4 Mart 2022 Cuma

2022.03.05.YAZILAR (YOLA VE YOLCULUĞA DAİR)-13: SOL İÇİ SORUNLARI NASIL ÇÖZMELİYİZ? (3)

  Hiç yorum yok

 

     


YAZILAR (YOLA VE YOLCULUĞA DAİR)-13: SOL İÇİ SORUNLARI NASIL ÇÖZMELİYİZ? (3)

     İzmir'deki Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar ile 1975-76, 76-77 ve 77-78 öğrenim (kış) dönemi yoğunluklu olmak üzere özellikle öğrenci kesiminde (üniversite ve orta öğrenim) “Sosyal emperyalizm”, “12 Mart döneminde yenilen devrimcilerin/geçmişin değerlendirilmesi”, “Gençliğin örgütlenmesi”, “Anti-faşist mücadele” vb. konularda farklı düzlemlerde (okullarda, yurtlarda, derneklerde) tartışmalarımız her daim oldu; ama, birbirimize, Örn: TİP-TKP ve Halkın Sesi/Doğu Perinçek çevrelerine baktığımız gibi “dışlayıcı” (aynı nitelikte olmasa bile) bakmadık. Okullarda ve özellikle İTBF'de yürütülen anti-faşist mücadelede birlikte yer aldık ve dayanışma gösterdik. (*)

     Halkın Kurtuluşu ile Devrimci Yolun İzmir'de ilk kez karşı karşıya gelmesi ve karşı karşıya gelmelerine yol açan sorunu “tartışarak değil, güç kullanarak” çözme yoluna gitmeleri 1978 yılı yaz aylarında yaşandı.

     Balçova semtinde Balçova Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-DER) çatısı altında örgütlenen ve faaliyet yürüten arkadaşlarımız, 1978 yılı yazında, Üçkuyular-Narlıdere yolundan Balçova içerisine doğru uzanan ana cadde (ATA Caddesi) üzerindeki bir kahvehanenin yan sokağa bakan duvarının kıyısına dergi ve kitap satışı yapan bir sergi açıyorlar. Mahallede oldukça etkili olan Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar bundan pek memnun olmuyorlar ve bir gün serginin açıldığı yere köfte satışı yaptıkları seyyar köfte arabasını koyuyorlar; akıllarınca, serginin açılışını engellemek istiyorlar. Haliyle, iki grup arasında sürtüşme başlıyor... Köfte arabası devriliyor, sataşmalar ve kavgalar oluyor. Halkın Kurtuluşu saflarında yer alan “sorunlu” birisinin (**) ön planda rol oynadığı bu süreçte sorun çözülemiyor ve büyüyor. Bir arkadaşımızın “savunma aleti” gasp ediliyor.

     Bu “gasp” olayını duyunca, o günkü aklımızla, bunu bir “onur” ve “gurur” sorunu olarak algılayıp, Balçova'daki Halkın Kurtuluşundan arkadaşların oturup kalktıkları Mezarlık durağındaki (serginin açıldığı değil) kahvehanenin yolunu tuttuk; aklımızca, kahvehaneye varıp, arkadaşımızdan gasp edilen “savunma aletini” bir biçimde, geri alacağız. Biz daha kahvehaneye varamadan, bazı arkadaşlar ile yürüdüğüm sokak üzerinde, ki diğer sokaklarda da benzer önlemler almışlar, bizi bekleyen Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar önümüze çıktılar ve çatışma başladı; benim yanımdaki iki arkadaş ile diğer sokaklardan birindeki bir arkadaşımız olmak üzere toplam üç arkadaşımız vuruldu. (***)

     Sonrasında, olay çığırından çıktı; sorunun büyümesinde birinci dereceden rolü olduğunu düşündüğümüz “sorunlu” bir kişiyi bütün uyarılara rağmen (****) aralarında barındıran Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar tarafından bu üç arkadaşımızın yaralanmasının yol açtığı duygusal patlama nedeniyle aklı selim davranabilmeyi başaramadık, aynı gün, İnciraltı Öğrenci Yurdunda kalan Halkın Kurtuluşundan arkadaşların tümü yurttan atıldı. Yurda girmek isteyenler sokulmadı. Ertesi günü, Halkın Kurtuluşundan arkadaşların çoğunlukta oldukları Bornova Kampüsü içerisindeki yurtlarda kalan arkadaşlarımızın talebi üzerine mahallelerden bazı arkadaşlar yurda gittiler...

     Birkaç gün sonra, bir kanaldan, Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar haber gönderdiler; oturuldu ve konuşuldu. Mevcut durumun aşılması noktasında ortaklaşıldı.

     Bu olaya ilişkin yıllar öncesinde yaptığım değerlendirmem, ki hala benim sol içi sorunların çözümüne bakışımın temelini oluşturuyor, şudur: Bu olay, baştan sona saçma sapan bir olaydır. Her iki taraf, baştan sona hatalıdır. Biz ve Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar, birbirimizin sol, sosyalist ve devrimci güçler olduğunu, aramızdaki sorunların çözüm yöntemlerinin, karşı-devrimci güçlerle aramızda var olan sorunların çözüm yöntemlerinden farklı olduğunu/farklı olması gerektiğini unuttuk ve birbirimize, niyetimiz öyle olmasa da, nesnel olarak, “farklı saiklerle” sol, sosyalist ve devrimci olmayan güç muamelesi yaptık.

     Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar bu olaya ilişkin başka türlü bir değerlendirme yapıyorlar mı bilemiyorum, benim bakış açım bu çerçevededir.

     Balçova'da başlayan ve üniversite yurtlarına sıçrayan bu çatışma sürecinin sonunda Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar, İzmir'de, sol, sosyalist ve devrimci kesimler arasında “başat güç” olma özelliklerini yitirdiler; Devrimci Yolcular “başat güç” olarak öne çıktılar. (*****)

     Benim yaşadıklarım ve tanık olduklarım çerçevesinde, Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar ile bir kez de 1982 yılı sonlarına doğru Buca Bölge Cezaevi Yeni Bölüm 6. Koğuşta yaşanan bir olaydan dolayı karşı karşıya gelindi.

     Yeni Bölüm 6. Koğuşta, bahçede ya da başka bir yerde ama koğuşta bulunan herhangi birisinin görüp okuyabileceği bir halde bir not bulunuyor; bulunan not, Devrimci Yol davalarından yargılanan bazı arkadaşlarla ilgili hoş olmayan bazı ifadeler içeriyor. Notun kazara düşmüş olmasından daha çok, notun içeriğinin koğuşta bulunan herkesçe ve özellikle Devrimci Yolcularca okunması ve bilinmesi isteniyormuş gibi açık halde bulunması üzerine bizim arkadaşlar çok ciddi olarak rahatsız oluyorlar. Hem notu düşürdüğünü söyleyen hem de koğuşta bulunan Halkın Kurtuluşundan bazı kişilerle konuşuluyor; ikna olunmuyor. İpler geriliyor. Olayın diğer koğuşlarda da duyulması üzerine, Halkın Kurtuluşu arkadaşlar ile bütün koğuşlarda ilişkiler koparıldı.

     Sonrasında, kesin tarihini ay ve gün olarak anımsamıyorum, cezaevinde uygulanan baskılara karşı yürütülen mücadelede birlikte hareket etmenin can alıcı önemde olduğu noktasından hareketle, her iki tarafça, var olan sorun donduruldu, çözümü, özür dilenecek belirsiz bir tarihe ertelendi. Yanılmıyorsam, bir süre sonra, Halkın Kurtuluşunun Buca Bölge Cezaevinde etkin konumunda olan bir arkadaş, notun içeriğine ilişkin hatalı olduklarını kabul etmişti.

     Bir daha Halkın Kurtuluşundan arkadaşlar ile karşı karşıya geldiğimizi anımsamıyorum.

     (Devam edecek)

     05.03.2022/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Sanırım, 1976 yılı içinde, bir kez Namık Kemal Lisesinde yaşanan bir olayın Devrimci Gençlik Dergisinde yer alması ve bir kez de Halkın Kurtuluşu gazetesinde Devrimci Gençlik ile ilgili yapılan bir değerlendirmedeki bazı ifadeler nedeniyle olmak üzere iki kez farklı düzlemlerde karşı karşıya gelmemiz söz konusu oldu ama sorunlar büyütülmedi; ilişkide olmaya devam edildi.

     (**) Halkın Kurtuluşu içerisinde yer almasına karşın farklı işlerle iştigal eden ve “farklı çevrelerle” ilişkide olduğu söylenen bir kişi.

     (***) Bu vurulan arkadaşlardan birisi 2021 yılı başında Koah hastalığından ölen Ahmet Ünlüer idi.

                                                         

                                                  (17 Nisan 2018/Saklıkent (Muhtarın Yeri)

     (****) Arkadaşımızın “savunma aletinin” gasp edilmesinin ardından bu “sorunlu” kişinin varlığına dikkati çeken bir bildiri dağıtmıştık.

     (*****) Bugün sol, sosyalist ve devrimci kesimlerden herhangi birisinin, sol kesimde, kalıcı anlamda “başat güç” olmasının yolunun ideolojik, teorik ve politik tartışmalardan, toplumun farklı kesimlerinde çalışmaktan ve örgütlenmekten, savunulan düşüncenin günlük yaşam içerisinde “kuvveden fiile” çıkarılmasından... geçtiğini, düşünüyorum; başka bir yolla değil!



                                                                         

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder