2021.10.06.CEZAEVİ YAZILARI-77: "...NEŞELİ KAHKAHALAR YÜKSELMEYE BAŞLADI."
CEZAEVİ YAZILARI-77: “...NEŞELİ KAHKAHALAR YÜKSELMEYE BAŞLADI”
“... Saat 11'e doğru uyandım. Kalktım. Aşağıya indim. Saat 11'deki slogana katıldım; açık görüş hakkımız bu bayramda da kullandırılmadığı için ilk gün yemek boykotu yapmış, kapıları vurmuş ve sloganlar atmaya başlamıştık, çoğunluk olarak. Sloganları, dört gün boyunca devam ettiriyoruz. Bu tepkiler ve keza İHD'nin açık görüşün yaptırılması gerektiğine ilişkin demeci, bu hakkın bu kez olsun kullanılabilmesi için yeterli değildi hiç şüphesiz ama gerekli şeylerdi. İktidar tarafından gasp edilen her türlü hak konusunda, ne yapalım gasp edildi deyip kabullenici bir tavır içerisine girmek yerine, bu hakkın yeniden kazanılmasını sağlayacak bir eylemlilik içerine girinceye kadar farklı biçimlerdeki tepkileri göstermek ve sorunu kamuoyu nezdinde canlı tutmak gerekiyor.
Saat 12'ye doğru bayram gazeteleri geldi- bayram gazetelerini karşı koğuş alıyor- ve havalandırmadan neşeli kahkahalar yükselmeye başladı; bugünkü bayram gazetelerinin birisinde, Anayasa Mahkemesi başkanına ait olduğu belirtilen bizimle ilgili bir demeç vardı, o haber dolayısıyla bu kahkahalar yükseliyormuş. Habere göre, Anayasa Mahkemesi başkanı, bizim durumumuzla ilgili dört başvuru olduğu için raportörün bayram öncesine yetiştiremediğini, ama hürriyeti bağlayıcı bir durum söz konusu olduğu için bizim durumumuzu bayramdan hemen sonra ele alacaklarını ve bütün başvuruları 23 Temmuz'a kadar sonuçlandıracaklarını söylüyormuş. 'Bütün başvurular' derken, bizimle ilgili dört başvuruyu mu yoksa Anayasa Mahkemesi'ne farklı yasalarla ilgili yapılan bütün başvuruları mı kastediyor bilemiyorum, ama şu anlaşılabiliyordu; bizim durumumuz öncelikle ele alınacak ve muhtemelen Temmuz ayı içinde, yeni Anayasa Mahkemesi üyeleri fiilen adli tatile başlamadan önce sonuçlandırılacak. Aslında, bugünkü gazete haberi, önceki günlerde yine Cumhuriyet'te çıkan iki haberi bir biçimde netliğe kavuşturuyor ve bu anlamda da çok iyi oluyor: Okumuş olabileceğin gibi, anti-terör yasası ile ilgili olarak Baroların Meclis ve Anayasa Mahkemesi başkanlıklarına çıktıkları olayın ertesi günü Cumhuriyet, anti-terör yasasının bayramın hemen ertesinde ele alınacağını yazmıştı. Bir-iki gün sonra ise Ekmekçi, köşesinde, Anayasa Mahkemesi Başkanına atfen, raportörün hala raporunu hazırlamadığını ve mahkemenin, adli tatil süresince de çalışarak bu yasayı ele alacağını ve sonuçlandıracağını, yazmıştı. Özellikle Ekmekçi'nin yazısını okuyunca, bir ölçüde düş kırıklığına uğramış ve bizler bayram öncesi bir karar verilmesi beklentisi içindeyken, iş Temmuz-Ağustos aylarına kaldı, demiştim. 'Umut' mahpusun ekmeği derler, ama birbiri peşi sıra, beklenti içerisine girip, bu beklentinin gerçekleşmeyip ertelenip durması hiç hoş bir şey değildi ve insanın canını fena halde sıkıyordu. Eğer bu kez doğruysa gazetede çıkan haber, ki öyle olmasını çok istiyorum, artık son kez bir beklenti içerisine giriyoruz, demektir. Bu durumda, bu haftanın dışında, önümüzde, en çok üç haftamız var, demek oluyor. İyi... Yatılır.
... Muhtemelen yakında, ama çok yakında artık birlikte olacağız ve bütün sorunları birlikte göğüslemeye ve çözmeye çalışacağız. Bundan böyle ve her zaman, her türlü sorunu yalnız başına omuzlaman söz konusu olmayacak. Belki başka sorunlarımız olacak, ki bu doğal ve kaçınılmazdır, ama hem bu sorunlar farklı türden sorunlar olacaktır, hem de çözüm yollarını birlikte arayacak ve bulacağız. Öyle düşünüyor, istiyor ve bunda kararlıyım ki, bundan sonraki birlikte yaşamımızın uzun, sağlıklı, rahat ve mutlu bir yaşam olması için her şeyi yapacağız; çıktıktan hemen sonra bu doğrultuda kalıcı adımlar atacağız ve bunlarda da başarılı olacağız. Bence, böyle bir yaşama başlamak için tarihsel bir fırsat var ve ben bu fırsatı değerlendirmeyi düşünüyorum. Eğer, şu an düşünemediğimiz herhangi bir engel çıkmazsa önümüze, kimse, böyle bir yaşama başlamak için bize engel olamaz ve olamayacak. Yeteneklerimizi, deneyimlerimizi, şu an sahip olduğumuz koşulları ve olanaklarımızı, özlemlerimizi, istemlerimizi, bu yaşamdan beklentilerimizi ve geleceğe ilişkin düşlerimizi... biliyoruz; geriye, birlikte, kararlıca ve iyi düşünülmüş adımları atmak kalıyor. Başkaları neler düşünürler, nasıl algılarlar, ne türden tepkiler gösterirler... vb. bütün bunlar, bizler için can alıcı sorunlar olmayacak. Önemli ve belirleyici olan, bizim değer yargılarımız ve istemlerimizdir. Özellikle bugün, yani yaşanılmış on küsur yılın ardından bu böyledir ve böyle olmalıdır...
Birazdan, saat 3'teki slogandan sonra çıkacağım gibi, her gün muntazaman güneşleniyorum. Bunu hiç aksatmamaya çalışıyorum. İyice yandım. Yalnız şu var: sabah sporu ve bir saat civarındaki güneşlenmeden sonra, iyice yorulduğumu görüyorum. Anlaşılan o ki, on küsur yıldan sonra, vücudum, tahmin ettiğimden ve görüldüğünden daha çok yıpranmış. Bu nedenle, çıktığımda, bu vücudu, köyde biraz taş kırarak, odun kökleyerek veya çapa kazarak, iyice yorayım; daha doğrusu, on küsur yıldan fazla bir süre alıştığı monoton yaşamdan farklı bir çalışma temposu içine sokayım; ondan sonra, bu vücut, yeni yaşamın yükleyeceği tüm yükü rahatlıkla kaldırabilir...” (25.6.1991) (NAZİLLİ) (1)
06.10.2021/Datça/Mehmet Erdal
(1) 25.6.1991

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder