DATÇA BELEDİYE MECLİSİNDE "KARGI KOYU" TARTIŞMALARI (*) CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ALİ
ÖZTUNÇ: BU MÜCADELENİN ASLİ SAHİPLERİ DATÇALILARDIR!
Ankara'nın Kargı Koyu'nda 128
000 m2'lik bir alanın özelleştirilmesi ve Güllük Yolu/Gebekum
civarındaki kıyıların MUÇEP üzerinden kiralanması kararları
karşısında Datça Demokrasi Platformu öncülüğünde yürütülen
mücadeleye destek olmak amacıyla Datça'ya geleceği önceden
duyurulan CHP Genel Başkan Yardımcısı Kahraman Maraş
milletvekili Ali Öztunç, önce, saat 11.09'da Datça CHP İlçe
Örgütü binasına geldi. İlçe Örgütü binasının önünde,
açık havada, kalabalık olduğu söylenemeyecek CHP'lilere ve basın
mensuplarına yaptığı ilk konuşmasına, Kargı Koyu ile ilgili
açıklamayı saat 13.00'te Kargı Koyu'nda yapacağını, burada,
kısaca, güncel bazı konularda görüşlerini paylaşacağını
söyleyerek başladı.
Ali Öztunç'a göre, başında
bulunduğu Ticaret Bakanlığı'na ve yan kuruluşlarına, kendi
şirketinden 9 milyon TL. civarında dezenfektan malzemesi aldığını
ve istifa etmesi gerektiğini günlerdir dillendirdikleri Ticaret
Bakanı'nın görevden alınması doğruydu ama eksikti; bu
yolsuzluğu, 'yaptım, ama sorun bakalım neden yaptım?' demeye
getirerek itiraf eden Ruhsar Pekcan'dan hesap da sorulmalıydı. Bu
konuda, adı AK ama kendisi KARA olan AKP yönetimi sorumluydu. AKP
iktidarı, bilindiği üzere, 128 milyar doları da kaybetmişlerdi.
İktidara geldiklerinde bütün bunların hesabını soracaklardı.
Dün, Mersin Çamlıyayla İlçe Milli Eğitim Müdürü'nün
Atatürk'ün NUTUK'unu sakıncalı bularak okullara dağıtılmasına
hayır dediği, basında haber olmuştu. Bu ilçe Milli Eğitim
Müdürü, haddini bilmeliydi; o kimdi ki Atatürk'ün NUTUK'unu
sakıncalı bulup yasaklayabiliyordu?..
***
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Ali Öztunç, basın açıklamasının ikinci bölümünü, saat
13.10'da Kargı Koyu'nda, Cennet Koy'da yaptı.
CHP Muğla Milletvekilleri'nin,
CHP İl ve Datça İlçe Örgütlerinin, Datça ve Marmaris Belediye
Başkanları'nın yanı sıra Datça Kent Konseyi, MUÇEP, Engelim
Olmayın Derneği...vb. bazı toplumsal örgütlenmelerden bazı
kadın ve erkeklerin de araçlarıyla gelip hazır bulundukları
basın açıklamasında CHP Datça İlçe Örgütü Başkanı Aytaç
Kurt, sözü, önce MUÇEP'ten avukat Güngör Erçil'e verdi. Güngör
Erçil, Datça'nın ve Kargı Koyu'nun doğal güzelliklerinin
korunmasına çalıştıklarını, bu mücadelenin asli sahiplerinin
Datçalılar olduğunu, bu mücadelede destek olan herkese teşekkür
ettiklerini... söyledi. Güngör Erçil'in kısa konuşması, basın
toplantısını izleyen izleyiciler tarafından topluca atılan
'Dokunmayın Datça'ya', 'Dokunmayın Kargı'ya', 'Dokunmayın
Gebekum'a' sloganları eşliğinde devam etti. Güngör Erçil'in
ardından konuşmaya başlayan Ali Öztunç, asli unsuru Datçalılar
olan bu mücadeleyi bütün olanaklarıyla sonuna kadar
desteklediklerini ve olayın takipçisi olacaklarını ifade etti.
Kendileri, CHP olarak bu konuyu, Ankara'da ve Meclis'te de gündeme
getireceklerdi, ama bu mücadeleyi Datça'da sürdürecek olanlar,
Datçalılar idi. Datçalılar istemediği sürece, buraları
özelleştirilemezdi. 128 milyar doları kaybeden AKP iktidarı,
Kargı Koyu'nda 128 dönümlük bir yeri de yandaşlarına mı, aile
bireylerine mi ne, her kimse onlar, onlara peşkeş çekmek
istiyordu. Burayı talan edeceklerdi. Burayı yiyeceklerdi,
yiyeceklerdi!.. Burayı buharlaştırmak istiyorlardı. Buna izin
vermeyeceklerdi... Sayın Erdoğan, doların yeşilini, ağacın
yeşilinden daha çok seviyordu; bunu biliyorlardı. Ama halkın gücü
önünde kimse duramazdı...
Ali Öztunç'un açıklamasını
ardından basın açıklaması bitirildi.
Basın açıklamasının ardından
kalabalıklar dağılmaya başladığı sıra yanına yaklaşan ve
yıllardır orada yaşayan bir yurttaş ile konuşmaya başlayan
Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, çevresine toplanan bazı
kadınlara ve erkeklere açıklamalar yapmaya başladı. Başkan,
Kargı Koyu'na ilişkin, vatandaşların menfaatini gözeterek,
Kargı'yı koruma amaçlı yaptıkları bir planı
onaylatamadıklarını, ama bugün ise, AKP yönetimi, Milli Emlak'a
ait bir yeri, özelleştirmek amacıyla Özelleştirme idaresine
devrederek anında onaylattıklarını söyledi. Kendileri kargı
Koyu'nu koruyacaklardı, ama nasıl koruyacaklardı? Plan yaparaktan
koruyacaklardı... Büyük yapılaşmaya izin vermeyerek, iki ya da
bir katlı binalara izin vererekten koruyacaklardı...
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Ali Öztunç MUÇEP'ten ve Datça Kent Konseyi'nden bazı Datçalılar
ile sohbet ederken yanaşıp soruyorum; bu basın açıklamasına
ilişkin haberde 'CHP, Kargı Koyu'nun özelleştirilmesinin ve
Gebekum'un MUÇEV üzerinden kiraya verilmesinin tam karşısındadır',
diyebilir miyiz? Evet, diyebilirsiniz!, diyor.
Yazıyorum: CHP Genel başkan
Yardımcısı Ali Öztunç, 'CHP, Kargı Koyu'nun özelleştirilmesinin
ve Gebekum bölgesinin MUÇEV üzerinden kiraya verilmesinin tam
karşısındadır!', dedi.
21.04.2021/Datça/Mehmet Erdal
MUÇEP: YANILTICI VE KAFA KARIŞTIRICI
AÇIKLAMALAR!
Kargı
Koyu'ndaki 128.000 m2'lik bir alanın Özelleştirme İdaresine
devredilerek özelleştirilmesi ve Güllük yolu/Gebekum civarı
kıyıların MUÇEV (Muğla Çevre Limited Şirketi) üzerinden
kiraya verilmesi kararları karşısında Datçalıların bir süredir
gösterdikleri kitlesel tepkiler karşısında suskunluklarını
koruyan partilerden Datça AKP ve MHP İlçe Örgütleri, Kargı Koyu
ile ilgili olarak yargıya başvurulması sonrası, bugün, yazılı
birer basın açıklaması yaptılar.
Aynı
merkezde hazırlandığı ve servis edildiği izlenimi uyandıran
basın açıklamalarının AKP versiyonunun Datça
Haber gazetesinin İnternet sitesinde yayınlanmasından sonra
toplanan MUÇEP (Muğla Çevre Platformu)
meclisi, AKP Datça İlçe Başkanı Fatih Keleş'in yaptığı basın
açıklamasındaki açıklamalarını, 'yanıltıcı ve kafa
karıştırıcı bir açıklama' olarak değerlendirdi.
Fatih
Keleş, basın açıklamasında, Kargı Koyu'nda özelleştirilme
kararı alınan yerin ' Datça Belediyesi tarafından Kargı
bölgesine yönelik yürütülen imar plan çalışmalarının
yürütüldüğü alan ile aynı bölgede bulunduğunu söyleyerek,
'Anlaşılacağı üzere, söz konusu bölge, ilk defa imara girmiş
bir bölge değildir.' diyordu.
Açıklamanın
devamında 'Kargı Koyu’nda gerçekler çarpıtılarak, algı
operasyonu yapılmaktadır' deniliyor ve özetle şunlar
söyleniyordu:
'1;
Kargı Koyu’nda, yapılan imar plan değişikliği ile 128 bin 640
metre karelik alanın tamamı değil, sadece 24 bin 415 metrekarelik
bölümü turistik tesis olarak belirlenmiştir...
2;
Yapılanma koşulları bölgenin tamamına uygun hazırlanmış olup,
Datça Belediyesi tarafından daha önce hazırlanan imar plan
çalışmalarında bölgede özelleştirmeye konu olan alan 30 bin
500 metre kare iken, yeni plan çalışması ile bu alan 24 bin 400
metre kareye düşürülmüştür. İnşaat alanında yüzde 40
oranında bir azalma söz konusudur...
3;
Plan değişikliği ile alandaki zeytinlikler ve SİT alanları
korunmuştur...
4;
Söz konusu imar plan değişikliği iddia edildiği gibi sadece 128
dönümlük özel bir alanı değil, Kargı Koyu’nun tamamını
kapsamaktadır...
Bu
gerçekler ışığında bazı ayrıntılara değinmekte yarar var:
1.
Planlama Süreci içerisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
(Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü), Muğla Çevre
ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Muğla Büyükşehir Belediye
Başkanlığı, Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
(MUSKİ), Datça Belediye Başkanlığı, DSİ 21. Bölge Müdürlüğü,
ADM Elektrik görüşleri alınmıştır.
2.
Bu süreçte, hem Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı hem de
Datça Belediye Başkanlığının herhangi bir itirazı olmadığı
gibi, sürecin hızlandırılması talep edilmiştir.
3.Taşınmazın
denize kıyı olan kesimlerinde, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata
uygun surette çalışma yapılmıştır...'
AKP
İlçe Başkanı'nın bu basın açıklaması üzerine, MUÇEP
meclisi toplanarak şu basın açıklamasını yaptı:
'Datça
Kamuoyuna ve Basına,
Datça AKP İlçe Başkanı tarafından
Kargı’daki imar planı düzenlemeleri konusunda basına ve Datça
kamuoyuna bugün yanıltıcı ve kafa karıştırıcı bir
açıklamanın yapıldığını öğrendik.
Çevre dostlarına önerilerde bulunulduğu
belirtilen açıklamada: Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca
hazırlanıp Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan ve 06 Nisan 2021
tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, daha sonra ÇŞB İl Müdürlüğü,
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Datça Belediyesi tarafından
askıya çıkarılan 128.600 m2’lik tek parselle ilgili ve
özelleştirme amaçlı Çevre Düzeni Planı Revizyonu bu revizyona
dayanan Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı’nın
hazırlanmasında Kargı Koyu’nun bütününün göz önüne
alındığı belirtilmektedir.
MUÇEP’liler başta olmak üzere çok sayıda
Datçalı tarafından itiraz edilen ve çok sayıda yurttaşın
05.05.2021 tarihinde birlikte dava açtığı Plan, özelleştirme
amaçlı, 05.04.2021 tarih ve 3778 sayılı kararla onaylanan
plandır. Bu planda, günübirlik alanın
genişletilmesi, Kıyı Kanunu’na göre mümkün olmayan kıyıda
otopark gibi kabul edilemez unsurlar bulunmaktadır.
Asıl olarak özelleştirme kararının kabul
edilmemesine dayanan davanın açılmasından 1 gün sonra (yani dün
06.05.2021 tarihinde) ÇŞB İl Müdürlüğü tarafından askıya
çıkarılan Datçalı yurttaşlara ait parselleri içeren planlar
konusunda bugüne kadar tarafımızdan hiçbir açıklama
yapılmamıştır.
Bu iki planın birbirine yakın zamanda askıya
çıkarılması ve sanki aynı planmış gibi duyurulması da,
Hazine’ye yani hepimize ait parselin özelleştirilmesine karşı
oluşan ve geniş kabul gören itirazın gerçek dışı
açıklamalarla bastırılmak istendiğini göstermektedir.
Kargı Koyu’nu kapsayan ve dün askıya
çıkarılan planla ilgili açıklama yapılması ya da idari
yargısal yollara başvurulması bir yana, henüz bu planlar
incelenmemiştir bile. Yapılan ilk
değerlendirmelerde, bu iki planın konusu olan alanların
birbirlerinden ayrı olduğu görülmektedir. Kargı’nın bütününün
değerlendirildiği açıklaması bu yönüyle gerçeğe uygun
düşmemektedir...'
Sormamız üzerine,
MUÇEP'in, AKP Datça İlçe Örgütü'nün basın açıklamasından
sonra paylaşıma sokulan MHP Datça İlçe Örgütü basın
açıklaması ile ilgili olarak da bir basın açıklaması
yapabileceği bilgisini edindik.
Şimdi, basın
açıklaması yaparak kamuoyunu bilgilendirme sırası CHP Datça
İlçe Örgütü ve Datça Belediye Başkanı'nın da!
07.05.2021/Datça/Mehmet
Erdal
DATÇA CHP : YAĞMAYA HİÇBİR
ŞEKİLDE İZİN VERMEDİK, VERMEYECEĞİZ!
Kargı Koyu'nda Özelleştirme
İdaresi'ne devredilerek özelleştirilmek istenen 128 000m2'lik alan
ile ilgili tartışmalar derinleşerek ve yaygınlaşarak devam
ediyor.
CHP Datça İlçe Örgütü
Başkanı Aytaç Kurt, bugün yazılı bir basın açıklaması
yaparak, isim vermeden, önceki günlerde AKP ve MHP Datça İlçe
Örgütleri'nin Kargı Koyu ile ilgili olarak yaptıkları basın
açıklamalarındaki iddialarına yanıt verdi: “Yağmaya hiçbir
şekilde izin vermedik, vermeyeceğiz!”
CHP Datça İlçe Örgütü
Başkanı Aytaç Kurt, “Geçtiğimiz günlerde sosyal medya
platformlarında, bazı yerel muhalefet partilerinin ilçe örgütü
yetkilileri yer yer nezaket ölçülerini aşan, siyaset dilinin
düzeyini düşüren, Kargı koyu gerçeklerini çarpıtan, birbirine
karıştıran açıklamaları oldu.” dediği basın açıklamasında
, “Kargı Koyunda plan değişikliği yapılan iki alan var;
bunlardan birincisi mülkiyeti hazineye ait olan ve 2010 yılında
özelleştirme program ve kapsamına alınmış olan 128 dönümlük
arazidir. Diğeri ise bu alanın güney doğusunda kalan ve halen
yerleşim alanlarının ve ticari işletmelerin bulunduğu, mülkiyeti
daha çok kişilere ait olan alandır.” diyerek, öncelikle
tartışılan konuya dair bir açıklama yapma gereği duyuyordu.
Aytaç Kurt, açıklamasının devamında, Kargı
Koyu ile ilgili gelişmeler konusunda şunları söylüyordu:
“Öncelikle şu hususun altını çizmek istiyoruz; Datça İlçesi
1990 Yılından bu yana 383 sayılı KHK uyarınca ilan edilmiş olan
Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde kalmaktadır. Datça’nın
tamamında 1/25000 Ölçekli Çevre Düzen Planını yapma,
değiştirme ve onama yetkisi, Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı
Hakkında 1 no’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109/c bendi
gereğince Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilmiştir. Bu
planın hazırlanmasında ve yapılmasında ilçe belediyesinin
hiçbir yetkisi bulunmamaktadır. 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı
ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planlarının yapılmasında ise
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte Datça Belediyesi
yetkilidir. Ancak onay yetkisi yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığına
aittir. Dolayısı ile bu planların bakanlık onaylanmadan yürürlüğe
girmesi de mümkün değildir.
Mülkiyeti hazineye ait olan 128 dönümlük alanda
05.05.2021 tarih ve 3778 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile
onaylanan ve 06.05.2021 tarihli resmi gazetede yayımlanan
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı plan revizyonu işlemi bir
gece yarısı yayınlandı. Bu plan değişikliği ile ilk defa 1994
yılında yapılan, 2004 yılında revizyona uğrayan 1/25.000
ölçekli Çevre Düzeni Planı değiştirildi, 1/5000 nazım İmar
planı ve 1/1000 uygulama imar planı yapıldı.
Bu işlem iki noktada hukuka aykırıdır;
Birincisi, 2010 yılında özelleştirme kapsamı ve programına alma
işlemidir. Bu işlem 4046 sayılı Özelleştirme İşleri Hakkında
Yasa’nın amaç ve kapsamına aykırıdır. 2010 yılı itibariyle
hazine arazileri bu yasanın kapsamında değildir. Nitekim bu husus
daha sonra görüldüğü için 2018 yılında bu yasada yapılan
değişiklik ile hazine arazileri de özelleştirme kapsamına
alındı. Ancak bu değişiklik de yasanın asıl amacı ile
çeliştiğinden hukuka aykırı olduğu ortaya çıkmıştır.
Günümüzde, kamu arazilerinin, kamuya ait
ekonomik ve stratejik varlıkların özelleştirilmesinin halkın
yararına olmadığı, sağlıkta, eğitimde, enerjide, tarımda
özelleştirme politikalarının halkın, emekçilerin, işçilerin
yararına sonuç doğurmadığı ve büyük bir yalan olduğu ortaya
çıkmıştır.
Hazine arazisi üzerinde yapılan planlama
işleminde ikinci önemli nokta hukuka aykırılık, Özelleştirme
İdaresi Başkanlığına İmar Yasası kapsamında tanındığı
ileri sürülen plan yapma yetkisidir. Özelleştirme program ve
kapsamına alınma işlemi hukuka aykırı olduğundan buna bağlı
olarak tanınan planlama yetkisi de hukuka aykırıdır.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan
plan değişikliklerinde inşaat alanlarının küçüldüğünden
bahisle güzelleme yapan bazı yerel muhalefet partileri 40 dönümlük
plan dışı alanın çevre Düzeni Planının kapsamına
alındığından hiç söz etmemektedir. Bu 40 dönümlük alan her
ne kadar doğal sit alanı olarak işaretlenmiş ise de Datça ve
Muğla’nın birçok başka yerinde yapıldığı gibi sit
statüsünün daha sonra düşürülmeyeceğinin bu alanların da
yapılaşmaya açılmayacağının hiçbir garantisi bulunmamaktadır.
Bazı yerel muhalefet partilerinin açıklamasının
bir yerinde özelleştirme yolu ile yapılacak satışlarda satış
bedelinden belediyemize kalacak olan payların peşine düştüğümüz
ve derdimizin bu paralardan ibaret olduğu gibi başka bir çarpıtmaya
da yer verilmiştir. Evet, biz CHP İlçe Başkanlığı olarak daha
önce 18 dönüm konut alanının TOKİ eliyle satılmak suretiyle bu
paylara el konulmasına karşı çıktık, bunu engelledik. Üzerinde
her Datçalının hakkı bulunan bu arsaların tekrar Datçalılara
iadesini sağladık. Biz bu şekilde Datçalıların hakkını
koruduk, Datça Belediyesi bütçesinden kaçırılan her kuruşun
Datçalıların cebinden alındığı bilinci ile karşı çıktık,
karşı çıkmaya da devam edeceğiz. Bu yağmaya hiçbir şekilde
izin vermedik vermeyeceğiz. İktidar tarafından kupon arazi olarak
önceden belirlenen nadir koyların plan değişiklikleri ile cazip
hale getirilip sonra da özelleştirme yolu ile peşkeş çekilmesine
de aynı bilinç ve kararlılıkla karşı duracağız.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak esasen bu
noktalardan hareketle hazine arazisinin özelleştirilmek suretiyle
kamunun elinden alınmasına karşı çıktık, bu talana karşı
çıkan sivil toplum kuruluşlarının demokratik kitle örgütlerinin
kısaca Datça halkının yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz.
Diğer yandan bazı yerel muhalefet parti
temsilcilerinin bilerek birbirine karıştırdığı diğer plan
değişikliği ise hazine arazisinin güney doğusunda deniz ile
arada kalan alan ile ilgili olarak Datça Belediyesince hazırlanan
ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan plandır. Bu plan
çalışmasının hazine arazisi ile ilgili plan değişikliği ile
hiçbir ilgisi olmadığı gibi yaklaşık altı yıl önce
tamamlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayına
sunulduğu halde bir türlü onaylanmayan, bekletilen planlama
işlemidir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Özelleştirme
İdaresince yapılan plan revizyonuna karşı tepkileri yumuşatmak
ve bu iki plan işlemini bir birine bağlı gibi göstererek
özellikle kafa karışıklığı yaratmak üzere Cumhurbaşkanlığı
onay işleminden hemen birkaç gün sonra bu işlemi de onaylamış
ve askıya çıkarmıştır.
CHP Datça İlçe Başkanlığı olarak çoğunlukla
özel mülkiyet alanlarını, arkeolojik ve doğal dere alanlarını
kapsayan ve Datça Belediyesince hazırlanan bu plan ile ilgili
olumsuz herhangi bir açıklamamız olmamıştır. Bu husus herkesçe
bilindiği halde bazı yerel muhalefet partileri tarafından bu iki
husus özellikle bir birine karıştırılmak suretiyle haksız ve
hukuka aykırı olan özelleştirme işlemine karşı yürütülmekte
olan mücadelenin parçalanması hedeflenmiş, her zaman olduğu gibi
kamuoyunu yanıltmaya çalışılmıştır... “
Aytaç Kurt/ CHP Datça İlçe
Başkanı
11.05.2021/Datça/Mehmet Erdal
BELEDİYE MECLİS TOPLANTISINDAKİ
KARGI KOYU TARTIŞMALARI! (1)
Datçalıların, Datça'da
yaşamayı tercih edenlerin, Datça'ya tatil için gelenlerin, Datça
adını duyunca heyecanlanıp ya da merak edip kulak verenlerin,
farklı nedenlerle ilgilenenlerin vb. bildiği üzere, Kargı
Koyu'ndaki 128 000 m2'lik bir alanın Özelleştirme İdaresi'nce
satış ve Gebekum/Güllük Yolu civarındaki kıyıların MUÇEV'e
(Muğla Çevre Limited Şirketi) devredilerek kiralanma kararlarının
duyulması sonrasında, Datça'daki pek çok kişi ve kuruluş
(çevre, platform, dernek, sendika, parti vb.), bu satış ve
kiralanma kararlarına farklı biçimlerde tepki göstermiş;
kitlesel bir basın açıklaması da yapmışlardı.
Datça'daki tartışmalar farklı
boyutlarda devam ederken AKP, MHP ve CHP İlçe Örgütleri, birbiri
peşi sıra, bu satış kararı ile ilgili resmi görüşlerini
yazılı olarak kamuoyuna duyurmuşlardı.
Bu açıklamalara rağmen, gözler,
hem bu tür yazılı resmi açıklamalara dair var olan önyargılar
nedeniyle hem de asıl konuşması gereken/istenen Belediye
Başkanı'nın başkanlığında 18 Mayıs günü yapılacak olan
Belediye Meclisi Mayıs Ayı Olağan Toplantısı'na ve bu toplantıda
bu satış ile ilgili yapılması olası tartışmalara çevrilmişti.
Meclis toplantısı başladıktan
sonra her zamanki gibi açış konuşmasını yapan başkan Gürsel
Uçar, beklenenin aksine, bu bölümde Kargı Koyu'ndaki satışa hiç
değinmedi.
Beklenen tartışma, mecliste
grubu bulunan siyasi partilerin grup başkan vekillerinin grupları
adına yaptıkları konuşmaların yapıldığı bölümde ilk olarak
konuşan MHP Grup Başkan Vekilinin, konuşmasında, Kargı
Koyu'ndaki satış ile ilgili farklı biçimlerde tepki gösteren
kişi ve kuruluşları eleştirmesiyle başladı.
MHP Grup Başkan Vekili Serdar
Ören, konuşmasının bir yerinde ' Bir konuya daha, gündemde olan
bir konuya değinmek istiyorum; Kargı meselesi.' diyerek tartışmayı
başlattı. 'Bu Kargı ile ilgili AK PARTİ İlçe Başkanı sayın
Fatih Keleş, MHP İlçe Başkanımız sayın Gökhan Akyel ve CHP
İlçe Başkanımız Aytaç Kurt gerekli açıklamaları, süreç ile
ilgili teknik ve gerekli açıklamaları yaptılar. Ben, bu konuda
kararı kamuoyuna, kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Ben olaya bir
başka pencereden bakmak istiyorum. Datça'nın sadece Kargı
Koyu'ndan ibaret olmadığını düşünüyorum.
Belediyemiz, bundan önce, ufaklı
büyüklü 40'a yakın yer sattı. Yani orada, Kargı'daki satışa
tepki gösterenlere de saygı duyuyorum, tepki gösterebilirler;
demokratik haklarıdır. Vatandaşlarımızın ve sivil toplum
örgütlerinin, biz belediye olarak bir yerleri satarken neden aynı
tepkiyi göstermediklerini merak ediyorum. Ve en basiti, 2019'un Ocak
ayında satış kararı alınıp satılmak istenen, Cumalı
Köyü'ndeki, muhtarlıktan Datça Belediyesi'ne geçen zeytinlik
alanla ilgili, daha yeni, sıcak olduğu için söylüyorum, orası
ile ilgili herhangi bir tepki gösterilmedi. Bu durum, bana, tezat
geldi. Tezat bir uygulama gibi geldi.'
Serdar Ören'den sonra konuşma
sırası kendisinde olan AKP Grup Başkan Vekili Haluk Laçin,
konuşması içerisinde, aynı konuya dair şunları söyledi:
'Biraz önce MHP Grup Başkan
Vekilimizin de yapmış olduğu açıklamada değindiği gibi, ben,
sivil toplum örgütlerimize Datça'ya olan bağlılıklarından,
Datça'ya sahip çıkma istemlerinden dolayı teşekkür ediyorum.
Fakat, burada, yanlış anlaşılmalar var. Bu yanlış anlaşılmalara
dair gerek MHP İlçe Başkanımız, gerek AK PARTİ İlçe
Başkanımız açıklamalarda bulundular. Burada, Kargı'da,
belediyemizin uzun süre yürüttüğü bir imar planı çalışması
var. Bunun, bundan 3 yıl öncesi, 5 yıl öncesi değil, taa yıllar
öncesinden gelen bir imar planı çalışması olduğunu hepimiz
bilmekteyiz. Zamanında kabul edildi, geçmedi, yeniden plan
hazırlandı, Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı kuruldu vs...
Şimdi burada, asıl sorun, Datça ile Ankara arasında bir mesafe
var. Datça'ya gelen bir yatırımcımız, ben otel yapmak istiyorum,
ben camping alanı yapmak istiyorum, ben Datça'da, bir birikimim
oldu, artık turizm yapmak istiyorum, bu ülkeye katma değer vermek
istiyorum, Datça'nın gençlerine iş vermek istiyorum, kapı açmak
istiyorum... diyen bir vatandaşımıza, maalesef, bugün turizm
tesis alanında otel inşaatı ruhsatı verecek bir noktamız yok,
Datça Yarımadası olarak. Bu, beni, gerek Datçalı olarak, gerek
siyasetçi olarak üzmekte...
Şimdi hal böyleyken, Kargı'da
hazırlanmış planımız, onaylanma süreci bir yıl, iki yıl;
benim bildiğim kadarıyla böyle bir süreç var, en son geleninde.
Eksiklerin olduğu, planı hazırlayan kişiden, firmadan bu
eksiklikler alındı ve nitekim, tam, evet gerçekten de
bakanlığımızın, devletimizin Özelleştirme İdaresi
aracılığıyla yapmış olduğu planlama noktasında Kargı ile
satışı aynı ana denk gelmiş. Burada, yapılan planı, ben şahsım
olarak, mimar olarak, grup sözcüsü olarak inceledim; kötü bir
plan değil. Datça'da, keşke bizim yapabileceğimiz planlar bu
kadar çevreci, çevre dostu, yoğunluğu az olan planlar olabilse.
Aynısını, yan tarafta belediyemiz yaptı. 128 000 m2'nin
içerisinde 24 000 m2 gibi bir yoğunluk gözleniyor. Şimdi burada,
bir yatırımcı Datça'ya gelecek. Belki de ihale sürecinde
Datça'nın gençlerinden, Datça'da yaşamakta olan 3 kişi, 4 kişi
ortaklaşa burayı alıp bir otel yapabilecek. Kargı'da, bir turizm
tesis alanı yapılması, otelin yapılması , benim gençlerimin iş
sahasına girmesi, Turizm Otelcilikten mezun olan çocuklarımızı
Marmaris'e, Fethiye'ye, Antalya'ya göndermektense Kargı'da
gözümüzün önünde iş bulması kadar doğal bir olayı
göremiyorum. Fakat, bu noktada, ben tahmin ediyorum, çevreci, diğer
siyasi, işte CHP İlçe Başkanı da bu konuda açıklamalar yaptı,
CHP Genel Başkan Yardımcısı da geldi ve bununla ilgili
açıklamalar yaptı. Fakat, benim baktığım gözle kendilerinin
baktığı göz arasında fark var...
Hepimizin ortak noktasının,
sayın belediye başkanının, sayın belediye meclis üyelerimizin,
hepsinin ortak noktasının Datça'ya hizmet olduğunun da
farkındayım. Fakat bununla ilgili ya iletişim ya da bir proje mi
yok; onu hala da anlamış değilim. Ben, bu Kargı sürecinde,
gerçekten de önemli bir noktadır; hiç kimse Datçamıza kötü
bir şey yapamaz, yaptırmayız. Ama güzel bir proje yapılacak
şeylere de siyasi gözle bakar da Datça dışına atmaya
çalışırsak, o zaman, bu, Datça'ya bir ihanet olmuş olur. Benim
sivil toplum örgütlerine çağrım şudur; sayın belediye
başkanım, sayın belediye meclis üyelerim sizlere çağrım şudur;
2012 yılında bu meclis salonunda alınmış kararlar vardır.
Datça'nın yer altı boruları asbestli borudur. Maalesef,
çocuklarımıza ve kendimize kullandığımız sular, bir patlak
olduğunda, onları onarım noktasına geldiğimizde, uluslararası
alınan kararlarda asbestli boruların kaldırılması ile ilgili
uluslararası alınan kararlar vardır. Bu meclis, 2012'de bu
boruların kaldırılmasıyla ilgili kararlar almıştır. Aradan 9
yıl, 10 yıl geçmesine rağmen, bizi zehirleyen bu borular hakkında
hiç bir sivil toplum örgütü ve belediyemiz bu konuda çalışma
yapmadı. Evet, bugün, bu konu Muğla'da Büyükşehirde MUSKİ,
Muğla Su İşleri'ne ait. Ama Datça'da yaşayan, burada sayın
başkan dahil 4 tane Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi olarak bu
konuyla ilgili çalışmalar başlatmalıyız ve bununla ilgili
Kargı'da bulunan ve bulunmayan tüm sivil toplum örgütündeki
vatandaşlarımı, Datçalı ve Datça'ya gönül vermiş
vatandaşlarımın da bu konuyla ilgili özverili olmalarını
diliyorum...'
Haluk Laçin'den sonra CHP Grup
Başkan Vekili Can Canbey söz aldı; 2019 yılındaki yerel seçim
sonrası toplanan belediye meclisi aylık olağan toplantılarında
gruplar adına yapılan konuşmaların en uzununu yapmaya başladı
(15 dakika 42 saniye). Bu uzun konuşmasında hemen hemen her konuya
değindi. Değindiği bu konulardan birisi de Kargı Koyu'ndaki
satışa çıkarılan alan idi.
Can Canbey '...Başkanım başka
bir konu; Kargı'daki planlarla ilgili. Ben de hiç değinmemeyi
düşünüyordum ama arkadaşlar değinince, birkaç çift laf
edeyim.' diyerek görüşlerini canlı yayında kamuoyu ile
paylaşmaya başladı: ' Bu vicdani bir konudur; siyasi bir konu
değildir. Bizlerin endişeleri var. Endişe dediğimiz duygu, gidip
de marketten satın alınmaz. Endişe, geçmişte yaşadıklarımız
ile ilintili olarak bizde, insanın vücudunda vuku bulan bir
duygudur. Neden? Bakın, Bodrum'a bakın; bakın Kuşadası'na,
bakın Hisarönü'ne... Orada yapılan katlı otellerin, yapılan
turistik tesislerin nasıl bir işletme şekli olduğunu ben
anlatayım, endişemiz buradan kaynaklanıyor. Yoksa Datçalı
gençlerin iş bulmasının burada önünde duracak bir tane zat
tanımam, ben; hiç kimse durmaz. O yüzden diyorum, vicdani bir
konudur. O bölgede, kaplumbağa başı gibi denize uzanan bir bölge
var. Bu tarz yerler, adını bahsettiğim ilçelerde güneşlenme
terasları, ahşap iskeleler başlıkları altında, sadece o otelin
kullanabileceği bir kısma dönüştürülerek işletme şekli
benimsenmiştir; hala da böyledir. Gönül ister ki böyle olmasın.
Çok samimi söylüyorum bunu, bir Datçalı duygusuyla söylüyorum.
Lütfen kayıtlara da geçsin, söylediklerim. Bizler, eğer orası,
başka bir, ne olduğunu bilmediğimiz yatırımcı bir grubun eline
geçerse, yaşayacağımız durum bundan ibaret olacaktır, diye,
geçmişe bakarak söylüyoruz. Yoksa hurafelerle ifade etmiyoruz.
Bununla ilgili söyleyeceklerimiz bundan ibaret başkanım... (1
dakika 30 saniye)', dedi. Bu kadar!
Canlı yayını izleyen
yurttaşlarımız, bu noktada ne düşünmüşlerdir bilemiyorum;
benim gözüm, otomatik olarak, toplantıyı yöneten başkana
çevrildi: Acaba, o da, Can Canbey'in ifade ettiği gibi, bu
toplantıda Kargı Koyu ile ilgili tek kelime laf etmeme kararı mı
almıştı? Peki, şimdi, üç grup başkan vekilinin konuşmasından
sonra susmaya devam mı edecekti yoksa o da CHP Grup Başkan Vekili
gibi ' bir kaç laf edeyim bari' deyip bir şeyler söyleyecek miydi?
Başkan, ikinci yolu tercih
etti...
Tartışma başladı!
(Devamı 2. Bölümde)
22.05.2021/Datça/Mehmet Erdal
DATÇA BELEDİYE MECLİS
TOPLANTISINDAKİ KARGI KOYU TARTIŞMALARI (2)
(Önceki bölümün devamı)
18 Mayıs günü yapılan Datça
Belediye Meclisi Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısında grup
başkan vekillerinin konuşması bittikten sonra, başkan Gürsel
Uçar yeniden konuşmaya başladı.
Başkan, bu bölümdeki
konuşmasında, grup başkan vekillerinin konuşmalarında
değindikleri konulara ve sordukları sorulara dair kendi görüşlerini
açıkladı.
Konuşmasının bir yerinde, sol
eliyle MHP ve AKP Grup Başkan Vekillerinin oturduğu tarafı
göstererek “Kargı Koyu ile ilgili planlardan bahsetti her iki
grup sözcüsü arkadaşımız' dedi ve sözlerini sürdürdü:
'Arkadaşlar, biz Kargı'nın planlarına karşı değiliz ki! Biz,
Kargı'nın planlarını, zaten, bundan 3 yıl önce yapmak için,
tamam mı, çalışmalar başlattık. Biz Kargı'da, gerçekten de
koruma amaçlı bir plan yapıyoruz. Benim, Kargı'nın 1994 yılında
yapılan 1/25 000'lik planlar çerçevesinde, oranın 1/5
000'liklerini, 1/1 000'liklerini yapmamız gerektiğini, oradaki
mülkiyet sahiplerinin, bir an önce plan yapılaraktan, kendi
mülkiyetlerini değerlendirmesi gerektiğinin inancındayız. Biz
nesine karşıyız? Biz, planların, evet yapmış olduğumuz koruma
amaçlı bir plan; ben, Özelleştirme İdaresi buraya plan yapmak
istedi, dedim ki, tek başına plan yapamazsın. Buraya davet ettim.
Biz Kargı'nı planlarını yapıyoruz, bu planları bir plan,
bütünlük içerisinde değerlendirmemiz gerekiyor. Bu planları,
eğer varsa bir öneriniz, gelelim, değerlendirelim. Biz, bu
planları yapıyoruz. Bunlar ne yaptılar? Yok, dediler, biz planları
ayrı yapacağız. Neden ayrı yapıyorsunuz? Çünkü, zihniyet var
ya zihniyet, farklı. Şimdi, Kargı'da, Özelleştirme İdaresi ne
yaptı? 1/25 000'lik planların sınırlarını genişleterekten,
kendisine, 1/25 000'lik , bazı yerleri 1/25 000'lik plan içine
aldı. Yani, 128 dönümlük arazinin 128 dönümünü de kendi 1/25
000'liğin içine aldı. Evet, doğru, eskiden oranın planları
20/40'dı; şimdi 15/30. Onu da biz yaptık. Orası korunmalı.
Orası, Kargı Koyu...”
AKP Grup Başkan Vekili söze
karıştı: “Belediyenin gönderdiği, ben gördüm Ankara'da,
20/40 gönderdiniz. Bunu bakanlık, yaptı...”
Başkan, “...15/30, 15/30
arkadaşlar...”. Sol eliyle Haluk Laçin'in susmasını işaret
ederek, “Lütfen... Lütfen müdahale etmeyin.” dedi.
Haluk Laçin konuşmaya devam
etmek istedi. “Ben biliyorum. Datça belediyesi 20/40 olarak
gönderdi. Bakanlığımız 20/40 yoğunluğun fazla olduğunu
düşünerek 15/30 yaptı ve gönderdi...”
Başkan, Haluk Laçin'in devam
etmesine izin vermedi ve başladığı konuşmasını sürdürdü:
“Onlar ne yaptı? Onlar, 1/25
000'liğin sınırlarını genişleterekten zeytinlik alanları,
doğal sit alanları, diyerekten, ağaçlandırma alanları
diyerekten, yarından sonra, buraların da imara açılmasının,
yapılaşmaya açılmasının önünü açtılar...”
Başkan, “Ondan sonra, bakın
hepinizin gözden kaçırdığı bir şey var; kalkıyorsunuz,
devletin malını, Datça'nın sattığı mallar ile kıyaslamaya
kalkıyorsunuz...” diyerek, MHP Grup Başkan Vekili Serdar Ören'in
grubu adına yaptığı konuşma sırasında atıfta bulunduğu
Cumalı Köyü'ndeki Datça Belediyesi tarafından satışa çıkarılan
zeytinliğe ve belediye tarafından bugüne kadar satılmış olan 42
parsele dair konuşmaya başladı.
Başkana göre, Kargı Koyu'nda
Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarılan 128 000 m2
alanın satışı ile Datça Belediyesi tarafından satışa
çıkarılan Cumalı Köyü'ndeki zeytinlik alanın satışı aynı
kategoride değerlendirilemezdi. Bu ikisi, birbirinden farklı
satışlardı.
Başkan, “Geçmiş dönemde de”
dedi, “sayısı belki de 42'dir, pek çok yeri sattık.” Sonra
“ama” dedi ve şöyle devam etti: “Bunlar, sonuçta, Datça
Belediyesi'nin herhangi bir tesis oluşturamayacağı, herhangi bir
gelir elde edemeyeceği, vatandaşın mülkü içerisinde kalmış
yerlerdir. Satılınca parası Datça Belediyesi'ne geliyor. Biz bu
parayı en iyi şekilde, değerlendiriyoruz... Bizler, bir mülkiyeti
satarken, kesinlikle, yapmış olduğumuz yanlış yatırımlardan,
hesapsızlığımızdan, kitapsızlığımızdan dolayı, yani işi
bilmez bir ailenin malını satması gibi, içki parasını, kumar
borcunu ödemek için mal satmıyoruz. Bunlara benzer nedenlerden mal
satmıyoruz.”
“... Bir mal bana göre
satılmalı; herkes de malını satmalı!” diyerek konuşmasını
sürdürdü: “ Ama bir tek amaçla satmalı; o parayı daha iyi
değerlendirip, daha iyi yerlerde kullanma, daha iyi yatırımlar
yapma, ekonomisini geliştirme, yatırımlarını büyütme,
çoluğunun çocuğunun rızkını daha iyi kazanma, memlekete daha
iyi hizmet edebilme adına satmalı. Evet, sattık! Kıyıda köşede
kalmış yerleri sattık;... Biz Datça Belediyesi'nin, eğer bir
karış toprağını satmış isek, o bir karış toprağı iki karış
toprak yapmak için satmışızdır. Plansızlığımızdan,
programsızlığımızdan, Datça'nın parasını çarçur etmemizden
dolayı, borç ödeme adına, bilmem ne adına sattığımız, Datça
Belediyesi'nin bir karış toprağı yoktur. Bugün de yine aynı
düşünceler ile satılması gereken bir yer varsa, siz değerli
meclisi üyesi arkadaşlarıma anlatarak, gerçekten de gelecekte
belediyenin durumuna dahil olması adına satmamız gereken yer
varsa, yine satılmasından yanayım.”
Sonra, sözü Kargı
Koyu'ndaki satışa getirerek şunları söyledi: “Ama bugün
Kargı'daki 128 dönümlük arazi, sonuçta, Datçalının. Yahu,
sat. Hazine arazileri satılmıyor mu? Satılıyor. Dün de satıldı,
evvelsi gün de satıldı. Satılmasına hanginiz karşı koydunuz?
Hangimiz ses çıkardık? Satılır; yasa bu. Yasa, %30'unu Datça
Belediyesi'ne veriver, diyor. Sen Datça Belediyesi'nden, sadece %30
payı vermeme adına, orasını Milli Emlak'tan Özelleştirme
İdaresi'ne vereceksin, oradan da TOKİ'ye devredeceksin; onlar
vasıtasıyla satacaksın. Biz, Datça'daki duyarlı vatandaşlar,
ister sivil toplum örgütleri olsun, ister hangi grup olursa olsun,
bunlara ses çıkardığı zaman, efendim orası, yani Cumalı'daki
zeytinlik satılıyor, yani siz satıyorsunuz ses çıkarılmıyor
ama öbür satışa, yani Kargı Koyu'ndaki satışa hayır
diyorsunuz... Orada otel yapılacakmış, 500 kişi iş bulacakmış;
bu düşünceler güzel, güzel ama eğer böyle düşünceler
düşünüyorsak, sadece siyaset yapmak için değil. Bugün yat
limanı yapılsa 100 kişi orada çalışır. Mademki Datça'daki
gençlere iş bulma imkanı sağlamak istiyorsunuz, haydi, 2012'den
bu yana 9 yıl neden durdunuz? Neden bunun mücadelesini
vermiyorsunuz? Yani, burada var ya siyaset yapmak adına, bilmem ne
yapmak adına yapılan konuşmaların, bana göre, çok doğru
olmadığını düşünüyorum. Bu konuda da bu düşüncelerimi
sizlerle paylaşmış bulunuyorum...”
Haluk Laçin, yine söz istedi;
başkan, “Bir dakika, bir dakika” diyerek söz vermedi ve grup
başkan vekillerinin konuşmalarında değindiği konulara dair
düşüncelerini paylaşmaya devam etti...
(Devamı, Cumartesi günü, 3.
Bölümde)
25.05.2021/Datça/Mehmet Erdal
DATÇA BELEDİYE MECLİS
TOPLANTISINDAKİ KARGI KOYU TARTIŞMALARI (3)
(Üçüncü ve son bölüm)
18 Mayıs günü yapılan Datça
Belediye Meclisi Mayıs Ayı Olağan Toplantısı'nın resmi bölümü
bittikten sonra, Datça Kent Konseyi Başkanı 'Söz alabilir miyim?'
diyerek, söz istedi; başkan 'Kısa ve öz' diyerek, söz verdi.
Kent Konseyi Başkanı Nesrin
Aygün 4 konuda konuştu. Bunlardan ilki Kargı'da satışa çıkarılan
128.000 m2'lik alanla ilgiliydi.
'Kıyılarımız, Datçamız
hepimiz için önemlidir; AKP için de, MHP için de, CHP için de,
belediye başkanımız için de... Hepimiz için de böyle olduğuna
eminim...' diyerek, söze başladı, Nesrin Aygün ve devam etti:
'Hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz: Kargı da, kıyılarımız da
Datça halkının malıdır. Buralara hep birlikte sahip çıkmamız
gerekiyor... Datça bir bütündür. Kargı çok önemli ama her yer
hepimiz için çok önemlidir... Kargı Koyu tüm Datçalılarındır
ve hepimiz bu konunun takipçisi ve tarafı olmalıyız. Bizler
mahkemeye de giderek buranın özel sektöre verilmemesini ve imar
durumunun değiştirilmemesini sonuna kadar takip edeceğiz.
Özellikle, Kargı'nın hazine malı olarak hepimizin iken, önce
Özel İdare'ye, sonra TOKİ'ye verilerek Cumhurbaşkanı kararnamesi
ile ihaleye çıkarılması tüm Datçalıları ilgilendirir. Bizce,
Ankara onay makamıdır; bu nedenle, imar planını, Datça
Belediyesi yapmalıdır... '
Kent Konseyi temsilcisi, diğer üç
konuda da (2- Su sorunu, su havzalarının çoğaltılması,
arıtmadan çıkan suyun denize deşarj edilmeyip vidanjörlerle veya
gri su boru hattıyla bahçelere, parklara verilmesi, 3- Dörtyol'dan
merkeze uzanan ana caddenin trafik sorunları ve akıllı kavşakların
arttırılması, özellikle Tapu Dairesi gibi sorunlu alanların
çözümünün düşünülmesi, 4- Eski Datça ve Hızırşah
Arkeolojik Açık Park Projesinin ne olduğu?) düşüncelerini özet
olarak meclis üyeleri ile paylaştı.
Nesrin Aygün'den sonra AKP Grup
Başkan Vekili Haluk Laçin yeniden söz istedi; başkan, söz verdi.
Haluk Laçin, bu bölümdeki konuşmasında farklı konuların yanı
sıra Kargı Koyu'na yeniden değinme gereği duydu. 'Kargı
konusunda da... Benim anladığım kadarıyla, oradaki sıkıntı,
'Özelleştirmeden satılırsa belediye para alamaz'... En son
söylediğiniz konu, o.
Başkan- 'Kardeşim,
Özelleştirmeden satılırsa, belediye şey... değil.'
Haluk Laçin- 'Konu o... Ona da
değineceğim ama Kent Konseyi Başkanı arkadaşım için de bir şey
söyleyeceğim: Ben Ankara'ya gittiğimde, beraber gitmiştik
arkadaşlarla; 4-5 arkadaş gitmiştik. Ben orada da söyledim; hala
lafımın arkasındayım. Bakın, Knidos'tan Balıkaşıran'a kadar,
Datça'da bir plan yapılmalı. Bizim Datçamızın alanı çok büyük
bir alan değil. Ama arkeolojik sit, doğal sit, Özel Çevre Koruma,
kentsel sit vs. daha bir sürü... Şimdi, Datçamız 3 mahalle idi,
13 mahalle oldu. Bunlara, Knidos'tan Balıkaşıran'a kadar bir plan
yapılırsa, hangi köyümüzün özelliği ön plana çıkacaksa,
nerede yapılaşma yapılacaksa, nerede turizm yapacaksak, bunların
bugünden belirlenmesi lazım. Evet, Özel Çevre Koruma Bölgesi
olduktan sonra, yetki Ankara'da. Bizim, Datça Belediyesi olarak plan
yapma yetkimiz yok. Bu TBMM'nin almış olduğu bir karar. Buna,
meclis olarak aykırı bir iş yapacak değiliz. Ama, yine diyorum,
bakın o zaman belediye meclis üyesi idiniz, alalım kararlarımızı,
nasıl ki Palamutbükü ile Mesudiye'nin imar planlarını yapma
yetkisi dönemin belediye başkanı Şener Tokcan zamanında alındı;
bugün de Gürsel Uçar alır. Diyelim ki, Knidos'tan Balıkaşıran'a
kadar tüm yarımadayı ya ihale edin ya da ihaleye verin. Yeter ki
imar planı bir an önce olsun. Çünkü, kaçak yapılaşmanın
önüne geçmenin tek yolu, budur. Yine söylüyorum, benim
yatırımcım, bugün, çok büyük meblağlar değil, 5 milyon
dolarla gelse, turizm imarlı 5 m2 bir yer veremeyecek durumdayız.
Ama bu sizin şahsınızın değil, belediye olarak yıllardan beri
sıkıntımız var. Bu, Ankara ile Datça arasında bir plan uçurumu.
Bunu, Datça Yarımadası tabiatıyla biliyor, vatandaş da kişisel
olarak çekiyor. Bu durumun geçilmesi lazım. Bunun siyaseti de
yapılmaz... Bunun mazereti falan olmaz, başkanım...'
Başkan- ' Bakın...'
Haluk Laçin- 'Sinirlenmeyin,
başkanım...'
Başkan- '... Sinirlenmiyorum.
Bugün Datça'nın planlarını istemeyen var mı? Burada, Datça'nın
planları yapılmasın diye bir şey konuşuluyor mu? Hepimizin tek
amacı var ya, en kötü plan plansızlıktan iyidir, anlayışıyla,
bu planların bir an önce yapılmasını istiyoruz. Tamam mı? Ben
de diyorum ki, bakın, Özel Çevre Koruma Kuruldu. Datça'yı, 1990
yılında, kurmuş olduğun 1989 yılındaki Özel çevre Koruma
Kurulu diye bir kurulun içine alınması konusunda, Datça ile bir
şey paylaştın mı? Paylaşmadın. Datça, Özel Çevre Korumaya
alınsın dedi mi? Demedi. Bize sormadın. Aldın. Bir kurum kurdun;
Datça, özel ve güzel bir yer dedin. Datça, gelecek nesillere
bırakılması gereken en doğal zenginliği en yüksek yer dedin.
Doğru. Bunu hepimiz biliyoruz. Aldın. O zaman, bakın; korumanın
bir tek amacı var. Eğer sen bugün meclis üyesi olarak oturduğun
kürsüden dile getiriyorsan, kaçak yapıların yapılmaması,
planların yapılması konusunda, bunu 1990 yılında var ya, bunu
Özel Çevre Korumadaki arkadaşlar bilmiyor muydu? Biliyordu. Madem
ki burası özel ve güzel bir yer, dedin; özel ve güzel bir yer,
ancak planı yaparaktan korunur. O günden bu yana ne yapmışız?
Hiçbir şey yok arkadaşlar. Planları onaylayan benim, diyor.
Planları, ben, nasıl bir plan yaparsam, bunu ben onaylarım, sen
uygularsın, diyor. O zaman, yap planı. Yap! Elini tutan mı var?..'
Haluk Laçin- 'Başkanım, bir de
şu var...'
(Karşılıklı ve dinleyenlerce
yeterince anlaşılamayan konuşmalar...)
Haluk Laçin- '...Genel
Müdürlükte... Can arkadaşımız da burada. Ben aynısını
söylemedim mi?..'
(Karşılıklı konuşmalar devam
etti...)
Başkan- '... Şimdi, arkadaşlar,
arkadaşlar, bunu, ille de bu kürsüden, bunu bir siyasi partinin
temsilcisi olarak...'
Haluk Laçin- '... Ben bir Datçalı
olarak konuştum başkanım...'
Başkan- '...veya illaki bu
kürsüden konuşaraktan çözülmez. Bu, yapılacak bu. Ararsınız
milletvekillerinizi... Datça'nın, bakın, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı, Datça'nın, ben 2012 yılında İl Genel Meclis Üyesi
iken, kaymakamlıkta 7 tane mahallenin plan altlığı olarak
halihazırını yaptırdım. Plan altlığı olarak, zemin etütlerini
yaptırdım. Palamutbükü'nde kullandık... Arkadaşlar, 2012'de; 9
yıl geçti...Yani, 9 yıl geçti. O günden bugüne var ya, şimdi,
kusura bakmayın da, illa ki burada var ya, bu meclis kürsüsünde
bunu dile getirerekten, sanki bu işlerin çok takibini yapıyormuş
pozisyonunda olmanın bir anlamı yok. Bu görev, ben Ankara'yı her
arayışımda, gidiyorum, her şey de konuşuyorum. Madem ki, bakın,
Mesudiye'nin, Palamutbükü'nün planlarını, Yaka'nın planlarını
üstlendim, yapayım, diye; ama karşılaştığımız zorluklar
bunlar. Sizin de bakanlık olarak Datça'nın planlarını, mutlaka,
hızlı bir şekilde yapmalısınız, diyorum. Bunu, belediye başkanı
olduğum günden bu yana söylüyorum. Daha, bu sene çıkardılar,
Karaköy ile Cumalı Köyü'nün planlarını. Arkadaşlar, tamam mı,
bunu, birileri var ya, eğer, şimdi, hani, iktidardan bahsettiğin
zaman, sadece bu kürsüde var ya... İnsanlar, senin yaptığını
görecek. İnsanlar, senin bu işi bitirdiğini görecek. Ama, biz
var ya ne yapıyoruz? Konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz...
Ortada var ya, biten bir işimiz yok, tamam mı? Biz bunu, yani Şener
başkan zamanında, dediğiniz gibi, onlar yapıldı; kaç zamandan
beri bir kurum görüşü..., Biz iktidarız, diyorsun; Tarım
Bakanlığı'ndan...'
Haluk Laçin- 'Çok şükür!..'
Başkan- '... O da gidecek bir
gün; kısa zamanda ya... '
Haluk Laçin- 'Biraz daha
beklemeniz gerekecek; 10 yıl gibi!..'
Başkan- '... Göreceğiz,
göreceğiz. Tarım Bakanlığı'ndan arkadaşlar geldiler,
Palamutbükü'ndeki yer için; sizinle de tanıştırdım. Gidin
beraber, dedim. Palamutbükü, arkadaşlar, her araziye, bir bina
yapılmış; Tarım Bakanlığı'ndan gelen arkadaşlar, burası
tarım alanıdır, mutlak tarım arazisidir, buraya plan
yapamazsınız, diyor. Yahu, neresi kalmış? Rahmetli hocam, bütün
alanların tespitini yaptı. Hangi parselde hangi bina var, bu
binalar niçin kullanılıyor; hani, hangi amaçla kullanılıyor?
Bunlarda, her parselde bir bina oluşmuş, plan yapamazsınız diyor.
İşte, o gün var ya devreye girecektiniz. Siz de oradaydınız.
Sizinle beraber gönderdim. 'Bakan, kusura bakma, bu topraklar,
mutlak tarım arazisi olabilir; ama bu topraklar, 1994 yılında 1/25
000'lik planlarda yerleşim alanları olarak planlanmış, o günden
bu yana insanlar kaçak da olsa her parsele bir bina yapmış, bundan
sonra bunun geriye dönüşü yok; insanların ortak kullanım
alanları oluşmuş, camisi olmuş, yollar oluşmuş, artık buranın
var ya, mutlak tarım arazisidir, plan yapamazsınız, ne demek',
diyen, biriniz var mıydı? Kabul ettirebildik mi?... Etmiyorlar,
arkadaşlar!'
Haluk Laçin- ' Sözüm
bitmemişti. Ben, sayın bakanımıza gitsem, demez mi, senin
belediye başkanın nerede, diye? Ola ki halloldu; Geldik buraya.
'Siz benden önce halletmişsiniz', diyeceksiniz. Siyaset yapıyoruz
madem. Beraber gitmek zorundayız. Bir belediye başkanı, bir
kaymakam, bir siyasi, bir iktidar partisinin ilçe başkanı,
milletvekili vs., teknik ekip yanında, ... Bakan'dır, bilmez.
Bakan'dır, yapar. Biz yıllarca Ankara'ya gittik. Şener bey
zamanında bir festival yapılıyordu burada; iki dakikada ... raporu
çıktı. Ama hiç bir zaman, biz iktidarız, gidin, halledin,
demedik. Sayın başkanım, bakın, 1999 yılında, Mustafa Soytok'un
belediye başkanlığı zamanında, 3 tane mahallenin imar planı
vardı. Kargı'nın imar planları o dönemde hazırlanmıştı.
Kızlanaltı'nın imar planları hazırlanmıştı. Yıl, 2021...
Hala Kargı'da plan yok. Daha yeni onaylandı; bir hafta önce...
Hala, Kızlanaltı'nda, uygulamada bir imar durumu veremiyoruz.
Burgaz'da dolmuşuz. Datça'nın ticari alanları sıkıntılı.
Palamutbükü ve Mesudiye'de 1999 yılında imar planları vardı.
2004 yılında biz bunu.... Biz hala oralarda planları arıyoruz.
Bakın, 22 yıl, bu insanların çoluğu var, çocuğu var,
yatırımcısı var... Ondan sonra da diyoruz ki, iktidar. Yani, bir
elin nesi var, iki elin sesi var...Bu konularda, bence, biraz daha,
ciddiyetle yaklaşılmalı... Ben yapıcıyım, İlçe başkanımız
var. Benim milletvekillerim de, bakanlarım da yapıcı. Şimdi, o,
bu denilmemeli... (Konuşmasına devam ediyor, ama öncesindeki bazı
yerlerde olduğu gibi burada da sesler birbirine karışıyor ve
anlaşılmıyor)
Başkan- 'Ben, buradan da
sesleniyorum' diyerek kararlı bir biçimde ve tok bir sesle
konuşmasına devam ediyor: 'AKP'nin Datça üzerindeki yapıcılığını
asla kabul etmiyorum, arkadaşlar. Bakın, Kargı Deresinde bir
hafriyat döküm alanını, taş ocağı, çalışmasını
tamamlamış, bitirmiş, Muğla Büyükşehir Belediyesi talepte
bulunuyor, buranın geleceği karanlık diye, 5 yılda, 5 yılda,
yazık değil mi?...
Can Canbey- 'Bedava almadık.'
Başkan- '... Bedava almadık;
ormandan 5 yılda kiraladık. Yazık değil mi? 5 yılda var ya...'
Haluk Laçin- 'O konuda da bilgi
vereyim, başkanım: Vermeniz gereken dilekçeyi farklı kuruma
vermişsiniz, yıllarca sağda solda dolaşmış; siz de
beklemişsiniz. O da, geçen yerel seçimde, sivil toplum örgütleri,
Kent Konseyi, diğer arkadaşlar... çıktılar, yine bizim siyasi
ekibimiz, aday olan ekibimiz, bölge ekibimiz devreye girdi; baktı
ki, dilekçe, ilgili kurumda değil. Araştırın, başkanım. Kim
yazdı dilekçeyi? Datça Belediyesi yazdı...'
Başkan- 'Datça Belediyesi değil.
5 yılda dediğim, zaten 2014'ten sonra hafriyat döküm alanı Muğla
Büyükşehir Belediyesi'nde. Burayı Muğla Büyükşehir talep
etti. 5 yıldan beri Muğla Büyükşehir...'
Haluk Laçin- 'Etmemiş başkanım.
Sonradan etmiş, sonradan etmiş. Yazıyı da bulduk.'
Başkan- ' 5 yıldan beri, en son,
Devlet Su İşleri'nin raporunu gördüm; okuduysan. Dere kenarında
olduğu için, hafriyat döküm alanı olarak, tamam mı,
değerlendirilememiştir, diye, bir rapor yazmış. Yahu kardeşim,
oraya taş ocağı izni verirken, dere yatağı demiyorsun, hafriyat
döküm alanı olsun deyince mi... Bakın iyi niyet yok
arkadaşlar...'
Haluk Laçin- 'Başkanım, bizim
Ankara'da bekleyen bir tane dosyamız var mı? Datça Belediyesi'nin
hazırlayıp bakanlığa gönderdiği, yatırımda bekleyen, bir tane
projesi var mı?'
Başkan- 'Kargı'nın imar
planları, eğer, eğer Özelleştirme İdaresi, oranın 1/25 000'lik
imar planını revize edip 1/5 000'liğini, 1/1 000'liğini yapıp
onaylamamış olsaydı, 7-8 aydan beri şeyde bekliyordu, tamam mı...
Ekim'in 23'de gittik, beraber gitmedik mi?, Ekim'in 23'den bu
yana...'
Haluk Laçin- '... Başkanım,
bana ne diyorsunuz? Eksik evrakı vardır. Doğru. Harbiden de ...
Çağırdık arkadaşı; plan kotası çıkmamış filan. Eeee canım,
şimdi, Kargı'da da planı yapan arkadaştan farklı farklı
belgeler, bilgiler istendi. Ankara'ya gittiğimizde, yatırım,
neydi, planlama genel daire başkanının önünde değil miydi
dosya? Oradaydı...'
Başkan- 'Arkadaşlar, mecliste
karşılıklı şey yapmayın... Ağustos'tan sonra, plancı
arkadaşlardan ne tür belgeler istendi? Hiç belge istenmedi. Hiçbir
şey istenmedi, tamam mı...'
(Haluk Laçin, yer yer konuşmaya
çalıştı. 'Var, var...'dedi.)
Başkan- 'Evet, değerli
arkadaşlar, daha, kendi içimizde de uzun konuşabiliriz.
Gündemimizin...'
Serdar Ören- 'Başkanım, çok
kısa bir şey söyleyebilir miyim, çok kısa?'
Başkan- 'Evet'
Serdar Ören- 'Ben Kent Konseyi
başkanımızdan, satışı ertelenen, tekrar satışa çıkacaktır,
Cumalı Köyü'ndeki 276 ada 64 parseldeki yerin satışı ile
ilgili, Kargı Koyu ile ilgili verdiği tepkiyi Cumalı Köyü'nde de
bekliyorum....'
(Kent Konseyi başkanı ile
karşılıklı, net olarak anlaşılamayan konuşmalar yapıldı.)
Başkan- 'Tamam, arkadaşlar.
Tamam. Bitti...' dedi...
(Datça Belediyesi Facebook
sayfasındaki video kaydından yararlanılarak hazırlanan bu üç
bölümlük yazıda, ister istemez, bazı eksik ve konuşmacının
kastını aşan ya da tam anlatamayan ifadelerin olması olasıdır.
Okurken, içinden 'Acaba?' diyen okuyucuya, sözü edilen video
kaydını dinlemeyi öneriyorum.)
29.05.2021/Datça/Mehmet Erdal.
(*) Not:1- Burada paylaşılan yazılar Muğla Turnusol'da farklı tarihlerde yayınlanmıştır.
Not: 2- Bu dosya içinde, asıl olarak Datça Belediye Meclisinde yer alan siyasal partilerin "Kargı Koyu" ile ilgili açıklamalarına yer verilmiştir.