GÖKHAN SAĞIR İLE CHP ÜZERİNE
(1)
“Sezai Öz, Yeniden CHP Datça
İlçe Örgütü Başkanı Seçildi” başlıklı son haberimin
bir yerinde, haberi okuyanlar anımsayacaktır, “CHP Datça İlçe
Örgütü eski başkanlarından ve meclis üyelerinden Gökhan
Sağır, kürsüye çıkıp konuşma yapanların içerisinde ilk
ve tek somut eleştiri yönelten üye idi.” demiştim. Kongrede
seçime geçildiği anda yaptığım teklifi kabul etmesi nedeniyle,
bugün Gökhan Sağır ile buluştuk.
ÇOK ELEŞTİRDİĞİMİZ
“BAŞKANLIK SİSTEMİ” BİZDE DE VAR!
Senin dışında, 103'ü
“seçilmiş”, 14'ü “doğal” mahalle delegesinden kongreye
katılanlardan hiçbirisi söz alıp eleştiri yöneltmedi; bu bana
pek normal gelmedi. Datça'nın sokaklarında konuşulanlar, merkezi
yönetim/Cumhur İttifakı tarafından 19 Mart'tan beri CHP'ye
yöneltilen saldırılar, CHP içerisinde gün yüzüne çıkan bazı
Truva Atları... vb. gelişmeler düşünüldüğünde Datça İlçe
Örgütü Kongresinde de bazı tartışmaların yapılması şaşırtıcı
olmazdı. Neden yapılmadı?
“Biz, konuşmuyoruz; bütün
meseleler de bundan kaynaklanıyor. Tüzüğümüzde bile şöyle bir
madde var: Diyor ki '3 ayda bir toplantı yapın.' Yani, 'oturun,
konuşun, meseleleri tartışın, ortak karar alın...' diyor. Bu,
yılda 4 toplantı yapar. Bu bile olmuyor. Mesela, genel merkez
emrivaki olarak 'Danışma toplantıları yapın' diyor, yapıyoruz
ama yılda bir kez yapıyoruz. O yılda bir kez yaptığımızı da
sorunları çözmek, meseleleri tartışmak için filan değil de
'yapmış olmak için' yapıyoruz. Böyle yapıldığı için de bu
toplantılardan bir sonuç çıkmıyor. Normalde, bu toplantılarda,
'Şimdiye kadar ne yaptık, ettik, çalışmalarımızda neleri
doğru, neleri yanlış, neleri eksik yaptık?' onları tartışmamız,
bir 'ortak akıl' oluşturmamız gerekiyor. 'Ortak akıl, ortak akıl'
diyoruz ama bunu oluşturacak bir ortam yaratılamıyor. Bu durum,
bizim partimizdeki sistemin yanlışlığından kaynaklanıyor.
'Başkanlık' sistemini çok eleştiriyoruz ama bu sistem kendi
içimizde de var.”
Örgütlenmenin en alt birimi
olan ilçe örgütünde bile fiiliyatta bir 'başkanlık' sistemi mi
var?
“Yukarıdan aşağıya, aşağı
yukarı her yerde aynı sistem var.”
Delege, kongre sırasında
konuşmaktan çekiniyor mu?
“Delegenin önüne öyle bir
olanak konulmuyor. Anımsarsan, bir ara 'CHP olarak Halk Toplantıları
yapalım' denilmişti. 2-3 kez yapıldı da. Dedik ki 'Arkadaşlar,
bu toplantılar devam etsin. Bugün 5 kişi, yarın 15 kişi katılır.
Sorunlar tartışılır.' Ondan da vazgeçildi.”
ÜYELERE KONUŞABİLECEKLERİ
ORTAM HAZIRLANMALI
Anımsadığım kadarıyla, CHP
Datça İlçe Örgütü toplantılarında, ciddi tartışmalar
olurdu. Üyelerinizden bazıları çıkar, oldukça radikal
konuşmalar yapar ve sert eleştirilerde bulunurdu. Şimdilerde ya da
örneğin dün yapılan 39. olağan ilçe kongresinde böyle bir
şeyin olmamasının nedeni olarak “İşte Cumhur İttifakı
bileşenleri, işte R. T. Erdoğan üstümüze geliyor. Şimdi biz de
durup dururken onlara kendi elimizle malzeme vermeyelim.” gibi bir
endişeden söz edilebilir mi?
“Eleştirlere bakış açımız
da yanlış. Aslında, eleştirilere insanların, arkadaşların,
üyelerin birbirlerine yardımı olarak bakmamız gerekiyor.
Özeleştiri de kendini aşmadır. Bu anlamda bir eleştiri ve
özeleştiri, partiye hiçbir zaman yerleştirilmedi. Arkadaşlar,
eleştiriyi 'suçlama' olarak, yanlış anlıyorlar. Konuşmak
isteyen 'Konuşursam acaba bana ne derler?' diye endişe duyuyor.
Konuşmaktan kaçınıyor. Üyelere konuşabilecekleri ortamı
hazırlamak yöneticilerin görevidir. Yöneticiler böyle bir ortamı
hazırlamalı ki insanlar özgürce konuşabilmeli ve konuşunca da
onlara karışılmamalı, konuşanlar herhangi bir yaptırımla
karşılaşmamalı, tepki görmemeli, tam aksine onları konuşmaya
teşvik edici şeyler yapmalı. Fiiliyatta olan, birisi konuştuğu,
birisini eleştirdiği ya da bir konuda eleştiride bulunduğu zaman,
hemen ona tavır alınıyor. Haliyle insanlar da konuşmaktan,
eleştirmekten korkuyorlar. Bu nedenle ben üyelerde bir kabahat
bulmuyorum. Önemli olan, o ortamı, o konuşma özgürlüğü
ortamını hazırlamaktır.”
İNSAN, SAMİMİ BULDUĞU
ORTAMDA İÇİNİ AÇAR, KONUŞUR
Yönetimde, böyle bir çaba
yok mu?
“Yok. Olsa, delegeler, üyeler,
insanlar gelir konuşur. Neden konuşmasın? İnsan, samimi bulduğu
ortamda kendi içini açar, konuşur bilmem ne. Bir de şu var: İşte
kongreler, danışma toplantıları... oluyor, oralardan somut bir
sonuç çıkmıyor. Bir sonuç çıksa, orada konuşulan fikirler
derlenip toparlansa, bir araya getirilip değerlendirilse, insanlar
'Yaa katılıyoruz. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, boşa konuşuyoruz.
Kaale alınmıyoruz.' demeyecek. Yapılan toplantılarda, somut bir
sonucun çıkması lazım. Neler konuşuldu, neler eleştirildi, bu
söylenenleri düzeltmek için nelerin yapılmasına karar verildi?
Bir önceki toplantıda konuşulan ve tespit edilen hataların
düzeltilmesi için neler yapıldı? 'Şunları yaptık. Şunları
başaramadık. Bunların nedeni şunlardı.' gibi sorgulama şeklinde
bir çizgi izlense insanlar gelir ve konuşur.”
İlçe örgütlerinde, böyle
bir gelenek yok mu?
“Yok.”
YERELDE OLDUĞU GİBİ GENELDE
DE SORGULAMA YAPILMIYOR
Peki, sizde şöyle bir şey
var mı? Hani, tüzüğünüzde 3 ayda bir halk ya da danışma
toplantısı yapılsın diye yazılıyor dedin ya, il örgütü ilçe
örgütlerinden, genel merkez il örgütlerinden bu toplantıların
yapılıp yapılmadığına, yapıldıysa nelerin konuşulduğuna,
hangi kararların alındığına dair bir rapor istiyor mu? Yoksa,
'saldım çayıra, mevlam kayıra' misali, kendi haline mi bırakıyor
bu tür faaliyetleri?
“İl diyor ki, mesela 'Eylül
ayının biri ile Ekim ayının biri arasında ilçelerde danışma
toplantıları yapılmalı'. İlçe toplantıları, biraz önce
söylediğim gibi yapılıyor. Aslında, bu danışma
toplantılarından fikirlerin çıkması, bunların da il tarafından
toplanıp bir potada değerlendirilmesi ve yeniden ilçelere, mesela
'Arkadaşlar, geçtiğimiz dönemde bizim çalışmalarımız
propaganda ağırlıklı oldu. Örgütlenmeyi biraz ihmal ettik.
Hatamız bu idi. Genel zaaflarımız şunlardı. Bundan sonra
örgütlenmeye ağırlık vereceğiz...' gibi bir sonuç
iletebilmeli. Ya da der ki, 'İşte, ülkenin her tarafında oyumuz
artarken Datça'da yerel seçimde neden düştü? Bunun nedeni
nedir?', mesela, bunu konuşmamız lazım. Bunun nedeni olarak,
sadece 'İşte bağımsız bir aday çıktı, 1200 oy aldı.'
diyemezsin.”
Onu, günah keçisi ilan
edemezsin.
“Burada ne yapılması lazım,
mesela? 'Acaba, aday belirlerken önseçim yapsaydık, 1200 oy yine
de gider miydi?' Bu konuları sorgulamak lazım. Hiçbir şeyi
sorguladığımız yok. Yerelde sorgulamadığımız gibi genelde de
sorguladığımız yok. Dün kongrede söylediğim gibi mesela
Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı
gösterilmesini, 6'lı masa olayını sorgulamıyoruz. Bu nedenlerle
birçok oy kaybettik. O olayların olduğu dönemde de şimdi
yönetimde olanlar yönetimdeydi. Bu olayların özeleştirisi
yapılmadı. Bu nedenle benzeri yanlışlıkları tekrarlama
olasılığı çok fazla. Çünkü bunların yanlış olduğu
söylenip, yanlış kabul edilmiyor. Eğer bu konularda özeleştiri
yapar ve kendini o noktada aşabilirsen, bir daha o tür yanlışları
yapmazsın. Yapmama olanağın çok artar. Bunun gibi.”
HATALARI, YANLIŞLIKLARI
DÜZELTMEK İÇİN ELEŞTİRİYORUZ
Bazı tanıdığım
arkadaşların partilerinde, örgütlerinde ya da kendimin
yaşadıklarından bilirim, içinde yer aldığın yapı içerisinde
“Doğrucu Davut” olursan, kimse mükemmel olmadığından,
eleştirdiklerin seni yalnızlığa iter. Bu nedenle, sizde de
üyelerde “Ben gördüğüm eksiklikleri, yanlışlıkları,
hataları eleştirirsem parti içerisinde bir yerlere gelemem, onun
için görmeyeyim, görsem de konuşmayayım.” endişesi ve bu
nedenle de konuşmaktan, eleştirmekten kaçınma durumu olabilir mi?
Bir dönem ilçe örgütü başkanlığı ve belediye meclis üyeliği
yapmış birisi olarak ne düşünüyorsun?
“Söylediğin gibi kişisel
endişesi olan birisinin bizim içimizde yeri yok. Yani, birisi
'yükselme' endişesi nedeniyle eleştiri yapmıyorsa, zaten ondan
bir şey olmaz. Parti içerisinde yükselmek için yanlışları
görmeemek ve eleştiri yapmamak olumlu bir şey değildir.”
CHP'de olmuyor mu böyle
şeyler?
“Olmaz mı? Var, elbette. Burada
niyet önemli. Biz neden eleştiriyoruz? Partideki hataları,
yanlışlıkları düzeltmek için, bir yere gelmek için değil. Ben
bu yaştan sonra bir yere gelmek için değil, partiyi düzeltmek
için eleştirriyorum; yanlışlıklardan, hatalardan dolayı
rahatsızım. Demokrasi, sadece seçim yapmak değildir, insanları
karar alma süreçlerine de katmaktır. İnsanları, birlikte karar
alma süreçlerine katmak gerekir. Bunun için eleştiri yapacaksın.
Şimdi, dediğim gibi yönetimin de buna çok açık olması lazım.
Şimdiye kadar partide ya da belediyede bir yerlere gelmek
isteyenler 'eleştiren' ise hep kenara itilmişlerdir. Bizim sistemde
herkes methedilmekten memnun oluyor; eleştireni kimse sevmiyor.”
(Devam edecek)
18.09.2025/datça/Mehmet Erdal
Gönderen
MEHMET ERDAL