15 Ocak 2022 Cumartesi

2022.01.15.DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2)/ YOL KAZASI ÜZERİNE

  Hiç yorum yok

     


DATÇA KENT KONSEYİ GENEL KURULUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2) (*)

     'YOL' KAZASI ÜZERİNE!

     Datça Haber Gazetesi, 18 Haziran günü saat 14.00'de Ecevit Kültür Merkezi'nde yaşananlar ile ilgili verdiği haberin bir yerinde (Bknz:22 Haziran, sayı 1960, 3.sayfa/'Yaptırılmayan Kent Konseyi Seçimi Üzerine-SÜSLÜ LAFLAR ETMEKLE DEMOKRAT OLUNMUYOR'), şöyle yazıyor: ”4- Kent Konseyi Başkanı ve Yürütme Kurulu, çoğunluk sağlanmasın, diye, özel bir çaba sergilemiştir. BİNANIN KAPISINDA BEKLEYENLER İÇERİ ALINSAYDI, BU ÇOĞUNLUK SAĞLANABİLİRDİ” (abç)

     Bu haberden anlaşılan o ki, 18 Haziran günü saat 14.00'de Ecevit Kültür Merkezi'ne giden Datça Kent Konseyi katılımcılarının 'bir kısmı', kongre salonuna giderken, o gün orada salt çoğunluğun sağlanabileceğinden ve istedikleri sonucu kolayca elde edebileceklerinden çok emindiler...

     Aynı habere göre, bu 'bir kısım' katılımcı, kongre öncesi, kongreye kaç kişinin katılımcı olarak gelebileceğini öğrenmek istemişler ( ki bunu öğrenmek, kongre katılımcılarının en doğal hakkıdır; çünkü, hazırlıklar, bu bilgiler olmadan yapılamaz); Kent Konseyi Genel Sekreterliği 76, Yürütme Kurulu 85 kişinin katılım hakkı bulunduğu bilgisini vermiş. Yani, haberde yazılmıyor ama, deneyimle sabittir, bu katılımcı arkadaşlar, işi sağlama almak için, bir yerden değil, iki yerden de bilgi alma ve böylece eşeği sağlam kazığa bağlama gereği duymuşlar (Sağlam iş yapmayı sevenler için, bu, doğru bir yöntemdir).

     Sonrasında iş, salt çoğunluğu sağlamaya ve seçimi almaya kalıyor...

     Katılımcı sayısı 76 ise 39 kişi, 85 ise 43 kişi o saatte o salonda bulunur ise salt çoğunluğun sağlanması ve kongrenin yapılması; birinci olasılığa göre 20, ikinci olasılığa göre 22 kişi ile o kongreye bir ekip olarak gidilebilir ise hem başkanlığın hem de yürütme kurulu üyeliklerinin kazanılması (yerel mülki amirliğin, 10 resmi kurumun ve başka bazı paydaşların el ele verdiği bir birliktelik ile) işten bile değildir...

     'Baskın basanındır' diyerek 18 Haziran günü hazırlıklı bir biçimde kongrenin yapılacağı Ecevit Kültür Merkezi'ne giden katılımcı arkadaşların, katılımcı sayısını öğrenmek için yalnızca Kent Konseyi Genel Sekreteri konumundaki görevli arkadaştan ve Yürütme Kurulu üyelerinden bilgi almakla yetinip-yetinmediklerini; yetindiler ise, neden yerel mülki idare ve emniyet gibi (birlikte hareket ettiklerini sağda-solda yaydıkları) resmi kurumlardan da daha sağlıklı bir bilgi edinme yoluna gitmediklerini vb. bilemiyoruz.

     Kendi ifadeleriyle, katılımcı sayısı bir yerden 76, bir başka yerden 85 olarak bildiriliyor. Böyle bir durumda, yani bu iki farklı bilgi karşısında, çok doğal olarak, “Allah Allah, bu işte bir gariplik var, bunun aslını astarını öğrenelim; bu sayıyı bir de kaymakamlığa ve emniyete soralım” demeleri gerekiyordu; sağlam iş yapmayı sevenler, bunu yapmazlar ise, olmaz. Ama, haberden anlaşılan o ki, yapmıyorlar. Neden? Her neyse, nitekim, bilahare, bunların doğru olmadığını, gerçek katılımcı sayısının 119 olduğunu duyuyorlar; çok şaşırıyorlar ve “Bu kadar katılımcı nereden gelmiş, nasıl oluşmuş bilmiyoruz.” diyorlar. (Bknz: aynı haber)

     (Dahası da var: 21 Haziran günü bilgisine başvurduğum bir kaynak, bana, katılımcı sayısının 121 olduğunu söyledi. 25 Haziran günü kongre başlamadan hemen önce ise sayının 137 olduğu ifade edilmeye başlandı; salonda, kongre başladıktan sonra, divanın 2 yasal katılımcı daha olduğunu duyurmasıyla, sayı 140 oldu)

     ***

     Datça Kent Konseyi'nin yasal katılımcılarının sayısına yönelik (hem de bir kongre öncesi) bu ölçüde bir bilgi karmaşası, açık konuşalım ve adını koymaktan çekinmeyelim, eğer özel bir kasıt yoksa, ki kanımca yoktur, kent konseyini genel kurula götüren başkanın/başkan vekilinin ve yürütme kurulu üyelerinin eksikliği ve hatalarıdır.

     Tamam, 2020 yılı Mart ayından beri ülkemizin içinde yaşadığı pandemi koşulları, Datça Kent Konseyi Başkanı ve CHP Meclis Üyesi Hayriye Yılmaz Balkan'ın başkanlıktan ve akabinde 4 yürütme kurulu üyesinin yürütme kurulu üyeliklerinden (henüz çok net bir biçimde anlaşılamayan ve çok farklı spekülatif söylentilere yol açan) istifaları vb. gelişmeler var; biliniyor... Ama bütün bunlar ve ileri sürülebilecek daha başka gerekçeler, kent konseyi katılımcılarının kesin sayısının bilinememesinin ve bir dosyasının oluşturulamamasının, bu bilinmezlik içinde kongreye gidilmesinin ve 18 Haziran günü yaşananların da kanıtladığı üzere, 'fırsatçı' tavırlara zemin oluşturulmasının makul mazeretleri olamaz...(Genel kurulda, bunca karmaşaya ve eleştiriye yol açan bu konuda tek bir cümle bile söylenmemesini ve sorumluluğun üstlenilmemesini, bir kenara not etmek gerekiyor)

     ***

     Yaşadıkları ve duydukları deneyimler çerçevesinde, bu kongrenin de, önceki ya da benzeri kongreler gibi belediye başkanının ve/veya yerel yönetimde iktidar olan siyasal partinin ve paydaşlarının bir biçimde planlaması ve yönlendirmesi çerçevesinde olup biteceğini düşünen; kent konseyleri örgütlenmesine bakışı, belediye başkanı ve partisi ya da paydaşlarından birisiyle ilişkileri ve onlardan beklentileri, bulunduğu konum (kişisel, siyasal, toplumsal vb.) nedeniyle rahatını riske atmama endişesi, (kapalı kapılar arkasında) politika yapma alışkanlıkları vb. vb... nedenlerle işi oluruna bırakan temsilcilerin bir kısmı, bir-iki gün öncesinden, sokaklarda, yapılacak kongreye dair bazı girişimlerin olduğunun konuşulduğu duyumunu alınca, tabiri caizse, ayıktılar!

     Tamam, belediye başkanının ya da belediye başkanının mensubu olduğu siyasal partinin ve paydaşlarının kent konseyi kongrelerine doğrudan ya da dolaylı müdahalesi konusunda doğruydu-yanlıştı vb. şeklinde farklı yaklaşımları vardı ama sonuçta, bu tür bir müdahale, hayatın olağan akışına uygundu; çünkü, kent konseyinin parasal ve her tür tek destekçisi yalnızca belediye idi. Belediye başkanı 'olmaz' dediğinde, o kent konseyi ağzı ile kuş tutsa nafileydi vb. vb... Ama, yerel mülki idarenin, resmi kurumların ve hele hele bugüne kadar kent konseylerine karşı alerjisi olduğunu hiç saklamamış ve kent konseyinin çalışmaları karşısında hep negatif bir duruş sergilemiş vb. bir siyasal partinin ve paydaşlarının kent konseyi yönetimini alması ne demekti? Böyle bir şey olamazdı! Bu önlenmeliydi! vs. vs...

     Yapılması gereken, 18 Haziran günü yapılacak kongrenin mutlak bir biçimde yaptırılmaması ve sonrasında bir çözüm yolu aranmasıydı.

     [Datça Kent Konseyinin bu kongre sürecinde yaşananlar, önceki bölümde de yazdım, gerçekten çok istisnai bir durumdur; bu gelişmenin nedeni, Datça Yarımadasına yönelik bazı hesaplar ve bu hesaplar karşısında, kent konseyinin, doğru ya da tartışılabilir nitelikte bir şeyler yapmaya çalışmasıdır.

     Gerçekte, Kent Konseyi kongrelerini abartanlar, yani kongrelerde başkanın ve yürütme kurulu üyelerinin kimler olacağı/olması gerektiği konusuyla çok yakinen ilgilenenler, bu çerçevede kapalı kapılar ardında farklı ölçeklerde sayısız toplantılar yapanlar, bu toplantılarda pazarlıklara girişenler, aralarında anlaşanlar, hatta istedikleri olmadı diye birilerine/birbirlerine küsenler vb. vb... kimler midir?

     a) Kent konseylerinin bazı sıkıntılı çalışmalar ve çıkışlar yaparak başını/başlarını ağrıtıp durmasını istemeyen ve bu nedenle de denetim altında tutabilecek kişilerin başkan ve yürütme kurulu üyesi olmasını isteyen belediye başkanları ve bir ölçüye kadar de mensubu olduğu siyasi partinin İl/İlçe örgütleridir.

     b) Şu veya bu nedenle, sokakta politika yapmaktan imtina eden; yaşı, konumu, toplumsal iddiaları, hayattan beklentileri vb. çerçevesinde kent konseylerinde yaptıkları toplumsal nitelikli ve hiç şüphesiz çok yararlı çalışmaları yeterli görüp, akşamları huzur içinde evlerinin ya da dost meclislerinin yolunu tutan kadınlar ve erkeklerdir.

     Bu çerçevedeki katılımcılar için, önemli olan başkanlık ve yürütme kuruludur; haliyle, bunların istenilen kişilerden oluşmasında her yol mübah idi!]

     ***

     18 Haziran günü saat 14.00'de kongrenin yapılacağı Ecevit Kültür Merkezi'ne giden temsilcilerin kendi aralarında yaşanan 'salt çoğunluk sağlanabilir; kongre yapılmalı'/'hayır salt çoğunluk yok; kongre yapılamaz' eksenindeki tartışmalardan sonra 'salt çoğunluk toplanamadı' gerekçesiyle tutanak tutulup 25 Haziran'a ertelenen kongre sonrasında taraflardan 'kongre yapılmalı diyenler 'fırsat kaçtı', 'kongre yapılmamalı' diyenler (ve o gün oraya gitmemiş olsalar da aynı düşüncede olanlar) ise 'ucuz atlattık' duygusu ile 25 Haziran'a yönelik çalışmaya başladılar...

     (Devam edecek)

     29.06.2021/Datça/Mehmet Erdal 

     (*) Bu yazı 28.06.2021 tarihinde Muğla turnusol'da yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder