek, çok kısa
sürede, her bir aday hakkında, hangisine oy vermemiz
gerektiğine (elbette her birimiz, kendimizce) yetecek kadar bilgi
toplayabilir ve bir fikir sahibi olabiliriz.
Bu kadar kolay...
***
Sizce:
Hangileri, üyesi oldukları
partilerin 'yasal zorunluluk' nedeniyle gösterdiği adaylardır?
Hangileri, 'laf olsun' ya da bir
başka ifadeyle, 'Bir kez, benim de namım yürüsün' diyerek aday
olmuştur?
Hangileri, partilerince 'Biz de
varız, hala ayaktayız, bakın, görün, unutmayın.' anlayışı
çerçevesinde aday gösterilmiştir?
Hangileri, partilerince, bu kez
aday gösterilmediği için, gerçekte buna bir tepkinin ifadesi
olarak aday olmuştur?
Bunların hangileri (onların
kendileri için neler söyledikleri hiç önemli değil) sizce
'Koltuk sevdalısı' ve hangileri 'Vatan ve Millet aşkıyla'(!)
yanıp tutuşan kişilerdir?
Hangileri, 31 mart özgülünde,
'Bu mahalle, bu Datça, bu Muğla bizim; burada ben/biz yaşıyoruz,
bir şeyler yapmalıyım/yapmalıyız!' diyerek bağımsız veya şu
ya da bu partiden aday olmuştur? vb.
***
Yani, bir başka deyişle,
bunlardan hangileri '31 Mart Yerel Seçim' dersine iyi çalışmış,
konuyu içselleştirmiş ve size 'İşte bu!', dedirtiyor? Ya da
hangileri dersine hiç çalışmamış, 'laf olsun' diye kitabın
kapağını açıp şöööyle bir bakmış ve sizde 'Bu rol kesiyor,
ama beceremiyor!' duygusu uyandırıyor?
Ya da hangileri çalışmaları
gereken ders'e(Yerel seçim) değil, bugün için konumuz olmayan
derse (Genel seçim) çalışmışlardır?
Neden?
15.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
SÜRECİ ÜZERİNE...-4
Sizce, 31 Mart'ta, bu ülkede
yapılacak olan Yerel Seçim mi? Genel Seçim mi?
Bir başka deyişle, siz, 31
Mart'ta 'Bu bir yerel seçimdir' diyerek mi, yoksa 'Sözde Yerel ama
gerçekte bu bir Genel seçimdir ' diyerek mi oy kullanacaksınız?
Hangisi?
***
Biliyorsunuz, Ekim-Kasım
aylarında, 31 Mart yerel seçim sürecinin gündemimize girmeye
başladığı ilk anlarda, 'Cumhur İttifakı' bileşenleri
(AKP,MHP), 'Ülkenin bekası söz konusu' diyerek, 31 Mart'ta
yapılacak olan seçimin ismen 'Yerel' ama gerçekte 'Genel' seçim
olacağını; seçmenin, bu seçimi böyle algılayarak oy kullanması
gerektiğini biteviye tekrar etmeye başlamışlardı.
Muhalif konumda olmaları
sebebiyle de olsa bu teze cepheden karşı çıkması beklenen ve
bilahare 'Millet İttifakı'nı yeniden oluşturan partiler (CHP,İYİ
PARTİ) ile HDP ise, ayrıntılarını yalnızca kendilerinin bildiği
ama bazı bazı kısmen kamuoyuna açıkladıkları gerekçeler ile
bu beklentilerin tam aksine, bu 'Yerel ama gerçekte Genel seçim'
tezine, bir biçimde katılmışlardı.
31 Mart'a yaklaşım böyle
olunca, bütün bu partiler, bazı istisnai durumlar ve yerler
dışında, 31 Mart Yerel seçim stratejilerini, ittifakları, seçim
söylemlerini, aday belirleme yöntemlerini (başka nedenlere ek
olarak) ve çıkardıkları adayları...haliyle, nihayet, toplumda,
31 Mart akşamına yönelik beklentileri, bu çerçevede oluşturmaya
azami gayret göstermişlerdi.
***
Bu, 'Yerel ama gerçekte Genel
seçim' tezine, biz, daha ilk andan itibaren (örn: B.H.Hareketi /
Datça olarak 03.11.2018 tarihinde ve sonrasında) cepheden karşı
çıkmış ve ısrarla bunun, ülke gerçekliğiyle bağdaşmadığını,
bazı şeyleri gözden kaçırmaya çalışmak olduğunu, sağlıklı
sonuçlara yol açmayacağını vb.vb. ısrarla söylemiş ve
elimizden geldiğince de bu düşüncelerimizi yazıya dökerek
kamuoyu ile paylaşmıştık.
Dahası, bu çizgimiz gereği,
söylemimizle tutarlı olarak, Datça'da herhangi bir biçimde seçime
katılmamamıza rağmen, Datça özeline yönelik olarak 'Datça'da Nasıl
Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' broşürünü bastırmış ve
bilahare bu broşürü, kapı kapı dolaşarak, elden Datçalılara
ulaştırmaya çalışmış; bir biçimde, Datça'daki Yerel
Yönetimin Demokratikleştirilmesi ve Demokratik Bir Yerel Yönetimin
yaratılması içerikli görüşlerimizi tartışmaya açmıştık.
***
Geldik, bugüne.
***
Bugün ülkemizdeki, Muğla'daki
ve Datça'daki (31 Mart'a yönelik) havayı nasıl görüyorsunuz?
Bugün yaşadığımız yer
Datça'da ve İlimiz Muğla'da, hangi adayın/adayların (Büyük
Şehir Belediye Başkanlığına, Datça Belediye Başkanlığına ve
Belediye Meclis Üyeliklerine aday olanların) partileri hangi
söylemle yola çıkmış ve kendileri, hangi perspektifle aday
olarak belirlenmiş ve şimdi ise hangi söylemle sizin karşınıza
çıkıyorlar?
Neden?
***
Kime inanıyorsunuz?
18.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
ÜZERİNE...-5
Fethiye'de, Marmaris'te,
Bodrum'da....Belediye Başkanlıkları ve bütün ilçelerde Belediye
Meclis Üyelikleri ile Muğla Büyük Şehir Belediyesi'ne yönelik
(ilgili siyasi partiler vb. ve potansiyel adaylarca) Ekim- Kasım ve
hatta Aralık ayında yapılan siyasi hesaplar, öngörüler;
kişisel umutlar, beklentiler ve bu çerçevedeki kulisler nelerdi ve
isimleri üzerinden tartışma konusu yapılanlar kimlerdi, anımsıyor
musunuz?
Bir de şimdiki duruma bakın; ne
görüyorsunuz?
***
'Burası Türkiye, kardeşim;
bunlar normal; abartılacak ve hele hele şaşırılacak bir şey
yok; siyaset bu' mu diyorsunuz?
Yoksa 'Bunlar çok saçma
gelişmeler; burası Türkiye, tamam; ama biz bu kadarını da hak
etmiyoruz; başka bir yol olmalı ve o yoldan yürünmeli idi' mi
diyorsunuz?
Ne diyorsunuz?
***
31 Mart Yerel Seçim sürecini,
başından beri izleyenlerin bildiği üzere, biz, Ekim ayının
sonlarından itibaren, yerellerde aday olacak veya aday gösterilecek
kişilerin, adına seçime katılacakları parti ya da partilerin o
yerdeki İl veya İlçe örgütlerinin bütün üyelerinin
katılacağı bir 'ön seçim' ile belirlenmesinin (diğer aday
belirleme yöntemlerine göre) 'en iyi yöntem' olduğunu söylemiş,
savunmuş ve istisnasız bütün partilere önermiştik (03.11.2018)
Bize göre, bir parti ya da bir
kaç parti adına o yerelde yerel seçime katılacak kişi, ister
kendisi aday olsun ister aday olması istenmiş olsun, her nasıl
olursa olsun; o yerdeki İl veya İlçe örgütü adına aday
olacakları için; öncelikle ve çok doğal olarak, o İl ve İlçe örgütü üyeleri tarafından belirlenmeliydi; bu, bu konuda 'söz,
yetki ve karar' hakkının, yalnızca o İl ve İlçe örgütleri
üyelerinde olduğu anlamına geliyordu.
Keza aday adayları arasından
adayı/adayları en sancısız olarak belirlemek, bir başka deyişle
(siyasi partilerin İl ve İlçe örgütlerindeki ileri
sürülebilecek bütün olumsuz koşullara karşın) en 'doğal
elemeyi' yapabilmek ancak bu yolla mümkündü.
Yoksa, 'Demokrasi', o partide
'lafügüzaf'tan ibaretti.
***
'Ön seçim' konusunda, uzun süre,
o kadar çok yazı yazdık ki, 'Ön seçim'i (söylemde) ilke olarak
reddetmediklerini ama şu veya bu nedenle bugün (veya her zaman)
uygulayamadıklarını söyleyenler açısından bile bizim bu
ısrarımız, tabir-i caizse, 'gına getirdi' olarak görüldü ve
yer yer de ifade edildi.
***
Halbuki, 'ön seçim' konusunda, bu
öneriyi ısrarla önerirken ve savunurken olduğu gibi şu an bile o
kadar eminiz ki, eğer Muğla (keza ülkemizin her yerinde) İl ve
İlçelerinde, aday gösteren partiler, adaylarının kimler
olacağını 'ön seçim' yoluyla belirlemeyi tercih etselerdi; bugün
bu yerel seçim sürecinde gördüğünüz manzara-i umumiye
olmayacak; başka ve daha az sorunlu bir manzara-i umumiye olacaktı.
Çünkü, her aday adayı, baştan,
'ön seçim'in sonucuna razı olarak yarışa katılacaktı.
***
Öte yandan ülkemizin, farklı
gerekçeler ileri sürülerek ve farklı söylemler geliştirilerek
'tek adam' rejimine evriltildiği 24 Haziran Genel Seçimler sonrası
içine girilen bugünkü süreçte 'ön seçim'i savunmak ve bunu, 31
Mart Yerel Seçim sürecinde İl ve İlçe örgütlerinde, o İl
ve İlçe örgütleri üyelerince yaşanılan bir gerçeklik haline
getirmek; bu 'Tek adam' rejimine ve bu anlayışa, cepheden ve
temelden yöneltilmiş somut bir eleştiri/reddiye olacaktı.
Bir başka deyişle, 'ön seçim'i
savunmak ve yaşanılır bir gerçeklik haline getirmek, 'Biz tek
adam rejimini savunanlardan farklıyız. Biz, bir başka yaşam
kültürünü ve siyaset yapma tarzını, yani Demokrasiyi
savunuyoruz ve öneriyoruz' söylemini 'kuvveden fiile' çıkarmaktı.
***
31 Mart Yerel seçim sürecinde,
bu 'Demokrasi' içeriğinden ve iddiasından yoksun bir seçim
çalışması, tabir-i caizse, yalnızca, basit bir 'iktidarı ele
geçirme' veya ' pay sahibi olma' (Belediye Meclisi'ne girebilme)
kavgası olarak anlaşılır, algılanır ve haliyle, seçmenler
tarafından asıl olarak bu algı çerçevesinde tercihler yapılırdı.
***
Siz ne düşünüyorsunuz?
20.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
SÜRECİ ÜZERİNE...-6
31 Mart Yerel seçiminde farklı
koltuklara seçilecek kişilerden birisi olmak için aday olanların
veya onları aday gösteren çevrelerin ve siyasi partilerin bir
kısmının ellerinde, muhtemelen, bizim bilemediğimiz bir sihirli
değnek, belki de Musa'nın asası, belki de bambaşka bir şey
var...
Nereden mi biliyoruz?
Eğer ellerinin altında böyle
bir şey olmasa, bu yerel seçim sürecinde, aday oldukları yer
(Datça, Muğla) ile ilgili somut tek bir şey söylemeden, somut tek
bir vaatte bulunmadan (sessiz kalarak ya da yerel seçimle
ilgili-ilgisiz afaki bazı şeyleri paylaşarak) bu yerel seçimde
aday oldukları konuma geleceklerini farklı biçimlerde ifade
etmezler ve bizlerin de bu söylediklerine inanmamızı
beklemezler idi.
***
Bu konumda olan adayların veya
aday çıkaran çevrelerin ve siyasi partilerin içinden
hangilerinin, düzenledikleri 'eş, dost, hısım, akraba' ve 'sen,
ben, bizim oğlan' toplantılarında (kamuoyuna açıklayamadıkları)
neler vaat ettiklerini veya kendi çevrelerindekilere 'kulaktan
kulağa' neler fısıldadıklarını, haliyle o seçmenleri nasıl ve
ne kadar ikna ettiklerini; bunları yeterli görüp görmediklerini;
eğer yeterli görmüyorlar ise başkaca neler yaptıklarını ve
bütün bunları bir 'yerel seçim çalışması' başlığı altında
nasıl değerlendirdiklerini (keza böyle bir dertleri olup
olmadığını), bilemiyoruz.
***
Datça'da, 31 Mart Yerel Seçim
sürecinde Belediye Başkanlığına ve Belediye Meclis Üyeliklerine
aday gösteren CHP ile MHP ('Cumhur İttifakı'), şu ana kadarki
sahada gözlemlenen 'yerel seçim çalışmaları' ve farklı
biçimlerde kamuoyuna duyurdukları Datça'ya yönelik somut
projeleri ile 'öne çıkan iki alternatif aday/parti' tanımını
hak etmiş görünüyorlar.
***
31 Mart akşamına kadarki
Belediye Başkanımız da olan CHP'nin Belediye Başkan adayı Gürsel
Uçar ( ve CHP İlçe Örgütü), özellikle 'Bir çayınızı içmeye
geliyoruz/Bizim Gürsel' başlıklı köy (şimdilerde Mahalle)
toplantıları ve Datça'ya yönelik kamuoyuna duyurduğu somut
projeleri açısından oldukça şaşırtıcı bir performans
gösterdi; onun bu hakkını, teslim etmek gerekiyor.
2014 Yılı yerel seçim sonucu
Belediye Başkanı seçilen Şener Tokcan'ın istifası sonrası
Belediye Başkanlığı görevini üstlenen Gürsel Uçar'ın 3,5
yıllık Başkanlık performansı değerlendirildiğinde; onun ve
CHP'li Belediye Meclis Üyelerinin, Datça'nın var olan
sorunlarının kalıcı çözümüne yönelik, rutin günlük yaşamın
akışı ve bu çerçevedeki Belediye çalışmalarının dışında,
somut ve dikkate değer projeler üretmek için çalışmalar
yaptıkları veya bu amaçla bir çalışma başlattıklarına dair,
ancak, 'tartışılabilir' bazı şeyler söylenebilir.
Nitekim, biz B.H.Hareketi/Datça
olarak 'Datça'da Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' başlıklı
broşürümüzde, bu eksiklikten yola çıkarak, 31 Mart'ta seçilecek
Belediye Başkanımızın, fazlaca günlük rutin işler içinde
boğulup gitmemelerini, günlük işlerde birim amirlerini
yetkilendirerek, kendilerinin Datça'nın var olan veya sonrası
süreçte gündeme gelmesi olası sorunların kapsamlı ve kalıcı
çözümü için çalışmalar yapmayı gündemlerine almaları
gerektiğini önermiştik.(Bknz: a.g.broşür)
CHP Belediye Başkan Adayı Gürsel
Uçar, itiraf edelim, bu oldukça ilgi topladığı aşikar olan
Köy/Mahalle buluşmaları ve İnternette yayınladığı Datça'ya
yönelik somut önerileri ile (şahsen beni) çok şaşırttı;
beklenilmeyen bir çıkış yaptı; Gürsel Uçar'ın sokakla barışık
ve sokakların nabzını elinde tutmaya özen gösteren bir kişi
olduğu imajını pekiştirdi ve aynı zamanda 'CHP'nin/Gürsel
Uçar'ın hiçbir somut projesi yok' söyleminin doğruluğunu
sorgulanır hale getirdi.
***
MHP ('Cumhur İttifakı') adayı
Feyzullah Gülada ise aday olarak gösterilme sürecine yönelik (yok
AKP'den/yok MHP'den aday) oluşan bazı ('aday ol dendiği için aday
oldu' eksenindeki) ön yargıların tam aksine, iktidarı arkasına
almış bir aday olduğunun bilincinde ve bunun bilinmesini isteyen
türden projeleriyle de oldukça dikkate değer bir performans
gösterdi; hakkını yememek, gerekiyor.
Ama, uzun yıllar doğduğu yerden
uzak yaşamış birisinin doğal 'yabancılığına' bürokrasiden
gelmenin doğal davranışları eklenince, hiç de şaşırtıcı
olmayan 'iletişim' problemleri hemencecik dilden dile dolaşmaya
başladı.
***
Biz, yukarıda sözünü ettiğimiz
ve keza pek çok Datçalının bilgisi dahilinde olan broşürümüzün
bir yerinde ''...Var olan sorunlarımız arasında 'hangisi
önceliklidir?' diye sorulsa, hiç şüphesiz Datça Yarımadasında
yaşayan her birimiz bu soruya muhtemelen farklı bir yanıt
vereceğiz; çünkü yaş, cinsiyet, sağlık, gelir, iş, yaşama
bakış...vb. açısından aynı değiliz ve haliyle, bu yaşamdan/
buradaki yerel yönetimden beklentilerimizin öncelikli sıralaması
farklıdır. Bunu biliyoruz''(Bknz: a.g. broşür) demiştik.
***
Şimdi, 31 Mart'ta oy kullanacak
olan kadınlar ve erkekler olarak, Datça'ya yönelik somut
projelerini kamuoyuna açıklayan veya açıklamayan ama iddialı
olduklarını beyan etmeye devam eden Belediye Başkanı ve Belediye
Meclis Üyesi adaylarından hangisinin/hangilerinin söyledikleri
sizlere makul geliyor?
Datça hepimizin; ama yaşamlarınız
sizin...
22.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
SÜRECİ ÜZERİNE...-7
Datça'da, içinde bulunulan yerel
seçim sürecinde, Belediye Meclisi'ne aday çıkaran partilerin
oluşturdukları ve ilan ettikleri 'Meclis aday listeleri' ile ilgili
olarak, iki eleştiri dillerde dolaşmaktadır:
*'Muhtarların aza listeleri bile
Siyasi Partilerin Meclis listelerinden daha nitelikli'.
* 'Yap-Satçılar, İnşaatçılar,
Müteahhitler listelere damgalarını vurmuşlar'.
***
Bu eleştirilerden ilki,
ağırlıkla, CHP Belediye Meclis aday listesine yöneliktir ve
haliyle, kolayca tahmin edilebileceği gibi, CHP dışı kişilerce,
kesimlerce veya kendince nedenlerle bu ilan edilen listeden memnun
olmayanlarca dillendirilmekte ve yaygınlaştırılmaya
çalışılmaktadır.
İkinci eleştiri ise 'Meclis aday
listesi' çıkaran her üç (CHP, MHP ve HDP) partiye yönelik olarak
farklı siyasi görüşten seçmenlerce (ortak ama farklı
nüanslarda) dile getirilmektedir.
***
Bilindiği üzere biz, Belediye
Başkan adayı ve Belediye Meclis Üyeleri adaylarının 'ön seçim'
yoluyla belirlenmesi gerektiği konusunda ısrarcıyız.
Bu tavrımızın birinci nedeni
'Demokratiklik' ise, diğeri de o adayın/adayların o İl veya İlçe örgütü'nü gerçekten temsil etmeleri gerektiği veya bir başka
deyişle, o adayın/adayların, İl veya İlçe örgütü'nün
desteğinin arkalarında olduğunu hissetmeleri ve bilmeleri
gerektiği içindir. (Çünkü, o aday veya adaylar, seçim
çalışmasını, asıl olarak, o içinden geldikleri ve temsil
ettikleri İl veya İlçe örgütü ile yürütecekler; çalışmanın
motor gücü, o İl veya İlçe örgütü olacaktır.)
Bunun dışında, yerel seçim
çalışmalarında mesajın tam yansıtılmasını sağlayacak bir
liste veya seçmeni iknaya yönelik bir 'vitrin' oluşturma
kaygıları (eleştiri sahiplerinin 'nitelik' dedikleri) önemli
olmakla birlikte, yalnızca bu kaygılarla o İl veya İlçe örgütü'nün rızası hilafına veya göstermelik bir liste
oluşturmak da bizce pek savunulacak bir şey değildir.
Bizim 'öncelikli' planda
gördüğümüz (ama 'Demokratik' yoldan belirlenmesini önerdiğimiz)
bir hususun (örgütün ruhunu yansıtan adayın/adayların) yerine
'ikinci' planda gördüğümüz bir hususun (seçim mesajı verecek
liste/vitrin liste) 'öncelikli' olması gerektiğini ileri süren
bir yaklaşım, bizim fazlaca üzerinde duracağımız bir konu
değildir...
***
Ben, ilk eleştiriyi, bu yazıda
ifade edildiği biçimiyle değil elbette, aynı içerikte ama bir
başka biçimde, bir tarihte, önce CHP İlçe Başkanı Aytaç
Kurt'a ve bilahare 23.02 2019 tarihinde, Birgün Gazetesi için
yaptığım röportaj bittikten sonra, Gürsel Uçar'a sordum.
Verilen yanıtlara göre, CHP
Belediye Meclis listesi, CHP İlçe Örgütüne adaylık başvuruları
yapanların arasından, farklı kriterler esas alınarak belirlenmiş
ve sıralandırma yapılmış.
'Bu listenin arkasında İlçe
Örgütü var, diyebilir miyiz?' sorusunun yanıtı, 'Hiç şüphesiz,
elbette var.' oldu.
***
Bizde 'beyan esastır'...Biz,
kişilerin beyanlarına inanırız!
***
İkinci eleştiri, bizce,
insanların, yaşadıklarından hareketle kendi düşüncelerinde
oluşturdukları 'ön yargıları', bu vesileyle dışa vurmasıdır.
***
İnsanlar, günlük yaşamlarını
geçirdikleri farklı mekanlarda karşılaştıkları yapısal
sorunların sorumlusu olarak gördükleri, dahası yerel/ulusal
basında ve farklı iletişim kanallarındaki haberlerde benzer ve
daha büyük sorunların sorumlusu olarak ilan edildiğini duydukları
bir meslek mensuplarının (Yap-Satçılar, İnşaatçılar,
Müteahhitler) Belediye Meclis listelerinin ön sıralarına
(seçilmesi garantili yerlere) yerleşmek için neden her şeyi
yaptıklarını ve listeyi düzenleyenin/düzenleyenlerin de bunlara
neden boyun eğdiklerini veya onay verdiklerini bir türlü
anlayamamakta; bulunduğu noktaya ve kendisindeki 'ön yargılara'
bağlı olarak bin türlü yorum yapmaktadır.
Öyle ki, bu duruma yüksek sesle
itiraz edenlerin ve dahası, bu listelere oy vermeyeceklerini
açıklayanların sayısı hiç de az değildir...
***
Bizce, herkes, istediği Belediye
Meclis Aday listesinden aday olabilmek ve istediği sıraya
yerleşebilmek için o listeyi düzenleyenlere başvuruda
bulunabilir; listeyi düzenleyenler de, bu başvuruda bulunanlardan
istediklerini listeye alabilirler ve istedikleri yerlere
yerleştirebilirler.
Bu, karşılıklı olarak onların
haklarıdır ve bizim bu gelişmelere yönelik, eleştiriden öteye
herhangi bir müdahale hakkımız yoktur.
Ancak, bizim, hem belediye
Başkanlığına hem de Belediye Meclis Üyeliklerine aday olanlara
ve bu listeleri düzenleyenlere, seçmen olarak, bu çerçevedeki
gelişmelerden dolayı bizlerde oluşan kaygıların giderilmesine
yönelik, somut bir çağrı yapma hakkımız vardır.
***
Okuyucularımızın anımsayacağı
üzere, biz, Birleşik Haziran Hareketi/Datça olarak hazırladığımız
ve dağıttığımız 'Datçada Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?'
broşüründe bu tartışılan konuya yönelik bir çağrıyı, daha
bu listeler ilan edilmeden ve haliyle bu eleştiriler dile
getirilmeden çook öncesinden, şu şekilde dile getirmiştik: '...Belediye Başkanı ve Meclis
Üyesi seçilenler göreve başladıklarında ve görevi
bıraktıklarında mal beyanında bulunmalı ve bu beyanlar
Datçalıların bilgilenmesine ve denetimine açık olmalıdır.
Belediye Başkanı ve Meclis Üyesi
seçilenlerin kendilerine ve (eş, kardeş, çocuk, anne ve baba
gibi) birinci dereceden akrabalarına ait işletmelerin, görev
süreleri dönemince,Yerel Yönetimle iş yapmalarına karşı
çıkılmalıdır...'(Bknz:a.g.broşür)
***
Evet, 31 Mart'ta Belediye
Başkanlığına ve/veya Belediye Meclisine aday olanlar ile bunların
mensubu oldukları siyasi partiler (CHP, MHP/AKP ve HDP), daha
bugünden, göreve başladıkları andan itibaren bu çerçevede
hareket edeceklerine dair kamuoyuna yazılı bir açıklamada
bulunmalıdırlar.
Bulunmalıdırlar ki, seçmen,
kimin 'Kamu hizmeti' için kimin başka amaçlar için o göreve
talip olduğuna dair kendince bir kanıya varsın ve oyunu ona göre
kullansın...
25.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM
SÜRECİ ÜZERİNE...-8
CHP Belediye Başkan adayı sayın
Gürsel Uçar, 23.02.2019 günü, Birgün Gazetesi adına yaptığım
röportajın bir yerinde, kendiliğinden ''...Örgütüme dedim ki
'Ben 5 yıl daha bu görevde kalmak istiyorum. Bir dönem sonra aday
olmadan bana bu koltuğu verseler aday olmayacağım, örnek bir
Belediye Başkanı olacağım, buraya bir arkadaşımızı, Datça'ya
hizmet verecek bir arkadaşımızı hep beraber bulup bu göreve
getiririz' dedim. Yapılması gereken işlerin adına bir dönem daha
aday olmayı düşündüm. 'Bir dönem daha siz seçmenlerden destek
istiyorum' dedim. Onun için adayım...''(24.02.2019/farklı yerel İnternet siteleri) diye konuşmaya başlamıştı; şaşırmıştım;
böyle bir şey beklemiyordum.
Gerçi biz, bu röportajdan çok
önce farklı biçimlerde Datça kamuoyunun bilgisine sunduğumuz
'Datça'da Nasıl Bir Yerel Yönetim İstiyoruz?' broşürümüzün
bir yerinde 'Belediye Başkanı olan ve Belediye Meclisine seçilen
bir kişi, aynı makama iki dönemden fazla aday olmamalı ve aday
gösterilmemelidir'(Bknz: a.g.broşür) diye önermiştik; ama böyle, normal bir
söyleşinin doğal akışı içerisinde, bu çerçevede bir soru
sorulmadan, seçimi kazanması olası adaylardan birisinin ağzından
bu sözleri duymak, beni çok şaşırtmıştı.
Fırsatı kaçırmadım ve
sordum:'Yani bir dönem sonra aday değilsiniz, öyle mi?'
Yanıt, anında ve çok net
oldu;''Kesinlikle. Örnek olacağım, örnek...Burada Belediye
Başkanlığı yapabilecek arkadaşımızı ilçe örgütümüz ile
birlikte, Datça insanı ile birlikte yaratmaya çalışacağız.
Hizmet edecek adayı bulmaya çalışacağız. Yani bunu söylerken,
yarın 'Yok, işi yapacak bir aday olsa, aday olmayacağım'
demeyeceğim. Bahane yaratmayacağım. Yetiştireceğiz, bulacağız,
bu koltuğa oturtacağız''(Bknz: a.g. röportaj)
***
Bundan önceki bölümde de
yazdık; Bizde 'beyan esastır'. Biz insanların beyanlarına
inanırız; Gürsel başkanın bu beyanında samimi olduğundan
zerrece şüphemiz yoktur.
***
Bizce, bir Mahalle Muhtarından,
hatta azasından Cumhurbaşkanına kadar, bütün kamu yönetimlerinde
görev almak için aday olacak ve seçilecek bir kişinin, o
makamdaki görev süresi azami 2 dönem olmalıdır.
Bu süre(10 yıl), o seçilen
kişinin, o makamda yapabileceklerini yapabilmesi, içinde yaşadığı
ve bir parçası olduğu topluma verebileceklerini verebilmesi, sahip
olduğu bütün yeteneklerini ve becerilerini gösterebilmesi vb.
için yeterli bir süredir.
Bu kişi bu sürenin sonunda bu
makamdan/koltuktan çekilir ve eğer isterse bir başka
makama/koltuğa talip olur; o yeni talip olduğu yere seçilir veya
seçilemez; terk ettiği yere ise bir başkası gelir; hayat devam
eder.
Çünkü, kadın-erkek hiçbir
kimse 'bulunmaz Hint kumaşı' değildir.
Keza, 'allame-i cihan' da
değildir.
Her birimiz, bir diğerimizden,
doğuştan gelen özelliklerimiz, çevremiz, yaşadığımız
koşullar, aldığımız eğitim vb. nedenlerle bir adım öndeyizdir
ya da bir adım gerideyizdir; ama her birimiz, birbirimizden fersah
fersah önde ya da çoook gerilerde değilizdir.
Kadınlar ve erkekler olarak, her
birimiz, bu yaşamdaki eşitlerden yalnızca biriyizdir.
Biz hem kendimizi hem de
dışımızdaki kadın-erkek herkesi böyle görürüz, görüyoruz.
***
Yönetiminde yer almak için aday
olunacak kurumlar ise, işleyiş itibarıyla, yönetiminde yer alacak
şu veya bu kişiye bağlı olarak şu veya bu biçimde görece
işleyiş farklılıkları gösterebilir; ama 'şu kişi olursa
çalışır, bu kişi olursa çalışmaz' türünden bir durum asla
söz konusu olamaz.
Bunun aksini savunmak,
kurumsallığa karşı çıkmak; kurumların yerine kişisel
inisiyatifleri ve ilişkileri geçirmek demektir.
***
Bir biçimde aday olduğu ya da
aday gösterildiği makama seçildikten sonra, o makamı/koltuğu
(neredeyse ömrü billah) bırakmamak için her şeyi yapanların
(sanki yeri asla doldurulamaz imiş gibi, ki mezarlıklar, yaşadıkları
dönemde kendilerini böyle görenlerle doludur) bolca bulunduğu
ülkemizde, Gürsel başkanın bu tavrı, 'emsal'
alınması/gösterilmesi gereken bir tavırdır.
***
Bence, başkaca bazı nedenleri
bir yana bırakın; yalnızca bu nedenle bile bu yerel seçimde sayın
Gürsel Uçar'a oy verilmeli ve keza, Belediye Meclis Üyelikleri ve
Muhtarlık seçiminde de bu nokta göz önünde tutulmalıdır...
27.03.2019/Datça
Mehmet Erdal
31 MART DATÇA YEREL SEÇİM SÜRECİ
ÜZERİNE...-9
Bu başlıkta yazıp
yayınladığımız yazılarımızın bu son bölümünde de yine top
çevirmeyeceğiz; 'falan feşmekan ne der?', 'acaba yanlış mı
anlaşılırız?' vb. diye ikirciklenmeyeceğiz; düşündüğümüzü
ve yazmak istediklerimizi yazacağız; kamuoyunun bilgisine ve tarihe
havale edeceğiz...
***
31 Mart akşamı yerelde
(Datça'da) ve genelde (Türkiye'de) seçim sonuçları nasıl
olacak?
Bunu şimdiden bilemiyoruz.
Ama bu yerel seçim sonuçları ne
olursa olsun, bu yerel seçim sürecinde yerelde ve genelde (bizim
bulunduğumuz yerden görebildiklerimiz çerçevesinde) bazı isimler
öne çıktı; bugünden bunu biliyoruz.
Bu isimleri, tarihe not düşmek
istiyoruz.
YERELDE
MERİÇ BORA: Uluslararası Hukuk
okudu. İngilizce ve Rusça biliyor. 26 yaşında, kendi
görüntüsünden ve kişiliğinden ödün vermeden Datça'nın
İskele Mahallesi'ne (en büyük mahalle) muhtar adayı oldu.
Mütevazi bir seçim çalışması yürüttü. Adına, 'iki çuval
gübre, bir köy tavuğu ve 2 koli yumurta' karşılığı seçim
şarkısı besteletti. Bir biçimde politikaya giriş yapmak isteyen
yaşıtlarına ve daha genç olanlara örnek oldu. Öz güveni yüksek
bir genç...
DİLEK DÜNDAR: Datça Engelim
Olmayın Derneği kurucularındandır. Engellilerle ilgili projelerin
yürütücüsüdür. Sempatik, alçak gönüllü ve içten davranan
bir kadın olmasının yanı sıra Datça Belediyesi Meclis Üyeliği
seçimlerine 'Bağımsız kadın aday' olarak katılma cesareti
gösterdi ve mütevazi bir çalışma yürüttü...
GÜRSEL UÇAR: Türkiye
Cumhuriyeti Devletinin kurucusu parti olarak kabul edilen 'Devletçi'
ve 'Bürokratik' CHP'nin Belediye Başkanı olmasına karşın
sokağın dilinden anladı, o dili konuştu ve sokağın nabzını
elinde tutmaya çalıştı. Öncesi belediye Başkanlarından farklı
bir profil çizmeye çalıştı. Başkanlığı süresince kapısı
herkese açık oldu. Kendi ifadesiyle 'Datça'ya imza atmak' için
çalışmaya başladı (dönüşümü başlattı). Nereden geldiğini
ve şimdiki konumunu asla inkar etmedi; açık sözlü oldu. 2024
yılında bir kez daha aday olmayacağını şimdiden açıkladı...
GENELDE
ALPER TAŞ:
ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi (Bir dönem Haziran Hareketi Yürütme
Kurulu Üyesi) iken CHP (ile ortak) Beyoğlu Belediye Başkanı adayı
olmayı kabul etti. Beyoğlu'nda, arkadaşlarıyla çoook önceden
kendilerine şiar edindikleri 'Ya yeni bir yol bulacağız, ya da
yeni bir yol yapacağız' anlayışı çerçevesinde yerel seçim
çalışması yürütmeye başladı. Yaptığı her şeyi herkesin
önünde savunabilme cesaretini gösterdi. İlk anlarda kendisine
yüksek perdeden (haksızca) eleştiri yöneltenleri dahi utandıran
bir yerel seçim çalışmasına öncülük etti...
FATİH
MEHMET MAÇOĞLU: Dersim(Tunceli) Ovacık'ta yaptığı yerel yönetim
çalışmalarıyla 'Komünist Başkan' olarak tanındı. 2 bin
nüfuslu küçücük bir ilçede yaptıklarıyla Ulusal ve
Uluslararası düzeyde bir ün kazandı. Sol, Sosyalist ve Devrimci
kesimlerde yeni bir yüz olarak öne çıktı; kendini sevdirdi.
Dersim'de, 31 Mart Yerel Seçimlerinde aday olmak istediğinde,
bazılarının akla ziyan suçlamaları ve iftiralarıyla karşı
karşıya kaldı; bu karalama kampanyasına karşın, kendine has
imajını korumayı ve yoluna o haliyle devam etmeyi bildi...
TUNÇ
SOYER: İzmir Seferihisar'da Belediye Başkanı olduğu sürece
yaptığı çalışmalarla isminden takdirle söz ettirdi. CHP İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olduğu andan itibaren,
babasının, resmi görevliyken(Askeri savcı) verilen bir görevi
yerine getirmesi (12 Eylül 1980 Askeri Darbesi döneminde MHP davası
dosyasını hazırlaması) nedeniyle MHP Genel Başkanı ve bu
ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından suçlandı(Burjuva hukukunda
bile babalarından ve annelerinden dolayı çocuklar; çocuklarından
dolayı anneler ve babalar suçlanamaz; suç şahsidir...); yargısız
infaz yapıldı; böylesine bir haksızlığa uğramasına karşın,
yüzündeki o gülümseme hiç eksik olmadı...
EKREM İMAMOĞLU: İstanbul
Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptı. CHP İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkan adayı olduğu andan itibaren çok iyi bir
performans gösterdi. Destekçilerine 'seçimi kazanabiliriz' umudunu
verdi. Yaptığı ve söylediği bazı şeyler tartışmalı olsa da,
hep 'hedefe' odaklandı. Karşıt konumundakilere farklı bir yaklaşım
sergiledi; onları kazanmaya çalıştı. Eşiyle birlikte 'sempatik
ve güler yüzlü ikili' profili çizmeyi başardı...
***
'Sel gider, kum kalır' demişler.
1 Nisan sabahından itibaren, bu
yerel seçim sürecine ilişkin olarak, iyisiyle kötüsüyle,
akıllarda nelerin kaldığını; neleri ve nasıl tartışacağımızı,
yaşayarak, hep birlikte göreceğiz...
29.03.2019/Datça
Mehmet Erdal

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder