2022.02.12.YAZILAR (YOLA VE YOLCULUĞA DAİR)-10: EGE İZMİRE, İZMİR ANKARAYA BAKAR (2)
YAZILAR (YOLA VE YOLCULUĞA DAİR)-10: EGE İZMİR'E, İZMİR ANKARA'YA BAKAR (2)
Gündüzleri eğitim çalışması yaptığımız ve geceleri de farklı faaliyetlere katıldığımız (işçi grevini ziyaret, afişleme vb.) bu 40-45 günlük süre içerisinde, çalışmaya katılan bizler, hiç şüphesiz birbirimizi daha iyi tanımış, birbirimize yakınlaşmış, dahası, ortak bir çerçevede buluşan ve hareket etmeye çalışan bir “grup” psikolojisi içerisine girmiş, en önemlisi, öğrenebildiğimiz kadarıyla, bilgi birikimimiz artmış ve özgüven duygumuz gelişmişti.
Çalışma sırasında okuduğumuz bu klasiklerden bazılarını önceki yıllarda da görmüş ve okumuştum ama bu klasikleri neden/hangi gereksinim çerçevesinde okumamız gerektiğine ve bu klasiklerin neden çok önemli olduğuna dair ilk bilgileri bu çalışma sürecinde elde ettim (*); bir başka deyişle, Marksist-Leninist bilgi birikimimin ilk temeli, bu eğitim çalışmasıdır.
Aydın ve Manisa Ön Lisans'tan (**) arkadaşlar İTBF'ye gelip hem İTBF'deki “sol içi” dengeler değiştikten ve ağırlık Devrimci Gençliğe geçtikten hem de Çankaya Ülkü Ocakları'nın burnunun dibinde olması nedeniyle faşist saldırıların odağı konumundaki okulumuzda yürütülen anti-faşist mücadelede büyük ölçüde rahatlama sağlandıktan sonra Devrimci Gençlik Dergisinde yazılanlar çerçevesinde gönüllülük temelinde yöneldiğimiz mahallelerde (***), ki Narlıdere'de, Balçova'da, Güzelyalı'da, Hatay'da, Yeşilyurt'ta, Şirinyer'de, Buca'da, Ballıkuyu'da, Yeşildere'de, Ferahlı'da, Levent'de, Gültepe'de, Altındağ'da... ilk ilişkiler üniversitede, ortaöğrenimde okuyan ya da bir süredir o mahallelerde yaşayan farklı sosyal konumdaki arkadaşlar üzerinden, ama Örn: Karabağlar'da, daha ilk adımda karşılaştığımız Halkın Sesi taraftarı bir grubu saflarımıza kazanarak (****) kurulmuştu; bu eğitim çalışmasında edindiğimiz bilgiler bize yol gösterici oldu.
Sonrası yıllarda, bu klasiklere ve bu klasikleri yazan ustalara bakışım derinleşmeye devam etti. (*****)
Ankara'dan mı gelmişti ya da bu çalışmalar sürecinde okunan klasiklerden hareketle biz mi hazırlamıştık bilemiyorum, Stalin'in “Diyalektik ve Tarihsel materyalizm” kitabı ile başlayan ve yanılmıyorsam, yine Stalin'in “Marksizm ve Ulusal Sorun ve Sömürgeler Sorunu” ile biten, 13 klasikten oluşan bir okuma listemiz vardı elden ele dolaşan; bu listeyi, İzmir dışından gelen ve okuma konusunda yardım isteyen pek çok arkadaşa da verdiğimiz oluyordu.
O yaz, bu çalışma saatlerinin dışında, ilk kez, Mahir Çayan'ın teksirle çoğaltılmış ve elden ele dolaşan bazı yazılarını okudum; Mahir'in, yazılarındaki anlatım diline bayıldım.(******)
1976-1977 kışında Ankara'dan bir-iki arkadaş bir süreliğine İzmir'e geldi ve ortaöğrenim ile Karşıyaka bölgesindeki çalışmalara yardımcı oldular; bunun dışında, bu çalışmada öğrendiklerimiz ve kişisel okumalarımızdan elde edebildiğimiz bilgiler çerçevesinde hareket ediyor ve kendi yağımızla kavrulmaya çalışıyorduk.
1976 yazından 1979 yılı ortalarına doğru Denizli'ye gönderildiğim ana kadar geçen süre içerisinde, farklı yer ve zamanda farklı sol kesimlerle yapılan tartışmalarda, örgütlenme çalışmalarında ve Devrimci Gençlik-Devrimci Yol dergilerinin bölge dağıtım merkezi olması nedeniyle İzmir dışından dergi almak için gelen arkadaşlarca sorulan soruların yanıtlanmasında ya da yardım istendiğinde gittiğimiz il dışı yerlerdeki sorunların çözümünde yetebildiğimizi gördüğümüzde özgüven duygumuz artıyor, yetemediğimizi gördüğümüzde ise yüzümüzü Ankara'ya dönüyorduk (*******)
Nasıl ki, İzmir dışındaki arkadaşlarımız, yanıtlayamadıkları soruların yanıtlarını alabilmek için bizlere “umut” ve “güven” duygusu ile bakıyorlar ve istedikleri yanıtı aldıklarında mutlu oluyorlar idi ise, biz de aynı şekilde Ankara'ya bakıyorduk ve yanıtları aldığımızda ya da yardımcı olduklarını gördüğümüzde, mutlu oluyorduk.
12.02.2022/Datça/Mehmet Erdal
(*) Bu nedenledir ki, sonraki yıllarda, özellikle 1981 sonrası bulunduğum cezaevlerinde önceleri örtük, sonraları ise açıktan yapılan, 1988-1989 yıllarında “sağlıksız gruplaşmalara” yol açan “iç tartışmalar” sürecinde “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni”, “Ne Yapmalı?”, “Bir Adım İleri, İki Adım Geri”, “İki Taktik”, “Emperyalizm”, “Maksizm ve Ulusal Sorun ve Sömürgeler Sorunu”, “Faşizme Karşı Birleşik Cephe”yi ve dahası ustaların diğer kitapları ile kendi ülkelerinde devrimci mücadeleyi başarıya ulaştırmış önderlerin yazdıklarını onlarca kez yeniden ve yeniden okudum, okunmasını önerdim.
(**) Önceki yazılarımda, hep Aydın Ön Lisans'tan gelen arkadaşlardan söz ettim; bazı arkadaşlar, az da olsa, o yıl, Manisa Ön Lisans'tan okulumuza nakil gelenler de olduğunu söylediler.
(***) İzmir'de, mahallelere ilk geçenler İTBF'liler ve GHİYO'lulardır.
(****) Sezer Filiz (Hortuna), Mustafa Olpak (Arap Mustafa) gibi bugün aramızda olmayan arkadaşlarımızın içinde yer aldığı bu grup, 1976-1977 kışında, bizimle tanışma öncesi dönemde, Şirinyer'de Halkın Sesi taraftarlarının kurduğu (Yağhanelerden Şirinyer'e girişte sağda bulunan Roma Su Kemerlerinin karşısında) derneğe gidip geliyorlar ve kendilerini Halkın Sesi taraftarı olarak tanımlıyorlardı. Bahse konu olan dernekte de süren tartışmalar ama asıl olarak Karabağlar'da yürüttüğümüz somut çalışmalar sürecinde, bu arkadaşları kazanmıştık; Karabağlardaki ilk örgütlenme (KARA-DER/Karabağlar Kültür ve dayanışma Derneği), bu arkadaşlarca kuruldu.
(*****) 1976-1977 kışında Selim Martin, ben ve bir arkadaşa, Lenin ile Stalin arasındaki yöntem farkını, “Leninizmin İlkeleri/Esasları” kitabı üzerinden karşılaştırmalı olarak anlatan ve benim Stalin'e “eleştirel” bakmaya başlamama neden olan sevgili Faruk Yüksel'i, saygıyla anıyorum.
(******) "ASD'ye Açık Mektup" aklımda kalmış. 1976 yılı sonlarına doğru, “Bütün Yazılar” kitabı elimize ulaşmıştı; bu kitap, çok kötü bir basımdı ve biz gelen kitapların içine konulan “düzeltme kılavuzunda” yazılanları ilgili bölümlere ekleyebilmek için günlerce uğraşıp durmuştuk. İlk kez, Mahir'in yazdıklarının tümünü, o kitaptan okumuştum.
(*******) O yıllarda İlhan Bozkurt, Selim Martin ve bilahare, İzmir'e sonradan gelen Aslan Yalçın entelektüel bilgisi, ideolojik ve teorik seviyesi oldukça iyi konumda olan arkadaşlarımızdı; Ankara ile kıyaslandığında ise, İzmir, belki de yalnızca bizim açımızdan durum böyleydi, bilemiyorum, oldukça “yetersiz” bir yerdi. Örn: İnciraltı Öğrenci Yurdunda Halkın Kurtuluşu ile yapılan bir “Sosyal Emperyalizm” tartışmasında Celal hoca, KSD ile yapılan “Devlet” tartışmasında Cahit Akçam, keza, Türkçeye çevirdiği bir kitap nedeniyle de olsa Ahmet Cumhur Aytulun ... gelmiş, konuşmuş ve bizim moralimiz tavan yapmıştı. (Hafızamın beni yanıltması sonucu, aşağıda gördüğünüz kitabı çeviren ve İnciraltı'nda bize seminer veren arkadaşın adını Cumhur Özdemir olarak yazmıştım; düzeltiyorum.)

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder