2022.01.01.YAZILAR (YOLA VE YOLCULUĞA DAİR)-4: AĞABEYLER VE ABLALAR (1)
YAZILAR (YOLA VE YOLCULUĞA DAİR)-4: AĞABEYLER VE ABLALAR (1)
1975 Sonbaharında “geri cephe” ve sonra da “Devrimci Gençlik” grubu içerisinde yer almaya başladığımda, ki 20 yaşındaydım, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya ve diğer 68 Kuşağı devrimcileri, bir başka deyişle DEV-GENÇLİLER hakkında çok ayrıntılı bir bilgilenmem yoktu; haliyle, kimin neyi savunduğunu, neden savunduğunu, kimin kime daha yakın ya da uzak durduğunu, bu önderlerden hangisinin çizgisinde konumlanmam gerektiğini bildiğimi, söyleyemem; doğruya doğru. (1)
Elbette, 1969-1972 yılları arasında okuduğum Gökçeada (İmroz) 3 yıllık Öğretmen Okulu'nda, büyük ölçüde günlük basından öğrendiğim bilgiler çerçevesinde DEV-GENÇLİLER'e, bu DEV-GENÇLİLER'den 30 Mart 1972'de Kızıldere'de öldürülen Mahir Çayan ve arkadaşlarına, 6 mayıs 1972'de idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına, bilahare 1972-1973 yılları arasında öğretmenlik yaptığım (2) Diyarbakır'ın Çermik ilçesi Gürüz köyünde iken Diyarbakır Cezaevinde işkencede öldürülen İbrahim Kaypakkaya'ya duygusal yakınlığım vardı; ama, o kadar.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile Mahir Çayan ve arkadaşları, hatta bu DEV-GENÇLİLER ile İbrahim Kaypakkaya (ki o günlerde TİİKP/Doğu Perinçek adı bu üçü kadar bana aşina değildi) ve arkadaşları arasındaki farkları bilmememe karşın, itiraf etmeliyim, belki de ölüm biçimi nedeniyle oluşan toplumsal duyarlılığın etkisinden dolayıdır, duygusal olarak, Deniz Gezmiş'e olan sevgim, daha fazlaydı.
20'li yaşlarda olan ve kendini Gökçeada Öğretmen Okulunda okuduğu zamandan beri solcu/devrimci olarak gören benim için (3) 68 Kuşağı olarak bilinen DEV-GENÇLİLER'in o günlerde nerede oldukları merak konusuydu; bunu bilmek, çok önemliydi.
1975 yılı sonu-1976 yılı başı bir süre çalıştığım Karabağlar Avcı Kurşun Fabrikasında Maden-İş Sendikasında örgütlenmek için bir işçi arkadaşın önerisiyle fikir almaya gittiğimiz GSB'nin (Genç Sosyal/Sosyalistler Birliği) Kemeraltı'nda bulunan Konak Şubesinde, sohbet sırasında, bir ara, dernekte bulunan ve şimdi ismini anımsayamadığım bir kişi, bazı DEV-GENÇLİLER'in GSB'ye katıldığını, söylemişti. Görebilmek amacıyla, nerede olduklarını sorduğumda, Alsancak'ta oturuyorlar, görüşebilmeniz şu an olası değil, demişti.
Kemeraltı'ndaki Başdurak İşhanını'nda bulunan ve aynı zamanda İTBF (İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi) DER'in de adresi olan ANT-YÖD'de (Antalya Yüksek Öğrenim Derneği) yapılan sohbetlerde ise benden daha bilgili bazı arkadaşlar, 68'lilerin bir kısmının Niğde Cezaevinde tutuklu olduklarını, cezaevinde olan ya da cezaevi dışında bulunan birçoğunun mahkeme aşamasında o güne kadar savundukları her şeyi reddettiklerini; aralarında fikir ayrılığı başladığını ve bölündüklerini; bir kısmının TİP-TKP çizgisine kaydığını, bir kısmının ise Sovyetler Birliği'ne “sosyal emperyalizm” demeye başladığını ve böyle düşünenlerin kendi aralarında “Kutsal ittifak” kurduklarını; savundukları çizgiyi inkar etmeyen ve geçmişlerine sahip çıkmaya devam eden çok az kişi kaldığını... söylüyorlardı.
Nerede olduklarını ve şimdi ne düşündüklerini merak ettiğim, haliyle haklarında yapılan bütün konuşmalara pür dikkat kulak verdiğim kişiler, kendimce “abi” ve “abla” olarak gördüğüm kişilerdi; benim gözümde, birer kahramandılar.
Sovyetler Birliğine “sosyalist” diyen TİP-TKP çizgisine kayanlar ile “sosyal emperyalist” diyen ve haliyle aralarında “Kutsal ittifak” kuranların (4) aynı zamanda o güne kadar savundukları görüşlerini de mahkeme savunmalarında ya da Niğde Cezaevinde inkar ettiklerini duydukça, tamam, diyordum, bunlar hem inkarcı hem de Sovyetler Birliğine, benim içime sinmeyen “sosyalist” ya da “sosyal emperyalist” diyorlar; bunlarla işim olmaz. (5)
Nitekim, “Geri cephe” grubu içerisinde yer almamın nedeni, 2. bölümde de yazdığım gibi, fakülteye ilk adım attığım gün bir nedenle karşılaştığım ve tanıştığım arkadaşlarımın yanı sıra, Sovyetler Birliği'ne “sosyalist” ya da zıddı bir biçimde “sosyal emperyalist” denilmesini içime sindiremememdir. Devrimci Gençlik grubu içinde yer almam ise, tamamen, okulumuzda uzun süredir devam eden boykot karşısında “boykot bitirilsin” biçiminde tavır alıştan kaynaklanıyordu.(6) (Devam edecek)
01.01.2022/Datça/Mehmet Erdal
1- Bir başka deyişle, bu devrimcilerin kurucusu ve önderi oldukları THKP-C (Mahir Çayan), THKO (Deniz Gezmiş), TKP-ML/TİKKO (İbrahim Kaypakkaya) ve hatta TİİKP (Doğu Perinçek) hakkında kendimi bunlardan birisinin çizgisinde konumlandıracak kadar yeterli bir bilgilenmem yoktu.
2- Gökçeada Öğretmen Okulu'ndan mezun olduğumda 17 yaşındaydım ve benim herhangi bir okula ilkokul öğretmeni olarak atanabilmem için doğum yerim olan ilçedeki ilgili mahkemeden “kaza-i rüşt” kararı çıkartmam gerekiyordu; okulu bitirmeme az bir zaman kala gidip bu kararı çıkartmıştım.
3- Bknz: Mehmet Kök'ün anlatımı/Tarihle Söyleşiler-cilt 3/shf:218
4- Baştan beri Sovyetler Birliğine “sosyal emperyalist” diyenlerden, ki diğeri TİİKP/Doğu Perinçek'tir, TKP-ML/TİKKO (İbrahim Kaypakkaya) çizgisini, bu “Kutsal İttifak”çılar ile eş tutmadığımın bilinmesini isterim.
5- 68 Kuşağı içerisinde yer alan ve 12 Mart yenilgisi sonrası süreçte o güne kadar savundukları çizgiyi inkar edip yeni bir yönelim içerisine giren, örn: THKP-C geleneğinden gelen KSD (Kurtuluş Sosyalist Dergi) ve THKP-C/ML (Halkın Yolu) çizgisinde yer alanlara karşı ideolojik düzeyde en sert eleştirilerin yöneltilmesini doğru bir tavır olarak gördüm, ama bana/bize göre yanlış bir çizgide de olsa "yürümeye" devam etmelerinden dolayı her daim saygı duyulmaları gerektiğine de inandım. Keza, aynı saygı, şu veya bu nedenle, kendileri ya da en yakınında gördükleri dışında kimseye açıklamak zorunda olmadıkları nedenlerle kendi kabuklarına çekilen ve mütevazi bir yaşam sürenlere de gösterilmeliydi.
(Bugün çok daha net bir biçimde savunmaya devam ettiğim bu yaklaşımım çerçevesinde, kanımca, saygıyı hak etmeyenler, şu veya bu nedenle, kişisel olarak ya da siyaseten yeni bir konumlanma içerisine girmelerine karşın, şimdi bulundukları konum birileri tarafından ola ki sorgulanır korkusuyla inandığı yolda yürümeye devam edenlere yönelik en pespaye konuşmaları yapanlar ve yazıları yazanlardır.)
6- Devrimci Gençlik grubu içerisinde konumlanmaya başladığım ilk anlarda benim için önemli olan, içerisinde yer almaya başladığım grubun okulumuzda gündüz ve gece bölümünde her daim gündemde olan çatışmalarda ve var olan sorunlarımızın çözümünde gösterdiği tavırdı.
