DATÇA'DA "KIRSAL MAHALLE" TARTIŞMASI DOSYASI
"BAŞKAN UÇAR: DATÇA'DA KIRSAL MAHALLE STATÜSÜNE GİRECEK YER YOK!
06.04.2021 günü yapılan Datça Belediye Meclisi Nisan ayı olağan toplantısında AKP ve MHP meclis üyelerinin verdiği bir gündem önerisinin tartışıldığı sırada, Belediye Başkanı Gürsel Uçar, bana sorarsanız, Datça'da, kırsal mahalle statüsüne girecek bir yer yok, dedi.
Salı günü saat 10.00'da başlayan Belediye Meclis toplantısının ilk bölümü basına kapalı olarak yapılmış ve bu bölümde Yaka/Palamutbükü imar planı görüşülmüştü. Saat 11.41'de başlayan ikinci bölümün resmi olarak 12 gündem maddesi vardı. AKP ve MHP'li 5 meclis üyesi, yazılı ortak bir gündem maddesi önerisinde bulunarak, Büyükşehir yasasında, 16.10.2020 tarihinde çıkarılan 7254 sayılı yasa ile yapılan değişiklik çerçevesinde, Datça'da kırsal mahalle statüsüne girebilecek yerleşim yerleri ile ilgili bir çalışma yapılması konusunun meclis gündemine alınmasını önerdiler.
Önerilen gündem maddesi hakkında görüşlerini açıklayan Başkan Gürsel Uçar, canlı yayında, kelimesi kelimesine, aynen şunları söyledi:
“... Burada, meclis üyesi arkadaşlarımız Haluk Laçin, Serdar Ören, Aslı Kaya, Mustafa Ceylan ve Haluk Berk Bayar arkadaşımız bir önerge vermişler. Biliyorsunuz, daha önceki süreçlerde, bu köylerdeki Büyükşehir yasası ile beraber köylerden mahalleye dönüşen alanların, buraların kırsal mahalle ve yerleşik alan olması konusunda bir yasa çıkardılar. Belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmayan, işte oranın belediyeye yakınlığı, bir çok kriterleri koyaraktan buraların tekrar kırsal gelişim alanı olarak Büyükşehir Belediyesi ile belirlenip, bu yerlerin su ücretlerinin, emlak vergilerinin, zaten 2022'nin sonuna kadar bu bugünkü yasayla, yani %25'lik su ödemesi (emlak vergisi zaten yok), bu devam edecek ama, bu yasayla kırsal gelişim alanlarını belirleyip, buralardaki bu ücretlerin bu şekilde devam etmesini sağlayacak bir yasaydı, bu. Şimdi, tabi arkadaşlar, bunu daha önceki mecliste de görüştük, konuştuk; kriterleri çoğaltabiliriz. Şimdi, bizim köylerimizin içerisinde bugün belediye hizmetlerinden çok yararlanmayan, belediyeye çok uzak, gerçekten de gelişmişlikte biraz geri kalmış, geçmişte hizmetlerin daha yoğun bir şekilde verilemediği, bu alamadığı hizmetlerin karşılığında oradaki arazilerin değer kaybı veya arazilerin değerli olmaması gibi bir çok kriterleri ortaya koyduğumuzda, Datça genelinde baktığımızda, belediye hizmetlerinden yararlanmamış veya geçmişteki belediye hizmetlerinden yararlanmamış, bana göre bir mahallemiz, bir yerleşim alanımız yok arkadaşlar. Baktığımız zaman, bugün, Datçamızın hangi köşesinden, örnek verirsek, hangi alanda emlak değerleri bugün satış değeri nedir diye soracak olursak, Datça'nın her karış toprağı değerli, her karış toprağı, bana göre, bugün televizyon ekranlarında köylünün malına haciz konulmuş, diye bazı haberleri dinlerken, Anadolu'nun bir çok köyünde 10 dönüm arazinin 15 bin liraya satıldığını, icra kanalıyla satıldığını duyuyoruz. Bakın, 10 dönüm arazinin 15 bin liraya! Gerçekten de 10 dönüm arazinin 15 bin liraya satıldığı bir yerleşim alanı eğer, bir tarım alanı, oralardaki, baktığımız zaman, bu insanların sosyo ekonomik durumlarını incelediğimiz zaman, bu insanların gerçekten de bu kırsal mahalle statüsüne girecek alanlar olaraktan bir kriter olarak değerlendirebiliyorum. Ama bugün, bakıyorsun bir Sındı'da, bakıyorsun bir Cumalı'da, bakıyorsun bir şey de, tamam mı, yani neredeyse İskele Mahallesindeki yani arsa değeriyle oralar eş değer olmaya gidiyor. Bunun için, yani bizim Datça'da, kırsal mahalle statüsüne girebilecek bir alanımız var mıdır diye soracak olursak, bana göre yok. Olması da zaten, olsa beni üzerdi. Demek ki, buralarda biz yeterince geri kalmış, yeterince, buralar, ister belediye tarafından olsun, ister geçmişte İl Özel tarafından olsun gerekli hizmetlerin gitmediğinin, geri bırakıldığının, geri kaldığının bir ifadesi bende oluşurdu. Ama ne yazık ki, her köyümüzün, her mahallemizin kendine göre içme suyu projesi var. Her mahallemiz belediyemizden hizmetleri almakta. Yani, bunu , yine de bu düşüncelerimle gündeme alıp, isterseniz kendiniz inceleyin diye, komisyona göndereyim, bir rapor hazırlayalım. Ama Datça'nın ana ifadesi bu, arkadaşlar...”
07.04.2021/Datça/Mehmet Erdal"
"BAŞKAN GÜRSEL UÇAR: CUMALI'DAKİ SATIŞI YENİDEN DEĞERLENDİRECEĞİZ!
08.01.2019 günü yapılan Datça Belediye Meclisi olağan toplantısında satılması kararı alınan ama bugüne kadar satışa çıkarılmayan, şimdi ise 22 Nisan 2021 günü açık artırma yoluyla satışa çıkarıldığı duyurulan Cumalı Mahallesi Kababağ mevkiindeki 276 ada 64 parselde kayıtlı, içerisinde 117.14 m2 bina bulunan 3874,56 m2 zeytinlik alanla ilgili olarak bir gelişme yaşandı; Belediyeden alınan bilgiye göre, Belediye Başkanı Gürsel Uçar, bu satış ile ilgili kendisini ziyaret eden Cumalılı gençleri dinledikten sonra, konuyu yeniden değerlendireceğini, söyledi.
Bugün bu konuda Belediye Başkanı Gürsel Uçar'ı ziyaret eden Cumalılı gençlerden Kübra Tokuç, Ezgi Acar ve Ömercan Ballı, başkana, satışa çıkarılan zeytinlik ile ilgili köylülerinin endişelerini ve alternatif görüşlerini, ilettiler.
Belediye girişinde görüşlerini aldığımız Cumalılı gençler, bu satış kararının şimdi değil, 08.01.2019 tarihinde alınmış olduğunu, her nedense bugüne kadar satışa çıkarılmadığını ve şimdi gündeme getirildiğini, söylediler. Gençlerin ifadesine göre, bu satış kararından, bugüne kadar ne muhtarın ne de köylülerin hiç haberi olmamıştı. Bir hafta önce muhtarın haberinin olması üzerine köylü aralarında imza toplamaya başlamıştı. Muhtar, 15 Nisan günü bu imzalar ile gelip Belediye Başkanı ile görüşecekti. Gençlere göre, Büyükşehir yasası ile Datça Belediyesi'nin mülküne geçen bu zeytinlik, ille de satılması gerekiyorsa, köyün ihtiyacı olan bazı sorunların çözümü için satılmalıydı. Başkana, bu önerilerini de ileteceklerdi.
Cumalılı gençler başkan ile görüşürken aradığım ve konuştuğum CHP Belediye Meclisi üyesi Volkan Karacaoğlu, sorum üzerine, bu satış kararının alındığı sıra kendisinin yine Belediye Meclisi ve dahası İmar Komisyonu üyesi olduğunu doğrulayarak söze başladı: Bu zeytinlik, yapılması düşünülen yeni pazar yeri ile ilgili bazı kamulaştırmalar için gerekli finansman sorununu çözmek için satışa çıkarılmış ama kamulaştırma makul bir fiyattan yapılınca, satışına gerek kalmamıştı. Şimdi ise, yeni pazar yerinin yapımı için finansman yaratmak çabası içerisindeydiler ve bu nedenle de şu an belediyenin mülkünde olan bazı arazileri satmak gereksinimi duymuşlardı. Olay bundan ibaretti.
Peki, bu konuda, belediye, bugün belediyenin mülkünde olsa da aslen köylünün ortak malı olan bu mülkün satışında öncelikle köylüyü haberdar etse ve onların rızasını alsa daha iyi olmaz mıydı?
Meclis üyesi Volkan Karacaoğlu'na göre, açıklayamayacakları hiç bir işi yapmamışlardı ve bu zeytinliği de bir başka kamu işi için satışa çıkarmışlardı. Bu pazar yeri Datça için çok önemliydi. Yani niyetleri çok iyi idi.
Peki, izlenen yöntem de bir sorun olduğu söylenemez miydi?
Yöntem olarak öyle yapılsa idi, elbette daha iyi olabilirdi; evet bu tartışabilirdi. Ama satışta ve satışın amacında tartışılacak hiç bir sorunlu yön yoktu.
Cumalılı gençlerin görüşmesi bittikten sonra görüşünü aldığım Ömercan Ballı, görüşmenin çok iyi geçtiğini, başkanın kendilerini dinlediğini, gençler olarak kendilerini kıramayacağını, köyleriyle ilgili önerilerini belediyeye iletmelerini ve bu nedenlerle bu satış konusunu yeniden değerlendirmeye alacağını, söylediğini, aktardı.
Belediye, Ömercan Ballı'nın bu aktarımlarını doğruladı.
Peki, 22 Nisan günü yapılması duyurulan satış iptal edilmiş miydi?
Bu konuda şu an kesin bir şey söyleyemeyeceklerdi. Görüşme yeni olmuştu ve değerlendirme yapıldıktan sonra bir karar verilecekti.
12.04.2021/Datça/Mehmet Erdal"
"BAŞKAN UÇAR: CUMALI'DAKİ ZEYTİNLİĞİN SATIŞI, ŞİMDİLİK ERTELENDİ!
Datça belediyesi tarafından 22 Nisan 2021 günü açık artırma yoluyla satışı gerçekleştirileceği duyurulan ve Cumalı köylülerinin tepkisine yol açan Cumalı mahallesi Kababağ mevkiindeki 276 ada 64 parselde kayıtlı, içerisinde 117,14 m2 bina bulunan 3874,56 m2 zeytinliği yerinde görmek için, bugün öğle üzeri Datça'dan yola çıkıp Çeşmeköy'e gittik.
Bu zeytinlik ile ilgili olarak dün Datça'ya gelip Belediye Başkanı Gürsel Uçar ile konuşan gençlerden ikisi bize yeri tarif ettiler; satılacak zeytinlik alan Çeşmeköy'den Palamutbükü'ne giden yolun üzerinde idi ve kendileri, yol üzerinde bizi bekliyorlardı. Çeşmeköy'den Palamutbükü'ne doğru yol aldık. Yolun ortalarına yakın bir yerde gençler bizi bekliyordu; arabayı sağa çektik. İndik. Yolun sağ tarafında, biraz ileride, bir tepenin üzerindeki binayı göstererek, aha burası, dediler. Arabalara bindik. Sağa ayrılan taşlık bir yoldan biraz ilerledik. Yeniden arabalardan indik. Yürümeye başladık. Yol taşlık ve biraz yukarıya doğru meyilli idi. Birkaç dakika içinde binanın yanına vardık.
Bina, biraz eski idi. Burası, zamanında fırın amaçlı yapılmış, ama çalışmamış, bir yer dediler. Binanın bulunduğu yer, her tarafın, hatta Palamutbükü'ndeki denizin dahi rahatlıkla görülebildiği tepelik bir yerdi. Önü, herhangi bir şekilde kapatılabilecek gibi görünmüyordu. Binanın ve satılacak zeytinliğin bulunduğu yere bayıldık. Yalnız, zeytinlik, bakımsızdı ve biraz da çalılık görünümündeydi.
Bakın, dedi, gençler, taa şu ileride gördüğünüz bina var ya, orası da bir zamanlar bir köylü tarafından Cumalı Muhtarlığına bağışlanmış; Büyükşehir yasası ile köyler mahalleye dönüşünce o mülk de Datça Belediyesi'nin olmuş. Peki, sonra ne olmuş? Bundan 4-5 yıl önce, Belediye, o yeri bir kişiye satmış. Biz o arazinin bulunduğu yere Marin, diyoruz. Tarım arazilerinin sulamasında kullanılan su kaynaklarının bulunduğu bir yerdir. Şimdi, o yere giremiyoruz, bile! Neden? Çünkü, orayı alan kişi, o yeri çevirdi de ondan. Başkana bu satışı anlattık ve şimdi ne düşünüyorsunuz?, dedik; pişmanım, dedi. İşte Başkanım, dedik, yarın, bu yerin satışından dolayı da pişmanlık duyacaksınız. Satmayın.
Peki, gençler, bu yer için ne öneriyorlardı? Biz, dedi, gençler, dün Başkan aynı soruyu sorunca, ona da söyledik, bu yerin, Örn: kapalı bir düğün salonu ya da köyümüze gerekli başka bir sosyal tesis olmasını istiyoruz. Biz mimar değiliz ama bu yerin satılmasının iyi bir şey olmadığını düşünüyoruz. Para lazım, hadi şurayı satalım; para lazım, hadi burayı satalım... Sat, sat, sat... Bunun sonu nereye varır? Satmayalım; köye yararlı bir tesis yapalım... Gençler, heyecanlı. Köylerinde ve çevre köylerde, bu yerin satılmaması için imza toplamışlar. Anlattıklarına göre, köyün muhtarı bu imzaları alıp Belediyeye gidecekmiş. Peki, diyorum, Başkan çıkıp gelse ve köylüyü toplasa, derdini anlatsa, köylü bu satışa onay verir mi? Yani, köyün çoğunluğu, gerçekten bu satışa karşı mı? Biz, diyor, gençler, bu konuda, köycek aynı şeyi düşünüyoruz; belediyemizden farklı bir yaklaşım bekliyoruz, satışı durdurmasını, istiyoruz. Ama, bize düşüncemizi soran yok. Dün, sen de duydun, muhtarımızın bile haberi yeni olmuş...
Dün, bu satışı sorduğum Beyaz Masa'dan, başkan, satışı yeniden değerlendirecekmiş, haberi gelmişti. Bugün yeni bir haber var mı?, diyorum; bir kanaldan, başkanın, satışı durdurduğu haberi gelmiş. Doğrulatmak ve ayrıca bu satış konusundaki düşüncelerini sormak için Cumalı meclis üyesi Hilmi Sezer'i arıyorum. Hilmi bey, başkanın, satışı şimdilik durdurduğu haberinin kendisine geldiğini söylüyor. Bunu yazabilir miyim?, diyorum; yeniden sorup döneceğini, söylüyor. Biz muhtar ile görüşmek için Palamutbükü'ne doğru giderken, arıyor ve diğer meclis üyesi Tugay Eser'in bizi beklediğini, onunla konuşabileceğimizi, söylüyor. Arabalara binip hareket ediyoruz. Çeşmeköy'den Palamutbükü girişinde, Tugay Eser'in emlak bürosuna varıyoruz. Tugay bey, kendisinin düşüncelerini bizimle paylaşıyor ve Başkana yeniden sorup bizi bilgilendireceğini, söylüyor. Kahvelerimizi içip, gençler ile Palamutbükü'ne gidiyoruz.
Sahil kıyısında, muhtar Semih Çukadar, bizi bekliyor. Arabaları park edip yanına varıyoruz. Simasını tanıyorum. Yanına varıp, size, yani bütün muhtarlara meclis toplantılarının gayrı resmi tutanak notlarını ve diğer yazıları gönderen kişi benim, diyorum. Gülümsüyor, evet, okuyoruz, bilgilenmek iyi oluyor, diyor. Zeytinliğin satışı konusundaki düşüncelerini, soruyorum; karşıyım, diyor. Karşı olmasam, her kahvehane duvarına asar mıydım duyuruyu, diyor. Gençler, sor kendisine, önceden haberi varmış mı, diyorlar. Yüzüne bakıyorum. Haberim, yoktu, ben de yenice öğrendim, diyor. Yarın, toplanan imzaları belediyeye götüreceğim ve bir de ne yapılmasını istediğimize dair dilekçe vereceğim, diyor. Yarın, meydanda, Kargı koyundaki özelleştirmenin ve Güllük yolu civarındaki kıyıların MUÇEV üzerinden kiraya verilmesi kararının protesto eylemi var, diyorum. Önemli değil, ben gidip dilekçeyi vereceğim ve kayıt numarasını alacağım, diyor.
Ayrılıyoruz. Datça'ya dönüşe geçiyoruz.
Yolda, meclis üyesi Tugay Eser arıyor; Başkan, diyor, beni arasın, ben bilgi vereyim, dedi. Tamam, diyorum. Datça görününce sekreteri arıyorum; ola ki, Başkan meşguldür... Sekreter, Başkanın yerinde olmadığını, bölümleri dolaştığını, söylüyor. Eyvallah, aramamı istemiş, söyler misiniz?, diyorum. Tamam, diyor.
Saat 17.10'da doğrudan Başkanı arıyorum. Açıyor. Konuşuyoruz. Başkan, satışı, şimdilik ertelediğini, söylüyor. Bu arazinin satış gerekçesi, yapılacak yeni pazar yeri idi. Pazar yeri, Datça için, önemli bir yatırımdı. Bunun finansmanını bir biçimde sağlamalıydı. Pazar yerinin üçüncü katında yapılması düşünülen dükkanları şimdi proje üzerinden satışa çıkarsalar idi, çok ucuza gideceklerdi. Onun için farklı kaynakları araştırıyorlardı. Şimdilik çok sıkışık durumda değildi Belediye ve ayrıca, o zeytinliğin tam değerini bulmadığını da düşünüyordu. Kendisini ziyaret eden gençlere de söylemişti; kendisine alternatif öneriler getirmeliydiler. Kendisinden hizmet isteniyordu. Tamam da, bu hizmetler ne ile yapılacaktı? Kendiler, her şeyi ölçüp biçiyorlardı. Datça için en iyisini yapmaya çalışıyorlardı. Peki, muhtar dahil köylüleri bu konuda bilgilendirmek ve onların rızalarını almak daha iyi olmaz mıydı? Başkan, bir yer, diyor, satışa çıkarılmadan, komisyon üyeleri o yere gidiyor ve ölçüp biçiyorlar; konuşuyorlar. Bu nedenle, bu satıştan muhtarın haberi olmamış olamazdı... Muhtar ile konuştum, haberi yokmuş, diyorum. Bilemiyorum, diyor, ama gerekirse oturur konuşuruz. Konuşmaktan kaçmayız.
Peki başkanım, bu satışın iptal edildiğini değil, şimdilik ertelendiğini yazabilir miyim?, diyorum; evet, diyor, yazabilirsin.
Yazıyorum!
13.04.2021/Datça/Mehmet Erdal"
"BAŞKAN GÜRSEL UÇAR: BUGÜNE KADAR 42 PARSEL SATTIK!
Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, 17 günlük sokağa çıkma yasağı nedeniyle gecikmeli olarak yapılan (18 Mayıs) Belediye Meclisi Mayıs Ayı Olağan Toplantısı'nda, bugüne kadar, Büyükşehir yasası ile Datça Belediyesi mülküne geçen 42 parsel araziyi sattıklarını açıkladı.
Gürsel Uçar, bu açıklamayı, MHP Grup Başkan Vekili Serdar Ören'in, Kargı Koyu'ndaki 128 000 m2'lik alanın Özelleştirme İdaresi'ne devredilerek satılması kararı karşısında tepkilerini farklı biçimlerde dile getiren kişi ve kuruluşlara (platform, dernek, parti vb.) yönelik olarak söylediği 'Kargı Koyu konusunda gösterilen bu tepkiler iyi güzel de neden Datça Belediyesi'nin Cumalı Köyündeki zeytinliği satışa çıkarması kararı karşısında tek bir cümle söylemiyorsunuz?', sözlerinden sonra yaptı.
Belediye Başkanı, canlı yayında da izlenen konuşmasında 'Devletin malı, Datça Belediyesi'nin sattığı mallarla kıyaslanıyor. Ben, geçmiş dönemde de belediye başkanı olarak, belediye meclisi üyesi arkadaşlarımız ile birlikte, sayısı belki de 42'dir, pek çok yeri sattık; ama Yaka köyündeki 10 m2 olan, adamın mülkü içerisindeki yer de bu satılan yerlere dahildir; ki, bugün yine gündem maddelerinden birisi de odur; o konu gelince de anlatacağım. Bunlar, sonuçta, Datça Belediyesi'nin herhangi bir tesis oluşturamayacağı, herhangi bir gelir elde edemeyeceği, vatandaşın mülkü içerisinde kalmış yerlerdir. Satılınca parası Datça Belediyesi'ne geliyor. Biz bu parayı en iyi şekilde, değerlendiriyoruz. Öncelikle sizler, yani meclis üyeleri ve Datça halkı bilmelidir, bence; Datça Belediyesi, belediye olarak, evet çekmiş olduğu krediler var; bu kredilerin aylık 44 000/45 000 TL. gibi bir ödemesi var ama bunun haricinde bir kuruş borcu yok. Datça Belediyesi, işçisinin, memurunun maaşını, ikramiyesini, buradan övünerek söylüyorum, zamanında tamamını ödeyebilecek güçtedir. Belediye başkanı olduğum günden bu yana da hiç bir maaş ödemesinde aksama olmadı. Hepsini zamanında ödedik. Hesabımız kitabımız, hepsi bana göre bir program çerçevesinde, en iyi şekilde gidiyor. Bizler, bir mülkiyeti satarken, kesinlikle, yapmış olduğumuz yanlış yatırımlardan, hesapsızlığımızdan, kitapsızlığımızdan dolayı, yani işi bilmez bir ailenin malını satması gibi, içki parasını, kumar borcunu ödemek için mal satmıyoruz. Bunlara benzer nedenlerden mal satmıyoruz.' dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti: 'Bir mal, bana göre satılmalı; herkes de malını satmalı! Ama bir tek amaçla satmalı; o parayı daha iyi değerlendirip, daha iyi yerlerde kullanma, daha iyi yatırımlar yapma, ekonomisini geliştirme, yatırımlarını büyütme, çoluğunun çocuğunun rızkını daha iyi kazanma, memlekete daha iyi hizmet edebilme adına satmalı. Evet, sattık! Kıyıda köşede kalmış yerleri sattık; şuradaki, yeni pazar yeri yapılacak yerdeki 6.300m2'lik yeri kamulaştırdık. Pazar yerimiz, Datça'nın imar planlarındaki pazar yeri Datça'nın mülkiyetinde değildi; 45 hisseli kooperatifindi. Orayı kamulaştırdık. Eğer orayı kamulaştırmamış olsaydık, işte bu kış temellerini atacağımız pazar yerini var ya, yapmamız mümkün değildi. Eğer bugünlere kalmış olsaydı, o, 6300 m2 yeri, 30 milyondan aşağı alamazdık. Biz Datça Belediyesi'nin, eğer bir karış toprağını satmış isek, o bir karış toprağı iki karış toprak yapmak için satmışızdır. Plansızlığımızdan, programsızlığımızdan, Datça'nın parasını çarçur etmemizden dolayı, borç ödeme adına, bilmem ne adına sattığımız, Datça Belediyesi'nin bir karış toprağı yoktur. Bugün de yine aynı düşünceler ile satılması gereken bir yer varsa, siz değerli meclisi üyesi arkadaşlarıma anlatarak, gerçekten de gelecekte belediyenin durumuna dahil olması adına satmamız gereken yer varsa, yine satılmasından yanayım.'
Başkan Gürsel Uçar, konuşmasının devamında, Kargı Koyu'ndaki 128 000 m2'lik arazinin Ankara tarafından özelleştirilmesi kararı alınması ile Cumalı Köyü'ndeki zeytinliğin Datça Belediyesi tarafından satışa çıkarılmasının kıyaslanmasına yönelik olarak ise şunları söyledi: ' Ama bugün Kargı'daki 128 dönümlük arazi, sonuçta, Datçalının. Yahu, sat. Hazine arazileri satılmıyor mu? Satılıyor. Dün de satıldı, evvelsi gün de satıldı. Satılmasına hanginiz karşı koydunuz? Hangimiz ses çıkardık? Satılır; yasa bu. Yasa, %30'unu Datça Belediyesi'ne veriver, diyor. Sen Datça Belediyesi'nden, sadece %30 payı vermeme adına, orasını Milli Emlak'tan Özelleştirme İdaresi'ne vereceksin, oradan da TOKİ'ye devredeceksin; onlar vasıtasıyla satacaksın. Biz, Datça'daki duyarlı vatandaşlar, ister sivil toplum örgütleri olsun, ister hangi grup olursa olsun, bunlara ses çıkardığı zaman, efendim orası, yani Cumalı'daki zeytinlik satılıyor, yani siz satıyorsunuz ses çıkarılmıyor ama öbür satışa, yani Kargı Koyu'ndaki satışa hayır diyorsunuz.
Vatandaş, Datça adına 1 metre daha kaldırım yapılması adına, 1 metre kare daha asfalt yapılması adına, bir parkın, bir yeşil alanın dönüşmesi adına, bu bizim payımıza düşen %30'un verilmesi adına mücadele ediyor. Bundan daha güzel vatandaşlık görevi mi var? O konudaki duyarlı arkadaşlarımı canı gönülden kutluyorum. Orada otel yapılacakmış, 500 kişi iş bulacakmış; bu düşünceler güzel, güzel ama eğer böyle düşünceler düşünüyorsak, sadece siyaset yapmak için değil. Bugün yat limanı yapılsa 100 kişi orada çalışır. Mademki Datça'daki gençlere iş bulma imkanı sağlamak istiyorsunuz, haydi, 2012'den bu yana 9 yıl neden durdunuz? Neden bunun mücadelesini vermiyorsunuz? Yani, burada var ya siyaset yapmak adına, bilmem ne yapmak adına yapılan konuşmaların, bana göre, çok doğru olmadığını düşünüyorum. Bu konuda da bu düşüncelerimi sizlerle paylaşmış bulunuyorum...'
Bu haberi yazarken, sayın başkanın belediye meclis toplantısında yaptığı konuşmayı yeniden ve yeniden bir kaç kez dinledim ve aklıma takılan soruların yanıtını almak için, bugün sabah, mesai saati başlamadan Datça Belediyesi'nin yolunu tuttum ve başkanı beklemeye başladım.
Başkan geldi ve odasına girmeden, merdivenlerde sormaya başladım:
Soru- Satıldığını söylediğiniz 42 parselin satışından elde edilen gelir ne kadardır?
Yanıt- Yapılacak yeni pazar yerindeki kamulaştırmayı karşılamaya yetmeyecek kadar az.
Soru- Satılan bütün bu mülkler, Büyükşehir Yasası ile Datça Belediyesi'nin mülküne geçen yerlerdir. Sizce, Büyükşehir Yasası doğru bir yasa mıdır?
Yanıt- Hayır. Ben partime de söylüyorum; bu yasa doğru bir yasa değildir. Köylerin tüzel kişilikleri yeniden iade edilmelidir.
Soru- Peki ama bu yasa ile Datça Belediyesi'ne geçen mülkleri satıyor ve bu satışı savunuyorsunuz?
Yanıt- Ben, bu mülkleri Datçalılara hizmet götürmek için satıyorum. Yeni yapılacak pazar yerindeki kamulaştırma olayında görüldüğü üzere değere değer katmak için satıyorum. Bu mülkler muhtarlıklarda kalsa, onlar satmayacak mıydı? Satacaklardı! Yani, önemli olan neden satıldığıdır!
Soru- Meclisteki konuşmanızı kelime kelime çözümledim ve haliyle neden sattığınızı biliyorum. Peki başkanım, siz, Kargı'daki satışa ve Kargı Koyu'nun imara açılmasına karşı değil misiniz?
Yanıt- Değilim. Ben, öncelikle, o sözü edilen 128.000 m2 yerin Milli Emlak'tan Özelleştirme İdaresi'ne, Özelleştirme İdaresi'nden de TOKİ'ye devredilmesine ve böylece bu satıştan Datça Belediyesi'ne düşen %30'luk payın yok edilmesine karşıyım. Sonra, bizim hazırladığımız 1/25 000'lik planın sınırlarının genişletilerek o, 128 000 m2'lik yerin de bu 1/25 000'lik plan sınırları içerisine alınarak o bölgedeki zeytinliklerin ve doğal SİT alanlarının imara açılması riskinin doğmasına karşıyım. Evet, Kargı Koyu imara açılabilir ama Datça Belediyesi ile Datçalılar ile konuşarak ve o bölgenin doğal, tarihi, ekolojik özellikleri vb. korunarak açılabilir. Şimdi yaptıkları gibi değil!
20.05.2021/Datça/Mehmet Erdal"
"SOL PARTİ DATÇA İLÇE ÖRGÜTÜ MAYIS AYI BASIN AÇIKLAMASI
DATÇA'DA REFERANDUM ÖNERİYORUZ!
İlçe Örgütümüz, pandemi koşullarına uygun olarak yaptığı toplantıda, Datça'da, üç konuda referandum yapılmasının önerilmesine karar verdi.
1- Biz, Büyükşehir yasası ile köylerin ellerinden alınan tüzel kişiliklerinin ve taşınır/taşınmaz bütün mal varlıklarının sorgusuz sualsiz iadesinden yanayız. Bunun bilinmesini istiyoruz.
Büyükşehir yasası ile mahalle statüsüne dönüştürülen köylerden hangilerinin 'Kırsal mahalle' statüsüne dönebileceğine ilişkin Datça Belediye Meclisi'nin halihazırda yürüttüğü çalışma kapsamında ise önerimiz şudur: Büyükşehir yasası çıkmadan önce köy statüsünde olan bütün yerleşim yerlerinde, yurttaşlara, var olan statü ile 'Kırsal mahalle' statüsü arasındaki farklar anlatılmalı ve karar, yurttaşlara bırakılmalıdır; referandum yapılmalıdır.
Yurttaşlar, kendi geleceklerini ilgilendiren bu konuda, kararı kendileri vermelidir. Datça Belediye Meclisimiz ve Muğla Büyükşehir Meclisimiz de bu kararlara saygı duymalı ve tartışılmaksızın, ortaya konulan iradeyi kabul etmelidir.
2- Büyükşehir yasası ile köy muhtarlığı mülkiyetinden Datça Belediyesi mülkiyetine geçmiş olan Cumalı'daki zeytinlik ve aynı statüdeki bütün taşınmazlar, yasal olarak Datça Belediyesi mülkiyetinde olsalar da, bu mülklerin sahipleri, tarihsel olarak ve vicdanen o köylerdir. Hiç kimse, var olan Büyükşehir yasasını doğru ve yerinde bir yasa olarak görmeden, bu mülkler üzerindeki tasarruf hakkının Datça Belediyesi'nde olduğunu savunamaz. Bu konuda, biz, belediyemizin, bu mülkler ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunmak istediğinde, doğrudan, o mülklerin bulunduğu köy/mahalle yerleşim yerindeki yurttaşlara danışmasını ve onların rızasını almasını, bu çerçevede, referanduma gitmesini, öneriyoruz.
3- Kargı Koyu'nda Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarılan ve Gebekum/Güllük yolu civarında MUÇEV (Muğla Çevre Limited Şirketi) aracılığıyla kiralanmak istenen kıyılar, Datçalılarındır. Yasa, genelge, yönetmelik vb. çıkarılarak, buraların Datçalıların tasarrufunun dışına çıkarılması, bu gerçeği değiştirmemektedir. Biz, Kargı Koyu, kıyılar vb. daha başka yerlerin satış ve kiralama işlemlerinde Datçalıların ve bu çerçevede Datça Belediyesi'nin görüşü ve onayı alınmadan herhangi bir tasarrufta bulunulmasını doğru bulmuyoruz; reddediyoruz. Bu konular, Datçalılar tarafından tartışılmalı ve bilahare, referanduma sunulmalıdır.
Hiçbir şey, ben yaptım, oldu, denilerek, oldu bitti'ye getirilemez.
Cumalı'daki zeytinliğin satışına karşı çıkıp Kargı Koyu'ndaki 128 000 m2'lik alanın satışını onaylamak ya da tersi, Cumalı'daki zeytinliğin satışını doğru bulup Kargı Koyu'ndaki 128 000 m2'lik alanın satışına karşı çıkmak doğru değildir; savunulamaz. Tutarsızlıktır.
Bizce, Cumalı'daki zeytinliğin satışına karşı çıkılmadan Kargı Koyu'ndaki 128 000 m2'lik alanın satışına karşı çıkılamaz.
Biz, Cumalılara ve Datçalılara sorulmadan, oldu bitti'ye getirilmek istenildiği için, her iki satışa ve kiralamaya karşı çıktık; karşı çıkmaya da devam edeceğiz! 26.05.2021
İlçe Örgütü Başkanı Sol Parti
Mehmet Erdal Datça İlçe Örgütü"
"DATÇA'DA HİÇ BİR YER KIRSAL MAHALLE STATÜSÜNE GİREMİYOR!
Datça Belediye Meclisi'nin, var olan bütün komisyonlar üzerinden yürüttüğü 'Datça'da kırsal mahalle statüsüne alınacak yerlerin belirlenmesi' çalışması sonuçlandı ve komisyonların ortak raporu, bugün yapılan Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı'nda okundu.
Komisyonların ortak hazırladığı rapora göre, Büyükşehir yasası ile mahalle statüsüne dönüştürülen 9 köyden (Emecik, Kızlan, Karaköy, Hızırşah, Yaka, Sındı, Mesudiye, Cumalı ve Yazı) hiç birisi, 15 Nisan 2021 tarihli ve 3155 sayılı yönetmelikteki kriterler esas alınarak tek tek incelendiğinde, 'KIRSAL MAHALLE VE KIRSAL YERLEŞİK ALAN niteliği' taşımıyordu; bu nedenle, Muğla 'Büyükşehir Belediye Başkanlığı Meclisine teklif edilecek Kırsal Mahalle nitelikli alan bulunamadığı' sonucuna varılmıştı.
Bu rapor, komisyonlardaki CHP'li üyelerin oylarıyla kabul edilmişti; rapora, komisyonların AKP'li üyeleri muhalefet şerhi koymuşlardı.
Rapora muhalefet şerhi koyan AKP'li komisyon üyeleri, adı geçen 9 mahalleyi tek tek ele alıyor ve CHP'li komisyon üyelerinin aksine, bazılarının tamamen, bazılarının ise kısmen 'Kırsal Mahalle olarak Büyükşehir Belediyesine teklif edilmesini gerekli görüyordu.
Komisyonların hazırladığı ortak rapor CHP Meclis Üyesi Esat Akkın tarafından okunduktan sonra, başkan, önce, bu konudaki düşüncelerini açıkladı: Başkana göre, değerlendirme, afaki değil, 15 Nisan 2021 tarihli ve 3155 sayılı ilgili yönetmeliğe göre yapılacaktı. Bu yönetmelikte belirtilen kriterlere göre, Datça'da 'Kırsal Mahalle' statüsüne girebilecek mahalle yoktu.
Başkan, bu konuda söz isteyen AKP Grup Başkan Vekili Haluk Laçin'e söz verirken, 'Bu konuda bütün meclis üyesi arkadaşlarımızın görüşünü alacağım. Her arkadaşımıza da söz vereceğim. Herkesten bu konudaki düşüncelerini gerçekten de meclis huzurunda hem dinlemek istiyorum hem de duymak istiyorum. Hem de vatandaşlarımız da şey yapsın...' dedi ve Haluk Laçin'e söz verdi. Haluk Laçin'den sonra sırasıyla AKP Meclis Üyeleri Aslı Kaya ve Halit Berk Bayer, sonra ise MHP Meclis Üyeleri Serdar Ören ve Mustafa Ceylan bu konudaki düşüncelerini dile getirdi. Sıra CHP Grup Başkan Vekili Can Canbey'de idi. Ona da söz verdi. Can Canbey konuşmasını bitirdi. Sonra, sırasıyla diğer CHP Meclis Üyeleri'nin düşüncelerini ifade etmelerini bekliyorduk. Ama, başkan, meclis üyelerinin konuşmasını sona erdirdi. Başkanın neden böyle yaptığı anlaşılamadı. Hal böyle olunca, diğer CHP'li Meclis Üyeleri'nin bu konuda ne düşündüklerini öğrenemedik...
Komisyon raporu oylandı ve 10/5, yani CHP'li Meclis Üyeleri'nin kabul, AKP ve MHP Meclis Üyeleri'nin ret oyu vermeleri nedeniyle oy çokluğuyla kabul edilmiş oldu.
Toplantı sonrası aradığım Başkan Gürsel Uçar, bir kez daha, değerlendirmenin, 15 Nisan 2021 tarihli yönetmelikte belirtilen kriterlere göre yapıldığını, söyledi. Eğer, bu konuda inisiyatif yerele bırakılsa idi, daha farklı bir sonuç çıkabilirdi. Ayrıca, sormam üzerine, başkan, meclis toplantısının sonlarına doğru 'Mecliste köy tüzel kişiliklerinin iade edilmesine dair oy birliğiyle bir karar alalım ve Ankara'ya gönderelim' diyen CHP Meclis Üyesi Mutlu Gündoğan'ı desteklercesine, Büyükşehir yasasına karşı olduğunu ve köylerin tüzel kişiliklerinin iade edilmesi gerektiğine inandığını, söyledi.
01.06.2021/Datça/Mehmet Erdal"
"DATÇA BELEDİYE MECLİS TOPLANTISINDA 'KIRSAL MAHALLE' TARTIŞMALARI (1)
Nisan ayı olağan meclis toplantısında, AKP ve MHP meclis üyelerinin ortak önerisinin gündeme alınması ve görüşülmesi sonrasında, Datça'da, 2014 yılında, Büyükşehir yasası ile köyden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinin yeniden kırsal mahalle statüsüne alınıp alınamayacağı konusunun bütün komisyonlar tarafından araştırılması ve bu konuda ortak bir rapor hazırlanması, bilahare bu raporun Muğla Büyükşehir'e gönderilmesi (14. madde) oy birliğiyle kabul edilmişti.
Komisyonlar tarafından hazırlanacak olan bu rapor 18 Mayıs günü yapılan Mayıs ayı olağan toplantısına yetiştirilemeyince, komisyonlara ek süre verilmişti.
01.06.2021 günü yapılan Belediye Meclisi Haziran Ayı Olağan Toplantısı'nın gündem maddelerinin 3. sü, işte bu 'Kırsal mahalle veya yerleşik alan tespiti ile ilgili komisyon raporlarının görüşülmesi' idi.
Saat 10.30'da başlayan toplantıda sıra 3. maddeye geldiğinde, başkan 'Arkadaşlar, bunun kriterleri var. Burada, belediye meclisi, ben böyle istedim; burası böyle olmalıdır derken, değerlendireceği kriterler var. Bu kriterler üzerinden değerlendirmemiz gerekiyor. Bu kriterler üzerinden değerlendirip, bunun üzerinden bu meclis karar alıp, almış olduğu bu kararın doğruluğunu, tamam mı, yani o kriterler üzerinden doğruluğunu da herkese anlatmamız gerekiyor. Bu düşüncelerle hazırlanmış bir komisyon raporu olacağına inanıyorum. Ve komisyon başkanı arkadaşımız komisyon raporunu bizlere takdim etsin. Onun üzerinden bir değerlendirme yapalım.' dedi ve gözlerini CHP meclis üyesi Esat Akkın'a çevirdi: 'Evet, buyurun!'
CHP/Esat Akkın, 26.05.2021 günü hazırlanan raporu okumaya başladı. Okunan raporda, 2014 yılında köyden mahalleye dönüşen 9 yerleşim birimi tek tek değerlendirildikten sonra şu sonuca varılmıştı: 'Madde 1 ve Madde 2'deki değerlendirmeler ve bulgular sonucunda dokuz mahallenin (Emecik, Kızlan, Karaköy, Hızırşah, Mesudiye, Sındı, Yaka, Cumalı, Yazı) KIRSAL MAHALLE VE KIRSAL YERLEŞİK ALAN niteliği taşımadığı, bu kapsamda ilçemizde Büyükşehir Belediye Başkanlığı Meclisine teklif edilecek Kırsal Mahalle nitelikli alan bulunmadığı hususu oy çokluğu ile kabul edilmiştir.'
Bu sonuca varanlar, komisyonların CHP'li meclis üyeleriydi.
Komisyonlarda temsilci bulunduran AKP'li meclis üyeleri ise yine tek tek bu 9 yerleşim birimini ele alıp değerlendirmiş ve şu sonuca varmışlardı: 'Yukarıda belirttiğimiz köylerin, ilgili yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan kriterler ve 3. maddesinin ç bendinde yer alan 'Kırsal Yerleşik Alan;... tamamı Kırsal Mahalle olarak tespit edilmeyen mahallelerde tamamı on bin metrekareden az olmamak kaydıyla belirlenen alanı' maddesi doğrultusunda Kırsal Mahalle olarak Büyükşehir Belediyesine teklif edilmesini gerekli görüyor ve belirttiğimiz sebeplerle yukarıda belirtilen karara katılmıyoruz...'
CHP/Başkan- 'Evet değerli arkadaşlarımız, zaten bu kararı Muğla Büyükşehir Belediyesine göndereceğiz. Yani...'
AKP/Haluk Laçin- 'Başkanım'
Başkan- 'Evet!'
Haluk Laçin- '... Orada İmar Komisyonu yazılmış ama bu muhalefet şerhimizde Aslı Kaya ve Halit Berk Bayer de var. Bu konu düzeltilsin.'
Esat Akkın- 'Şerh bölümü mü?'
Haluk Laçin- 'Evet. Şerh bölümü. Üç komisyon olduğu için; sadece İmar Komisyonu değil. Daha önce öyle yazılmış.'
MHP/Serdar Ören- 'Başkanım'
Başkan- 'Herkesin görüşünü alacağım. Herkese de söz vereceğim. Herkesden de bu konudaki düşüncelerini, gerçekten de meclis huzurunda hem dinlemek istiyorum, hem de duymak istiyorum, hem de vatandaşlarımız da şey yapsın...
Evet arkadaşlar, komisyonun raporu bu. Şimdi, bunu, daha önceki meclis toplantılarında da dile getirdim; Datça ilçesi, baktığımız zaman, Muğla genelinde bir değerlendirme sonucunda, Muğla'nın ilçelerinin içerisinde ve Datça'nın köyleri, eski köyleri, Muğla genelinde, 395 tane Muğla'nın köyü var, o köylerin içerisinde, 9 köyümüz, bana göre, en şanslı, 395 köyün 9'u derim. Ben, 2004 yılında İl Genel Meclis Üyesi olduğumda, Datça'nın 9 köyünde, 9'unda da içme suyu şebekesi döşenmiş, benim köydeki vatandaşlarım, İl Özel İdaresi'nin, Köy Hizmetleri'nin, o zamanları veya sonradan bizim İl Özel'e geçince, Köy Hizmetleri, YSE; bu süreçte bu köylerimiz hizmet almış. Her köyümüzde içme suyu şebekesi vardı. Daha İl Genel Meclis Üyesi olduğumda, Muğla'nın bile merkez köylerinde, yakın köylerde içme suyu şebekesi yoktu. Biz çok şanslıyız; benim Muğlamın köylerinin köy yerleşik alanları tespit edilmemiş, oralarda insanlar hiç bir şey yapamıyor. Biz ise, Datça'nın 1/25 000'lik Çevre Düzeni Planları yapılmış ve bu plan içinde köy yerleşim alanları tespit edilmiş. Zaten, güzelliğinden dolayı burası Özel Çevre Koruma altına alınmış. Ama bu özelliği ve güzelliğinin yanında, insanları da taa o günlerden bugünlere, bana göre, hizmetler verilmiş. Yani, bugün, dün Özel İdare'nin vermiş olduğu hizmet hakları, bugün tabi Büyükşehir Belediyesince veriliyor. O bakımdan, kriterlere baktığımız zaman, kriterlere, evet, köydeki vatandaşlarımız keşkem farklı kriterlerle belirlenip de orada mağdur olacak arkadaşımız varsa, daha hala köy statüsü içerisinde keçicilik, hayvancılık, dağda çobancılık yapan arkadaşlarımız varsa, bunların tespiti iyidir. Bunlara, diğer belediye imkanlarından, yarın oluşacak vergiden, sudan, işte çeşitli alınacak katılım bedellerinden bunları muaf edebilsek, muaf tutabilsek. Bu konuda farklı düşünmüyorum.
Evet, zor şartlarda yaşayan insanlarımızın, yani kırsal alanda yaşıyoruz, bizim gelirimiz yok, bu geliri olmayan arkadaşlarımızı tespit edip, bunları var ya farklı şekilde belediye hizmetlerinden hem daha iyi şekilde hem daha ucuz bir şekilde yararlandırabilsek. Ama, bugünkü mevcut kriterlere baktığımız zaman, bizim 9 mahallemizin 9'unda da, bana göre, yani, belediye hizmetlerinden, köy yerleşik alanları tespit edilmiş, oralarda biz ruhsat veriyoruz. Bugün, bakın Zeytincik de, Zeytincik de bile, geçen , geçen dediğim, bayağı oldu, gördüm, bir yıl, Güçlü Market'in arkasında, 8 daire yapmışlar. Satıyorlar. Yani oralarda plan var. Şimdi bu kriterler içerisinde, benim her ne kadar kriterler farklı olabilir, o kriterler içerisinde vatandaşımı, vatandaşımızı hep beraber en iyi şekilde düşünüp, tamam mı, onun, gerçekten de bir kırsal yerleşim alanında yaşadığının ve bazı imkanlardan farklı bir şekilde, ucuz bir şekilde yararlanmasını sağlarız. Ama bu kriterler, bizim bu düşüncelerimize cevap vermiyor. O bakımdan, tabi, 3 tane arkadaşımız, burada, köy yerleşim alanlarının tespiti konusunda, kendilerince, bazı alanların çıkarılmasını talep etmişler ama ben, yani Emecik'te, Emecik yerleşim alanı var, Emecik yerleşim alanında, baktığım zaman, bugün, işte her gün buraya villa yapan insanlar geliyor, arkadaşlar.
Şimdi bu konuda grup başkan sözcüsünün yanında, öncelikle Aslı Kaya'nın ve sevgili kardeşimizin düşüncelerini almak istiyorum. Evet, buyurun...'
Haluk Laçin- 'Halit Berk Bayer.'
Başkan- 'Halit Berk Bayer. Kusura bakma... Eğer bu konuda sizler de düşüncelerinizi, ifadelerinizi anlatırsanız, ben de bu konuda hem arkadaşlarıma, sadece komisyon başkanımızın değil, sizlerin de düşünceleriyle, en azından bu meclisimize katkı sağlamış oluruz. Aslı hanım söz almak ister misiniz?'
AKP/Aslı Kaya- 'Söz almak isterim. Teşekkür ederim. Ama şimdi, gerçekten de siteler var, oteller var, ama gerçekten de köylümüz de orada tarım yapan, hayvancılık yapan köylülerimiz de var. O yüzden, evet, kısmi olarak böyle düşünülmesini istiyorum.'
Başkan- 'Kısmi olarak, derken?'
Aslı Kaya- 'Yaa işte, mesela orada villalar var, havuzlu; havuza su dolduruyorlar ama aynı zamanda Kızlan'da köylümüz de hayvancılık yapıyor. '
Başkan- 'Ama bunları birbirinden ayırt edemiyoruz!'
Haluk Laçin- 'Ayırt edebiliyoruz, başkanım. Kısmi, dediğimiz de o zaten.'
Başkan- 'Kısmi, o değil'
Haluk Laçin- ' Biz de söyledik... Altına düşmemek adına... (Anlaşılmıyor)'
Başkan- 'Oralarda... (Anlaşılmıyor) Müdahale etmeyin. Oralarda, evet dediğiniz anlamda arkadaşlarımız da var, oralarda yaşıyor. Evet, başka?'
Aslı Kaya- 'Yani, bu kadar. Teşekkür ederim.'
AKP/Halit Berk Bayer- 'Sayın başkanım, akşam oturup konuşuyoruz; vatandaşlarımız, gündem maddesinde, yasaya göre şöyle olacak, böyle olacak; ama vatandaşlar, bize, bunu gündeme getirmemiz için, çoğu köylerimiz, gerçekten zor durumda. Siz köylüyle konuşuyor musunuz, ne yapıyorsunuz, bilmiyorum. Bize, ulaşım konusunda, (Anlaşılmıyor)... Biz seçim zamanı çok köy dolaştık. Hala eşekle, ... gideni gördük. (Anlaşılmıyor) Ben gözlerimle gördüklerimi söylüyorum. Kısmi dediğimiz, mesela Emecik'ten kastım, Emecik'in bir bölümü değil, bir bölümü. Kızlan'ın bir bölümü değil, bir bölümü şeklinde, kırsal kesime alabiliriz, diye düşünüyorum.'
Başkan- 'Evet arkadaşlar, başka söz almak isteyen var mı?'
(Anlaşılmayan konuşmalar)
MHP/Serdar Ören- 'Biz komisyonlarda yokuz. Ben şahsım adına söz alıyorum. Şahsım adına, vatandaşlardan gelen istekler doğrultusunda, bir kaç konuya dikkat çekmeye çalışıyorum.
Kızlan, karaköy, Emecik, bu bölgeler Datça'nın tahıl ambarı. Emecik'in üst kısmı, hayvancılık çok yoğun burada. Geçelim Betçe'ye; Yaka, Cumalı, Yazı, Hızırşah'ın büyük bölümünde tarım çok yaygın. Hayvancılık da var ama tarım, badem, özellikle badem ve zeytin. Bu bölgelerde ekonomiyle birlikte toplum tam huzur ve barışın sağlanması açısından, bu kırsal, geçen mecliste de belirttim; yerleşik olan vatandaşlarımızın senelerce kültürleri, yaşam şekilleri devam ederken, dışarıdan gelen arkadaşlarımız, misafirlerimizle bir çatışma, bir huzursuzluk, toplumsal bir sıkıntı olmaması açısından, bu bölgelerde 'Kırsal mahalle' statüsü, mesela, Yaka, Yazı, Sındı, yani belirli bölgeler, lokal. Sındı'nın belki tamamı olabilir, Yaka/Palamutbükü olmaz. Karaincir , turizm tesis alanı olan Kızlan'ın alt kısmı bu bölgeler zaten o kısmı yapamayız. Ama bölgesel, vatandaşımızın da haklarını korumak açısından buradaki arkadaşların hepsine sesleniyorum; bu sorumluluk hepimizin. Biz burada görev yaparken, bu konuda bir hassas olmamız gerektiğini düşünüyorum. Hepimiz bu bölgenin çocuğuyuz. Bu sıkıntılar yaşanıyor. Maalesef yaşanıyor. Yaşanmasını, toplumsal huzur ve barışın devamı açısından, belli bölgelerimizin, tarımın ve hayvancılığın devam etmesi, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinden gelir elde eden vatandaşlarımızın mağdur olmaması açısından özellikle belli bölgelerimiz ve belirttiğim bölgelerimizde 'Kırsal mahalle' statüsüne geçilmesini öneriyorum ve destekliyorum. Teşekkür ederim.'
Başkan- 'Evet, Mustafa bey!'
MHP/Mustafa Ceylan- 'Başkanım, şöyle. Öncelikle, Emecik köyündeki, yukarıdaki köy merkezindeki yerleşim alanını baz aldığımız zaman, orada hala köy halkının sıkıntıları yaşadığını görüyoruz. Karaincir, AKTUR, buraları artık turizme açıldı. Emlak rayiç bedelleri yüksek olan yerler. Buralardan söz etmemiz mümkün değil. Ama merkezi olarak tabir etmiş olduğumuz yerleşim yerlerinde bu 'Kırsal Mahalle' statüsünü koruyarak, ileride, doğal, yani insanlarımız için daha çok doğal ürünlere yöneldiği için, 3-5 yıl sonra organik yumurtayı, doğal sütü, doğal keçi sütünü kaybetmiş olacağız. Yani bizim burada, öne çıkarmak istediğimiz konu bu. Yoksa, belediyenin ya da herhangi bir kurumun zarar etmesi gibi bir şey söz konusu değil. Bizim vatandaşların bize iletmiş olduğu şeyleri burada söz olarak, bunları iletiyoruz, size. Bu kadar, başkanım.'
(Not: Meclis toplantısındaki konuşmalar orijinal halleriyle yazıya geçirilmeye çalışılmıştır.)
05.06.2021/Datça/ Mehmet Erdal"
"DATÇA BELEDİYE MECLİS TOPLANTISINDA 'KIRSAL MAHALLE' TARTIŞMALARI (2)
(İkinci Bölüm)
Bundan önceki bölümde, Belediye Meclisi Haziran Ayı Olağan Toplantısında 'Kırsal mahalle' konusu tartışılırken, başkanın 'Herkesin görüşünü alacağım. Herkese de söz vereceğim. Herkesden de bu konudaki düşüncelerini, gerçekten de meclis huzurunda hem dinlemek istiyorum, hem de duymak istiyorum, hem de vatandaşlarımız da şey yapsın...' dediğini yazmış ve bilahare, başkanın istemi üzerine, düşüncelerini sırayla dile getiren AKP meclis üyeleri Aslı Kaya ve Halit Berk Bayer ile MHP meclis üyeleri Serdar Ören ve Mustafa Ceylan'ın konuşmalarını paylaşmıştık.
Şimdi, bu toplantıda bu konuda yapılan konuşmaların ve tartışmaların devamını okuyacaksınız.
***
CHP/Başkan- 'Arkadaşlar, CHP grubundan bu konuda görüş ve ...(Anlaşılmayan konuşmalar) Evet, buyurun'
CHP/Can Canbey- 'Başkanım, bu arkadaşların bahsettiği konu üzerinden yaklaşırsak, duygusal bir mecraya gidiyor, konu. Ama kanunlar duyguyla çıkarılmıyor tabi; matematiksel yaklaşımlarla, stratejik planlarla yapılıyor. Belediyeler de öyle. Biz 2014 yılında bir yasa ile karşı karşıya geldik, CHP olarak; dedik ki, aynı duygularla yaklaştık; dedik ki, yahu etmeyin eylemeyin, Betçeli Ahmet amcanın da , Kızlanlı Ayşe teyzenin de, köylüyü bitirmeyin. Siz mahalle oldunuz, dediler, akşamdan sabaha. Ve bununla ilgili, doğru olmadığı noktasında bir çok mecrada ifadelerimiz oldu. O günden bugüne, bu köyler artık mahalle. Eee köyler mahalle oldu da bununla kalmadı ki. Bizim muhtarlarımız vardı; traktörleri vardı, çalıştırdığı adamlar vardı. O muhtarlar gitti, 2 bin TL maaşla çalışan muhtarlar geldi. Şu an muhtarların işlevsel olarak, köyde kendi tüzel kişiliği üzerinden yapabildiği ne yazık ki hiç bir şey yok. Her bir muhtarımız, Gürsel başkanım, meclis üyelerine telefonla ulaşıp kendi sıkıntılarını doğal olarak dile getirmek durumunda kalıyorlar. Halbuki bu durum böyle değildi, eskiden. Köylerimiz de muhtarlarımızın bir kimliği vardı; bir tüzel kişiliği vardı. Biz o yasayla onu kaybettik. Mesela o gün de Serdar beyin yaklaştığı duygularla yaklaşmıştık. Bu başka bir şey. Köyde şimdi Ayşe teyzenin tavukları, yan tarafa taşınan, büyük şehirlerden gelmiş misafirlerimiz, bu memleketli olmayı seçmiş insanlarımıza tabi tuhaf geliyor. Yerine göre bazen tuhaf geliyor. Ve dediği sosyolojik çatışmalar yaşanıyor. Haklı Serdar, bu konuda. Ama Ayşe teyzenin orada tavuk beslemesine engelleyen 6360 sayılı Büyükşehir yasasıdır. Bu yasayı CHP çıkarmadı. Bizler çıkarmadık. Şimdi o gün muktedir olan zihniyet bugün diyor ki, o gün demişti ki, sen köyden mahalle oldun; bugün de diyor ki, yahu bunların hangileri köy, kırsal vs.? diye bir yönetmelik gönderiyorlar. Ya inanın, ben kendi meclis üyesi arkadaşlarımın, komisyondaki arkadaşlarımın hepsinin, yahu biz buraları nasıl olur da bu yönetmeliğe göre kırsala sokarız, diye belli bir zemin aradıklarını, ismim kadar iyi biliyorum. Başta Esat abi olmak üzere, Muğla'da da danıştığımız insanlar var. Ne yazık ki bu yönetmelik eksik. Ha bu yönetmeliğe gerek var mıydı? İnanın bu yönetmeliğe de gerek yoktu. Çünkü, muktedir olan yukarıda. Sabahtan akşama resmi gazetede yayınlamak kadar kolay bir iş yok. Derdi ki, ben size 2014'te köyden mahalle ilan edivediydim emme, artık bundan sonra biz bu işte eksik yapmışız, sizi köylere geri döndüreceğiz. Hiç, biz burada birbirimize duygusal zeminle aman Emecik, aman Kızlan, aman yok işte Sazak , aman Örencik... demezdik. Yani bize bir Arapsaçını gönderiyorlar yukarıdan, hadi bakalım çöz çözebilirsen, o Arapsaçını. Arapsaçını nerene uyduracağını da bir Allah biliyor. Çünkü Arapsaçının şifresi de Arapsaçı gibi. Yönetmelik var, yönetmeliğin başında diyor: Plan çalışması olan yerler bu kapsamın dışındadır. Plan çalışması olan, gerçekten, buradan bizi dinleyen köydeki bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum, muhtarlara da sesleniyorum: Yönetmeliğin ilk maddesi, plan çalışması olan yerler bu kapsamın dışındadır. Çok haklı Haluk bey; Sazak'ı da ilan edelim, Örencik'i de ilan edelim. Orayı da... Hangi maddeye dayanarak? Dayanak yok! Gerçekten yok. İnsan istemiyor mu gönlünden bunu? Hepsi bizim eşimiz dostumuz, kardeşimiz. Ama,...'
Başkan- 'Evet'
Can Canbey- '... bitiriyorum, başkanım; bakın, niyet samimiyse, orada çözüm vardır. Konuşacak hiç bir şey yok. Niyet samimi olsun. Teşekkür ederim başkanım.'
Can Canbey'den sonra sırasıyla diğer CHP'li meclis üyelerinin de görüşlerini açıklamalarını bekliyordum; ama öyle olmadı.
Başkan, 'Evet. Konuyu çok da, herkese de söz verirsem, dünkü arkadaşlarımı ben kendi grubumuzda teker teker düşüncelerini aldım. Yani ben bu düşüncelerinizden dolayı...' diyerek konuşmaya başladı. İçimden, sanırım ben yanlış anladım, dedim. (Toplantı kaydını birkaç kez dinledikten ve konuşmaları yazıya döktükten sonra, yanılmadığımı ama başkanın, son anda, bilemediğim bir nedenle, CHP'li meclis üyelerinin konuşmalarını sonlandırdığı sonucuna vardım.)
AKP/Haluk Laçin- 'Ben de konuşmak istiyorum, başkanım'
Başkan- '... ben bu düşüncelerinizden dolayı, acaba hep beraber burada bir şey bulabilir miyiz diyerekten ben bunu dinlemek istemiştim ama... Değerli arkadaşlarımız, tabi, biz hangi kriterlere göre belirleyeceğiz? Eğer kriterlerini bu meclis koymuş olsa kendi kriterlerimizi kendimize göre belirleriz. Bize, bu kriterlere göre değerlendirin, bu kriterlere göre kendi ilçenizde köyden mahalleye dönüşmüş alanlar içerisinde var mı?, diye soruyor. Biraz önce, şunu söyledim: Yani, 20 yıl önce köy gelişim alanları belirlenmiş, 20 yıl içerisinde buralarda var ya, insanlar ruhsatlı binalar yapıyor. Değerli arkadaşlarım, biz, İl Genel Meclis Üyeliği dönemimizde, imar komisyonu başkanları, Antalya'da Cemal İşleyici, Harita Mühendisleri Genel Odasını mı yaptı, bir harita mühendisi arkadaşımızla, orada, bir seminer düzenlemişlerdi, oraya katıldım. O seminerde, bizim de en çok, o süreçte, kaçak yapılar. Sivas'ta, Sivas İl Genel Meclis Üyesi arkadaşımızın, arkadaşımızla beraber şunu sorduk: Sizin, hiç, ilçenizde kaçak yapı ile ilgili, tamam mı, herhangi bir tutanağınız, herhangi bir Özel İdareye gelen bir şey oluyor mu? Şikayet oluyor mu? Başkanım, ne kaçak yapı ya?, dedi. Biz, dedi, muhtar bize, hani yola şey yaparsak, çek bunu, biraz çek, gidiyoruz, yapıyoruz. Evet, bir de bağlıyoruz... Allah Allah şaşırdım kaldım. Yahu bu ülkede bu yasalar Muğla'da mı uygulanıyor? Biz vatandaşlarımıza kaçak yapıdan dolayı 35 yıldan beri, tamam mı, tamam mı, uygulama yapıyoruz, ve para cezasını Özel İdaresi, geçmişte köylerde özel idare alıyordu, tamam mı, şimdi belediyededir. Sivas'ta var mı? Yok! Adıyaman'dan geldiler, yok. Karaman'dan, Konya Karaman'dan vardı, arkadaşlar, herkese sordum orada, tamam mı, evet olmayan da var, İzmir de var, şimdi olmayan yer yok değil, ama oralarda yok. Şimdi, oralarda, hani, imarı olmayan, orada imar yetkisi muhtarda olan, geçim kaynağı hayvancılık, gelişmemiş... Buralarda, bu kırsal kesim olarak belirlemek, bunları var ya, çeşitli vergilerden, vergi dilimlerinin yüzde belirli bir oranda almak, bana göre, doğru. Olabilir. Ama, sen, bana, bu kriterleri, diyeceksin, yerleşik alan tespitinden bahsedeceksin, belediye hizmetlerinden bahsedeceksin, ondan sonra bu alanları şey ederse, uymuyor. Yoksa, ben de köydeki, köy yaşam alanı içerisindeki bazı vatandaşlarımızın, tamam mı, bu şeyden yararlanmasını isterim. Hayvancılığı devam ettirmesini... Ama, şunu da bilesiniz ki, bakın, bunları köy statüsüne, kırsal yerleşim alanına aldığınız zaman, ordaki insanlar çok rahat hayvancılık yapacak, tavukçuluk yapacak, tarım yapacak diye bir kural yok. Yok arkadaşlar. Köyde, eşeğiyle su taşıyan var mıdır? Vardır. Görebilirsiniz. Ama suyu nereye taşıyor? Suyu, tee köyünden 2 km, 3 km uzaklıkta dikmiş olduğu badem ağacına taşıyor. Taşıyor. O onun şeyi, tamam mı, ürünü için. Ama bunu, bize verilen kriterlerde bu vatandaşa belediye içme suyunu, şebeke suyunu yapmış mı, yapmamış mı? Geçmişte yapılmış mı yapılmamış mı? Bu imkanlardan yararlanıyor mu yararlanmıyor mu? Yazı köy'de belediye otobüsü veya dolmuş... Öyle yerlerimiz var bizim, öyle yerlerimiz var arkadaşlar, daha, düne kadar, köyün dolmuşu yoktu. Mesudiye, eğer bundan 20 yıl önce olmuş olsaydı, yani 20 yıl değil de daha önce, bizim, benim buraya ortaokula geldiğim 1972 yıllarında olmuş olsaydı, ne şebeke suyu var, ne yolu var, ne arabası var, ne şeyi var... Evet, tam bir kırsal gelişim alanıydı; bu kriterlere göre. Ama bugün bu kriterlere göre değerlendirdiğimiz zaman, gönlüm her ne kadar oradaki insanların, oradaki vatandaşlarımızın, onlar bizim vatandaşlarımızdır. Aynı sorunları, aynı şeyleri biz duymuyor muyuz? Duyuyoruz. Ama, bu kriter, bana onların var ya, kırsal gelişim alanında yaşadıklarının tespitini oluşturmuyor. Onun için, bunu bu kriterler üzerinden değerlendirmemiz gerekiyor. Yoksa, kendimiz başka bir kriter ortaya koy... Ha bunları değiştirirler. Yazarız arkadaşlar. Hani var ya burada bu tespitler, bu kriterler doğru değil; bu kriterlerin yanında bunların da dikkate alınması gerekir, derlerse, ona göre hep beraber değerlendiririz.
Evet...'
(Not: Meclis toplantısındaki konuşmalar orijinal halleriyle yazıya geçirilmeye çalışılmıştır.
08.06.2021/Datça/ Mehmet Erdal"
"DATÇA BELEDİYE MECLİS TOPLANTISINDA 'KIRSAL MAHALLE' TARTIŞMALARI (3)
(Üçüncü ve son bölüm)
01.06.2021 günü yapılan Belediye Meclisi Haziran Ayı Olağan Toplantısı'nın 3. gündem maddesi olan 'Kırsal mahalle veya yerleşik alan' tespitine dair komisyon raporunun görüşülmesi sırasındaki tartışmaları yayınlamaya devam ediyoruz.
***
Başkan 'Evet' deyip, konuşmasını bitirdikten sonra Haluk Laçin söz aldı.
AKP/Haluk Laçin- 'Başkanım, şimdi, tüm arkadaşların görüşleri için ben hepsine teşekkür ediyorum. Hepsine de saygı duymak lazım! Burada, ben mi yanlış anlıyorum? Yoksa siz mi yanlış okuyorsunuz? Böyle düşünen arkadaşlar, yani... Burada, diyor ki, bir tanesi, diyor, yani, mesela köyümüzde kanalizasyon yoksa, buna girebiliyor...'
Başkan- '(Anlaşılmıyor)' '
Haluk Laçin- 'Başkanım, bir dakika. Ben bunu Muğla'da da sordum. Muğla'da da sordum. Şimdi burada bir yanlış anlaşılma var, diye düşünüyorum. Neyse, Muğla'ya gitmeyelim. Şimdi burada, bir kaç tane söyleyeceğim nokta oldu. Biz bunu böyle çıkartacağız, 2023'te olacak mı, olmayacak mı?... Belki de tekrar hükumet, diyecek ki, yahu tekrar bir irdeleyin bakalım. Yani, bugün bu kararı aldık, yarın olacak, diye bir şey yok. Yani, bugün, bu kararı, bugün geçerli kılacak. Su, işte emlak değerleri vs. bunlarla ilgili 2023'te kanunen devreye girecek. Ben burada, bu köylerde bahsetmemin en büyük nedeni şuydu:1/25 000'lik planımız bizim yıllardan beri var. Bu yasa, Büyükşehir yasası çıkalı 7. yıl oldu. Şimdi bence hükumet demiş ki, bu resmi gazetede yayınlarken, arkadaş, ben seni mahalle yaptım; git bunun kanalizasyonunu yap, suyunu yap, elektriğini yap, işte, planını yap vs. Biz 7 yıldan beri köylerimizde planı bitiremedik. Maalesef, yani... 1/100 000'lik de plandır. 1/25 000'lik de plandır. Ama alt plan olmadan ben köylümün, mahallelimin, daha doğrusu uygulama yapmadığım için, 50 dönüm adamın köy yerleşik alanında yeri var, verebiliyor muyuz, imar durumu? Veremiyoruz! Ama yanında 500 m2 bir yer var; ona iki tane verebiliyoruz. Böyle haksızca olan bir şey var. Bunların da planlarının olması gerekir. Biz 7 yılda plan, arıtma, kanalizasyon... bunları yapamadığımız için bugün bunu tartışıyoruz. Eğer ki bugün İskele Mahallesi, Reşadiye, Eski Datça Mahallesi gibi... Bunlar bitirilmiş olsaydı, zaten hiç birisini tartışmayacaktık ki... Ama, Belen Mahallesine gidiyorum; başkanım, Belen mahallesinde ekmek alınacak market yoktu, düne kadar; yani bırakalım biz köy hizmetleri götürmeyi. Sındı Köyünde, yani, hala, biliyorsunuz orada kuyu kazıldı, gene çıkmadı su, gene yeni bir çalışma yapılıyor. Köylümüze su veremiyoruz. Zeytinciğe veremiyoruz. Bugün yerleşik alan turizm yaptığımız yerlere vidanjörlerle tatlı su taşıyoruz. Biz bunların pis suyunu da alamıyoruz. Yani, temiz suyunu veremezken, pis suyunu bile alamıyoruz. O yüzden, burada sonuçta bunlar, hepsi bizim ninemiz, anamız, dedemiz... Hepimiz, hepimiz burada, Datça'da yakınlarımız yaşıyor. Bir suyu, bir dedenin dört katı, beş katı ödeyeceğini düşünüyorum. Ama 2023'e kadar biz burada planları bitirirsek, o gün zaten büyük bir ihtimalle tekrar bu toplantı yapılacaktır. Bize yetki verilecektir...'
Başkan- '... O zaman, planlar bittiği zaman, gene planlardan dolayı çok mu büyük kazanç sağlayacak? Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın...'
Haluk Laçin- 'Başkanım, planlara bağlı olan nedir? Kanalizasyon yapabiliyor muyuz, bugün?'
Başkan- 'Biz...'
Haluk Laçin- 'MUSKİ, MUSKİ ne diyor? Kanalizasyon yapılamaz, planım yok diyor. İşte...'
Başkan- 'Kriterlerini, kriterlerini eğer hükumet, kriterlerini bize 1/1000'lik, 1/5000'lik; 1/1000'lik uygulama imar planı, 1/5000'lik nazım planı yapılmayan köyler kırsal gelişim alanıdır dese, ona göre belirleriz. Arkadaşlar, bakın, biz burada, kendi...'
Haluk Laçin- 'Atık su, katı atık, başkanım...'
Başkan- 'Onların hepsi demiyor; birisi, birisi... Birisi bile orada var ya belgede varsa...'
Haluk Laçin- 'Ben sözümü bitirmemiştim. Yalnız burada, biz bunu ele alırken şöyle yapmamız gerekir, hani, onu da ben biraz açacağım, konuyu. Mesela, biraz önce, arkadaşımız dedi ki, Emecik... Evet, Emecik! Tepedeki köye baktığımızda, hala da hayvancılık ve tarım yapan var. Aslında buna da en güzel örnek, Kızlan köyümüz var. Kızlan'da, evet Billurkent olmuş, herhalde Kızlan sınırları içerisinde; turizm bölgesi. Kızlanaltı turizm bölgesi. Ama...'
Başkan- ' Adaburnu da Kızlan'da.'
Haluk Laçin- ' ... burada biz, koordinatlarla turizm merkezi alanı içerisine alabiliyoruz. Köyün merkezinde hayvancılık yapan vatandaşımızı alabiliyoruz. Mesela benim kafam şeyde çok karıştı: Körmen/Karaköy... Tarım alanı. Ama planlarda turizm tesis alanı olmuş. Ama burada tarım yapan kimler? Yukarıdaki köy! Yani, kendi oturduğu evi ve kullandığı suyu bu tarım yapanın, köy. O yüzden, mesela ben, Körmen'de gündeme getirmedim. Hani ama Karaköy merkeze baktığınız zaman ben sizin de orada özellikle Karaköy'de tereddütte kaldık arkadaşlarla. Bir anda geçici yapılanma koşullarında her bir parselde 8 tane 1+1'ler oluştu. Karaköy kadar, nüfusu kadar bir konutlaşma yapıldı...
CHP/Hayriye Yılmaz Balkan- 'Pardon başkanım. Haluk bey, tarım ve hayvancılık yapıldığı için diye belirttiniz. Tarım ve hayvancılık Karaköy'de, aşağıda yapılıyor. Yukarıda ise...'
Haluk Laçin- 'Ama konaklama...'
Hayriye Yılmaz Balkan- 'Yukarıda ise, bu insanları sen şehirlisin, sen köylüsün, diye ayırmak eşitlik ilkesine de aykırı.'
Haluk Laçin- 'Ben oradan şuraya gelecektim: Belen mahallesinde, badem ve hayvancılık var...'
Başkan- 'Kısıtlı'
Haluk Laçin- '... Başka hiç bir gelir kaynağı yok. Ya başkanım, biliyorsunuz. Şimdi alt yapısı yok. Kanalizasyonu yok. Yapılaşma durumu kırsal niteliği devam ettiğini hepimiz görüyoruz. Yani biz bunu Büyükşehire gönderelim, orada arkadaşlar tekrar irdelesin.
Başkan- 'Göndereceğim zaten. Senin söylemenle Büyükşehir'e gitmiyor.'
Haluk Laçin- 'Yasa gereği'
Başkan- 'Yasa gereği gidiyor.'
Haluk Laçin- 'Raporun altında gönderilmemesi, diye vardı da ondan...'
Başkan- 'Olmaaaz... Olur mu? Meclisin almış olduğu kararı, tamam mı, Muğla'ya gidecek.'
Haluk Laçin- 'Hep beraber tekrar inceleriz.'
Başkan- 'Yani, biz, zaten bunu, bizim böyle bir karar alıp suda, zaten Büyükşehir yasası ile köylerdeki işte vergilerden, sudan indirime, o zaten bu da aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi de irdeleyecek. Ama, biz, yarın arkadaşlar, bir karar alırken, bakın kriterleri iyi okumak gerekiyor. Evet, sizin dediğiniz şeylere katılıyorum; evet, Emecik'te, orada, yukarıda, Karataşlar daha, Emecik'te hayvancılık yapıyor. Tamam mı? Orada Gültekin abi var, ama bana bu kriterlere göre belirleyeceksin, dediği zaman, ben bu kriterler içerisinde, tamam mı, onları çıkaramıyorum. Evet...'
Haluk Laçin- 'Başkanım...'
Can Canbey- 'Çok kısa bir söz alabilir miyim?'
Başkan- 'Evet arkadaşlar...'
Can Canbey- 'Burada, yani vatandaşımıza hakikaten bilgi vermek lazım, bir-iki kısa konuda. Planları sadece Datça Belediyesi yapmıyor. Karaköy ve Cumalı'nın plan ihalesini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, daha beraber gittiğimizde de, biliyor abimiz, Aralık ayında ihale yaptılar. Devam ediyor oranın planları. Yani, sadece Datça Belediyesi plan yapmıyor, şu haliyle; onu bir ifade etmek isterim. İkincisi, Datça-Betçe İçme Suyu ihale hattı diye bir ihale konumuz var bizim. Yaklaşık 6 yıllık konumuz. Bu bilgi amaçlı bir konuşma; çok kısa. Datça halkı şunu bilsin ki, ödediği her yüz liralık su faturasının bir lirası SUKAP diye bir kurumun havuzuna gidiyor. Bu havuzda toplanan miktar, daha sonrasında proje teklifi öneren su kurumlarının, yani MUSKİ, ASKİ vs. vs... Bunların değerlendirilmesi yapılıyor. Üçüncü seferdir müracatı var MUSKİ'nin, bilgi amaçlı veriyorum, diye özellikle söyledim, bir tartışma çıksın, istemiyorum, buradan, samimiyetle: Üçüncü seferdir MUSKİ'nin müracatı var, üçüncüde de, bizim bürokratlarımıza verilen cevap şu: ha bu arada şunu da belirteyim, MUSKİ'nin 7 yıl sonunda ödediği vergi 72 milyon TL. Bu projenin bedeli 17 milyon TL. idi ilk fizibilitesi yapıldığında, şu anda 25-30 milyon TL'ye ulaştı. SUKAP'ı neye istiyoruz? Orada, hepimizin koyduğu bir damla bir su var. Yani diyoruz ki, zaten, tamamını SUKAP karşılamıyor; %50'sini SUKAP, %50'sini MUSKİ, Muğla Büyükşehir Belediyesi. SUKAP'ın cevabı şu: Biz bu projeye onay veririz, üçüncü müracatınızda, ancak, ancağa bak, Seydikemer'in kanalizasyonunu bi yapın, ondan sonra Datça-Betçe İçme Suyu ihale hattına bakarız. Samimiyetle rica ediyorum; hep ifade ediyorsunuz, doğru da söylüyorsunuz, iktidar sizsiniz, lütfen bununla ilgili hep beraber mücadele edlim. Bizim önümüze Seydikemer engeli koymasın hiçbirisi. Bu memleketin, Datça'nın vatandaşının da Seydikemer'de yaşayan kadar hakkı var...'
Başkan- 'Bilgilendirme idi. Evet, bu konuda yeterlilik, görüyorum.'
Esat Akkın- 'Burada bir şey görüyorum, başkanım.'
Başkan- 'Evet'
Esat Akkın- 'Bu yönetmelik çıkarılırken, mesela 4. madde de, direkt yazmışlar; 1984 yılından sonra mahalle olanların... Bizim 3 mahallemiz var; Reşadiye, Eski Datça ve merkez mahalle, İskele. Üç tane. Şimdi, Reşadiye Mahallesine şöyle baktığımız zaman, bizim diğer mahallelerimizden hiç bir farkı yok. Ama yönetmelik, burada uygulanmaz, demiş. Üçünü de atıyor. Yani burada adalet, eşitlik ve şey kriterlerine dikkat edildiğinde ... Böyle bir mahalle de var yani. Direkt yönetmelik gereği, hiç şeye, gündeme alınmayan mahalleler de var...'
Başkan- 'Evet arkadaşlar'
Esat Akkın- 'Daha yönetmelikte ...'
Başkan- 'Doğrudur. Bugün, bakın, biz, kahvesi yoktu, bakkalı yoktu, bilmem neyle kırsal yerleşim alanı tespiti yapılmaz arkadaşlar. Bizim kriterlerimiz, bu. Bizim alacağımız karar buna göre olmalı. Yarından sonra Muğla Meclisinde bile almış olduğumuz kararın, tamam mı, doğruluğu, doğruluğu her zaman için bu meclisin kararının doğruluğu ortaya çıkmalı. Yoksa, hangi kriterlere göre? Kahve yokmuş. Evet, dediğin gibi Reşadiye'de de kahve yoktu.
Haluk Laçin- '3 tane var başkanım.'
Başkan- 'Şimdi 3 tane var. Tamam mı. Geçmişte, ne Gavur Ali'nin kahvesi vardı, ne şeyin kahvesi vardı...'
Haluk Laçin- 'Vardı'
Başkan- 'Çalışmıyordu...'
Haluk Laçin- '(Anlaşılmıyor)'
Başkan- 'Açmıyordu, açmıyordu... Ali Bacak'ın vardı; bir tane kahve vardı, tamam mı. Kahveyi kapatıp gidiyordu ve varıyordum, insanlar yolda oturuyordu, tamam mı. Yani, bakın, bizim kriterimiz, bakın, (Haluk Laçin'in yer yer konuşmaya müdahale ettiği duyuluyor ama neler söylediği net olarak anlaşılmıyor. Başkan devam ediyor) belirleyeceğimiz kriterler şunu söylese bize; kırsal gelişim alanında eğer insanların ortak kullanım alanlarından birisi eksik ise, tamam mı, o... demiyor, arkadaşlar. Kriterler, bu. Bu kriterlere göre belirlediğimiz zaman... Komisyonun çalışmalarına teşekkür ediyorum. Komisyon raporunu, oylarınıza sunuyorum.
Kabul edenler? Etmeyenler? Oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
Evet arkadaşlar, daha fazla gündem maddelerini uzatmanın bir anlamı yok, bana göre. Yeterince tartışılmıştır....'
***
Toplantı biterken CHP meclis üyesi Mutlu Gündoğan söz istedi ve başkan, çok kısa, diyerek, söz verdi.
CHP/Mutlu Gündoğan- 'Başkanım, kısal mahalle konusunda meclise bir teklifte bulunmak istiyorum: Köy tüzel kişiliği tekrar geri getirilmesi adına, bakanlığa bir tavsiye kararı alalım. Oy birliğiyle alabiliyorsak... Köy tüzel kişiliği ile ilgili...'
Başkan- 'Alalım. Yazın arkadaşlar...'
Haluk Laçin- '(Anlaşılmıyor)'
Hayriye Yılmaz Balkan- 'Tavsiye kararı, diyor, tavsiye kararı.'
Haluk Laçin- '(Anlaşılmıyor)'
Başkan- 'Tamam arkadaşlar, tamam.'
(Not: Meclis toplantısındaki konuşmalar orijinal halleriyle yazıya geçirilmeye çalışılmıştır.)
12.06.2021/Datça/Mehmet Erdal"
(*) Bu dosya içindeki yazılar, farklı tarihlerde Muğla Turnusol gazetesinde yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder