15 Ocak 2022 Cumartesi

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ KONGRESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (1)/KENT KONSEYLERI BAŞ BELESI MIDIR?

  Hiç yorum yok

 


DATÇA KENT KONSEYİ KONGRESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (1) (*)

KENT KONSEYLERİ BAŞ BELASI MIDIR?

     18.06.2021 tarihinde salt çoğunluk sağlanamadığı için yapılamayan ve ertelenen Datça Kent Konseyi Kongresi, 25.06.2021 günü saat 14.00'te Ecevit Kültür Merkezi'nde, yasa gereği kongreye katılım hakkı bulunan 140 temsilcinin 109'nun katılımı ve bu katılımcıların da 106'sının oy kullanımı ile yapıldı; Çiğdem Canbey ve Beyaz liste, her üç katılımcıdan ikisinin desteğini alarak seçimi kazandı.

     Kaybedenler (Ali Eren ve Sarı liste) üzüldü; kazananlar, sevindi!

     Kongrenin en kısa özeti bu oluyor.

     Peki sorun ne?

     Neyi tartışıyoruz?

     ***

     18 Haziran'dan önceki günlerde, sokaklarda, 18 haziran günü yapılacak olan Datça Kent Konseyi Kongresi ile ilgili bazı gelişmelerin olduğu konuşulmaya başlanmış; bu konuşulanlara göre, ilçede var olan bir siyasi parti, yerel mülki idarenin de desteğini sağlayarak, bazı resmi kurumlar ile birlikte bir başkan adayı ve liste çıkarıyormuş...

     Doğrudur-yanlıştır, bunu bilemeyiz, ama bu duyumun alınması sonrası, bu gelişmeyi, hayatın ya da daha somut bir ifadeyle, kent konseylerinin ve kent konseyleri genel kurullarının olağan akışına uygun olmadığını düşünenler hareketlendiler ve bu gelişmeye dair ortak bir düşünce oluşturmaya ve tavır belirlemeye çalıştılar.

     ***

     Kent konseyi yönetmeliği gereği, kent konseyinin kurulduğu ilçede bulunan ve mülki idare (kaymakamlık) tarafından tespit edilen maksimum 10 kamu kurum ve kuruluşunun temsilcileri, ilçe mülki amiri ya da vekili gibi kent konseyinin bileşenleri arasında yer alırlar ve haliyle kongreye katılıp oy da kullanabilirlerdi.

     Yasal olarak bu mümkündü.

     Ancak, aksi bir örnek gösterebilir mi bilemiyorum; hiç bir yerde, ilçe mülki amirinin ve/veya katılımcı statüsündeki resmi kurumların doğrudan ya da bir biçimde, kendi aralarında ve/veya kendilerine yakın olduğunu düşündükleri bazı siyasi parti, kitle örgütü vb. ile birlikte kent konseyi kongresine yönelik olarak özel bir çalışma yaptıkları; hatta, başkan adayı ve liste çıkardıkları, görülmüş ve duyulmuş bir şey değildi.

     Böylesi bir özel çalışma, gerçekte, çok yaygın bir biçimde, yönetmelik gereği kent konseyini toplama yetkisine sahip olan belediye başkanlarınca yapılır; (çok nadir bazıları dışında) belediye başkanları, kent konseyinin her daim kendi kontrollerinde olmasını, bu anlamda bazen konseyin başına kendilerinin, bazen kolayca kontrol edebileceği ve yönlendirebileceği başkan vekillerinin, kendi partisinden bir belediye meclis üyesinin, bir belediye personelinin, sözünden asla çıkmayacağını düşündüğü bir dernek, sendika vb. yetkilisinin başkan olmasını isterler ve bunu sağlamak için de farklı yöntemleri devreye sokarlar; %99,5'da, istediklerini elde ederler.

     Çok daha farklı boyutlarıyla tartışılabilecek bu gelişmeler, kent konseylerinin, gerçekte, öyle tumturaklı sözlerle anlatıldığı gibi demokratik işleyişe sahip birer kitle örgütleri oldukları ve kent konseyi kongrelerinin de (bazı istisnai haller dışında) demokratik bir çerçevede yapıldığı iddialarını tartışılır yapan verilerdir...

     Her neyse, bu tür bir gelişmeye alışkın olan ve bu kongrede de böyle bir olasılığı ihtimal dahilinde görüp, bari bu kez, belediye başkanı, bu kongrede CHP'li bir belediye meclis üyesini başkan adayı olarak çıkarmasın; katılımcılar kendi aralarından kent konseyi başkanını ve yürütme kurulu üyelerini seçsin, cümle aleme örnek olunsun vb. çerçevede düşünen pek çok kent konseyi katılımcısı, tam ters köşeden, yani resmi kurumlardan doğru hiç öngörmedikleri bir girişim olduğu duyumunu alınca, önce şaşırdılar ve sonra da, öfkelendiler...

     ***

     Kent konseyleri konusu üzerine çalışan hemen hemen herkesin bildiği üzere, var olan siyasi iktidar, 2005 yılında kent konseylerini yasal bir örgüt olarak kabul etmesine ve tanımlamasına, 2006 yılında da Kent Konseyi Yönetmeliğini çıkarmasına karşın, bugüne kadar, bu örgütlenme biçimini, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde 'kerhen' kabul etmesi nedeniyle, asla kabullenememiş ve içselleştirememiştir...

     O nedenledir ki, kent konseyleri, bu örgütlenmeyi yasal bir örgütlenme biçimi olarak tanımlayan siyasi iktidardaki siyasi partinin yönetimde olduğu yerel yönetimlerce değil, daha çok, muhalif konumundaki siyasi partilerin yönetiminde olduğu yerel yönetimlerce kurulmuştur. (Örn: 2019 yerel seçiminde 1389 yerde belediye seçimleri yapılmış, bu belediyelerin, yaklaşık olarak 575 'ini AKP, 212'sini CHP, 156'sını MHP, 69'unu HDP, 18'ini İYİ PARTİ, 16'sını SAADET, 8'ini BBP, 4'ünün DSP, 3'ünü DP... almış/Bknz: Google; ama tahminen 350 civarında, yani 4 belediyeden 1'inde kent konseyi kurulmuş durumdadır. (Türkiye Kent Konseyleri Birliğine mail atıp, '2021 yılı itibariyle ülkemizde kaç kent konseyi vardır?' diye sordum; yanıt yok.)

     Daha somut bir örnek verelim: 2021 yılı itibariyle, Muğla ilinde 6 ilçede CHP, 6 ilçede AKP ve bir ilçede de MHP'li belediye başkanı yönetimdedir: YATAĞAN'da (AKP), 2019 öncesi (CHP) kent konseyi vardı, seçim sonrası hiç toplanmadı. KAVAKLIDERE'de (AKP), kent konseyi yok. ULA'da (AKP), 2019 öncesinde (CHP) olduğu gibi şimdi de kent konseyi yok. KÖYCEĞİZ'de (AKP), kent konseyi var ve başkanı, belediye başkanı. DALAMAN'da (AKP), kent konseyi var. SEYDİKEMER'de (AKP), kent konseyi yok. ORTACA'da (MHP), kent konseyi var ve başkanı, belediye başkan yardımcısı.

     Görüldüğü üzere, 2005 yılında bu örgütlenme biçimini yasal bir örgütlenme biçimi olarak kabul eden ama yönetimde bulunduğu yerel yönetimlerin ezici çoğunluğunda kurulmamasına ses çıkarmayan, hatta Yatağan'da görüldüğü üzere var olanını bile yok kabul eden bir siyasi anlayış neden durup dururken Datça Kent Konseyi Kongresi ile bu kadar yakından ilgilenmeye başlar ve özel bir çalışma yürütür?

     Herhalde, şu an var olan 350 kadar kent konseyi içerisinde ilk 50'ye girebileceği konuşulan ve Datça özgülünde yürüttüğü çalışmalar ile, beğenelim-beğenmeyelim, zaman zaman ses getiren Kent Konseyini, kitlesel katılım ve aktif çalışma yönünden ilk 10'a sokmak için değildir.

     Ortada, böyle bir iddiayı kanıtlayacak ve katılımcıları ikna edebilecek somut tek bir veri bile yoktur.

     Öyleyse, geriye başka bir olasılık kalıyor: O da, MUÇEV, Kargı Koyu'nun özelleştirmesi ve imara açılması, 30 yıldır bitirilemeyen liman inşaatı vb. konularda sorun yaratan ve bazılarının başını ağrıtan bu örgütlenme biçimini, yönetimine gelerek, sönümlendirmektir...

     ***

     İşte bu nedenle, 18 Haziran günü saat 14.00'te Ecevit Kültür Merkezi'ne giden bazı katılımcılar mutlak bir biçimde o gün kongreyi yaptırıp hem başkanlıkta hem de yürütme kurulunda seçimi kazanmak; başka bazıları da, mutlak bir biçimde seçimi yaptırmamak ve kongreyi erteletmek istiyorlardı.

     Bu nedenle, her yol mübahdı!

     Gelişmeler, bu çerçevede yaşandı...

     Kongre, salt çoğunluk sağlanamadığı gerekçesiyle 25 Haziran'a ertelendi...

     Karşılıklı suçlamalar ayyuka çıktı...

     25 hazirana yönelik hazırlıklar hızlandı...

     (Devam edecek)

     26.06.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Bu yazı 26.06.2021 günü Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder