Belediye Meclisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2024 Çarşamba

2024.01.03.DATÇA'DA NASIL BİR YEREL YÖNETİM İSTİYORUZ? (3)

  Hiç yorum yok
02:51

 


DATÇA'DA NASIL BİR YEREL YÖNETİM İSTİYORUZ?(3)

31 Mart 2019 Yerel Seçim sonrasında ilk toplantı hariç düzenli olarak her ay başı Salı günleri yapılan olağan meclis toplantılarına katılmaya başladık; katılım çağrısı yaptık. Zorunlu haller dışında katılımı düzenli hale getirdik.

"YEREL YÖNETİMİMİZİ DEMOKRATİKLEŞTİRELİM/

DEMOKRATİK BİR YEREL YÖNETİM YARATALIM (1)(*)

31 Mart Yerel Yönetim seçimleri yapıldı ve (her nerede yaşıyorsak, orada) yeni yerel yöneticilerimiz (bazı yerlerde sancılı ve tartışmalı da olsa) görevlerine başladılar.

***

Yerel seçim tartışmalarının başladığı ilk anlardan itibaren, yerel seçim ile ilgili hemen hemen her konuda (aday belirleme, seçimin niteliği, ittifaklar, savunulan yerel yönetimin niteliği vb.), açık ve herkesçe anlaşılabilir bir dille somut öneriler, düşünceler ve eleştiriler dile getirdik; bütün bunları yazılı halde ilgili kamuoyu ile paylaştık; böylece, farklı ve bir adım önde bir duruş ortaya koymaya çalıştık.

Bugün gelinen noktada da, bu çizgimizi ve duruşumuzu koruyarak, yola devam etmeyi düşünüyoruz...

***

Başlayalım!

***

31 Mart Yerel Seçim öncesi süreçte yazılı hale getirdiğimiz ve Datça'da dağıttığımız broşürümüzün (DATÇA'DA NASIL BİR YEREL YÖNETİM İSTİYORUZ?/Birleşik Haziran Hareketi/DATÇA) bir yerinde '...1 Nisan 2019 sabahından itibaren, öncelikle, Demokratik bir yönetimin oluşturulması ve mevcut yönetimin demokratikleştirilmesi doğrultusunda gerekli adımların atılmasını ve gereksinim duyulan kurumların yaratılmasını öneriyoruz. EĞER BU İLK ADIM ATILABİLİRSE, yaşanan ve yaşanacak olan diğer sorunların çok daha kolay çözülebileceğini düşünüyoruz' (Bknz.adı geçen broşür/a.b.ç) diye yazmış ve devam etmiştik:

' Bu çerçevede:

Datça'nın bütün mahallelerinde ve köylerinde(teknik olarak nasıl şekillenecekleri bilahare tartışılabilecek olan) 'MECLİSLER' oluşturulmalı; o yerde var olan sorunlar bu meclislerde tartışılmalı ve çözülmeye çalışılmalı, oradaki olanaklar ile çözülemeyen sorunlar her ay belediyeye iletilmeli ve belediye meclis toplantısında gündeme alınarak görüşülmeli ve karara bağlanmalıdır.

Her ay yapılan belediye meclis toplantılarına, seçimle gelmiş meclis üyelerinin yanı sıra mahalle ve köylerdeki meclislerin temsilcileri, muhtarlar, ilçemizde bulunan diğer siyasi partiler, meslek odaları, DKÖ/STK'lar, AK-TUR, BİLLURKENT ve ÖZBEL gibi sitelerin temsilcileri katılabilmeli ve kendileriyle ilgili konularda 'söz' söyleyebilmelidirler' (Bknz.adı geçen broşür)

***

Aktarılan bölümden de anlaşılacağı üzere, biz, yerellerde, demokratik bir yerel yönetimin üzerinde yükseleceği asıl örgütlenmenin (her köyde, mahallede, sokakta, işyerinde, okulda vb. her yerde, tartışmasız bir biçimde, tamamen 'demokratik' olarak oluşturulacak ve her yere özgü nasıl şekilleneceği tartışılabilecek olan) MECLİSLER olduğunu söylüyoruz.

Öte yandan, bu örgütlenme biçiminin, akşamdan sabaha, o yerlerde (köyde, mahallede, sokakta, işyerinde, okulda vb.) yaşayan kadın-erkek yurttaşlara rağmen kurulamayacağını; öncelikle, her nerede kurulacaksa, orada, orada yaşayanlarca içselleştirilmesi ve bilahare 'kuvveden fiile' çıkarılması gerektiğini; bu nedenle, bu örgütlenme biçiminin 'yaşanılır bir gerçeklik' haline getirilmesinin, bugünden kesin olarak öngörülemeyecek bir zaman istediğini, biliyoruz.

Hal böyle olunca, bugün, (oturduğumuz yerde oturmaya devam ederek) bu örgütlenme biçiminin kurulmasını beklemek yerine, 'hayat devam ediyor ve sorunlar çözüm bekliyor; o halde, bir yerden başlayalım; iş başına...' demek; var olan yerel yönetimin 'demokratikleştirilmesi' çerçevesinde gereksinim duyulan başkaca adımları atmaya başlamak ve bunlar için, yola çıkmak gerekiyor...

***

Bizce, bugün, bir ilk adım olarak, var olan mevcut yerel yönetimce, her ay başında (önceden belirlenmiş bir günde) periyodik olarak yapılan 'meclis' toplantılarına katılmaya başlamak gerekiyor.

***

Bu çerçevede:

1-31 Mart öncesi 'aday belirleme' sürecinde, farklı listelerden belediye meclislerine aday gösterilmek için listeleri düzenleyenlere (siyasi çevrelere, gruplara, platformlara ve partilere) başvuruda bulunan ama aday gösterilmeyen veya seçilebilecek yerlerden aday gösterilmedikleri için seçilemeyen veya kazanamayan listelerden aday olan bütün kadınlara ve erkeklere; 'Aday olma nedenlerinizin tamamen kişisel olmadığını, kişisel beklentilerinizin yanı sıra ve hatta ondan daha önemli olarak 'kamu çıkarı' ve 'kamuya hizmet' olduğunu varsayıyoruz; bu nedenle, eğer seçilebilseydiniz ve meclise girebilseydiniz ne yapmayı düşünüyor idiyseniz, gelin, şimdi, fiilen ve gönüllü olarak, sanki seçilmişsiniz gibi, meclis toplantılarına katılın ve çalışmaları izleyin; yapabileceklerinizi, bu biçimde de olsa, yapmaya çalışın',

2-Belediye meclisinde 'üye' bazında temsil edilmeyen bütün siyasi çevrelere, gruplara, platformlara, partilere; aday belirleme sürecinde liste çıkaranlara kendilerinden 'aday' gösterilmesi için başvuran ama bu istemleri geri çevrilen derneklere, sendikalara, platformlara; keza, AK-TUR, BİLLURKENT ve ÖZBEL gibi sitelerin yöneticilerine; 'Eğer mecliste temsilciniz olsaydı ne yapacak idiyseniz, gelin, şimdi meclis çalışmalarına katılın; özde yine aynı şeyi yapın; kendi düşünce ve önerilerinizi, bizzat kendi ağzınızdan ifade edin' diye sesleniyoruz.

***

Bu davet bizim.

Buyurun!

***

Biz, katılıyoruz!..

04.05.2019/Datça"


"YEREL YÖNETİMİMİZİ DEMOKRATİKLEŞTİRELİM/

DEMOKRATİK BİR YEREL YÖNETİM YARATALIM (2)

Belediye Meclisi'nin 07.05.2019 günü yapılan Mayıs ayı toplantısına ( Belediye Başkanı ve 15 Meclis Üyesinin yanı sıra) CHP Datça İlçe Örgütü avukatı, A. D. Derneği başkanı, Haziran Hareketi adına biz (iki kişi) ve 3 yerel basın mensubu katılmıştık.

Başkaca (zaman zaman bir nedenle girip çıkan bazı belediye personeli dışında) kimseler yoktu.

***

04.05.2019 tarihindeki 'Belediye meclis toplantılarına katılalım' (Bknz: 1.bölüm) çağrımızın 2 gün ardından yapılan Mayıs ayı toplantısındaki bu 'ilgisizliğe' bakarak, (en azından 'katılalım' çağrısı yaptığımız kişiler, dernekler, sendikalar, platformlar, siyasi partiler vb. hakkında) 'erken bir genel değerlendirme' yapmak belki çok doğru olmayabilir; ama, itiraf edelim, böylesi 'az' bir katılımı da beklemiyorduk...

***

31 Mart Yerel Yönetim Seçimi öncesi süreçte belediye başkan adaylarının belirlenmesinin ardından öne çıkan 'Belediye meclis listesi' hazırlanma çalışmaları sırasında aday olmak için 'Liste' çıkaran siyasal partilere yapılan başvuruların yoğunluğuna; adaylığının kabul edilip aday listesine alınacağına dair 'yeşil ışık' yakılmayan veya adaylık başvurusu yapıp da aday listesinde adını göremeyen 'aday adaylarının' veya 'seçilmesi garanti' sıradan aday gösterilmeyen 'adayların' tepkilerine; kendilerine 'aday listesi için isim bildirin' çağrısı yapılmasını bekleyen ve böyle bir çağrı yapılmayınca bir biçimde serzenişte bulunan derneklerin, platformların, çevrelerin... 'kinayeli/küçümseyici' 'eleştirilerine (!); bir biçimde 'meclis listesinde ittifak' çağrısı yapan ama bu çağrılarına 'pozitif' bir yanıt alamayınca ayrı aday veya ayrı liste çıkaran siyasal partilere...bakarak çağrımıza 'pozitif' bir yanıt alacağımıza ve toplantı salonunda oldukça kalabalık olunacağına dair çok umutluyduk...

***

Bizce, eşitlerinden bir adım öne çıkarak, belediye meclisine girmek isteyen ama bir nedenle giremeyen kadınlar ve erkekler veya belediye meclisinde temsil edilmek isteyip de yine bir nedenle temsil edilemeyen dernekler, sendikalar, platformlar, partiler...vb. her ne nedenle bu yola çıkmışlar ise işte yine aynı nedenin (ama şimdi bir başka biçimde) takipçisi olmak için şimdi Belediye Meclis toplantılarına katılmalıydılar.

03.11.2018 tarihinde, seçime katılacak siyasal partilere aday belirlemede yöntem olarak önseçimi öneren ve bu çağrıyı kamuoyu ile paylaşan bizler, çağrı sonrasında, bu tartıştığımız konuda doğrudan veya dolaylı (farklı biçimlerde) benzer hiçbir iddia ve çaba içerisinde olmamamıza karşın, bu meclis toplantılarına katılmaya karar verdik ve dahası 'katılalım' çağrısı yaptık; yukarıda bahse konu edilen kadınların ve erkeklerin, keza derneklerin, sendikaların, platformların, partilerin vb. ise can-ı gönülden ve bizlerden daha önde katılımcı olmaları gerekirdi.

Olayın mantığının doğal devamı olarak, böyle bir gelişmenin olması normal olanıydı.

Ama öyle olmadığını biliyoruz.

Neden?

11.05.2019/Datça"


"YEREL YÖNETİMİMİZİ DEMOKRATİKLEŞTİRELİM/

DEMOKRATİK BİR YEREL YÖNETİM YARATALIM (3)

31 Mart Yerel Yönetim seçiminde belediye meclisine girmek için liste hazırlayanlara 'yoklama' çekenlerden, aday adayı olanlardan, aday gösterilenlerden veya kendi adlarına bir temsilcilerinin listelerden aday gösterilmesi beklentisi içerisine giren, aday gösterilmesini isteyen, aday bildiren/aday öneren derneklerden, sendikalardan, platformlardan, çevrelerden veya 'ittifak' çağrılarına 'olmaz' yanıtı aldıkları için ayrı aday veya ayrı liste çıkaran siyasi partilerden...vb. içinden, bu konuda 'Maksat spor olsun, namımız yürüsün; yoksa benim/bizim meclis üyeliğine ihtiyacımız yoktur' diyen var mıydı, bilemiyoruz.

Ama sanmıyoruz!

Birebir ilişkisi olanlar veya bir biçimde olayın içinde yer alanlar, muhtemeldir ki, aday olanların veya kendilerini temsil etmesini istedikleri kişilerin aday gösterilmesini ve belediye meclisine seçilmesini isteyen derneklerin, sendikaların, platformların, çevrelerin, partilerin vb. kendi ağızlarından kendilerine has gerçeği biliyorlardır.

Bizce, bahse konu olan olayda 'aday olma/aday önerme/aday gösterme ve aday çıkarma' biçiminde rolü olan her bireyin, derneğin, sendikanın, platformun, çevrenin, siyasi partinin vb. somut ve kendince savunulabilir bir nedeni mutlaka vardır.

Aksi durum, olası değildir.

***

Hal böyle olunca, 31 Mart Yerel Seçim sonrası mazbatasını alarak belediye meclisine girenlerin içerisinde yer alamayan kadınlar ve erkekler veya bu mecliste temsil edilemeyen dernekler, sendikalar, platformlar, çevreler, siyasi partiler vb., bu yeni durumda, kalkıp 'Madem durum bu; bize de bu nedenleri (problemleri, beklentileri, istemleri, gelecek hesaplarını vb.) rafa kaldırmak, bir sonraki seçime ertelemek, yok saymak...vb. düşer' mi diyeceklerdir?

Elbette hayır!

Böyle bir şey, eşyanın tabiatına aykırı bir şey olur.

***

Peki ne yapacaklardır?

Çok doğal olarak, her ne nedenle belediye meclisine girmek veya belediye meclisinde temsil edilmek istiyorlar idiyse, bir biçimde o 'davalarının' takipçisi olmak isteyeceklerdir.

İşte biz, bu nedenle, öncelikli olarak, eşitlerinden bir adım öne çıkarak belediye meclisine girmek isteyen ama bu istemleri bir nedenle gerçekleşmeyen kadınları ve erkeleri; keza yaşadığımız yerde var olan ve belediye meclisinde temsil edilemeyen dernekleri, sendikaları, platformları, çevreleri, siyasi partileri vb. bu konuda başka yollar aramak yerine, doğrudan belediye meclis toplantılarına katılmaya ve bu katılımı istikrarlı hale getirmeye çağırıyoruz.

'Gelin, katılın ve kendi davanızın takipçisi olun; Belediye meclisinde olsaydınız veya temsil edilseydiniz her ne yapacak idiyseniz, şimdi bu biçimde, yine onu/onları yapmaya çalışın; bunun için ille de resmi bir sıfatınızın olması gerekmiyor, yurttaş olmanız yetiyor' diyoruz.

***

Belediye Meclisi, yetkileri büyük ölçüde elinden alınmaya ve merkezi otoriteye devredilmeye çalışılsa da, tarihsel olarak, yurttaşların var olan sorunlarını kendi kendilerine çözmeye çalışmalarının, bunu tartışmalarının ve kendi kendilerini yönetmelerinin bir ifadesi olarak ortaya çıkmış ve bu anlamda, özünde, YEREL PARLAMENTO olarak kabul edile gelmiştir..

Bütün yurttaşlar ve haliyle, öncelikli olarak, eşitlerinden bir adım öne çıkarak belediye meclisine girmek için çaba sarf eden veya belli bir örgütlülük (dernek, sendika, çevre, platform, siyasi parti vb.) içerisinde hareket ederek var olan sorunlarını ortaklaşa çözmeye çalışan kadınlar ve erkekler, yaşadıkları yerele özgü veya yaşadıkları yerdeki yerel yönetimden kaynaklanan sorunlarını bu YEREL PARLAMENTO (Belediye Meclisi) odaklı tartışmaya ve çözmeye çalışmalıdırlar.

Ancak o zaman, yaşadıkları sorunların kalıcı çözümünü sağlayabilmeleri ve bu kalıcı çözümün de bir parçası (öznesi) olmaları mümkün olabilecektir.

Bugün, bulunduğumuz yerdeki belediye meclislerini, tarihsel olarak olması gereken bu yere oturtmak ve bu içeriğiyle çalıştırmak gerekiyor.

Bu ise, ancak, Belediye Meclis toplantılarına, bu çerçevede, en geniş katılımı sağlamaya başlamakla olasıdır...

Yoksa, her şey, laf-ı güzaf'tır!

18.05.2019/Datça"


"YEREL YÖNETİMİMİZİ DEMOKRATİKLEŞTİRELİM/

DEMOKRATİK BİR YEREL YÖNETİM YARATALIM (4)

Biliyoruz, her ay başı, önceden belirlenmiş bir günde toplanan belediye meclis toplantılarında, belediye meclis üyeleri dışındaki katılımcılar, önceden belirlenmiş (ve bilahare ancak belediye meclis üyelerinin toplantı başında önerebildikleri ek) gündem maddelerinin görüşülmesi süresince, kendilerine ayrılmış yerlerde, sessizce oturmak ve olup biten her şeyi izlemek zorundadırlar.

Biz, bu gerçekliğe karşın, özünde, kadın ve erkek her yurttaşa 'Gelin ve belediye meclis toplantılarına katılın' çağrısı yapıyoruz; bu konuda ısrar ediyoruz, ısrar etmeye de devam edeceğiz.

Neden?

***

İster oy vermiş olun ister oy vermemiş olun, ( herhangi bir haklı mazeretiniz yoksa, mutlaka katılmış olduğunuz) yerel yönetim seçiminde seçilerek belediye meclisine girmiş olan üyeler, görev yaptıkları sürece, sizin (5 yıllık bir süre için) 'vekalet' vererek oraya gönderdiğiniz ve orada, o süre boyunca, sizi temsil edecek; sizi (ve haliyle kendilerini de) ilgilendiren konularda, sizin istekleriniz ve beklentileriniz doğrultusunda hareket edecek, kararlar alacak; bir başka deyişle, sizlere 'hizmet' etmek zorunda olan ve bunu (sizlerle arasındaki ilişkinin bu çerçevede olduğunu) da daha baştan, o göreve aday olduğu anda kabul etmiş olduğu varsayılan/varsayılması gereken kişilerdir.

***

Sizler, her ay başı yapılan belediye meclis toplantılarına katılarak, sizinle arasındaki ilişkileri bu içerikte olan üyeleri, baştan itibaren, 'denetlemeye' başlamış ve bunu da (denetlendiklerini) onlara göstermiş oluyorsunuz.

Her şey, sizin gözünüzün önünde olup bittiği için, siz, (5 yıllık bir süre için) görevlendirdiğiniz belediye meclis üyelerinin (görevlilerinizin), sizin yaşadığınız yere ilişkin sorunların ve yapılacak hizmetlerin tartışıldığı, kararların alındığı belediye meclis toplantılarında, gerçekten, sizin istekleriniz ve beklentileriniz doğrultusunda mı yoksa kendi bildikleri başkaca (kendileri için veya o an sizin bilemediğiniz) nedenlerle mi hareket ettiklerini gözlemlemiş oluyorsunuz.

Bir başka deyişle, (5 yıllık bir süre için) 'vekalet' vererek görevlendirdiğiniz bu görevliler, görevlerine başladıkları andan sonra, kendilerine 'güven duyarak' (oy vererek) verdiğiniz vekalete ve haliyle size bağlı kalarak mı görev yapıyorlar, yoksa o 'yetkiyi' aldıktan sonra sizi bir kenara koyarak, sizin onlara duyduğunuz güveni suistimal ederek, tabir-i caizse, size 'yabancılaşmış' birisi olarak mı hareket ediyorlar?

***

Sizlerin (oy vermiş olun ya da oy vermemiş olun) seçerek belediye meclisine gönderdiğiniz kadınlar ve erkekler bu 'denetimi' ister can-ı gönülden ister kerhen kabullensinler, ister 'normal bir durum' olarak ister 'bu da nereden çıktı şimdi?' diyerek karşılasınlar, bu o kadar önemli değil; önemli olan şudur; sizler bu meclis üyelerini gözlemek, bilmek ve onların, 'gözünüzün' onların üstünde olduğunu, ona göre hareket etmeleri gerektiğini bilerek hareket etmelerini istiyor musunuz yoksa istemiyor musunuz?

Aile ve iş yaşamınızdaki deneyimlerinizden hareketle de belli bir yargınız vardır; sizce, belli bir inisiyatifi olan ama sürekli denetlediğiniz ve haliyle denetlendiğini bilen bir meclis üyesi mi yoksa yetki verdiğiniz andan itibaren 'saldım çayıra Mevla'm kayıra' diyerek kendi haline bıraktığınız bir meclis üyesi mi size (seçmenlere) sadık kalır ve daha çok hizmet eder?

***

Elbette, verili koşullarda, belediye meclis toplantılarına katılmak ve bu 'denetim' hakkını bir biçimde kullanmak gereklidir, mutlaka hayata geçirilmelidir; ama yeterli değildir.

Bizce, belediye meclis toplantılarının 'resmi' bölümünün bitiminden sonra, oturumu yönetenin (belediye başkanının) izleyicilere yönelik olarak sorduğu 'Söyleyeceğiniz bir şey var mı?' sorusu sonrası, izleyicilerden söyleyecek sözü olanların sözlerini söylemeleri yöntemi yerine, belediye meclis toplantılarına katılan (üyeler dışındaki) bütün kadınlar ve erkekler de, gündem maddelerinin görüşüldüğü zaman diliminde ''...kendileriyle ilgili konularda 'söz' söyleyebilmeli'' ve böylece, tartışılan konulara ve alınan kararlara bir biçimde katkıda bulunabilmelidirler. (Bknz: Datça'da Nasıl bir Yerel Yönetim İstiyoruz?/B.H.Hareketi/Datça)

Bugünkü yasal mevzuat buna uygun olmayabilir, nitekim öyledir de.

Ama baştan beri ısrarla önerdiğimiz 'katılım' iradesi ortaya konur ve istikrarlı hale getirilir ise, bunun bir yolu bulunabilir ve bu 'hakkın' yasallaşması için de ortak bir 'mücadele' gündeme alınabilir ve örgütlenebilir.

***

Biz, eğer istersek ve uğruna mücadele edersek, istemediğimiz pek çok şeyi değiştirebilir ve istediğimiz pek çok şeyi de elde edebiliriz.

Aksi durumda, verili koşullara 'rıza' gösteririz...Bize verilenlerle yetiniriz.

Siz hangisinden yanasınız?

25.05.2019/Datça"


"YEREL YÖNETİMİMİZİ DEMOKRATİKLEŞTİRELİM/

DEMOKRATİK BİR YEREL YÖNETİM YARATALIM (5)

Her ay başı, önceden belirlenmiş bir günde yapılan belediye meclis toplantılarına katılan yurttaşlar, (oy vermiş ya da oy vermemiş olsunlar) kendilerini temsil eden (öyle olduğu da genel kabul gören) meclis üyelerinden kimin ya da kimlerin kendilerine verilen 'vekalete' sadık kalarak, kimin ya da kimlerin ise bu 'vekalete' sadık kalmayarak (kendilerine, bir başkasına ya da bir başkalarına) çalıştıklarını kendi gözleriyle görme ve birinci elden tanık olma olanağı elde ederler.

Hal böyle olunca, toplantı boyunca toplantı salonunda olup biten her şeyi gören ve konuşulan her şeyi duyan, bunları aklının bir köşesine ya da bugünkü olanaklar ile şu veya bu biçimde bir yerlere kaydeden katılımcılar, meclis salonunda olup bitenlere dair takdir duygularını, eleştirilerini, önerilerini vb. her ne düşünüyorlarsa, onu, toplantı süresince veya toplantı bitiminden hemen orada veya bilahare, toplantı sonrası süreçte birebir görüşmelerinde meclis üyelerine; farklı ortamlarda (uygun olan veya uygun gördükleri her yerde), kamuoyuna, farklı biçimlerde ifade edeceklerdir ve ifade etmelidirler de; bunlar olmaz ise, bu katılım 'eksik' kalır.

Bir başka deyişle, önerilen, belediye meclis toplantılarına katılanların, toplantı sırasında, toplantı salonunda, belediye meclis üyelerine dair tanık oldukları her şey karşısında yalnızca 'seyirci' konumunda kaldıkları ve bilahare, toplantı bitiminde, toplantı salonunda olup biten ve tanık olunan her şeyi orada bırakıp salondan çıktıkları, her şeyi 'unuttukları'(!) bir 'katılım' değildir.

(Meclis üyeleri, kendilerine oy vermiş ya da oy vermemiş olsun, temsil ettikleri seçmenlerin, belediye meclis toplantılarına bu çerçevede bir 'katılım' ve haliyle kendileri üzerinde böylesi bir hakları olduğunu bilmeli ve daha baştan, bunu kabul etmelidirler; herhangi bir biçimde, seçmenlerin bu hakkını yadsımamalı ve bu hakkını kullanmasına karşı çıkmamalıdırlar.)

***

Dahası var!

Seçmenler, 5 yıllık bir süre için 'vekalet' vererek meclise gönderdiği bir üyenin, bu 5 yıllık sürenin herhangi bir zaman diliminde, kendilerine, yani 'güven' duyarak ona verdikleri 'vekalete' sadık kalmadığını, kendileri aleyhine olmak üzere 'kişisel çıkarı' ya da 'bir başkası/bir başkaları' hesabına (meclis toplantılarında veya meclis toplantıları dışında) çalıştığı kanısına varıyorlarsa ve bu çerçevede, o üyenin bu duruma son vermesi doğrultusunda yaptıkları bütün girişimlerin sonuçsuz kaldığını görüyorlarsa, evet o zaman, o üyenin kendilerini o mecliste temsil etme hakkına son verebilme; o üyeye verdikleri 'vekaleti' iptal edebilme; onu 'geri çağırabilme' (ve yerine yeni birisini gönderebilme) hakkına da sahip olmaları gerekiyor. (Böylesi bir durumda, hiçbir güç, bu hakkını kullanmak isteyen seçmenlere, bugün olduğu gibi 'Aklınız neredeydi kardeşim? Bu kişiyi göndermeseydiniz! Şimdi oturun oturduğunuz yerde. Kaderinize rıza gösterin. Sonuçlarına katlanın. Gelecek seçimde, istemediklerinizi aday göstermezsiniz, olur biter...' diyemez.)

***

Verili durumda, yerel düzeyde, belediye meclis toplantılarında tanık olduğumuz sistem, bir biçimde, 'temsili demokrasi' olarak adlandırılabilir; bizim önerdiğimiz ise, var olandan daha ileri bir sistemdir ve biz, buna, 'doğrudan demokrasi' diyoruz!

***

Belediye meclis toplantıları sırasında, meclis üyeleri dışındaki katılımcılara, kendilerini ilgilendiren konularda söz söyleme hakkının fiilen ve dahası yasal olarak tanınmasını isteyen bizler, bu 'geri çağırma' hakkının, yani siyasi literatürdeki adıyla 'emredici vekalet' hakkının da fiilen ve dahası, yasal olarak tanınması gerektiğini söylüyoruz.

(Elbette, bu hakkın, ülkemizde ve günlük yaşamımızda nasıl bir şekle bürünerek kullanılabileceği, keza bugünden, bu doğrultuda ne tür adımların atılabileceği konusu ortaklaşa tartışılmalıdır.)

***

Daha iyi bir dünya, daha iyi bir düzen, daha iyi bir demokrasi, daha iyi bir yönetim...daha iyi bir yaşam isteyen ve bütün bunlar için mücadele eden bizlerin 'ayırt edici' özelliklerimizden birisi de 'gerçekçi olmamız' ama (o an, o koşullarda) imkansız olanı istememizdir.

Evet bizim, bizi (eşitlerimizden) 'farklı' kılan hayallerimiz vardır ve bizler, bu hayallerimizin gerçekleşebilmesi için mücadele ediyoruz; bu hayallerimizin, uğruna mücadele edilmeye değer olduğunu düşünüyoruz.

Ya siz?

01.06.2019/Datça"

(Devam edecek)

(*) Bu bölümde okuduğunuz yazılar o dönemde bazı yerel İnternet sitelerinde yayınlandı.


Devamını Oku...

4 Şubat 2020 Salı

04.02.2020.DATÇA BELEDİYE MECLİSİ ŞUBAT AYI OLAĞAN TOPLANTISI

  Hiç yorum yok
03:38


     DATÇA BELEDİYE MECLİSİ ŞUBAT AYI OLAĞAN TOPLANTISI
     Belediye Meclisinin Şubat ayı olağan toplantısı, 04.02.2020 günü saat 09.30'da Belediye Meclis Toplantı Salonunda yapıldı.
     Toplantıya CHP-8, AKP-3, MHP-2 meclis üyesi; yerel basın-3 ve biz izleyici yurttaşlar 10 kişi olarak katıldık.
     ***
     Belediye Başkanı Gürsel Uçar, toplantının açılışını yaptıktan sonra, resmi bölüme geçmeden önce, 'Sizlere, İstanbul'da katıldığım EMITT fuarındaki izlenimlerimden bahsetmek istiyorum' diyerek, söze başladı. Başkana göre, fuarda herkesin bir standı vardı. Fuar, bütün illerin katılım gösterdiği oldukça hareketli bir yerdi. Stantlar hiç boş kalmıyordu. Turizmciler oradaydılar. Herkes arayış içerisinde idi. Sonunda, kendin pişir kendin ye, kuralı geçerliydi. Datça, bu yıl stant açmamıştı. Neden açmadınız? denmemeli idi. Dalaman nar suyu, Köyceğiz başka bir şey ikram ediyordu. Datça'da badem dağıtabilirdi. Ama, bu dağıtımlar ile bir şey olmuyordu. Turizmi geliştirmek istiyorsak, öncelikle reklama değil, Datça esnafını uyarmaya önem vermeliydik. Datça'nın yer altı ve yer üstü zenginlikleri korunmalı; gelen ziyaretçiler kesinlikle memnun kalmalı; Datça'ya gelip gidenlerin sayısını artırabilmeli, pastayı büyütebilmeli idik. Ama yine de fuarlara, isteyen gidip gelmeli idi. Temiz bir Datça, doğal bir Datça, yer altı zenginlikleri gün ışığına çıkarılmış bir Datça. Bu da üniversiteli çocukların çabası ile olacak bir şey değildi...
     Başkanın bu konudaki görüşleri bitince, başkan, Kazım Yılmaz okulu ile stantların arasında kalan park yerinin yapımının ihalesinin önümüzdeki günlerde yapılacağını ve o bölümü de bu yıl bitireceklerini söyledi.
     Toplantının önceden duyurulmuş resmi gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce, başkan, 7-8 ve 9 Şubat tarihlerinde yapılacak Badem Çiçeği Festivali ile ilgili ek bir gündem maddesi önerisi ve AKP ve MHP grup üyelerinin tek tek imzaladığı başka gündem maddeleri önerilerini meclise okumaya başladı:
     Badem Çiçeği Festivali ile ilgili öneri, festivalde yapılması düşünülen yarışmalarda dereceye girecek yarışmacılara verilecek ödüller hakkındaydı; oylandı ve gündeme alınmasına oy birliğiyle karar verildi. (6.madde)
     AKP ve MHP meclis üyelerinin hep birlikte imzaladığı ilk gündem maddesi önerisi, Turizm alanlarında yapılacak inşaatlar için aranan 3.000 m2 şartının 1.000m2'ye çekilmesine yönelikti. Başkanın da bu konuda olumlu görüş belirtmesi üzerine bu öneri oylandı ve 7. madde olarak gündeme girdi.
     AKP ve MHP grubu üyelerinin önerdiği 2. gündem maddesi, İskele Mahallesinde acil bir gereksinim durumunda olan umumi WC yapılması ve bu çerçevede uygun yerlerin belirlenmesine yönelikti. Başkan, bu konunun meclisin gündemine alınmasına gerek yok, dedi. Haluk Laçin, gündeme alınıp alınmamasının oylanmasını isteyince oylandı ve oy çokluğuyla ret edildi.
Üçüncü gündem maddesi önerisi, Belediyenin ve haliyle Datça'nın, afet, deprem vb. durumlara ne ölçüde hazır olduğunun araştırılmasına dairdi. Başkan, ben devlet değilim; devlet bile Elazığ'a konteynerleri yeni gönderiyor. Bunlar bilgilendirmeyi gerektiren konulardır; gündeme almaya gerek yoktur, şeklinde görüş belirtti. Bu konu da oylandı ve oy çokluğu ile gündeme alınması reddedildi.
CHP grup başkan vekili Can Canbey, bu noktada söz aldı ve belki de tartışılan ve gündeme alınıp alınmaması oylanan konuların kamuoyu açısından öneminden olsa gerekir, öncelikle, dedi, nelerin gündem maddesi olarak önerilip önerilemeyeceğini tartışmamız gerekir. Can Canbeyin ifadesine göre, CHP grubu, bu konuların gündeme alınıp alınmamasının oylanmasına karşıydı.
     Başkan, ben, dedi, her daim görevimin başındayım. Benimle görüşmek isteyip de görüşemeden gittim, diyecek kişi çıkmaz. Başkana, göre, AKP ve MHP grubu üyelerinin yaptığı, meclis üyeleri şu şu konularda öneride bulundular dedirtmekten başka bir şey değildi.
     Haluk Laçin, söz aldı, Elazığ ve diğer civar illerde depremden ölenlere Allah'tan rahmet diledikten sonra, bu konularda dedi, öncelikle bilgilendirme yapılmalıydı. Yıllardır İş Bankası önünde sıkışan ve WC gereksinimi duyan bir yurttaşa bu olanak sağlanamıyordu. Ayrıca, bugün meclis salonunda bayrağımız ve Atatürk'ün posteri var ise, bu, bu önerilerin sonucuydu.
     Haluk Laçin'in bu çerçevedeki konuşması üzerine, başkan, yıkılan eski hükumet konağının, yıkılan öğretmen evinin ve halihazırda kullanımda olmayan Milli Eğitim Tesislerinin olduğu yerlerle ilgili alınan son kararların nasıl alındığına ve gerçekte kimlerin özel ve kolektif katkılarının olduğuna dair oldukça uzun açıklamalar de bulundu.
     Tartışma uzadı.
     Serdar Ören, Suriye'de ölen son 8 asker ve yurttaşa Allah'tan rahmet dileyerek söze başladı. Avrupa Birliği Parlamentosunda bayrağımızı yırtan Yunan milletvekili ve olay hakkındaki duygularını ve düşüncelerini dile getirdi.
     Başkan, tamam, acı hepimizin acısı, bunu paylaşıyoruz, ama arkadaşlar, daha önemli olan bu acıların yaşanmayacağı koşulları yaratmak değil midir?, diyerek düşüncelerini dile getirdi. Başkana göre, eğer ulus ve yurt tehlikeye girerse, 5 yaşındaki de dahil her yurttaş gerekirse ölmeliydi. Ama, olan böyle bir şey miydi? Bizim ne işimiz vardı, oralarda? Bunu sormayacak mıyız?
     Toplantının açılışı yapıldıktan sonra toplam 40 dakika süren bu girişten sonra, 10.10'da resmi gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi.
     1- Cumalı mahallesinde satışı istenen bir yer ile ilgili İmar Komisyonunun 'satılması uygun değildir' çerçevesindeki görüşü oylandı ve kabul edildi.
     2-Belediye başkanına, bir konuda yetki verilmesi, oylandı ve kabul edildi.
     3- Burgaz bölgesinde kıyıdaki bir yere bir büfe ve yanında WC yapılması ile bu yerin kaç yıllığına kiraya verilmesi konusu görüşüldü; AKP ve MHP grubu başkan vekillerinin bu yerlerin nasıl yapılması gerektiğine dair farklı görüş ve önerilerini dile getirmelerinden ve bu çerçevede yine oldukça uzun karşılıklı tartışmalardan sonra oylamaya geçildi ve büfe ile WC'nin, bu yerleri kiralayan kişilerce yapılması çerçevesinde 8 yıllık üzerinden kiraya verilmesi oy çokluğu ile kabul edildi.
     4- Emecik mahallesindeki belediyeye ait ve bugün oldukça harap konumundaki bir yerin kahve olarak işletilmek üzere bir yurttaşa 10 yıllığına kiralanması oylandı ve oy birliğiyle kabul edildi.
     5- Reşadiye, Kızlan ve başka bazı yerlerde yapılacak Tapu ve Kadastro çalışmaları istenen bilirkişilerin adlarının uygun olup olmadığı oylandı; muhtarlıklardan gelen isimler uygun bulundu.
     6- Badem Çiçeği Festivali süresince yapılacak yarışmalarda dereceye girecek yarışmacılara verilecek ödüller oylandı ve kabul edildi.
     7- Turizm tesisi yapılacak yerlerin 3.000 m2'den 1.000 m2' ye düşürülmesi konusu üzerine görüşler dile getirildi; bu konuda çok umutlu olunmamakla birlikte, öneri oylandı ve kabul edildi.
     ***
     Toplantının resmi bölümü bittikten sonra iki kadın izleyicinin iki farklı konuda görüş ve önerilerini dile getirmelerinin ardından, toplantı bitti.
     04.02.2020/Datça
     Mehmet Erdal


Devamını Oku...

31 Ocak 2020 Cuma

2020.02.01.DATÇA'DAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI-7/ HANGİ KATILIM?

  Hiç yorum yok
13:11


     DATÇA'DAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -7
     HANGİ KATILIM?
     Merkezi Otorite, 2005 yılında çıkardığı 5393 sayılı yasanın 76. maddesi çerçevesinde kent konseyini yasal olarak tanırken ve 2006 yılında yayınladığı ilgili yönetmelikle de çerçevesini çizerken, büyük ölçüde 'dış etkenlere' endeksli hareket etti; bu nedenle, kent konseyine 'kerhen' bir yaklaşımı mevcuttur.
     Ama, Merkezi Otorite, bunu yaparken, ne yaptığını da biliyordu; bu örgütlenmeyi yasal olarak kabul ederken ve her yerde belediye başkanlarınca kurulmasını önerirken, dünyanın benzer başka yerlerinde olduğu gibi, yurttaşların yerel yönetimlerin var olan eksikliklerine ve yetersizliklerine yönelik tepkilerinin süreç içerisinde doğrudan yerel yönetim modelinin sorgulanmasına ve haliyle, var olandan daha başka bir yerel yönetim modeli arayışına yönelmesini önleyebileceğini düşünüyordu. Onun için önemli olan, var olan yerel yönetim modelinin (Temsili Demokrasinin) geçerliliğini korumasıydı.
     ***
     Kent konseyini, çoğunluk konumundaki (1389 belediyeden 1039'unu oluşturan) eşitleri gibi 'Bu bizi bozar.', 'Bu bize uymaz.', 'Bu dış kaynakların dayatması.', 'Ne yani bize güvenilmiyor mu?.', 'Yönetim iki başlılık kaldırmaz.' vb.vb. çerçevesindeki söylemlerle değerlendirmeyen; yönetimine geldikleri yerlerde kurulmasını sağlayan ya da kendinden önce kurulmuş ise devam etmesine izin veren (50, hadi daha iyimser olalım, 350 civarındaki) belediye başkanları da ne yaptıklarını ve kent konseyine neden destek verdiklerini biliyorlar.
     Evet, onlar, yönetiminde bulundukları yerlerdeki yurttaşları özgür birer yurttaş olarak görüyorlar; hem kendilerine hem de yönetiminde bulundukları yerlerdeki yurttaşlara güveniyorlar; var olandan daha iyi bir yönetim anlayışını savunuyorlar... nihayetinde, çoğunluk konumundaki eşitlerinden pek çok yönden farklı olduklarını söylüyorlar.
     Eyvallah!
     Ama bu belediye başkanları, gerçekte, yönetiminde oldukları yerel yönetimlerin şu ya da bu nedenle her şeye yetemediğini; kendileri istese de istedikleri her şeyi yapamadıklarını; yurttaşların pek çok konudaki taleplerini ya hiç ya da zamanında ve onların istedikleri biçimlerde karşılayamadıklarını; bu yapamadıkları ve kendilerini çaresiz hissettikleri konularda yurttaşlardan gönüllü katılımcıların ve farklı biçimlerde katkıda bulunanların çıkmasının iyi bir şey olduğunu; nihayetinde, yurttaşların bu gönüllü katılımlarının ve katkılarının kendilerinin artı hanelerine yazılacağını ve bu nedenlerle kent konseyinden korkmamak, tam aksine kent konseyini ve onun çalışmalarını desteklemek gerektiğini düşünüyorlar.
     Öte yandan, kent konseyinde yer alan ve çalışan yurttaşların herhangi bir konuda kendi aralarında tartışarak alacakları kararları bir öneri olarak belediye meclisine sunacaklarını; belediye meclisinin de, kent konseyinden gelen öneri düzeyindeki bu görüşleri kabul edip etmeme özgürlüğüne sahip olduğunu biliyorlar.
     O halde, kent konseyinden neden korksun ve desteklemesinler ki?
     Kent konseyine katılımcı olarak ya da var olan çalışma grupları ve meclislerde yer alarak katılanlar, ola ki çizmeyi aşar ve herhangi bir biçimde başını ağrıtmaya başlarlar ise, (sıkça tanık olunduğu üzere) gerekeni yaparlar; olur, biter...
     (Burada genel bir soyutlama yapmaya çalışıyoruz; yoksa, herkesi aynı torbaya koymaya çalışmıyoruz. Ülkemiz geçmişinde yaşanan örnekle ifade edersek, Fatsa örneğine öykünen ve bugünkü kendi gerçekliğinde o yoldan yürümeye çalışan istisnai konumdaki bazı yerel yöneticileri, bu değerlendirmenin dışında tutuyoruz.)
     ***
     Yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine yurttaşların katılımları konusunda 'kent konseyini' işaret eden ve kent konseyleri içinde şu veya bu konumda yer alarak 'canı gönülden' çalışma yürütenlerin bir kısmının da kent konseyine ilişkin bakış açılarının çok safiyane olmadığını; bizim kent konseyine ilişkin yaptığımız değerlendirmelerin benzeri değerlendirmelerden habersiz olmadıklarını ve haliyle kent konseyinin gerçekte ne olduğunu çok iyi bildiklerini ve bunu bilerek kent konseyinde yer aldıklarını, çalışmalara katıldıklarını ve konumlandıklarını; yanı sıra, kent konseyi dolayımı ile karar alma süreçlerine katılmayı savunduklarını, düşünüyoruz.
     Yerel yönetimde resmi ya da gayrı resmi olarak yer almamalarına karşın (yerel yönetimde yer almış olsalar idi, bir yere kadar da olsa anlamaya çalışabilirdik; ama o konumda değiller) bu yaklaşımı savunanlar, bizce, söylem düzeyinde ve masa başında, kendilerini nasıl tanımlarlarsa tanımlasınlar ve yerel yönetimler, yerel demokrasi, katılım, temsili demokrasi, doğrudan demokrasi...vb.vb. konularda ne söylerlerse söylesinler; aralarında görece farklı yaklaşımlar olsa da, gerçekte, kendi bildikleri nedenlerle, halihazırda yürürlükte olan yerel yönetim modelinin var olmaya devam etmesini, kent konseyi ile takviye edilmesini; bunun da yeterli bir şey olduğunu düşünüyorlar...(Öyle ki, bu arkadaşlardan bazıları, meydanın boş ve ortalıkta dolaşanların da yalnızca kendilerinden ibaret olduğunu sanıyor olmalılar ki,yürütülüp yönlendirilecek 'Demokrasi Mücadelesi' içerisinde 'Doğrudan demokrasinin' temel örgütlenme biçimlerinden birisi olarak kurulabilecek olan 'Mahalle Meclislerini'; 'Temsili Demokrasinin' geçerli olduğu belediye meclisinin/yerel yönetimin bile değil, onun da yardımcısı konumundaki bir örgütlenme biçimi olarak önerilen ve kabul edilen 'Kent Konseyinin' bir alt organı olarak ve dahası, tepeden inme bir biçimde kurulmasını önerebilmekte ve bu amaçla hazırlanan bir 'Mahalle Meclisleri Yönergesi'ni tartışmaya açabilmektedirler.. Bknz: 'MAHALLE MECLİSLERİ YÖNERGESİ' ÜZERİNE 1-3/ https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com )
     Bu nedenledir ki, nihayetinde, günlük yaşamımızda, içinde yer aldıkları ve çalışma yürüttükleri kent konseyinin bulunduğu yerdeki yerel yöneticilerin yanında duruyor görünmekten ve onları destekler konumunda bulunmaktan öteye geçemiyorlar.
     ***
     Bugüne kadar kent konseyi ile ilgili yayınladığımız (Bknz: KENT KONSEYİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI 1-12/ https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com ) bütün yazılardan da anlaşılacağı üzere, biz, hiç şüphesiz ve tartışılmaz bir biçimde, Merkezi Otoritenin 2005 yılında kent konseyini yasal olarak kabul etmesini; azınlıkta olsalar da, bazı belediye başkanlarının yönetimde oldukları yerlerde kent konseyini kurmalarını ve desteklemelerini; yurttaşların ise katılımcı olarak ya da kent konseyi içerisinde kurulacak çalışma gruplarında ve meclislerde yer alarak çalışmalara katılmalarını, görece, iyi bir gelişme olarak değerlendiriyor ve destekliyoruz.
     Bizim karşı çıktığımız, bütün bunların iyi bir şey olarak değerlendirilmelerinin ötesinde 'yeterli' olarak görülmesi ve bu çerçevede arayış içinde olanlara, kent konseyinin gidilecek yegane adres olarak gösterilmesidir..
     Bizce, a)-Kent konseyinin halihazırda bulunmadığı (1039 civarındaki) yerde yerel yönetimin karar alma sürecine katılmak için kent konseyinin kurulmasını beklemek yerine ya da gereksiz bir tartışmaya yol açmayacak başka bir ifadeyle, belediye başkanının kent konseyini kurmaya ikna edilmeye çalışılmasının yanı sıra (çünkü, kent konseyi dolayımı ile karar alma süreçlerine katılabilmek için, önce, kent konseyinin kurulması gerekiyor; aksi halde, bu çerçevedeki bütün tartışmalar, lakırdı'dan öteye geçmez), doğrudan belediye meclis toplantılarına katılmaya başlamak,
     b)-Kent konseyinin bulunduğu yerlerde kent konseyi çalışmalarına katılmak ama bu çalışmalar ile yetinilmesi halinde, yerel yönetimin karar alma süreçlerine katılımın ve daha doğru bir ifadeyle, var olan yerel yönetimin demokratikleştirilmesinin ve demokratik bir yerel yönetimin yaratılmasının olanaksız olduğunu bilmek; haliyle, kent konseyi içerisindeki çalışmaların dışına çıkmak ve kent konseyi çalışmalarını, o sürece eklemlemek gerekir.
     Elbette, hangi yolda yürüyecek olduğuna karar verecek olanlar, bulunduğu yerlerde kendi yaşamlarıyla ilgili konularda alınacak karar alma süreçlerine aktif birer özne olarak katılacak ve bu doğrultuda bir irade ortaya koyacak olan yurttaşlardır.
     Gerisi, lafügüzaf'dır.
     01.02.2020/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

17 Ocak 2020 Cuma

DATÇADAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -5/EVET, KATILIM!

  Hiç yorum yok
14:59

      DATÇADAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -5

     EVET, KATILIM!
     31 Mart 2019 Yerel seçim sonrası, 'Belediye meclis toplantılarına katılalım' doğrultusunda bir görüş ortaya koyan ve sonrasında, Datça Belediye Meclisinin aylık olağan toplantılarına katılmaya başlayan bizlerin, istisnasız hiçbirimizin, var olan yerel yönetimin herhangi bir kademesinde (elbette en çok sorulan/merak edilen, belediye meclisinde) herhangi bir resmi ya da gayrı resmi ne bir görevi ne de sorumluluğu vardır; halihazırda, her birimiz, doğma büyüme ya da şu veya bu zamanda Datça'ya gelip yerleşmiş olan sıradan Datçalılarız; bunun, bilinmesini istiyoruz.
     Sıradan Datçalılar olarak, her birimizin sahip olduğu 'yurttaşlık haklarımızın' (bu yazılara ve haliyle tartışmamıza da konu olan) bir kısmını kullanıyoruz, kullanmaya çalışıyoruz; bu hakların kullanılması sürecinde yaşadıklarımızı ve gözlemlerimizi yazıya döküyoruz ve diğer yerlerde yaşamaya devam eden yurttaşlarla paylaşıyoruz; kararı (benzer süreçler yaşayanların, deneyimlerini bizler gibi paylaşmayı ya da benzer süreçler yaşamak için, yaşadıkları koşullarda somut adımlar atıp-atmamayı), onlara bırakıyoruz, bu birincisi.
     İkincisi, biz 'Belediye meclis toplantılarına katılalım' derken, ülkemizde var olan (Büyükşehir, İl, İlçe ve Belde statüsündeki)1389 belediye meclisinde her ay önceden belirlenmiş ve ilan edilmiş bir günde periyodik olarak yapılan toplantılara katılalım, diyoruz.
     Bir başka deyişle, ülke genelinde yürütülüp yönlendirilmeye çalışılan 'Demokrasi' mücadelesinin (bir anlamda) yerel boyutu olan 'Yerel yönetimimizi demokratikleştirelim ve demokratik bir yerel yönetim yaratalım' mücadelesinin ülke genelinde yürütülüp yönlendirilmesinin çağrısını yapıyoruz.
     Üçüncüsü, yurttaşların, kendilerini hangi konumda (birey, çevre, grup, siyasi parti vb.) ve nasıl tanımlarlarsa tanımlasınlar, istedikleri ve özgürce karar verecekleri biçimlerde (belediye meclis toplantılarına katılımla başlayan) bu sürece aktif birer 'özne' olarak (elbette, katılıp katılmama konusunda bir irade ortaya koyuyorlar ve istiyorlar ise) katılabileceklerini; bunun, 'tartışma konusu yapılamaz bir hak' olduğunu, söylüyoruz.
     Bu çerçevede, konuyu tartışmaya devam ediyoruz.
     ***
     Bilindiği üzere, beş (5) yılda bir yapılan yerel seçimlerde seçilen (ve sayısı nüfusa göre belirlenen) üyelerden oluşan belediye meclisi, olağan dışı haller dışında, ayda bir kez, önceden belirlenmiş bir günde toplanır; gündem maddelerini görüşür, tartışır ve yerel yönetim tarafından uygulanacak kararları alır; sonra dağılır.
     Beş (5) yılda bir seçilen belediye meclis üyeleri, belediye meclis toplantılarında, kendilerini seçen ve o meclise gönderen seçmenler/yurttaşlar adına, bir anlamda onları temsilen (temsil ettikleri var sayılarak, ki şeklen bu doğrudur) kararların alınması süreçlerinde rol alırlar ve oy kullanırlar.
Onları seçerek oraya gönderen seçmenlerin/yurttaşların, o süreçte, herhangi bir şekilde, sürece müdahale edebilmeleri (gidişatı ya da seçip yolladığı kişinin/kişilerin o süreçteki rolünü beğenmiyorlar ise iradelerini ortaya koyabilmeleri; gidişatın yönünü, seçtikleri ama rolünü/rollerini beğenmedikleri meclis üyesini/üyelerini yenileriyle değiştirebilmeleri ya da geri çekebilmeleri vb.vb.) olası değildir.
     Onların söz hakkı, (istediklerine oy verme, istemediklerine oy vermeme, hiç birisine oy vermeme ya da boş oy kullanma vb... biçiminde) beş (5) yıldan beş (5) yıladır; aradaki süreçte, her yerde, (eğer katılıyorlarsa, bizim gibi) belediye meclis toplantı salonunda bile, yalnızca 'seyircidirler'; meclis salonunda, toplantı süresince oturma ve toplantıyı izleme hakları vardır ama toplantının gündem maddeleriyle ilgili olarak sözlerini söyleyebilme ve oy kullanabilme biçiminde iradelerini ortaya koyabilme hakları yoktur.
     Anlatılan ve 'aynıyla vaki' olan bu sistemin adı, 'Temsili Demokrasi'dir.
     Bugün gelinen noktada, belediye meclisi, her bir yurttaşın söz, yetki ve karar sahibi olduğu 'Doğrudan Demokrasini değil, işte bu 'Temsili Demokrasinin' işlerlikte olduğu bir kurumdur/örgütlenmedir.
     ***
     Günlük yaşam içinde pek çok yurttaşın şikayetçi olduğu ('Doğrudan Demokrasiyi' savunan Sol'un ve biz Sosyalistlerin bir bütün olarak 'sorunlu' gördüğü) bu 'Temsili Demokrasinin' işlerlikte olduğu 1389 belediye meclisinin (daha geniş anlamda yerel yönetimlerin) demokratikleştirilmesi ve ('Doğrudan Demokrasinin' egemen kılındığı) demokratik bir belediye meclisinin (/yerel yönetimin) yaratılması doğrultusunda 'olmazsa olmaz' ('yurttaş, değişimin öznesi olmaz ise, o değişim gerçekleşmez ya da kalıcı olmaz') denilerek ('başlangıç noktası' anlamında) önerilen 'belediye meclis toplantılarına katılımın', Datça'da, (bizce) beklenenden daha 'düşük yoğunlukta' gerçekleşmesi, (yine, bizce) tartışılması gereken bir durumdur.
     ***
     Yolu düşenlerin ve gelip görenlerin teslim edeceği üzere Datça, Sakar virajlarından Gökova'ya inildikten sonra, insana (havasının yanı sıra psikolojik olarak da) 'Oh be! Başka bir dünyaya geldik.' dedirten bir bölgenin en ucundaki yerleşim biriminin adıdır; püfür püfür esen rüzgarlı havası, tertemiz denizi ve koyları, yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşayan insanlarının sahip olmaya devam ettiği (sakin, kavgasız ve komşunun komşusuna 'Hişt!' demediği, etlisine sütlüsüne karışmadığı) yaşama kültürü ve bütün bu özellikleri nedeniyle de büyük şehirlerin sıkıcı/boğucu havasından kaçıp kurtulmak isteyen orta halli ('beyaz yakalı') kişilerin ve kendisini halihazırda Sol, Sosyalist, Devrimci, Demokrat, Yurtsever vb. olarak tanımlamaya devam eden (KHK'ler nedeniyle çok sayıda üniversite öğretim üyesi ve öğretmen de bu 'göçe' katılmıştır) aydınların (özellikle son yıllarda) ilk gördüklerinde aşık oldukları, bilahare kendilerine 'yeni yurt' olarak seçtikleri ve gelip yerleştikleri bir yerdir. (Öyle ki, bugün dahi 22.000 nüfusa sahip olmasına karşın, uzun yıllardır 'MÜLKİYELİLER BİRLİĞİ'nin bir şubesi ve oldukça faal/üretken DKSD/Datça Kültür Sanat ve Dayanışma platformu bulunmaktadır. Neredeyse, her hafta, farklı dernek, platform, kurum ve kuruluş tarafından bir Kültür-Sanat etkinliği düzenlenmektedir. Yani, o kadar...)
     Böylesi koşullara sahip olan bir yerde, belediye meclis toplantılarına katılım konusunda 'görece' daha ileride olmak, yeterli midir?
     ***
     İçinde yaşadıkları koşullarda, yaşamlarını doğrudan ve/veya dolaylı olarak etkileyecek konularda önerilerin sunulduğu, tartışıldığı ve kararların alındığı belediye meclis toplantılarına (beş yıldan beş yıla oy vererek seçip yolladıkları meclis üyelerinin bu konularda neler konuştuklarına, neler önerdiklerine ve hangi gerekçelerle hangi konularda el kaldırdıklarına ya da karşı çıktıklarına tanık olmak; onlara varlıklarını göstermek; onların, kendilerinin gözlerinin onların üzerinde olduğunu ve bunu bilerek karar vermelerini sağlamak; toplantı öncesinde, arasında ya da sonrasında, salon içinde ya da dışında desteklerini ya da tepkilerini bir biçimde ortaya koymak; bizzat sürecin içinde yer alarak başkaca olanakları ve olasılıkları sorgulamak... amacıyla) katılmak ve böylece, sonuç itibarıyla, (şu anki sistemde) yerel düzeyde uygulanabilecek bazı kararları almanın yasal odağı olan belediye meclisinde bizzat bulunarak var olan yerel yönetim modelinin demokratikleştirilmesine ve demokratik bir yerel yönetimin yaratılmasına yönelik yapılabileceklerin 'ilk adımını' atmak noktasında tanık olunan bu durumun nedeni nedir?
     18.01.2020/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

10 Ocak 2020 Cuma

2020.01.11.DATÇA'DAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI- 'KATILIM'MI DEMİŞTİNİZ? 4

  Hiç yorum yok
13:04


     DATÇA'DAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -4
     'KATILIM' MI DEMİŞTİNİZ?...
     31 Mart 2019 Yerel Seçimi sonrası, çok az sayıdaki kişiden oluşan Datça Haziran Meclisinde, bütün belediye Meclis toplantılarına katılma doğrultusunda bir eğilim öne çıktı ve ardından, (teknik nedenlerle katılınamayan Nisan ayı hariç) düzenli katılım başladı.
     Datçalıların belediye meclis toplantılarına katılımının gerekliliği ve nedenleri üzerine yazılar yazıldı ve çağrılar yapıldı. (Bknz:YEREL YÖNETİMİMİZİ DEMOKRATİKLEŞTİRELİM -1 5/04.05.2019   https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com ).
     ***
     Bu düşüncemizi yerel yönetimde ya da uzunca bir süredir var olan ve oldukça aktif bir çalışma çizgisi izleyen kent konseyi içerisinde farklı konumlarda bulunan bazı tanıdıklara açtık; ilk anlarda, yerel yönetimde yer alan tanıdıkların bir kısmı 'Gidin, kent konseyinde çalışın.', kent konseyi içerisinde çalışma yürüten tanıdıkların bir kısmı ise 'Gelin, kent konseyinde çalışın.' yollu, bir anlamda yönlendirme içeren önerilerde bulundular.
     Kent konseyi, yasal tanımlanması nedeniyle, yasayla tanımlanmamış platform vb. 'fiili/meşru' konumdaki oluşumlara (ki, Haziran Hareketi, bu konumdadır) kapılarını kapalı tutuyordu, bu bir; ikincisi ve asıl önemlisi, biz, yerellerde yürütülecek 'Demokrasi' mücadelesinin (ki, yerellerde bunun adı, bir anlamda 'yerel yönetimi demokratikleştirmek ve demokratik bir yerel yönetim yaratmak' mücadelesidir) kent konseyi odaklı ya da (daha kötüsü) kent konseyinde 'üs'lenilerek değil, doğrudan belediye meclisi odaklı (kent konseyinde yer almayı ve o konumda da mücadele etmeyi dışlamadan ama bunu 'ikincil' derecede görerek) yürütülmesi gerektiğini düşünüyorduk (Hala o noktadayız). Bu nedenlerle, (masa başında hazırlanan her planlamada tanık olunacağı üzere, şu anki gerçekliğinden biraz daha farklı bir formatta tasarladığımız) 'Belediye meclis toplantılarına katılalım' düşüncemizden vazgeçmedik.
     ***
     Biz, ülkemizde var olan (Büyükşehir 30, İl 51, Büyükşehir ilçe belediye sayısı 519, İlçe belediye sayısı 403, Belde belediyesi sayısı 386; toplam belediye sayısı 1389-Bknz:https://www.e-icisleri.gov.tr) belediyelerin her birindeki '...Belediye Meclisi, yetkileri büyük ölçüde elinden alınmaya ve merkezi otoriteye devredilmeye çalışılsa da, tarihsel olarak, yurttaşların var olan sorunlarını kendi kendilerine çözmeye çalışmalarının, bunu tartışmalarının ve kendi kendilerini yönetmelerinin bir ifadesi olarak ortaya çıkmış ve bu anlamda, özünde, YEREL PARLAMENTO olarak kabul edile gelmiştir.
     Bütün yurttaşlar... yaşadıkları yerele özgü veya yaşadıkları yerdeki yerel yönetimden kaynaklanan sorunlarını bu YEREL PARLAMENTO (Belediye Meclisi) odaklı tartışmaya ve çözmeye çalışmalıdırlar.
     Ancak o zaman, yaşadıkları sorunların kalıcı çözümünü sağlayabilmeleri ve bu kalıcı çözümün de bir parçası (öznesi) olmaları mümkün olabilecektir.
     Bugün, bulunduğumuz yerdeki Belediye Meclislerini, tarihsel olarak olması gereken bu yere oturtmak ve bu içeriğiyle çalıştırmak gerekiyor.
     Bu ise, ancak, Belediye Meclis toplantılarına, bu çerçevede, en geniş katılımı sağlamaya başlamakla olasıdır...'' (Bknz: Yerel Yönetimimizi Demokratikleştirelim -3, https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com ), diyorduk.
     Bir başka deyişle, belediye meclisinin her ay başı yapılan toplantılarına katılımı, bu katılımın kitleselleşmesinin ve sürekliliğinin sağlanmasını ('yurttaş, değişimin öznesi olmalıdır; eğer yurttaş özne olamaz ise, o değişim gerçekleşmez ya da kalıcı olmaz' diyerek), yurttaşların, değişimin öznesi olabilmesi açısından, çok önemli buluyorduk.
     ***
     Mayıs 2019'da, belediye meclis toplantısına katılmaya başladık.
     ***
     Belediye Başkanımız Gürsel Uçar da 'Gelin. Katılın.' diyerek, benzeri çağrılar yaptı ve bu çağrılarını (her ay başı yapılan belediye meclis toplantılarında ve 17.11.2019 tarihinde Hızırşah Kültür Evinde gerçekleştirilen 'Yerel Demokrasiye Katılım-Forum'unda tanık olunduğu üzere) her fırsatta yineledi.
     ***
     Her belediye meclis toplantısı sonrası, (tarafımızca tutulan) toplantının gayrı resmi tutanakları farklı yerel İnternet sitelerinde yayınlandı. (Bknz: https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com ).
     ***
     Peki, sonuç?
     Mayıs-4, Haziran-16, Temmuz-9, Ağustos-14, Eylül-9, Ekim-8, Kasım-16, Aralık-15 (ki, Belediye Başkanının Hızırşah'ta yaptığı 'Gelin.Katılın' çağrısı nedeniyle katılımın oldukça çok olabileceği öngörülüyordu; ama öyle olmadı), Ocak 2020-15 kişi.(Bknz: https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com )
     ***
     Ülkemizin başka yerlerinde, belediye meclis toplantılarına (hangi siyasi parti ya da kim yönetimde olursa olsun) istikrarlı bir biçimde katılım gösterilen ve notlar alınan (+bu alınan notların yerel kamuoyu ile paylaşıldığı) başka bir yer var mı ve eğer var ise, o yerlerde belediye meclis toplantılarına yurttaşların 'katılımı' nasıldır?
     Bilemiyoruz.
     ***
     Datça'daki katılıma ilişkin okuduğunuz rakamlardan anlaşılacağı üzere, Datça'da belediye meclis toplantılarına katılım, pek çok yerden 'görece' daha iyidir/çoktur (bunu öngörebiliyoruz), ama (bizce) yetersizdir.
     ***
     Yurttaşların (ister tek başlarına isterse belli bir örgütlülük içerisinde yaşıyor ve tanımlanıyor olsunlar), yaşadıkları yerellerde var olan sorunlarını çözmek istemeyecekleri ve bu nedenle de herhangi bir çaba içerisine girmeyecekleri (olmaz ya, hiç bir sorunu olmayan ve haliyle belediyenin kapısından içeriye ömrübillah adımını atmamış ya da var olan sorunlarını sıradan yurttaşın yürüdüğü yoldan ve çaldığı kapılardan geçerek değil de bambaşka yollardan çözebilme kudretine sahip olanları dışlayarak yazıyoruz) iddia edilemeyeceğine göre; yurttaşların, doğrudan ya da dolaylı olarak kendilerini ilgilendiren yerel düzeydeki sorunlarının ve çözümlerinin tartışıldığı, kararların alındığı belediye meclis toplantılarına katılım konusundaki bu ilgisizliklerinin bir nedeni ya da nedenleri ve haliyle de, bunların da bir açıklamasının olması gerekiyor.
     Siz ne düşünüyorsunuz?
     10.01.2020/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

7 Ocak 2020 Salı

2020.01.07.DATÇA BELEDİYE MECLİSİ OCAK AYI TOPLANTISI

  Hiç yorum yok
10:00



     DATÇA BELEDİYE MECLİSİ OCAK AYI TOPLANTISI
     Belediye Meclisinin 2020 yılı ilk aylık toplantısı, bugün (07.01.2020), Belediye Meclis salonunda saat 09.30'da başladı.
     Toplantıda CHP-10, AKP-3, MHP-2 belediye meclis üyesi; yerel basın-3 ve biz izleyiciler ve Kaymakamla görüşmeden sonra gelen dört (4) Kent Konseyi Kadın Meclisi üyesi dahil toplam 15 kişi olarak hazır bulunduk.
     Bir gün önce Datça Belediyesi facebook sayfasında 'duyuru' amaçlı yayınlanan toplantı gündem maddelerinin onbir (11) olması nedeniyle, bugünkü toplantının oldukça uzun geçeceği öngörülüyordu; nitekim öyle de oldu. (İlk bölüm 11.44'de bitti; ikinci bölüm ise 14.24'de başladı ve 14.49'da bitti.)
     ***
     Belediye başkanı Gürsel Uçar, açılış konuşmasına '2020 yılı Ocak ayı toplantısına hoş geldiniz.' diyerek başladı; umutlarımızdan, gelecekten, Atatürkçü düşüncenin ve o düşüncelere bağlılığın ne kadar önemli olduğundan, yeni kurulan Gelecek Partisinin bile Parlamenter sisteme dönüşten söz etmesinden...bahsetti.
     Sonra, sözü, 2020 yılında yapılacak olan (7-8-9 Şubat 2020 tarihli) 'Badem Çiçeği Festivali'ne getirdi;' Her şeyin en iyisini yapabileceğimizi göstereceğiz' dedi.
     CHP grup başkan vekili Can Canbey söz aldı; CHP, AKP ve MHP meclis üyelerinin her birinin imzaladığı bir basın açıklaması olduğunu söyledi. Divan üyesi Volkan bey, basın açıklamasını okudu.
Günün sürprizi olan bu ortak basın açıklamasında, üç(3) grubun üyeleri de '...Bizler aşağıda isimleri bulunan meclis üyeleri olarak, halkın yerelde temsilcisi olmamızdan aldığımız güç ile, ilçe kamuoyumuzu yakından ilgilendiren 162 ada 42 parsel olarak maliye hazinesine kayıtlı taşınmazda yapılması düşünülen Emniyet Müdürlüğü binası projesine, yani bahsi geçen alanda herhangi bir üst yapı yapılmasına karşı çekincelerimizi tüm Datça halkının bilgisine sunmayı tarih önünde görev ve sorumluluk duyuyoruz.' diyordu.
     Bu basın açıklaması, uzun zamandır tartışma konusu ola gelen bir konuda aklı selimin galip geldiğini, ortak bir noktada buluşulduğunu ve Datçalıların, artık tartışma götürmez ortak iradelerinin bu olduğunu ortaya koyuyordu.
     Başkanın açıklamasına göre, Emniyet, 21 Aralıkta belediyeye ruhsat için başvurmuş ve buraya prefabrik bir Emniyet binası yapmak istediklerini söylemiş; Başkan, yasal olarak bir ay bekleme hakkı olmasına karşın, 15 gün sonra verdiği yazılı cevapta, 3 Eylülde, belediye Meclisinin, buranın üstü yeşil alan ve altının da otopark olarak düzenlenmesi konusunda ortak bir irade ortaya koyduğunu, kendisinin bu iradeyi 'hiç' sayamayacağını bildirmiş.
     Başkan, ilaveten, eski cezaevinin de restore edilmeye ve çevresini düzenlemeye başladıklarını, gereksinim duyulacak olan taşın da (yıkılacak olan) yandaki bir binadan elde edileceğini, söyledi.
Meclis üyesi Hayriye Yılmaz Balkan, söz aldı; Badem Çiçeği Festivali ile ilgili bilgilendirme yaptı. Verilen bilgiye göre, 19 kişilik bir festival komisyonu kurulmuş, bu komisyonun Hızırşah ve Reşadiye ayakları (oralarda da komisyonlar) oluşturulmuş, Palamutbükü'nde de benzer bir gelişme olmuş; tezgah fiyatları Cumhuriyet meydanın'da 400.00, Atatürk caddesinde 200.00 ve diğer yerlerde 50.00 tl. olarak belirlenmiş.
     Gündem maddelerinin resmi olarak görüşülmesine geçilmeden önceki bu bölümde, bunları takiben; Cumalı mahallesindeki (köyündeki) bir parselin satışının,yeni pazaryeri yapımı ile ilgili olarak belediye başkanına 'kredi çekme^yetkisinin verilmesinin, 2020 yılı için daha önce alınan İlan ve Harçlar ile ilgili bir meclis kararının yeniden düzenlenmesinin gündem maddeleri olarak kabul edilip edilmemesi; gündem maddelerinden birisi olan yabancı sokak isimlerinin görüşüleceği maddeye yeni dilekçelerin de eklenmesi...de görüşüldü; gündem maddeleri, 11'den 14'e çıktı.
AKP ve MHP gruplarının, tartışma konusu olan yabancı isimli sokak isimleri konusunda bazı konuların açıklığa kavuşması için İçişleri Bakanlığına yazı yazılması ve cevabın beklenmesi doğrultusundaki yazılı istemleri çerçevesinde Belediye başkanı yeni açıklamalarda bulundu; Başkanın bu açıklamalarına göre, 2007 yılında bu tartışma konusu isimlerle ilgili İçişleri Bakanlığına yazı yazılmış ama yanıt gelmemişti. 2010 yılında yeniden yazı yazılmış ve 2007'deki dilekçenin akıbeti sorulmuştu. Yıl 2020 ve bu yazıya da yanıt yoktu.
     Bu açıklmalardan sonra, 2007'de alınan kararın yasaya uygun olup olmadığı ve yapılan yorumlara dair karşılıklı oldukça uzun tartışmalar yapıldı.
     Dersine (bu kez de) iyi çalıştığı izlenimi veren AKP grup başkan vekili Haluk Laçin'in mevcut Pazaryeri, Spor salonuna giden öğrencilerin taşınması ve Datça Mahallesindeki turizm alanlarıyla ilgili bazı sorunları dile getiren ve öneriler içeren yazılı görüşlerinin gündeme alınıp alınmaması üzerine tartışmalar yapıldı; bunların gündem maddeleri olarak ele alınmasına gerek duyulmadı.
     ***
     Nihayet, saat 10.39'da resmi gündem maddelerine geçilebildi.
     1-Bir Datçalının 192 ada 15 parsel ile ilgili talebi konusunda ilgili komisyonun raporu okundu ve kabul edildi.
     2-Cadde ve Sokak isimleriyle ilgili komisyonların hazırladığı raporu Hayriye Yılmaz Balkan, okudu. Bu rapora göre, cadde ve sokak isimleri konusunda bazı kurallar olmalı ve bu kurallara göre isimler verilmeliydi. Bu tespit edilen kurallar çerçevesinde Belediye Meclisine yapılmış bütün öneriler (AKP+MHP ortak imzalı öneriler de dahil olmak üzere) tek tek ele alınmış ve İskele Mahallesi 79. sokağa Nihat Akkaraca'nın adının verilmesi oy birliğiyle uygun bulunmuş; bunun dışındaki bütün öneriler oy birliğiyle ya da oy çokluğuyla reddedilmişti.
     Bu konuda yeniden karşılıklı tartışmalar yapıldı; oy çokluğuyla, komisyon raporu kabul edildi.           Başkan, 2007 ve 2010 yıllarında İçişleri Bakanlığına yazılan yazıların akıbetinin de sorulacağını, sözlerine ekledi.
     3- Başkan yardımcısının maaşı konusu görüşüldü; bu konuda yasal olarak ne yapılacağı belli olduğundan, konu kabul edildi.
     4-Meclis üyelerinin 'Huzur hakkı', yani meclis çalışmaları karşılığı alacakları ücretler; bu konuda da yasal çerçeve çizildiğinden, öneri kabul edildi.
     5-Sözleşmeli bazı personelin maaşlarına yapılacak zamlar; bu konuda da %5,5'lik zam oranı yapılması gerektiği yasal olarak belirlendiğinden, kabul edildi.
     6-Boş kadrolara eleman alınması; öneri kabul edildi.
     7-Sözleşmeli bazı personelin maaşlarına yapılacak zamlar; 5.ci maddede olduğu gibi, kabul edildi.
     8-Mevsimlik işçi çalıştırılması; Yaz aylarında 5 ay 29 gün çalışabilecek geçici eleman alınması konusu, kabul edildi.
     9-Zabıtaların fazla mesaileri konusu; yasal mevzuat belli olduğu için, o çerçevede olması kabul edildi.
     10-Badem Çiçeği Festivalinde yapılacak amatör fotoğraf yarışması için 1-3.000, 2- 2.000 ve 3- 1000 tl. verilmesi önerisi kabul edildi.
     11-Denetim Komisyonu seçimi; yasal bir zorunluluk olan bu komisyona 3 meclis üyesi seçildi.
     12-Cumalı mahallesindeki, belediyeye ait küçük bir parselin satılması konusunun komisyona sevki, kabul edildi.
     13-Belediye başkanının, yapılacak olan yeni pazaryeri için maliyeden alınması gereken 952 m2'lik yerin nakdi karşılığının farklı yollardan (belediyeye ait arsa/arazi satışlarından) karşılanamaması nedeniyle (ayrıca, ilçe merkezinde yapılması düşünülen bazı altyapı çalışmaları için) bankalardan kredi çekebilmesi için yetki verilmesi oylandı ve kabul edildi. (Nihayet, yeni pazaryerinin yapılabilmesi konusundaki problemin bu biçimde aşılabileceği anlaşılıyor.)
     14-2020 yılı İlan ve Harçlar ile ilgili 2019 yılında Belediye Meclisinde alınan kararın yeniden görüşülmesi ve yeni fiyat tarifesinin belirlenmesi; bu konunun görüşülmesi için saat 11.44'te toplantıya ara verildi, saat 14.00'te toplanılacağı söylendi.
     Komisyonda ortak görüşün oluşması ve bu oluşan görüşün yazılı hale getirilmesi oldukça uzun sürdüğünden saat 14.25'te toplantının ikinci bölümüne geçilebildi; komisyonun görüşü okundu, oylandı ve kabul edildi.
     Toplantı, saat 14.49'da bitti.
     07.01.2020/Datça
     Mehmet Erdal


Devamını Oku...

26 Aralık 2019 Perşembe

2019.12.03.DATÇA BELEDİYE MECLİSİ ARALIK AYI TOPLANTISI ÜZERİNE NOTLAR

  Hiç yorum yok
16:13


     BELEDİYE MECLİSİ ARALIK AYI TOPLANTISI ÜZERİNE NOTLAR 
     Datça Belediyesi Aralık ayı olağan toplantısı, bugün, saat 09.30-13.00 arası, Belediye Meclisi toplantı salonunda yapıldı.
     ***
     Toplantıya CHP-10, AKP-3, MHP-2; yerel basın-2; biz izleyiciler, toplam 15 kişi katılım gösterdi.(Bu ayki toplantının gündem maddelerinin birisinin, önceki toplantıda AKP-MHP ortak imzasıyla yazılı olarak önerilen 'yabancı sokak isimlerinin değiştirilmesi' olması ve bu önerinin yerel kamuoyunda bir ölçüde de olsa tartışılması; 07.11.2019 günkü seçimsiz Kent Konseyi kongresinde bu öneri ve bu toplantıya katılım üzerine konuşulması; ayrıca, 17.11.2019 tarihinde Hızırşah Kültürev'inde yapılan 'Yerel Demokrasi-Forum'unda Belediye Başkanının 'Gelin, katılın' çağrısını yinelemesi hasebiyle, bu toplantıya 'izleyici' düzeyindeki katılımın her zamankinden daha çok olacağı olasılığı vardı; ama, olmadı...)
     ***
     Belediye Başkanı Gürsel Uçar, toplantıyı açış konuşmasında, öncelikle, bugünün 'Dünya Engelliler Günü' olması nedeniyle, bütün engelli yurttaşların gününü kutladı;'Herkese engelsiz ve huzurlu bir yaşam diliyorum. Engelli olmak çok uzağımızda değil; ne zaman engelli olunacağı bilinmiyor. O nedenle engelli yurttaşlara karşı hoşgörülü olmalıyız...Sağlıklı bir kentte yaşamak için, engelliler için ne yapıyoruz? sorusuna verilecek cevap, çağdaş bir kentin göstergelerindendir. Sonra hayvanlar ve dağdaki ormanlar, diktiğimiz ağaçlar için neler yapıyoruz?...' diyerek sözüne devam etti.
Bu noktada, 03.09.2019 günkü oturumda sokak hayvanlarıyla ilgili meclise bir sunumda bulunan sayın Nurcan Kaya'nın verdiği bilgiler çerçevesinde Çevre, Sağlık, Eğitim ve Gençlik Komisyonunun hazırladığı önergeyi komisyonun CHP'li üyesi Şinasi Turgay Eser okudu. Komisyonun önerisine göre, Hızırşahtaki 4996 metrekarelik arazi ya da Kızlandaki belediyeye ait depo, sokak hayvanları için yapılacak faaliyetlere verilebilirdi.
     ***
     Başkan, aynı açış konuşmasında, 'kaçak yapılar' ve son yağmurda Palamutbükünde yaşanan su baskınları konusuna ve bunların nedenlerine; neler yapıldığına ve neler yapılması gerektiğine dair de konuştu.
     Bazı meclis üyeleri, başkanın değindiği konularda söz aldılar ve görüşlerini açıkladılar; oldukça uzun bir 'toplantıya giriş' bölümüne tanık olduk.
     ***
     Gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi:
     1-İlk gündem maddesi, İskele mahallesindeki 192 ada 15 no'lu parselle ilgili İmar Komisyonu raporuydu; okundu ve oy birliğiyle kabul edildi.
     2-Daha önceki toplantılarda gündeme getirilen Atatürk caddesindeki trafik düzeninin değiştirilmesi önerisine dair İmar Komisyonunun raporu okundu; Komisyon, oy çokluğu ile, trafik düzeninin aynı kalması, yaz aylarında Atatürk Caddesinin Ziraat bankası ile Liman arasındaki bölümünün trafiğe kapatılması vb. dair görüşlerini okudu.
     Bu rapor çerçevesinde, ilçedeki trafik düzenini belirleme yetkisinin Büyükşehir'in ilgili dairesinde olduğu, çağdaş bir şehirde şehir merkezine araçların girişinin doğru olup olmadığı, cadde boyunca otopark olarak kullanılan, gerçekte ise kısa zamanlı park etmek amacıyla tahsis edilen yerler, esnafın şikayetlerinin gerçekte nelerden kaynaklandığı vb.vb. konularda karşılıklı konuşmalar yapıldı.
Sonuçta, rapor oylandı ve AKP'nin bir konudaki muhalefet şerhi ile kabul edildi.
     3-Cadde ve Sokak isimleri konusunda AKP-MHP meclis üyelerinin ortak imzasıyla 5 sokak adını değiştirilmesi ve yerlerine yeni isimlerin konulması(AISKA KAVACI/YILDIZ KENTER, BERTOL BRECHT/BARIŞ MANÇO, ARAGON/MÜNÜR ÖZKUL, GARCIA LORCA/RUHİ SU, MAYAKOSKİ/HALİDE EDİP ADIVAR olarak); ayrıca, AKP meclis üyesi Aslı Kaya'nın, dedesi Mehmet Sönmez'in doğup büyüdüğü 70.sokağa dedesinin adının verilmesi önerildi; öneriler, yazılı olarak sunuldu.
     Bu konuda karşılıklı görüşler dile getirildi; CHP grup başkan vekili Can Canbey, bu konuda komisyonun yapacağı çalışmada, öncelikle kriterlerin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu öneri genel kabul gördü. CHP meclis üyesi Kamil Sönmez, bu 'adı değişsin' diye önerilen sokak adlarına çift (var olan ve önerilen) ad verilmesini önerdi.
     Bu çerçevede yapılan tartışmalarda, bu konunun ilgili komisyonda bir çalışma yapılmasının ve sağlıklı bir yaklaşım ortaya konulmasının; önceki dönemlerde bu konuda yeterince sorgulama ve tartışma yapılmadan isimlerin konulduğuna dair ortak bir uzlaşmaya varıldığı söylenebilir.(Önerilen sokak isimleri önerilen isimlerle yer değiştirebilir mi? Komisyonun çalışmasını ve hazırlayacağı raporu beklemek gerekir, derim.)
     4-Badem Çiçeği festivali: Önceki iki yıl, Belediyenin desteklediği ama özel bir girişimcinin organize ettiği festivalin, bu yıl, önceki yılları organize eden girişimcinin de önermesi ve Belediyenin de uygun görmesiyle 7-8 ve 9 Şubat günleri Belediye tarafında yapılacağına dair karşılıklı görüşler ortaya konuldu; Başkan, yerel halkın katılmadığı, yerel halkın yararlanmadığı ve memnun kalmadığı bir festivalin yapılmasının doğru olmadığını; geçmiş yıllarda Can Yücel ile ilgili yapılan festivallerde bu durumlara tanık olunduğunu; bu yıl elbirliğiyle bir çalışma yürütüleceğini; komisyon oluşturulduğunu ve komisyonun çalışmalara başladığını; festival ile ilgili nakdi yardımlar için bir hesap açtırılması gerektiğini söyledi; öneri oylandı ve kabul edildi.
     5-2020 yılında, evsel atıklarla ilgili alınacak ve MUSKİ'nin sayaç okumaları sonrası oluşturduğu faturalara eklenecek; hane başına (maliyet hesapları sonucu belirlenen) aylık 9 tl. 18 kuruş konusu tartışmaya açıldı.(Saat 11.00'de verilen arada komisyon bu konuda ayrıntılı bir çalışma yaptı; oturumun ikinci bölümünde bu çalışma okundu ve oy birliğiyle kabul edildi)
     6-2464 sayılı yasanın ilgili maddesi gereği, yol yapımlarında, zorunlu olan asfaltlama vb. çalışmalarda değil; 'iyileştirme' kapsamındaki yol çalışmalarına yurttaşların hane başına katılım yapması konusu görüşüldü ve oylama ile kabul edildi.
     ***
     Aralık ayı toplantısı, bitti; Ocak ayı olağan toplantısının 07.01.2019 günü saat 09.30' da yapılmasına karar verildi.
     03.12.2019/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...

2019.11.05.DATÇA BELEDİYE MECLİSİ KASIM AYI TOPLANTISI ÜZERİNE NOTLAR

  Hiç yorum yok
15:07


     BELEDİYE MECLİSİ KASIM AYI TOPLANTISI ÜZERİNE NOTLAR
     Belediye meclisi olağan Kasım ayı toplantısı, Belediye Meclis salonunda, her zamanki gibi saat 09.30'da başladı.
     ***
     Toplantıya CHP-10, AKP-3 ve MHP-1 (mazeretli 1 eksik) üye olarak; basın-3 ve biz izleyiciler ise toplam 16 kişi olarak katılımda bulunduk.
     ***
     Kasım ayı toplantısı, önceki (31 mart yerel seçim sonrası yapılan) 7 meclis toplantısından oldukça farklı bir toplantı oldu;a) İlk kez (sırtında PRESS yazan) farklı bir basın mensubu toplantıya katıldı, b) İlk kez AKP ve MHP yazılı olarak 3 konuda ortak (gündeme alınması amacıyla) öneride bulundu, c) İlk kez CHP, AKP ve MHP grup sözcülerinin ortak imzası ile yazılı olarak bir konuda ('Barış Pınarı' harekatı) açıklama yapıldı.
     ***
     AKP ve MHP gruplarının, özellikle AKP grup sözcüsü Haluk Laçin'in, meclis toplantısı öncesinde 'dersini iyi çalıştığı' ve biz izleyicilere bu izlenimi verdiği söylenebilir.
     ***
     Meclis toplantılarına ilk kez katıldığına tanık olunan basın mensubunun ve toplantının ilk saniyelerinde (resmi bölüme geçilmeden) Belediye başkanınca müdahale edilerek önlenen (canlı yayın mı yoksa video çekimi mi olduğu anlaşılamayan) çekim'in, AKP ve MHP ortak imzasıyla önerilen dilekçelerle ve ardından başlayan tartışmalarla herhangi bir bağlantısı var mıdır, bilinmez; ama başkanın bu müdahalesi ve ardından okunmaya başlanan AKP-MHP ortak imzalı dilekçeler, ilk kez, daha resmi bölüme geçilmeden ve resmi gündem maddeleri görüşülmeye başlanmadan, oldukça uzun süren ve hararetli geçen bir tartışmaya yol açtı.
     ***
     AKP-MHP ortak imzalı önerilerde:
     1-''..Belediye başkanımızın haftada bir gün 'Vatandaş günü' olarak belirlemesi, Belediye Meclis salonumuzda gelen vatandaşların taleplerini dinleyerek ilgili birimler ile koordineli olarak çözüm bulmaları...'',
     2-''...ilçemiz Atatürk caddesi üzerinde uygulanan tek yön trafik akışının özellikle turizm sezonunda aksaklıklara ve sıkışmalara neden olduğu...bölgede bulunan vatandaşların ve esnaflarımızın da görüşleri alınarak belediye Meclis Komisyonlarımız tarafından incelenerek konunun meclisimize raporlanması...'',
     3-''...Belediye meclis Başkanlığımıza verdiğimiz 06.08.2019 tarihli dilekçemiz sonucunda ilçemizde bulunan sokak isimlerinin detaylı listesi tarafımıza teslim edilmiş ve üzerinde yaptığımız incelemede vatandaşlarımızın mağdur olduklarını belirttiği telaffuz zorlukları tespit edilmiştir...Belediye Meclisimizin alacağı kararla ilçemiz İskele, Eski Datça ve Reşadiye Mahallelerimizde bulunan cadde ve sokak isimlerinin Meclis Komisyonumuzca tekrar görüşülerek vatandaşın adres trafiğinde ki mağduriyetinin giderilmesi...'' istenmekteydi.
     ***
     Her ayın ilk Salı günü yapılan belediye Meclis toplantılarının toplantı salonuna gelemeyen Datçalılara da canlı yayın ile sunulabilmesi konusunda süre gelen tartışma da bir biçimde bir ilerleme sağlandığı söylenebilir; şöyle ki; 'Belediye tarafında yapılan çekimlerin video çekimi olduğu ve istenirse çoğaltılabileceği; canlı yayın için bir hat alınması gerektiği ve bu doğrultuda gerekenin yapılması; çekimin ve yayının, herhangi bir kesimi kollayacak veya mağdur edecek bir biçimde değil, herkese eşit mesafede olacak şekilde yapılması' doğrultusunda bir uzlaşı oluştu.
     ---Belediye başkanı, haftada bir günün 'vatandaş günü' olmasının, düşünce olarak çok iyi olduğunu ama hayatın öyle düşünüldüğü gibi yürümediğini, bunun teknik ve pratik olarak çok zor olduğunu ama ayda bir olabileceğini, buna karşı olmadıklarını, bu konuyu düşüneceklerini...vb.vb. söyledi; AKP grup sözcüsünün söylemiyle, 'pazarlık' sonucu bu 'ayda bir' olması konusuna sıcak bakıldı.
     ---Atatürk caddesindeki trafik sorunuyla ilgili olarak da Başkan, alış-verişi arabaların değil insanların yaptığını; şu anı değil, 5-10 yıl sonrasını düşünmek gerektiğini; ileride, esnafın Şenkaya'dan itibaren araba girişinin önlenmesini isteyeceğini, yöneticilerin anlık isteklere göre değil uzun erimli gelişmelere göre hareket etmesi ve bu doğrultuda vatandaşı ikna etmeye çalışmasını vb.vb... söyledi; toplantının bitiminde, 8. madde olarak, bu konu, bütün komisyonlarda incelenmek üzere oylandı ve kabul edilerek komisyonlara sevk edildi.
     ---Sokak isimleriyle ilgili olarak, AKP grup sözcüsü, özellikle ve ısrarla, döne döne açıklamaya çalıştı ki; kendileri, yabancı şairlerin sokak adı olmasına karşı değillerdi; aksine, bu şairlerin adları yeşil alanlara verilse daha iyi olurdu; kendilerinin itiraz nedeni, tamamen vatandaşın telaffuz güçlüğü çekmesi nedeniyle yol ve yer tarifinde yaşanan sıkıntılardı; ayrıca, ad verilmeyen sokak adları, adı olan ama kendisi olmayan sokaklar vb.vb. vardı...Konu komisyona sevk edilmeli, komisyon bu konuda ayrıntılı bir çalışma yapmalı ve bilahare hazırlanan rapor meclise sunulmalıydı. Başkan ise, bu konuda AKP, şikayeti olan vatandaşlar vb...dahil herkesin dersine iyi çalışmasını, şikayet ettikleri isimleri ve yerlerine neleri önerdiklerini bizzat kendilerinin yazılı olarak meclise sunmalarını; bu çerçevede, bu konunun Aralık ayındaki meclis toplantısında gündeme alınmasını...ifade etti. Bu konunun komisyona sevk edilmesine gerek duyulmadı.
     ---Üç grup sözcüsünün yazılı olarak hazırladıkları ve konusu 'Barış Pınarı hareketi'ne destek olan açıklama okundu.
     ***
     Toplantının resmi bölümüne geçildi:
     1-Plan ve Bütçe Komisyonunun hazırladığı 2020 yılı tahmini Bütçesi okundu; tahmini bütçe 34.000.000.00 tl. olarak belirtilmiş. MHP grup sözcüsü Serdar Ören, gelirlerin artırılması ve yatırma yeterli kaynak aktarılmaması konusunda görüşlerini açıkladı. Oylama yapıldı ve tahmini bütçe oy çokluğuyla kabul edildi.
     2-2020 yılına ait tarife ve harçlar ile ilgili yasal olarak yapılması gereken düzenlemeler okundu; Amfi-Tiyatronun gecelik kirasının 2.000.00 tl.den 3.000.00 tl'ye çıkarılması; tiyatro gösterimlerinden herhangi bir bedel alınmamaya devam edilmesi kabul edildi.
     3-Hızırşah'taki 144.ooo m2 civarındaki ağaçlandırma ve orman sahasının, Hızırşah muhtarlığının 'Yapamayız' sözlü görüşü sonrası bir şahsa tahsis edilmesi, kabul edildi.
     4-Tunceli ili Pertek ilçesi belediyesini 'Kardeş Belediye' olma önerisi konusunda ilgili komisyonun hazırladığı 'Olur' görüşü oylandı ve kabul edildi.
     5-Bütçedeki (yasal olarak yapılması gereken) aktarımlar konusu oylandı ve kabul edildi.
     6-Sosyal Demokrat Kamu İşverenler Sendikasına üyelik konusu tartışıldı ve oy çokluğuyla kabul edildi.
     7-Kargı yolu üzerinde bir yurttaşa ait yerle ilgili mülk sahibince verilen ve içeriği 'mağduriyetin giderilmesi' olan dilekçenin ilgili komisyona sevki oylandı ve kabul edildi.
     8-Atatürk Caddesindeki trafik konusunda bir çalışmanın yapılması ve rapor hazırlanması konusun komisyona sevkini yapılması oylandı ve kabul edildi.
     ***
     Toplantının resmi bölümünden sonraki kısmında izleyicilerden 4 kişi, farklı konularda düşünce, öneri ve istemlerini dile getirmek üzere söz aldılar.
     Kasım ayı toplantısı sona erdi.
     05.11.2019/Datça
     Mehmet Erdal

Devamını Oku...