11 Şubat 2022 Cuma

2022.02.12.DATÇADA BİR KÖY KENT ÖYKÜSÜ

  Hiç yorum yok

 

   


 DATÇA'DA BİR KÖY-KENT (YAKA/KUMYER/YASAFUL) ÖYKÜSÜ! (*)

     Datça'da 'kaçak' yapılar konusunu enine boyuna sorgularken ve olayı, tarihsel bir süreç içinde, bütünlüklü olarak anlamaya çalışırken, aklıma gelmişti, Yaka/Kumyer KÖY-KENT'in öyküsünü öğrenmek ve yazmak. Bir dönem Yaka'da muhtarlık yapan ve 'kaçak' yapılar konusunda yazı yazmaya başlamama neden olan, Kumyer KÖY-KENT'in öyküsünde de önemli bir yeri olan Nazmi (Gültekin) hoca ile bu konuyu da bir-iki kez konuşmuştum; bir gün bir yerde bir araya gelecek, oturacak ve o anlatacak, ben dinleyecektim.

     7 Nisan günü bir araya geldik ve hoca, bildiği kadarıyla anlatmaya başladı:

     Nazmi hoca'ya göre, KÖY-KENT düşüncesi, rahmetli Bülent Ecevit'in fikriydi.

     Ne zaman ve nasıl gündeme geldiğine dair çok fazla ayrıntılı bilgi veremiyor; merkezi yönetim/Ankara tarafından Datça Yarımadasında Emecik/Karaincir'de (ki hoca bunu söyleyinceye kadar, ben, kimseden, Emecik/Karaincir'de de bir KÖY-KENT kurulduğunu işitmemiştim) ve Yaka/Kumyer/Yasaful mevkiinde olmak üzere iki KÖY-KENT kurulmasına karar verildiğini, söylüyor..

     Toprak İskan Müdürlüğü, çalışmalara başlıyor.

     1983 yılında, Emecik/Karaincir ile Yaka/Kumyer/Yasaful bölgesinde KÖY-KENT kurulması, kesinleşiyor. Yaka Köyünün o zamanki muhtarı, Mehmet Sadık Yeşilgökcen'miş.

     Yazışmalar yapılıyor.

     Hocanın aklında kaldığı kadarıyla, 1987-88 yıllarında, Karaincir'deki KÖY-KENT'in bütün yazışmaları tamamlanıyor.

     Yaka/Kumyer/Yasaful'da kurulan KÖY-KENT'in yazışmaları ise, hocanın bilemediği bazı nedenlerle gecikiyor ve nihayet 1989 yılı Mayıs ayında, muhtar Hüseyin Pilavcı zamanında, yazışmalar bitiyor, planlamalar yapılıyor, arsalar dağıtılıyor.

     Karaincir'i, belki bir gün Emeciklilere sorarım da, Kumyer'de bu KÖY-KENT'e neden gerek duyulmuş ki?, diyorum.

     Hocanın anlatımına göre, o tarihlerde, Yaka Köyü, Yaka-Kumyer ve Palamutbükü olmak üzere üç ayrı parça halindeymiş. Bunları bir araya getirme düşüncesi belirleyici olmuş olmalı, diyor hoca. Çünkü, KÖY-KENT olarak belirlenen alanda, yalnızca konutlar için yer ayrılmamış, aynı zamanda sosyal ve eğitim tesisleri için de yerler ayrılmış.

     Kumyer/Yasaful mevkiindeki bu KÖY-KENT'de, ortalaması 550 m2 olan 111 parsel bulunuyor. Her parselin sahibinin kura ile belirlenmesine karar veriliyor. Ancak, kuraya katılacak kişilerin evli olması, Yaka nüfusuna kayıtlı olması, ikametinin orada olması, tarımla uğraşıyor olması ( eğer memursa, o köylü bile olsa, hak sahibi olamıyor) gerekiyor. Yaka köylü olmayan birisine hak tanınmıyor.

     Bu 111 parselin 108 tanesi dağıtılıyor ve 3 parselin fazla olduğu görülüyor; bu 3 parselin, o köylü olan memurlardan isteyenlere kura ile dağıtılması yoluna gidiliyor. Böylece, 111 parselin hepsi dağıtılmış oluyor.

     Bu arsalar, hiç şüphesiz, köylüye bedava verilmiyor. Hocanın şimdi anımsayamadığı bir miktar belirleniyor ve bu bedel, taksitlere bölünüyor; parsel sahibi olan her köylüden, bu bedeli 5 yılda ödemesi isteniyor.

     KÖY-KENT'de parsel sahibi olan her köylünün 10 yıl içinde buraya kendi evini yapması ve yine aynı 10 yıl içinde bu parselleri başka birine devredememesi/satamaması şartı da konuyor.

     KÖY-KENT'e yapılacak evlere dair iki model sunuluyor.

     Ama, evet ama 1989 yılı Eylül/Ekim (bu daha olası) aylarının birisinde, bu bölge 'Doğal karakteri korunacak alan' olarak belirleniyor ve ilan ediliyor.

     Köylü şoka giriyor! Herkes şaşkın. Kimse bir şey anlamıyor. Köylüye hiç bir şey söylenmiyor.

     Söylentiler ya da yakıştırma yorumlar başlıyor: Ecevit'e olan tepkiden dolayı, onun adını çağrıştırdığı için burası 'Doğal sit' ilan edildi, yok, bir gün Özal uçak ile bu bölgede dolaşırken burayı görüyor ve 'Doğal sit' olsun, dedi, yok Özal'ın gazetecilerinden Can Pulak mı ne birisi varmış, Özal'a o öneriyor böyle olmasını, deniyor vb. vb...

     Aslında, diyor, hoca, 'Doğal sit' kararı muhtar Hüseyin Pilavcı'ya şifahen bildirilmiş, ama ondan sonraki muhtar Ali (Yeşilgökçen) amcaya yazısı geliyor ve yasal olarak, Ali amcanın bu karara 2 ay içinde itiraz etmesi gerekiyordu. Haa itiraz edilseydi bir şey değişir miydi bilemiyorum, ama yasa böyle diyor. Peki, Ali Yeşilgökçen itiraz etmiş mi? Hayır, etmemiş. Hoca, bunun nedenini bilemiyor. Ama bir anısını anlatıyor: Bir gün, diyor, Yaka köyünün okul yeri için uğraşıyorduk, o zaman ben muhtarlık dosyalarını karıştırırken, Ankara'dan gelen bu yazılı bildirimi gördüm ve o bildirimde okudum, 2 ay içinde itiraz edilmesi gerektiğini. Bunu Ali amcaya gösterdim ve neden itiraz edilmedi, dedim; yazıdan haberi yoktu. Anlaşılan o idi ki, yazı gelince, ne yazıldığına bakmamış ya da önemsememiş ve kaldırıp dosyaya koymuş. (Ali Yeşilgökçen, çok hoş bir kişiydi. Palamutbükü pazar yeri, önceleri liman tarafındaydı. Ali amca, bir yaz sezonu başı, bir gün, biz pazarcıları topladı ve davul zurna eşliğinde, pazar yerini, kendi evi ile muhtarlık binasının yakınındaki boş alana taşıdı. Bu iyi bir gelişmeydi. Muhtar Ali Yeşilgökçen, çok çalışkan birisiydi. 3 dönem muhtarlık yapmış ve muhtarlığı süresince de Yaka'nın okul, içme suyu vb. sorunlarını çözmek için alkışlanacak çalışmalar yürütmüştü.)

     Peki, KÖY-KENT'in bulunduğu bölge doğal sit ilan edilmeseydi de aynen Karaincir gibi o tarihlerde yerleşim başlasaydı, Yaka köyünün ve Yakalıların yaşamlarında, sonraki süreçte ne tür bir etkisi olurdu?

     Hoca, bu konuda, bugünden geriye bakarak, pek çok olasılıktan söz ediyor...

     Yaka/Kumyer/Yasaful bölgesinde KÖY-KENT'in kurulacağı alan 'Doğal sit' olarak ilan edilince, ne oluyor?

     Yakalılar, moral bozukluğu içinde, ellerindeki parselleri yok pahasına satmaya başlıyorlar. Hocanın söylediğine göre, zaman içinde 111 parselin 90 kadarı köylülerin elinden çıkıyor.1999 yılında, 10 yıllık satamama yasağı bittiği için, yasal olarak devretmek/satmak mümkün hale geliyor; öncesi süreçte fiilen satanlar yasal devirleri yapmaya başlıyorlar, yıllardır beklemekten usananlar ise satmaya başlıyorlar. (2000 yılı içinde, Palamutbükü'nde marketçilik yapan arkadaşımız Oktay Çukadar, bir Cumartesi günü, ben Datça Pazar Yerinde tezgahımın başında iken geldi ve bana para lazım, KÖY-KENT'de bir yerim var, onu sana vereyim, dedi; hiç aklımızda yok iken, bize olmasa da torunlara yarar, diyerek, ki kızımız daha evlenmemişti, söz ile hiç görmediğimiz o yeri aldık. 2001 yılında da tapusunu aldık. 2017 yılında ise, takas yoluyla elden çıkardık.)

     KÖY-KENT'deki parselleri alanlar kimlerdi? Hoca, alanların Yakalı olmadığını, hatta çoğunun Datça dışından olduklarını söylüyor. Peki, bu kişiler, neden bu parselleri alıyorlar? Hoca, Datça, diyor, bildiğin gibi, imar planlarının olmadığı bir yer. Datça'ya gelip yerleşmek isteyen, bakıyor, Datça'da her yer imarsız; bir tek KÖY-KENT imarlı, hemen alıyor. İyi de, 2014 yılına kadar, burasının 'Doğal sit' alanından çıkıp çıkmayacağı bilinmiyordu; bile bile neden lades diyor, bu alanlar? Hoca da açıklayamıyor, bu durumu, ama bir örnek veriyor: Sen de duymuşsundur, diyor, bir ara, Datçalı bazı emlakçılar, Datça dışından birileri adına çok sayıda, söylenenlere göre, binlerce dönümü bulan araziler satın almışlar. Dahası, KÖY-KENT askeri bölge ilan edilecekmiş, deyip, yıllardır ellerindeki parseli satmayanları bile satmaya teşvik edenler oldu. Demek ki, birileri, köylünün bilmediği bir şeyleri biliyordu, bu nedenle de bu kadar araziyi satın alma yoluna gitti. Bu satın almalar, yalnızca varlıkla ve ekonomik güç ile açıklanamaz; aynı zamanda, bazı gelişmeleri önceden görme ya da duyma ile de alakalıdır...

     Sonra, Datça ve Bozburun Yarımadasının Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak belirlenip ilan edilmesi çalışmaları başlıyor; yıl, 2011. Muhtar, 2009 yılı yerel seçimlerinde seçimi kazanan Nazmi (Gültekin) hoca. Hocanın anlatımına göre, planlama çalışması yapan görevliler köye geliyorlar. 1/25.000'lik plan için köylerin yerleşim ve gelişim alanlarının sınırlarını belirlemeye çalışıyorlar. Görevliler, sınırı, köyün en ucundaki evleri esas alarak çiziyorlar. Hoca, eliyle havaya çizimler yaparak anlatıyor; yüksek bir yerden bakıyorlar, şu taraftaki en uç ev hangisi?, şu; şu taraftaki hangisi?, şu; peki şu taraftaki hangisi?, şu; tamam, o evler arasında bir çizgi çekiliyor ve işte, sınır burası, deniyor.

     Hoca, bu görevlilere, KÖY-KENT'i anlatıyor. Tarihsel süreci özetliyor. Çare nedir?, diyor. Görevliler, dinliyor. Hoca, hallederiz, orasını Kumyer yerleşim alanı içerisine alırız, bu sorun çözülür, diyorlar. Hoca, duyduklarına inanamıyor; bu kadar kolay mı?, diyor. O dönem gelen görevliler, kadın-erkek, çok dürüst ve namuslu insanlardı, diyor hoca. Sorunu çözmemeyi ya da o sorunun çözümünden nemalanmayı değil, o sorunu, çözmeyi, yani yalnızca görevlerinin gerektiği gibi davranmayı düşünüyorlardı. Onlara ne kadar teşekkür etsek az! Eğer, onlar, halimizi anlamasalardı, bu sorun çok zor çözülürdü; hala uğraşıyor olurduk.

     Hoca, 2014 yılına kadar, kah umutlu, çünkü, görevliler, hocam, hallederiz, düşünme, diyorlar, kah umutsuz, çünkü, yıllardır sürüncemede kalmış bir sorunu çözmek bu kadar kolay mı, diyor, bekliyor. Geçmiş yıllarda buradan arsa alıp kendisini arayanlar olduğunda, onlara, bekleyin, olacak, diyor ama kendi içindeki şüphe devam ediyor.

     O süreçte, muhtemelen, 2012-2013 yıllarında, KÖY-KENT'deki okul binası Jandarma Karakoluna dönüştürülüyor, bina yapılıyor ve kullanılmaya başlanıyor.

     Bu, umutları artırıyor.

     Bir gün, hocayı Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğü'nden çağırıyorlar. Hoca, gidiyor. Oradaki konuşmalardan sonra emin oluyor ki, artık Yaka/Kumyer/Yasaful KÖY-KENT imara açılmıştır.

     Verilen imar izni konusunda da şunu söylüyor: Şu anda da görülebileceği gibi, KÖY-KENT'de her parsele tek değil, çift konut yapılacaktı ama bu yapılacak iki konut arasında belli bir mesafe olacaktı.

     2014 yılında imara açılması ile KÖY-KENT'de fiyatlar sıçramalı bir biçimde yükselmeye başlıyor. Hocanın deyişine göre, 1989-99 arasında 3-5 bin TL. olan parseller, 2014'de önce 200 bin, 2016'da 500-700 bin ve şimdilerde ise 800 bin-1 milyon civarına çıkıyor...

     Şimdi, KÖY-KENT'de elektrik ve yetersiz de olsa su varmış. Yerleşim başlamış. Konutlarını yaptırıp oturanların bir kaç tanesi Yakalı imiş. Gerisi, Yaka dışından gelenler ve haliyle zengin kişilermiş. (Yaka/Kumyer/Yasaful KÖY-KENT'in bulunduğu yeri gidip görenler bilir; özellikle ön sıradaki konutlar, uçsuz bucaksız Akdeniz'in o muhteşem maviliğini seyrederler...)

     Peki, hocam, diyorum, KÖY-KENT, 1977-1978'lerde önerildiği gibi KÖY-KENT, yani modern bir köy mü oldu ya da başka bir şey mi? Kısacası, ilk andaki maksat hasıl oldu mu?

     Kesinlikle hayır, diyor, hoca.

     Son bir soru, hocam; bu kadar uğraştın, emek verdin, şu an elinde olan ya da geçmişte sattığın bir parselin oldu mu, bu KÖY-KENT'de? Hoca, gülüyor, hayır, diyor. Asla!...

     08.04.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Bu yazı, 08.04.2021 günü Muğla Turnusol'da yayınlanmıştır.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder