Datça Kent Konseyi genel Kurulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2022 Cumartesi

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (7)/ BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ (4)

  Hiç yorum yok
05:36

 


     DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (7)

     BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ (4)

     Olup biteni anlamaya ve kabullenmeye çalışıyordum; Gökhan Sağır, gülerek, Çarşaflar ile yorganlar birbirine karıştı... deyip duruyordu. Bu olanlar, çok komikti... Burada olanları yazacağım, kimse inkar etmesin, kim kazanırsa kazansın, dedim (1:26:02). Oğuzhan Özçelik, yaz tabi, dedi. Blok liste-Çarşaf liste nedir ne değildir, üzerine aramızda konuşmaya devam ettik. Ali Kurt, bir ara sahneden inip yanımıza yaklaştığında, bu olup bitenler üzerine soru sormaya çalıştım; şimdi tartışmayacağım, dedi. Olup biten her şeyi yazacağım, dedim; yazabilirsin, basına karşı saygımız sonsuz, hiç sorun değil, dedi, sesini yükselterek.

     Ali Eren'i başkan adayı gösteren ve Sarı listeyi düzenleyen irade kesin olarak Blok liste ile seçime gidilmesini istiyordu; bu çok açıktı. Nitekim, başkan adayı Ali Eren ve MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik bunu net bir biçimde ifade etmişler; dahası Oğuzhan Özçalık, çok safiyane olarak, bunu, kendi mantığı içerisinde tutarlı bir biçimde savunmuştu. Gerçekte, Çiğdem Canbey'i başkan adayı gösteren ve Beyaz listeyi düzenleyen irade de şu veya bu nedenle Blok listeyi savunuyordu; aksi halde böyle bir liste hazırlamaz ve dahası, bir sır gibi, oylama anına kadar, bütün katılımcılardan saklamazdı. Onlar açısından sorun şu idi: onlara oy verecek katılımcıların bir kısmı Çarşaf liste istiyordu; önceki hafta içerisinde her düzlemde yaşanan tartışmalarda bu görülmüştü. Bu nedenle, hiç bir ağızdan, çok açık bir biçimde, evet, şu şu nedenlerle, biz de Blok liste savunuyoruz, denilemezdi; ters teperdi. Yapılması gereken, sessiz ve sakin bir şekilde Beyaz listenin, bu listeye oy vereceklerce kabullenilmesini sağlamaktı. Bu çerçevede, bu liste meselesinde çıkabilecek olası bütün tartışmaları bir biçimde önlemek, olmadı, canım, biz de Çarşaf liste uygulamasından yanayız, işte bu uygulama Çarşaf liste uygulamasıdır, diyerek bu konuda yaşanabilecek sorunu aşmak, gerekiyordu. Tam da bu noktada, hakkını teslim etmeliyim, Ali Kurt iyi bir performans gösterdi.

     MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik'in ısrarları sonucu naçar kalınıp yaptırılan oylamada Çarşaf liste 30, Blok liste 18 almasına karşın değişen bir şey olmadı; kongre aynen devam etti. Halbuki, madem ki oylama yapıldı ve oylamada Çarşaf liste çıktı, o zaman, arkadaşlar, genel kurulun bu iradesine saygı gösteriyoruz, hazırlanan listeleri çöpe atıyoruz, yürütme kuruluna aday olmak isteyenlerin adlarını yukarıdan aşağıya doğru uzanan panoya yazıyoruz ve her katılımcı, istediği her adayın ismini dağıtılacak kağıtlara yazıp sandığa atıyor; sayım sonucu, en çok oy alandan en az oy alana doğru bir tasnif yapıp yürütme kurulu asil ve yedek üyeleri belirliyoruz, denilmesi gerekiyordu. Yapılması gereken, adil ve demokratik olan, bu idi. Eğer bunu yapmayacak ve kongreye gelirken kafanıza koyduğunuz gibi devam edecek idiyseniz, neden oylama yaptınız? Bunu yapmayıp, bildiğiniz gibi yola devam etmekle, siz, azınlık iradesinin çoğunluk iradesi karşısında kazandığını, 18'in 30'dan büyük olduğunu iddia etmiş olmuyor musunuz?

     Bu çerçevede düşünürken ve çevredeki arkadaşlar ile konuşurken, divan başkanı Ali Kurt'un seslendiğini fark ettim: Mehmet bey, dedi yüksek sesle, yazı yazacaksan bana soracaksın herhalde, gibi bir şeyler söyledi (1:38:57). Bir divan başkanından böyle bir sataşma beklemediğimden, ne dediğini tam anlayamadım; ben gördüğüm şeyleri yazacağım, dedim. Onu bilmem, haber yapacaksan, bana haber vereceksin, dedi. Hoppala... Yarın rakamları yayınlayacağım, dedim. Rakamları?, dedi. Burada ne olup bittiyse onları yayınlayacağım, türünden açıklama yapmaya çalıştım. Onda bir problem yok, dedi. Devam etti: Hani sen biraz önce beni suçladın ya, dedi. Hoppala... Ne suçlaması yapmıştım? Bu kongrenin bir katılımcısıydım; ilkinde, kendisine, divan başkanı olması nedeniyle, hukuken yapması zorunlu bir görevi yapmayıp pas geçtiğini, yani eksikliğini anımsatmıştım; nitekim, benim uyarım üzerine, peki deyip önceden salona sorması gerekirken sormadığı soruyu sormuştu. İkincisinde, sahneden inip yanımıza yaklaştığında, bu 30 ve 18 rakamlarına dair bir şeyler sormak istemiştim ama o, şimdi tartışmayacağım, deyip uzaklaşmıştı. Bir şeyler daha söylemeye devam etti, tam anlayamadım; yarın, dedim, yazımda, oylamada çıkan 30/18 rakamlarının ne anlama geldiğini soracağım; bu konuda kamuoyuna bir basın açıklaması yapacaksın. Adım geçecekse savunma hakkım olmalı vb. diyerek sözlerine devam etti. 18, 30'dan büyük müş, onu anladım vb. bir şeyler de ben söyledim.

     Kesin anını anımsamıyorum, tam bu anda ya da bu andan biraz önce ama bu konu üzerine oturduğum yerdeki arkadaşlar ile konuşurken, kent konseyi başkan adayı Çiğdem Canbey bir ara yerinden kalktı ve bize doğru geldi, yüzünü bana döndü ve benim de, dedi, Çarşaf listeye oy verdiğimi, yazar mısın? Anlaşılan o idi ki Çiğdem Canbey, bize çok uzak olmaması nedeniyle, aramızda biraz da çevreden duyulacak şekilde yaptığımız konuşmalara bir biçimde kulak misafiri olmuş ve neden gerek duydu ise, ki bu yazıyı yazarken bile hala merak ediyorum, böyle bir şeyin kamuoyunca bilinmesini, istiyordu. Yazarım, dedim. Yazdım...

     (2:07:46) Ali Kurt, yine bana doğru seslenerek, kabak benim başıma niye patladı?; Mehmet bey, kabak benim başıma niye patladı, diye seslendi. Allah Allah, oy verme trafiğini yönetme gibi oldukça dikkat isteyen stresli bir işin içindeyken bile Ali Kurt'un bir kulağı bizim bulunduğumuz yerde yaptığımız konuşmalardaydı; yani, bravo... Ne diyeceğimi şaşırdım!

     Oy verme bitti; gelmeyenler yeniden kontrol edildi (2:23:56). İmzalar sayılıyordu, ilginç bir şey oldu: Ali Kurt gidip telefonun eline aldı, baktı, baktı ve yahu, dedi, bir Mehmet Erdal sorup duruyor sonucu, bir de eşim sorup duruyor. Hoppala... (2:25:41). Şimdi bu yazıları okuyan ve merak edip canlı videoyu izleyenlere soruyorum, siz divan başkanı olsaydınız, böyle bir konuşma yapar mıydınız? Ya da bir divan başkanının böyle bir konuşma yapabileceğini tahmin eder miydiniz?

     Ali Kurt bu sataşmayı yapmadan bir dakika önce, sahnede oturan ve canlı yayın yapan Sebiha Arslan'a yaklaşıp, kaç kişinin oy kullandığını sormuştum; videoda da duyuluyor, Mehmet abi, sayıyorlar, 5-10 dakika sonra açıklayacaklar, biçiminde cevap vermişti. Anlaşılan o idi ki, Ali Kurt, toplantı içindeki konuşmamı hala sindirememiş ve onca stresli işinin içinde bir gözü ile beni izliyoır ve bir kulağı ile de benim konuşmalarımı dinliyordu. Bir kez daha bravo idi...

     Anlamıyorum, dedim, politika dediğin, ilgilenmedir. Neden kızıyorsun ki, dedi, sen takılınca ben kızıyor muyum? Hoppala, baştan beri, an be an, aynıyla vaki, ne olduysa yayınladığım kongrenin hangi dakikasında takılmıştım ve ben ne demiştim, anlayamamıştım. Anlamadım şimdi ben, dedim, CHP'li olarak sen, hem Erdoğan'ı eleştiriyorsun hem de onun gibi milletin politika ile ilgilenmesini istemiyorsun. Ben, dedi Ali Kurt, bundan daha demokratik bir toplantı görmedim. Evet, şeklen doğru, dedim. Umarım, Sol Parti'nin ilçe kongresine gelince bu kadar demokratik bir toplantıya tanık oluruz, dedi. Şeklen doğru söylüyorsun, Ali bey, dedim; özü de öyle, dedi. Yok, şeklen doğru söylüyorsun, dedim... 40'dan sonra bunu yapmıyorsun ki, dedim. 40'dan sonra mı dedi, 60'na, 70'ne geldik... O zaman, gençliğinden beri bunu yaptığın için, bunun şeklen doğru, ama içerik olarak böyle olmadığını, bilmen gerekir, dedim. Genel kurulun iradesi her şeyin üstündedir... dedi ve işine döndü (2:26:41). 106 imza vardı. Şimdi de zarflar sayılacaktı. Zarflar sayıldı; 106. Tutanak tutuldu ve sayıma geçildi.

     106 zarftan 2 zarf ve bir oy pusulası geçersizdi. Başkan adaylarına verilen oyların sayımına başlandı. Ali Eren: 38, Çiğdem Canbey: 64 oy almıştı (2:51:09). Çiğdem Canbey ve Ali Eren tokalaştılar.

     Yürütme kuruluna verilen oyların sayımına geçildi. Sarı liste, 34; Beyaz liste, 62 oy almıştı. Beyaz listenin 5'nin, Sarı listenin 3'nün üzerinde çizilmeler vardı. Bu durumda, fiiliyatta, 96 katılımcı Blok liste, 8 katılımcı ise bu biçimdeki bir 'Çarşaf liste' uygulaması yapmış oluyordu. Blok liste mi? Çarşaf liste mi? oylamasının sonucunun bilindiği bir durumda, bu sonuç, biraz garip değil miydi? Bu sonuç normal miydi? Bunun bir açıklamasının yapılması gerekmiyor muydu?

     Çizilen listelerdeki oyların da dağılımı yapıldı; kişi bazında alınan oylar ortaya çıktı. Seçimin sonucu resmen ilan edildi(3:00:43)

     Özgür Yayla ve ardından Güngör Erçil kısa birer konuşma yaptılar. Güngör Erçil, konuşmasında, yapılan kongrenin biçimsel ya da özde demokratik olup olmadığına dair Ali Kurt ile bir ara yaptığım tartışmaya atıfta bulunarak, bu genel kurul, en geniş katılımlı, benim bilebildiğim; biçimsel ya da esasa dair demokratik. Orayı tartışmaya girmeyeceğim. Demokratik bir genel kurul oldu. Bunun için gerçekten divana teşekkür borçluyuz, bence, dedi...(3:03:09)

     Bu noktada, Datça Kent Konseyinin 2021 yılı genel kurulu olmuş, bitmiş ve geride kalmış, oldu.

     25 haziran günü kongre salonunda başlayan, bu kongre demokratik bir kongre midir, değil midir, tartışması daha uzun bir süre tartışılacak ve gelecekteki kongreler için oldukça yol gösterici dersler çıkarılacaktır. Benim görüşüm, çok nettir: Bu kongre, şeklen demokratiktir ama özü itibariyle asla... Çünkü, bu kongre, ne yapıp edip yönetimi (iktidarı) kaptırmama/alma ekseninde kurgulandığı için, kongre katılımcılarının listesinin oluşturulmasından kongre sürecinde olup biten her şeyin herkesin bilgisine açık olup-olmadığına ve divan başkanının kongreyi yönetmesi sürecinde izlediği usul ve yaklaşımlara kadar, tepeden tırnağa sorunludur. Nokta.

09.07.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Bu yazı 09.07.2021 günü Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.

Devamını Oku...

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ KONGRESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (6)/ BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ (3)

  Hiç yorum yok
05:28

 


     DATÇA KENT KONSEYİ KONGRESİ'NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (6)

     BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ (3)

     Divan kurulu başkanı, başkan adaylarından Ali Eren ile MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik'in yürütme kurulu üyelerinin seçiminin Blok liste ile yapılmasını istediklerini söylemelerinin ve ardından da MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik'in bu konunun genel kurulda oylanmasını istemesinin ardından, kısa bir sessizliğe büründü(1:15:21); sonra konuşmaya başladı:

     Bundan önceki genel kurulda alınmış ve uygulanmış, haliyle teamül haline gelmiş bir ilke kararı vardı; Çarşaf liste. Bu, Datça Kent Konseyi'nin usulü haline gelmişti. O nedenle Blok liste önerisini oya sunmuyordu. Oğuzhan Özçelik, sebep?, dedi. Sebep bu, idi; açıklamıştı. Oğuzhan Özçelik, ama o geneli açıklamıyor, bu bir fikirdir, konu yeniliğe açıktır, belki yarınlarda böyle olabilir, dedi. Sonra, ben Blok liste istiyorum, bunu yanlış görüyorum, dedi. Geçmişte bu böyle yapılmadı, demek, yanlış oluyor. Divan başkanı, yönerge vb... diye konuşmaya devam etti. MHP temsilcisi, daha yüksek bir ses tonuyla salona seslenerek, Ali beyin az önceki açıklamasına göre, yönergede bu konuda bir açıklama yok; bu durumda, bu, genel kurulda vereceğimiz kararlara bağlı, dedi. Ali bey, Blok liste ile Çarşaf liste arasındaki mesele şu galiba; çizmeyi önlemek; mesele bu kadar herhalde, dedi. Acaba başka bir şey var mıydı? Oğuzhan Özçelik, bu çizme olabilir, başka bir şey olabilir, dedi. Ali Kurt, arada bir söze girmeye çalıştı... Oğuzhan Özçelik, ben, belki de yazmış olduğum listedeki insanlarla anlaşabileceğimi, yarın, bir insan istifa ettiğinde yerine gelebilecek insandan rahatsız olup tekrar istifa etmeyi engellemeye çalışıyorum. Yaşanmış bir şeydir bu... Ali Kurt, ben anladım; arkadaşın dediği şu galiba, doğru anladıysam; ben bu adamlarla çalışırım, başkasıyla çalışmam, onun için benim listem... Oğuzhan Özçelik, konuşmaya girerek, son yürütmede yaşanan bazı gelişmelerin temelinde de bu kararın olduğuna inanıyorum. Bazı insanlar bazı insanlarla çalışmak istemeyebilir. Demokraside tabi bu tartışılır, ama az önce faaliyet raporlarında da anlatıldı, sıkıntılar yaşanıyor. İnsanlar insanları sevmeyebilir. Ali Kurt, o konuda bir sıkıntı olmadı, orada hiç bir sıkıntı olmadı. Oğuzhan Özçelik ve Ali Eren söze girmeye çalıştı. Ali Eren, olmadığı, olmayacağı anlamına gelmez, dedi. Divan başkanı, baktı Ali Eren ile Oğuzhan Özçelik'i ikna edemeyecek, en fazla şunu yaparım, dedi; oya sunarım. Oğuzhan Özçelik, evet oya sunun. Ali Kurt, buyurun, buyurun... Salondan sesler yükselmeye başladı. Ali Kurt, efendim, Çarşaf liste isteyenler işaret buyursun efendim, Çarşaf liste olsun, diyenler... Gökhan Sağır, yahu Çarşaf'ın, şeyin bir anlamı kalmadı ki, diyerek var olan kaotik duruma sözle müdahale etmeye çalıştı. Ali Kurt, öyle istediler, oylayalım, sayalım lütfen; 30. Blok liste olsun, diyenler, sayalım lütfen; 18. Çarşaf listeye devam...(1:18:19) dedi.

     Allahım sen aklıma mukayyet ol; bu Ali bey ne yapmaya çalışıyor?, dedim kendi kendime. Bir divan başkanı olarak, eğer yönetmelikte ya da yönergede, bu konuda yazılı kesin bir hüküm yoksa, ki biraz önce benim sorum üzerine, olmadığını kesin bir dille kendisi ifade etmişti, herhangi bir zamanda alınmış olan bir kararın yalnız o an için geçerli olduğunu ve ondan sonrasını bağlayamayacağını ya da var sayalım ki böyle bir karar alınmış olsun, eğer şimdi genel kurulda birileri çıkıp, hayır, ben bu alınmış kararı kabul etmiyorum, bu genel kurul bu konuda yeni bir karar alsın, dediğinde bunu kurula sorması gerektiğini, bilmiyor mu? Bilmemesi mümkün mü? Mümkün değil! Peki, o halde neden bu tavır içerisinde? Keza neden 2019 yılında yapılmış olan genel kurula dair hafızasının kendisini yanıltması sonucu ya da bilerek yanlış bir bilgilendirme yapıyor ve Oğuzhan Özçelik'in kendi mantığı içinde çok tutarlı olan önerisini ve önerisini savunmada gösterdiği iradeyi, aşmaya çalışıyor? Sonra da neden, peki, tamam, oylayalım, diyor ve oyluyor?

     Divan başkanı Ali Kurt'un atıfta bulunduğu 25.05.2019 tarihli genel kurula, kendisi gibi ben de izleyici olarak katılmıştım; sonrasında da, kongre ile ilgili yazdığım notları yayınlamıştım. (Bu yazının sonunda verilen bağlantıdaki 12 bölümlük kent konseyi değerlendirmesinin ilk bölümü, bu tutulan notlardır.)

     O kongrede, kongre başladıktan ve divan kurulu oluşturulduktan sonra, bazı temsilciler, muhtemelen aldıkları duyumlara bağlı olarak, kongrede hiç bir belediye personelinin aday olmamasını önermiş ve bu öneri sonrasında da , oldukça sert ama kısa bir tartışma çıkmıştı. O kongrede, CHP Belediye Meclis Üyesi Hayriye Yılmaz Balkan yeniden başkan adayı olarak önerilmiş; belediye personeli aday olmamalı diyen temsilciler, bu kez Hayriye hanımın karşısında bir başka kadın temsilciyi aday göstermek istemişler ama o an adaylık teklif ettikleri kadın temsilci, bu adaylık teklifini anında reddetmişti. Hayriye Yılmaz Balkan'ın başkanlığı kesinleşince, kongrenin ikinci bölümünde, Hayriye hanımın önceden hazırladığı yürütme kurulu listesi (Blok) tahtaya yazılmıştı. Bugün bu kongrede olup bitene ses çıkarmayan ve hatta bu olup bitenleri destekledikleri anlaşılan bazı temsilciler, o kongrede, Blok listenin kara tahtaya yazılarak sunulmasına bile karşı çıkmışlardı. Divan başkanı Orhan Keskinsoy, bu konudaki deneyimlerinden ve Kent Konseyi Yönetmeliği'ne hakim olmasından hareketle, yürütme kurulu üyelerinin belediye başkanı ile ilişkileri iyi olan kişilerden oluşmasının yararları üzerine açıklamalarda bulunmuştu. Bilahare, isteyenin başka bir Blok liste çıkarabileceği; eğer aday olmak ya da aday göstermek isteyen var ise, istediği isimlerin tahtaya yazılabileceği; yürütme kurulu üye seçimlerinin bu şekilde yapılacağı üzerinde, kerhen de olsa, bir anlaşma sağlanmıştı. Nitekim, katılımcılar, bu kongrede olanın tersine, kara tahtada yazılı olan isimlerden istediklerini yazarak oy kullanmışlardı. Bilindiği üzere, o kongrede, Aytekin Erdoğan asillerde, bir ya da iki kişi de yedeklerde bu Blok listeyi delebilmişti.

     Durum bu iken, bu uygulamayı, içeriğine dair tek bir cümle söylemeden, farklı bir algıya yol açacak bir söylem ile o kongrede olmayan ya da olsalar bile büyük ölçüde ayrıntısını unutmuş olmaları muhtemel katılımcılara, sanki o günden sonraki bütün kongreler için alınmış bağlayıcı nitelikte bir karar alınmış gibi anlatılması, nasıl açıklanabilirdi?

     Av. Ali Kurt'un, bir hukukçu olarak bilgisini sorgulamak, haddim değildi; doğruya doğru. Bu benim boyumu aşardı. Bence, Ali Kurt'un özellikle Ali Eren ile Oğuzhan Özçelik'in Blok liste konusunda ortaya koydukları tavır karşısında gösterdiği tutarsız tavrının nedeni, kendisinin hukuki bilgisiyle de alakalı değildi...

     Bence, Av. Ali Kurt, CHP Datça İlçe Örgütü başkan yardımcısı olması ve Datçalıları şu veya bu ölçüde ilgilendiren toplumsal, siyasal vb. olaylar içindeki rolü nedeniyle, önceki hafta boyunca bu kongre ile ilgili yapılan tartışmalardan haberdardı ya da onu divan başkanlığına aday gösteren irade, yaşanan tartışmalar ile ilgili ayrıntılı olarak bilgilendirmişti... Haliyle, bu kongrede, Blok liste-Çarşaf liste konusunda ola ki bir itiraz yükseldiğinde ve tartışma açılmak istendiğinde nasıl ve ne yapması gerektiği konusunda kendisini önceden kurgulamıştı. Nitekim, benim itirazım ve Blok liste mi yoksa Çarşaf liste mi uygulanacak çerçevesinde salondan yükselen sesler karşısında, Çarşaf liste tabi, diyerek, CHP eski Datça İlçe Örgütü Başkanı Gökhan Sağır'ın benzetmesiyle, yorganlar (Blok liste) ile çarşafları (Çarşaf Liste) birbirine karıştırtarak, sözde Çarşaf ama gerçekte Blok olan listeyi, her ne olursa olsun uygulatmaya çalıştı. Ama, sert çıkış, hiç beklenmedik bir yerden, ters köşeden gelince, önce şaşırdı, gel-gitler yaşadı, süreci yönlendirmeye çalıştı; olmayınca da, tamam, öneriyi oyluyorum, dedi. Oyladı. Olup bitenin özet açıklaması bu idi...

     109 katılımcının olduğu salondan Çarşaf listeye 30, Blok listeye 18 oy çıkmasının, yani böylesine yüksek bir katılımın olduğu kongrede toplam 48 oy kullanılmasının anlamı ne olabilirdi? A) Salondakiler, oylama öncesinde, Blok liste ile Çarşaf liste arasındaki ayırımın ne olduğu ve hangisine oy verirler ise neye oy vermiş olacakları konusunda ayrıntılı ve sağlıklı olarak bilgilendirilmemişti. Bu bilgilendirme divanın görevi iken, divan, her nedense bu görevini pas geçmişti; böylece yorganlar (Blok liste) ile çarşaflar (Çarşaf liste) birbirine karıştırılmış ve bu da tereddütlere neden olmuştu; bunun başka bir açıklaması yoktu. B) 30(Çarşaf kiste)/18(Blok liste) oranı üzerinden olasılık hesabı yapıldığında, salonda bulunan toplam 109 katılımcının 68-69 (Çarşaf liste)/41-40 (Blok liste) oranı çıkardı. Bu oran, hem divan kurulu oylaması (56 Ali Kurt/27Cemal Demirtaş), hem de seçim sonucu oylaması (62 Çiğdem Canbey/38 Ali Eren) ile büyük ölçüde uyumlu bir orandı; yani, Çiğdem Canbey'in başkan adaylığını destekleyen katılımcıların büyük çoğunluğu Çarşaf listeyi, Ali Eren'in başkan adaylığını destekleyenlerin büyük çoğunluğu ise Blok listeyi savunuyorlardı. Peki, 18-25 Haziran arası yapılan tartışmalarda ısrarla, paniğe gerek yok denilmesine karşın, neden bu katılımcılardan habersiz bir liste hazırlanmış ve son anda meydana çıkarılmıştı? Öte yandan, böyle düşündükleri ortaya çıkan katılımcılar, salonda, neden susmayı tercih etmişlerdi?.. Bütün bu vb. soruların bir yanıtının olması gerekmiyor muydu?

     Bu oylamadan sonra Ali Kurt, arkadaşlar, yürütme kurulunu da bilginize sunayım, diyerek konuşmaya devam etti. İki listedeki adayların da tek tek adlarını okudu; tanıttı.(1:21:27)

     Oy kullanım süreci başladı...

     (Devam edecek.)

     (Not: Burada yazılanlar konusunda aklında en küçük bir soru işareti doğan okuyucu, Datça Haber Facebook sayfasındaki Sebiha Arslan'ın canlı yayın videosunu izleyebilir.)

      06.07.2021/Datça Mehmet Erdal


     (Bağlantı: '2019.06.08.YEREL YÖNETİMİMİZİ DEMOKRATİKLEŞTİRELİM/KENT KONSEYİ ÜZERİNE 1-12...

http://mehmeterdalyazilar.blogspot.com')

     (*) Bu yazı, 06.07.2021 günü Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.


Devamını Oku...

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (5)/ BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ (2)

  Hiç yorum yok
05:21

 


     DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULU'NUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (5)

     BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ? (2)

     Divan başkanı, kent konseyi başkanının seçimine ilişkin yönetmeliğin ilgili hükmüne atıfta bulunarak, uzun uzun açıklamalarda bulundu ve nihayetinde, Datça Kent Konseyi katılımcılarının 140, kongreye gelen temsilcilerin sayısının (ki bu hazirun cetvelindeki imzalar sayılarak tespit edilmişti) 109 olduğunu; bu durumda ilk tur için gerekli nitelikli çoğunluğun sağlandığını ve teorik olarak ilk tur seçimin yapılmasının mümkün olduğunu, söyledi. Tartışmalardan ve başkan adaylarının bu konuda benzer görüşler bildirmelerinin (özetle, havanın sıcak, bulunulan yerin kapalı ve bir saatlik sarkma nedeniyle zaman kısıtlı olması) ardından, seçimin ilk birinci ve ikinci turlarının atlanarak, doğrudan, en çok oy alanın kent konseyi başkanı olabileceği üçüncü tura geçilmesi kesinleşti.

     Aday isimlerini okudu: Çiğdem Canbey ve Ali Eren başkan adayları olarak önerilmişti(1:03:03).

     Ecevit Kültür Merkezi önünde beklerken, 21 Haziran tarihli Datça Haber gazetesinde de tartışma konusu olan, katılımcılara dair bazı sayılar teleffuz edilmişti; 2019 yılındaki kongrede 59 civarında bir katılımcının olduğu aklımda kaldığından, aha, bu katılımcılar kimlermiş ki?, diye sormuştum, sayıları söyleyenlere. Şimdi, divan başkanı, bugün, bu katılımcıların 109'unun salonda olduğunu açıklıyordu. İnanılmaz derecede yüksek bir katılımdı bu. Normal koşullarda, ilk gün salt çoğunluk sağlanamaz ve haliyle kongreler ikinci güne kalır ve ikinci gün, kaç kişi katılır ise, ki bu da çok yüksek bir sayı olmazdı, kongre, o gelenlerle gerçekleştirilir idi. Bugün, muhtemelen, 18 Haziran günü yaşananların ters tepmesi sonucu, çok çok yüksek bir katılım sağlanmıştı.

     Divan başkanı Av. Ali Kurt, seçimin, usulüne uygun olarak, önce kent konseyi başkanının ve sonra da yürütme kurulu üyelerinin gizli oyla seçilmesi biçiminde yapılması gerektiğini, söyledi. Bu amaçla, hazırlık için kendilerine iki dakika verilmesini, istedi. Bu konuda farklı sesler yükselirken, (önceki bölümde, şehven, Datça Ülkü Ocağı Başkanı, olarak tanımlamıştım) MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik, salonda 100 kişiyiz ve saat 4.00 (16.00); 5'e (17.00) kadar oy kullanmak için süre verilse, bu ara hava alıp gelsek, dedi. Arkalardan bir ses (Mehmet Pembecioğlu), kapalı ortamda bulunulduğunu, bu nedenle, divana, başkan adaylarının ve yürütme kurulu üyelerinin seçiminin birlikte yapılmasını, teklif ettiğini, dile getirdi. Divan başkanı, arkadaşlar, yönetmelik, önce başkan seçilir, diyor; ben buna karşı filan değilim. Ancak, ola ki bir hukuki denetime girilirse, birleşik pusula ile yapmış olmaktan sıkıntı çıkar. Ben hukukçu olarak bunu söyleyeyim. Yaa arkadaş yapalım diyorsanız, sorun değil, itirazım olmaz, dedi. Bir başka ses (Hürriyet Karadeniz), birleşik pusula ile yapmayalım; başkanın pusulası ayrı, yürütme kurulunun pusulası ayrı ayrı zarflara konulsun, dedi. Divan başkanı, peki şöyle yapalım; ben sizin yürütme kurulu adaylarınızı da alayım, ayrı ayrı; 15-20 dakika da zaman vereyim, şöyle bir hava alın, ondan sonra ikisini bir zarfa, olur mu?, diye sordu. Salondan, olur, biçiminde sesler geldi. Bir ses, ayrı ayrı zarflara konulsun, bence, dedi. Divan başkanı, girsin kabine, iki zarfla çıksın, tamam mı? Evet, diye sesler yükseldi. MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik, ayakta iken, liste Blok oluyor, değil mi?, diye sordu. Divan başkanı, ya duymadı ya da duymamayı yeğledi; konuşmaya devam etti. Buraya zarfları koyuyoruz, birisine başkan adayı, diğerine yürütme kurulu üyeleri konuluyor, anlaştık mı?, dedi.. Tam burada, ben söz istedim. Divan başkanı konuşmaya devam etti. Yürütme kurulu üye önerilerinin birisini aldım, diğeri de geliyor...(1:06:44)

     Kafamın içinde bir şeyler uğulduyordu. Birkaç dakikadır olup bitenler ve duyduklarım karşısında şaşırmış, durumdaydım. Burada neler oluyordu? Hani Blok listeden vazgeçilmişti ve Çarşaf liste olacaktı? Tamam, Ali Eren'in başkanlığını öneren temsilcilerin liste hazırladıkları konuşuluyordu, ama bu diğer tarafın da Blok liste ile seçime girmesini gerektirmezdi ki? Bir hafta boyunca bu konu farklı düzlemlerde tartışılmış ve sonunda, güvenilir kişilerin ağzından, tamam, Çarşaf liste olacak, diye, bir bilgi dolaşıma sokulmuştu. Keza şu ana kadar da, biraz önce Ecevit Kültür Merkezi'nin önünde bile kimse böyle bir listenin varlığından söz etmiyordu. Şimdi bu liste de nereden çıkmıştı? Gören gözler ya da var olan durumu safiyane değerlendirme yapanlar için bugünkü kongrenin sonucu zaten belli idi; nitekim, divan kurulu seçimindeki oy oranı da bir ölçüde, kongrenin sonucunu ortaya koymuştu. Nereden bakılırsa bakılsın, bu Blok liste mantığının savunulur bir tarafı yoktu. Burada, anlaşılan o ki, her iki taraf da, kent konseyi yönetimini, yani 'iktidarı' ele geçirme mantığı ile hareket ediyordu; kent konseyinin tarihsel olarak ortaya çıkışının nedenini düşünen bile yoktu! Ali Eren'i destekleyen temsilciler için bu Blok liste normal olabilirdi ama diğer başkan adayını destekleyenlerin pek çoğu açısından (hem de bu biçimde belirlenmiş) Blok liste, tam anlamıyla, kendini inkardı/intihardı...

     Elimi kaldırıp, Ali bey bir itirazım var, dedim. Ali bey, buyurun, dedi. Ayağa kalkıp, şimdi, arkadaşlar, yönetmelikte, bu yürütme kuruluna aday olmanın nasıl olacağına dair kesin bir hüküm var mı? Yani, yönetmelik şöyle diyor mu?: Bu, Blok liste ile olur veya Çarşaf liste ile olur. Yok, bunu genel kurulun idaresi belirler, gibi bir hüküm var mı? Divan başkanı, yanıt istiyorsanız söyleyeyim, dedi. Tabi, dedim. Divan başkanı, yönetmelikte böyle bir açıklık, yok; seçimin usulü hakkında ne yönetmelikte ne de yönergede, yani Blok liste mi olur, Çarşaf liste mi olur, efendim Çarşaf liste olur da anahtar liste... yani oy pusulası nasıl olur vs. bununla ilgili herhangi bir hüküm, açıklık yok, dedi. Cevabı ayakta dinlediğim için, bu cevaptan sonra yine sordum: Peki, ikinci sorum şu: siz bu konuyu tartışmaya açmadan, otomatikman iki tarafın da başkan adayının Blok listesini oraya koymakla şunu önlemiş olmuyor musunuz? Yani, diyelim ki burada, herhangi bir arkadaşımız Blok liste dışı aday olmak istiyor. Örneğin önceki seçimde (2019), bu böyle oldu. Böyle bir soru sormamakla, buradaki katılımcının, yüz küsur katılımcının herhangi birinin böyle bir hakkını kullanmasını ortadan kaldırmış olmuyor muyuz, arkadaşlar? Bu hukuksuzluk değil mi? Yani doğrusu, ben Çarşaf listeden yanayım. Ama, eğer bu liste, burada genel kabul görüyorsa, yani benim herhangi bir şeyim yok, beni bilen bilir, bunu salona sormanız gerekmiyor mu? Divan başkanı, haklısınız, şöyle yapalım, onu da çözelim, o da kolay; arkadaşlar şu ana kadar bana başkan adayı olarak iki kişinin ismi geldi. Okudum, bilginize sundum. Yürütme kurulu asil ve yedek adayları olarak da önümde iki tane liste var. Bunun dışında, hiç bir engel yok, herhangi bir kişinin, delege olan, burada oy kullanma hakkı olan herhangi bir kişinin aday olmasında hiç bir engel yok. Aday olmak isteyen var ise buyursun, yazılı olarak divanımıza başvursun. Ben o kişinin adaylığını da genel kurulun bilgisine, oyuna sunarım. Var mı efendim? Eğer başkaca aday yok ise bu yapılan Blok liste seçimi değil; kimsenin aday olmasını engelleyen bir tutumumuz yok. Ne genel kurulun böyle bir tutumu var ne de divanın bir tutumu var. O nedenle, mevcut olan bu listeyi bilginize sunacağım. Biraz önce açıkladığımız gibi oy kullanma yerine gidip iki zarfa, başkan ve yürütme kurulu üyelerini iki ayrı zarf koymak üzere oy kullanılacaktır (1:09:58).

     Allah Allah, dedim, kendi kendime, yanımdaki ve önümdeki katılımcıların duyabileceği bir biçimde; arkadaş, bu olup biten, tam anlamıyla bir Blok liste uygulamasıdır. Bu yanlış. Ali bey yanlış bir iş yapıyor. Ön sırada tam önümde oturan MHP temsilcisi, dönüp, iyi ki salona soruldu, aday olmak isteyen var mı yok mu, diye; yoksa, sorulmasaydı, yarın birisi kalkıp, ben de aday olacaktım, derdi. Tamam, iyi oldu sorulması da, ama bu yapılan Blok liste uygulamasıdır, dedim. Kendimi tutamayıp, konuşmaya devam ettim. Sağ tarafımda oturan CHP Datça İlçe Örgütü eski Başkanı Gökhan Sağır, ne uğraşıp duruyorsun, dedi. Ona göre, Çarşaf liste uygulaması için, önce Demokrasi kültürü gerekiyordu. Burada olmayan bu idi. Ben görmüyor muydum, tarafların Blok liste konusunda anlaştıklarını. Boşuna konuşuyor ve nefes tüketiyordum. Olup biten, yorganlar (Blok liste) ile çarşafların (Çarşaf liste) birbirine karıştırılmasıydı. Yani, Gökhan bey bana, üzerlerine fazla gitme, divan başkanı, Blok listeyi Çarşaf liste diye kabul ettirmeye ve uygulamaya çalışıyor, diyordu. Bu söylediklerini yazacağım, dedim. Yaz, dedi. Yazdım.

     Divan başkanı konuşmasını sürdürdü. Ortada birisi Sarı, diğeri Beyaz olmak üzere iki liste vardı. İsteyen bu listelerden birisini zarfa koyabilir, isteyen ise eliyle de yazabilirdi... Kabul mü? İtiraz eden yoktu. Yalnız, 7 asil 7 yedek üye seçildiği unutulmamalıydı. Yani, bir listeye en çok 7 isim yazılabilirdi; 8,9, 10 gibi 7'yi aşan isim yazan pusulalar geçerli olmayacaktı. Bunu şimdiden deklare ediyordu ki, nasıl değerlendirileceği bilinsindi. Burada da bir itiraz var mıydı? Yoktu... Başkan ve yürütme kurulu üyelerinin seçiminde kaç zarf kullanılabileceği, ilk önce hangi oyların sayılması gerektiği vb. üzerine de bir çok konuşma yapıldıktan sonra, her iki oyun aynı zarfta kullanılabileceği ve önce, başkanlık için verilen oyların sayılıp ilan edilmesi konusunda ortaklaşıldığı, görüldü. O ara, Blok liste ile mi, Çarşaf liste ile mi seçime girildiği üzerine salondan bazı sesler yükselmeye başladı ve MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik sordu: Şimdi, Blok liste mi yoksa Çarşaf liste mi uygulanacaktı. Divan başkanı Av. Ali Kurt, bu uygulananın Çarşaf liste olduğunu, söyledi ve açıklamalarına devam etti: İsteyen listeyi çizebilir ve ekleme yapabilirdi. Bu, Çarşaf liste uygulaması idi. Ayrıca, bu iki liste dışında adaylık da açıktı, yani isteyen aday olabilirdi. Bu da salona sorulmuştu... Tam bu arada, önce başkan adaylarından Ali Eren ve ardından yüksek sesle MHP temsilcisi Oğuzhan Özçelik divana seslenerek, kendilerinin Blok liste uygulaması istediklerini söylediler; Oğuzhan Özçelik, bunun oylanmasını, istedi...(1:15:21)

     (Devam edecek.)

     (Not: Burada yazılanlar konusunda aklında en küçük bir soru işareti doğan okuyucu, Datça Haber Facebook sayfasındaki Sebiha Arslan'ın canlı yayın videosunu izleyebilir.)

     04.07.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Bu yazı 04.07.2021 tarihinde Muğla turnusol'da yayınlandı.

Devamını Oku...

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (4)/ BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ (1)

  Hiç yorum yok
05:13

 


     DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (4) (*)

     BİR KONGRE NASIL YÖNETİLMEMELİ? (1)

     (3. bölümde, sayın Dilek Dündar'ın 'kongre başladıktan sonra salona girmediğini' ifade etmiştim; yanılmışım. Dilek Dündar salonda ve benim bir kaç sıra arkamda oturuyormuş. Dikkatsizliğimden kaynaklanan bu ifadeyi düzeltiyorum; Dilek Dündar'dan özür diliyorum.)

     ***

     18-25 Haziran arası çok tartışmalı ve hareketli geçen günlerin arkasından, 25 Haziran günü kongrenin yapılacağı Ecevit Kültür Merkezi'ne doğru yürürken hiç heyecanlı değildim; bir an önce varayım ve ne olup bitiyor göreyim de demiyordum.

     Kanımca, ki ben bunu defalarca bir çok kişiye söylemiştim, 18 Haziran günü 'Baskın basanındır' diyerek kongreye gelen temsilcilerin gücü, ne başkanlık ne de yürütme kurulu üyeliklerinde istedikleri sonucu almaya yeterli değildi; bu görülmüştü. Her halükarda hem başkanlık hem de yürütme kurulu üyeliklerinin seçimi kazanılırdı. Bu kongrede sorun, önümüzdeki iki yıl başkanın kim ve yürütme kurulu üyelerinin kimler olacağı da değildi. Sorun, kent konseyi başkanın ve yürütme kurulu üyeliklerinin nasıl seçileceğinde idi. Zurnanın zırt dediği nokta burası idi. Bu yöntem, adeta, her şeyin söylemde değil, pratikte ne olduğunun anlaşılabileceği bir mihenk taşı, bir turnusol kağıdı gibiydi. O nedenle de bir hafta boyunca bu konu çok farklı düzlemlerde çok yoğun bir biçimde tartışılmıştı. Bu konuda da, 'Tamam, Çarşaf liste' olacak denildiğine göre, kongre salonuna gitmek için aceleye mahal yoktu.

     Saat 13.45 civarı Migros, PSAKDD (Pir Sultan Abdal Kültür ve Dayanışma Derneği) ve Hacı Bektaş Vakfı Datça Şubesi'nin önünden yürüyerek geldiğim Ecevit Kültür Merkezi önünde, sayısı çok fazla olmayan bir kalabalık vardı. 18 Haziran günü katılamamıştım ve haliyle kıyaslama yapamazdım ama dernek, sendika, parti vb. kongrelerinde aşina olduğumuz gibi bir heyecan ve hareketlilik göze çarpmıyordu. Ben, bu durumu, yukarıda yazdığım nedene bağladım ve yadsımadım...

     Saat 14.00'te başlaması gereken toplantı, aynı salonda önceki saatlerde başlayan ve uzayan bir seminer nedeniyle sarkınca, çok doğal olarak, gelen ve giderek sayıları artan katılımcılardan tanıdık bazıları ile ayaküstü sohbetler yapmaya başladım. Bu sohbetlerde, başkan adayının kim olduğuna ve katılımcı sayısına dair bazı konuşmalar oldu ama yürütme kurulu üyelikleri için kimlerin aday olduğuna dair konuştuğum kişilere ne ben bir soru sordum, ne de kimse bana sordu; çevrede bulunan başkalarınca da sorulduğuna ve bu konuda hararetli tartışmalar yapıldığına da tanık olmadım... Başkaları neden merak etmiyordu ya da neden bu konuya dair hiç konuşmuyorlardı bilemem; ben, madem, diyordum, 'Çarşaf liste' denildi, bu durumda, kongre başladıktan sonra sıra o konuya geldiğinde gönüllü ya da önerilen adaylar çıkar ve isimlerini panoya yazdırırlar, biz de istediğimize oy veririz. Böylece, usulüne uygun bir biçimde seçim yapılmış olur...

     ***

     Saat 14.00 civarı seminerdeki kadınlar ve erkekler kültür merkezinden çıkmaya, kongre için gelen katılımcılar ise içeriye girmek için sıralanmaya başladılar. Sıraya giren katılımcılar kapı ağzına konulan masa başındaki görevlilere yetki belgesini bırakıyor, hazirun cetvelini imzalıyor, adının yazılı olduğu pusulaları alıyor ve yukarıya çıkıyorlardı.

     Aynı işlemleri yaptırıp, ilk girenler arasında yukarının yolunu tuttum. Görevliler salonu dezenfekte ettikleri için salon girişinde bir süre oturdum. Datça Haber'den Sebiha hanım ve bilahare CHP Belediye Meclis Üyesi Hilmi Sezer ile lafladık. Tamam, girebilirsiniz, denilince salona girdik. Kongre süresince arada bir kalkıp fotoğraf çekerim, düşüncesiyle önlere ve sonra da, önden üçüncü sıranın sol taraflarına doğru yürüdüm. PSAKDD başkanı Mustafa bey ile Eğitim-Sen temsilcisi öğretmen arkadaş ile birlikte yan yana oturduk. Biraz sonra, arkadaşlar, pandemi nedeniyle mümkünse arada bir boş koltuk bırakarak aralıklı oturalım, diye, salona doğru seslenilmeye başlanınca, kalkıp bir ön sıraya geçtim ve sağımda CHP Datça İlçe Örgütü eski Başkanlarından Gökhan Sağır, solumda Melike Işıktekin ile aramızda birer koltuk boş bırakarak yan yana oturmaya başladık. Salon dolmaya başladı. Önümdeki birinci sıranın en soldaki koltuğuna AKP Belediye Meclis Üyesi Halit Berk Bayer, ikinci koltuğa Başkan adaylarından Ali Eren, üçüncü koltuğa Datça Ülkü Ocağı Başkanı Oğuzhan Özçelik, dördüncü koltuğa CHP Belediye Meclis Üyesi Mutlu Gündoğan... ve onun biraz ilerisine de başkan adaylarından Çiğdem Canbey gelip oturdular...

     ***

     Saat 15.00'i üç-beş dakika geçerken, önceki yürütme kurulu üyelerinden Nesrin Aygün, salonda bulunanları saygı duruşuna ve İstiklal Marşını okumaya davet etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması bitti. Önceki yürütme kurulu üyelerinden Özgür Yayla, sahneye çıktı ve ilk olarak divan seçiminin yapılacağını duyurdu. Bu konuda öneri olup olmadığını sordu. İki yazılı öneri iletildi. Birisinde Av. Ali Kurt, Av. Gülhan Keleş ve Meltem Demirci, diğerinde Erdoğan Başar, S. Candan ve Fatih Aydoğan önerilmişti. Özgür Yayla, önerilerin nasıl oylanacağının yöntemi konusunda açıklama yaptı. İkinci divan kurulu önerisinde ismi yazılı olan S. Candan söz isteyip, divan kuruluna önerilen kişi ile isim benzerliği mi bulunduğunu yoksa önerilen kişinin kendisi mi olduğunu sordu. Özgür, isim nedir, dedi ve divan başkanı yardımcılığına önerildiğini söyledi. Hanımefendi, kendisini kimin önerdiğini sordu; Ali Eren, arkaya dönerek ve elini kaldırarak, ben önerdim, dedi. Hanımefendinin böyle bir öneri olacağından haberi yokmuş. İşi çokmuş ve kabul etmiyormuş. Eyvah, dedim, içimden; dakika bir, gol bir. Kongrelerde, bu, hiç yapılmaması gereken bir hatadır. Ali Eren, kendisine önerilen işin acemisi çıktı; kendi kalesine gol attı. Karşılıklı konuşmalardan sonra uzlaşı sağlandı. Sonra bir ses: Ali Eren'in divan kurulu önerisindeki başkan adayı Erdoğan Başar'ın izinli olduğunu bildirdi. Hoppala, dedim , içimden; şimdi, bu hiç mi hiç olmadı. Salondakiler, bunları not eder. Sanırım, salona yetki belgesi ile gelen memurlarda açığa vuramadıkları bir hoşnutsuzluk var. Böylesi bir olay çok istisnai olur! Haydi hayırlısı... Tamam, dedim, bu kongrenin sonucu şimdiden belli oldu; haklı çıktım. Bu arkadaşlar, daha divanın önerilmesi aşamasında kongreyi kaybettiler... Özgür, acilen yeni bir isim önerilsin ya da önerinin hepten geri çekilmesi gerekir, dedi. Ali Eren, yeni divan başkan adayı olarak Datça Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Cemal Demirtaş'ı önerdi. Özgür, işi yokuşa sürmek istemediğinden olsa gerekir, dilekçedeki ismin yenilenmesini, istedi; bu, centilmence bir yaklaşım idi.

     Divan önerileri oylanmaya başlandı (9:17). Ali Kurt, Gülhan Keleş ve Meltem Demirci ilk sayımda 59-61, ikinci sayımda 55-56 aldı, denildi; 56 kesin sayı kabul edildi. Cemal Demirtaş, Fatih Aydoğan ve S. Candan 25-26-27 aldı denildi; 27 kabul edildi. Haliyle divan Av. Ali Kurt, Av. Gülhan Keleş ve Meltem Demirci'den oluştu. Özgür Yayla görevi devretti (14:13)

     Divan heyeti divana geçti. Yerlerine oturdular. Divan başkanı Av. Ali Kurt salona teşekkür etti. Toplantıyı, kendilerine duyulan güvene layık olacak şekilde en demokratik bir biçimde yönetmeyi hedeflediklerini, söyledi. Kendisinin ve Gülhan Keleş'in avukat olduğunu da ekledi.

     Gündemin 1. ve 2. maddesi geçildiği için, sıra 3. madde de, dedi. Bu maddede, önce Kent Konseyi Başkanı Nesrin Aygün söz aldı; istifa eden Hayriye Yılmaz Balkan'a teşekkür etti ve Kent Konseyinin yaptığı çalışmaları özetleyerek anlatmaya başladı. Bitirdi (24:39). Sonra Kent Konseyi meclisinden raporlarını okumak isteyenleri çağırdı. Sırasıyla Kadın Meclisi temsilcisi konuştu. Atık grubu adına konuşma başlamadan önce, divan başkanı, divana bir öneri iletildiğini söyledi ve öneriyi okudu; yetki belgesi ile kongreye katılmak için gelen iki kuruluşun yetki belgesi ile ilgili bir sorun oluşmuş. Sorunun nedeni, kaymakamlıktan alınan derneklerle ilgili belgede adları yokmuş. Bu konuyu divana iletin, onlar karar versin, denilmiş. Kendileri, divan olarak, kent konseyinin katılımcı bir ilke ve anlayışla çalıştığını, düşünerek, bu iki kuruluşun katılımını uygun görmüşlerdi; salondaki katılımcılar acaba ne düşünüyordu? Salondan itiraz sesi yükselmedi. İki kuruluşun adı hazirun cetveline eklendi.

     Atık Grubu, Kent Arşivi Grubu, Kıyı Çalışma Grubu, Hayvan Hakları Grubu ve Su Grubu temsilcileri gruplarının faaliyetleri ile ilgili bilgiler verdiler (51:34).

     Divan başkanı, yönetmelikte bu konuda bir hüküm görmedim, ama genel kurul burada her konuda yetkilidir, dedi ve divan olarak, bu çalışmalara katılanlara ve özellikle 3-4 gündür, daha doğrusu geçen haftadan bu yana çok çok sıkıntılı günler geçiren Özgür Yayla'ya da teşekkür ediyordu. Faaliyet raporunu kurulun oyuna sundu. Oy birliği ile olumlu oy verildiğini, divan tutanağına geçirdiğini, söyledi. İtiraz edilmedi.

     Gündemin sonraki maddesine, yani başkan adaylarının belirlenmesine geçildi (53:56). Divan başkanı, önergelerin alınacağını ve genel kurula sunulacağını, söyledi. Önce, önergeleri alayım, dedi. Önergeler verildi...

     (Devam edecek.)

     (Not: Burada yazılanlar konusunda aklında en küçük bir soru işareti doğan okuyucu, Datça Haber Facebook sayfasındaki Sebiha Arslan'ın canlı yayın videosunu izleyebilir.)

     02.07.2021/Datça/Mehmet Erdal 

     (*) Bu yazı, 02.07.2021 tarihinde Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.




Devamını Oku...

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULU REKOR KATILIMLA YAPILDI!

  Hiç yorum yok
05:04

     


     DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULU, REKOR KATILIMLA YAPILDI (*)

     18 haziran 2021 günü ilk toplantısının yapılması kararı alınan ama çoğunluk sağlanamadığı gerekçesiyle yapılamayan, bu nedenle tarafların bir hafta boyunca sözlü ve yazılı olarak birbirlerini suçladıkları Datça Kent Konseyi Genel Kurulu, bugün rekor bir katılımla gerçekleştirildi; seçimi Beyaz Liste ile seçime katılan Çiğdem Canbey kazandı.

     Genel Kurul için 18 Haziran günü saat 14.00'te Ecevit Kültür Merkezi'nde ilk toplantının yapılması, eğer salt çoğunluk sağlanamazsa 25 Haziran günü salt çoğunluk aranmaksızın yine aynı yerde yapılması kararı alındıktan ve ilan edildikten sonra, daha önce Datça'da (belki başka yerlerde de) yapılan Kent Konseyi Genel Kurulları öncesi hiç yaşanmamış ve tanık olunmamış bazı gelişmeler yaşanmaya başlanmıştı: sokaklarda konuşulanlara göre, ilçede örgütlü bulunan bir siyasi partinin organizatörlüğünde bazı kamu kurumları temsilcileri kongreye yönelik bir liste hazırlıyorlardı; kent konseyi başkanlığı ve yürütme kurulu üye seçimlerini kazanmak istiyorlardı.

     Bu duyumlar nedeniyle 18 Haziran günü gergin bir atmosferde toplanan kent konseyi kongresi, salt çoğunluk oluşturulamadığı için yapılamamış ve 25 Haziran'a ertelenmiş; ama söylentiler ve karşılıklı suçlamalar da almış başını gitmişti...

     Bugün saat 14.00'de başlaması duyurulan ama aynı salonda öncesi saatlerde başlayan bir seminerin uzaması nedeniyle saat 15.00 civarı başlayabilen kongreye yasal olarak katılımcı olma hakkı bulunan 140 temsilcinin 109' katıldı. Öncesinde, üç başkan adayı olduğu söylenirken, son anda bir başkan adayını gerekçe açıklamaksızın aday olmadığı ve işin garibi, salon civarında olmasına karşın her nedense oy kullanmaya bile gelmediği kongrede iki başkan adayı yarıştı.

     Adaylardan Ali Eren bir devlet kurumunda memurdu ve resmi kurumların adayı olarak seçime katıldığı söyleniyordu; aslen Karaköylü genç ve oldukça sempatik bir kişi profili çiziyordu. Beyaz Liste olarak seçime giren Çiğdem Canbey ise genç ve sempatik bir kadın eğitimciydi.

     Kent konseyi başkanın seçimi ile yürütme kurulu üyelerinin seçimi konusunda nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiği üzerine çok fazla uzamayan bazı tartışmalardan sonra, her iki seçimin aynı anda sandığa gidip oy kullanılarak yapılması ve böylece zamandan kazanılması konusunda hem fikir olunduktan sonra yürütme kurulu üyelerinin Çarşaf Liste ile mi yoksa Blok Liste ile mi seçileceği üzerine yine çok fazla uzamayan kısa bir yöntem tartışması yaşandı; sonunda, sözde Çarşaf ama özde Blok liste ile (Bir temsilcinin deyişiyle, yorganlar ile çarşaflar birbirine karıştırılarak) yürütme kurulu üyelerinin seçimi yapıldı.

     Oy kullanma bittikten sonra 106 temsilcinin oy kullandığı anlaşıldı. Oy sayımı sonrası Ali Eren'in 38, Çiğdem Canbey'in 64 oy aldığı görüldü. Beyaz ve Sarı listelerin yarıştığı yürütme kurulu seçiminde ise Sarı Liste 34, Beyaz Liste 62 oy aldı. Beyaz Liste üzerinde 5 kişinin, Sarı Liste üzerinde ise 2 kişinin bazı isimleri çizdikleri görüldü.

     Seçim sonucu seçimi kaybeden Ali Eren ile seçimi kazanan Çiğdem Canbey'in tokalaşmaları ve yaptıkları kısa konuşmalar, bir arada yaşama ve ortaklaşa iş yapma kültürü açısında umut verici bir görüntü oldu. (Bu kongre ile ilgili daha ayrıntılı bir değerlendirmeyi yarın paylaşacağım.)

     25.06.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Bu yazı 25.01.2021 tarihinde Muğla turnusol'da yayınlandı

 

Devamını Oku...