2020.04.20.MARMARİS YAZILARI-6 'KENT MECLİSİ' NASIL BİR ÖRGÜTLENMEDİR?
MARMARİS YAZILARI-6: 'KENT MECLİSİ'
NASIL BİR ÖRGÜTLENMEDİR ?
(Önceki haftalarda ilk iki
bölümünü yayınladığımız tartışmanın son bölümünü
yayınlıyoruz.)
Ferit Dağ- '' KENT MECLİSİ''
M. Ali Yılmaz- '' 'KENT MECLİSİ'
NASIL BİR ÖRGÜTLENMEDİR?''
Ferit Dağ- '' Kent Meclisi süreci
23 Aralık 1994 yılında 17 kuruluşun bir araya gelerek ortaklaşa
neler yapabiliriz tartışmasıyla başlamıştır. 5 Ocak 1995
tarihinde yapılan üçüncü toplantılarında ortaklaşılan
ilkeler saptanmış ve bir protokol hazırlanmıştır. Bu ilkelerin
saptanması sürecinde Keyif Bar'da yapılan bir toplantıda
ortaklaşılacak ilkeler saptanırken kimi Atatürkçülük, kimi
Laiklik, kimi Turizm, kimi Kadın sorunları demiş fakat kent
sorunları haricinde ortak bir payda oluşturulamamıştır.
Ortaklaşılan metin incelendiğinde (en demokrat arkadaşlarda yoksa
verebilirim) saptanan ilkelerin tamamı kent sorunları ile
ilgilidir. Bundan anlaşılan, birbirinden farklı hatta birbirine
tamamen zıt siyasi düşüncedeki insanları ortak hareket
ettirebilecek tek nokta kendi yaşadıkları ortak çevre ile
sorunlarıdır. Denizin kirlenmesi hepsini ilgilendirmektedir.
Ormanlarımız hepsini ilgilendirmektedir. Atatürkçülük hepsinin
ortak paydası değildir. Kimi sağdan, kimi soldan bu düşünceye
katılmamaktadır vb.
ÇEV-DER tarafından yayınlanan
Ocak 1995 tarihli Çevre Bülteni'nde bu ortaklaşılan ilkeler
yayınlanmış ve başlığı 'Kent Meclisi'ne Doğru' olarak
atılmıştır. O zamanki dernekler platformu, kent sorunları ile
ilgili birkaç toplantı yapmış, ilçe etkililerini ve
yetkililerini bir çok konuda sıkıştırmıştır. Bu girişim, o
zamanlar kalıcı bir hale dönüştürülememiştir.
Yıllar sonra, Demokrasi Platformu
gibi bir deney de yaşadıktan sonra Yazıcı Otel'in Pamucak
mevkiindeki ormanlık alandaki yapılaşmasına karşı başlatılan
etkinlik, Marmarislilerin ( ÖDP içinde konumlanan en demokrat
arkadaşlar hariç) ortak çabasına dönüşmüş, Kent Meclisi
oluşturulmuş, bunu İçmeler'de yapılan 3000 kişilik güzel bir
mitingle süslenmiştir. Bu 3000 kişinin hepsi Marmaris'ten
katılmıştır. Bu mitingten sonra Yazıcı Otel sahipleri ormanlık
alana otel yapımından (şimdilik) vazgeçirilmiştir.
Kanım odur ki, Kent Meclisi,
katılımcı örgüt ve kişiler tarafından sahip çıkılır,
işleyiş tarzıda doğrudan demokrasiye uygun bir hale getirilirse,
Marmaris'te şimdiye kadar olmamış, ülkemizde de fazla örneği
olmayan bir demokrasi deneyimi olur ve demokrasi kültürünün
yaratılmasına katkıda bulunur.
Kent Meclisi'nin Ticaret Odası'yla
birlikte organize ettiği ve Grand Azur Hoteli'nde gerçekleştirilen
turizm sorunlarının tartışıldığı toplantı ile ilgili
eleştirilere gelince; bütün geçim kaynağını turizme
endekslemiş bir kentte turizmcilerin turizm sorunlarını tartışması
ve tartışmada etkili ve yetkililerin bulunması son derece normal.
Bu kişilerin Marmaris'in bu hale gelmesinde ciddi katkıları olduğu
tespitine ben de katılıyorum. Ama bu ciddi katkı salt onları
çabaları ile değil bir çok Marmarisli'nin katkıları ve
destekleri ile olmuştur.
Diğer bir eleştiri de Kent Meclisi'nin daha kurulurken birilerinden icazet aldığı
şeklindedir. Burada iki yanlış yapılmaktadır. Bir: yurttaşların
bizzat katılımıyla, coşkuyla oluşturulan bir yuttaş girişimini
'egemenlerin onayı doğrultusunda olduğu şeklinde' yorumlamak,
iki: oluşuma katılan bir kısım kişilerin kendi düşünceleri
doğrultusunda yaptıkları bir ziyareti, bütün Kent Meclisi
katılımcılarına fatura etmek; bu oluşumda düşünceleri
birbiriyle uyuşmayan hatta taban tabana zıt bir çok kişi vardır
ve birilerinin yaptığı diğerlerini bağlamaz. Ama amaç üzüm
yemek değil bağcıyı dövmek olunca, bazı şeyleri izah etmek çok
zor.
Tüm Marmarislileri Kent
Meclisi'ne sahip çıkmaya çağırıyoruz.''
M.Ali Yılmaz- '' Marmaris
özelinde herhangi bir yerel ve kitlesel örgütlenmenin olmadığı
koşullarda veya önerildiği koşullarda 'Kent meclisi' önerisi,
eğer 25 Ağustos tarihli Çağdaş Marmaris Gazetesi'nde yayınlanan
'itirafname'de yazıldığı gibi 'ayakları havada' değil,
'ayakları yere basan' bir örgüt olarak, yani Marmaris'te
birbirinden zıt düşünen insanları ne yapıp edip bir araya
getirme aşkından değil de, Marmaris'te yaşanan 'Kentsel
Sorunlara' çözüm bulma ve bu doğrultuda örgütlü kitlesel bir
mücadeleyi yürütüp yönlendirme amacıyla önerilmiş olsaydı;
evet, böyle önerilmiş olsaydı, birinci durumda biz bunu 'ileri
bir adım' olarak, ikinci durumda 'gerekli bir adım' olarak
değerlendirir ve bu önerinin yaşama geçirilebilecek hale
getirilmesinde ve muhtemelen yaşama geçirilmesinde çok farklı ve
çok sıcak davranabilirdik.
Ama bu öneri böyle getirilmedi.
Bu öneri, 'DEMOKRASİ
PLATFORMU'nun olduğu koşullarda, 'Kentsel sorunların' bu
platform'un dağıtılarak aşılması (!) temelinde; onun yerine
geçirilecek ve ondan daha 'ileri' bir örgütlenme olarak önerildi,
savunuldu ve oluşturuldu. Bir başka deyişle, 'DEMOKRASİ
PLATFORMU'nun olduğu koşullarda, gerçekte daha 'ALT BİR OLUŞUM'
olarak değerlendirilmesi gereken 'Kent Meclisi', sanki birbirlerinin
yerine ikame edilebilirmiş gibi 'EŞ', hatta daha 'İLERİ DÜZEYDE'
bir oluşum olarak sunuldu ve öyle de genel kabul görmesi
sağlanmaya çalışıldı. ( Bunun bir ifadesi olarak, Sayın Ferit
Dağ, Marmarisli'lerin daha 'ileri' bir eylem çizgisinde ve
örgütlenme içerisinde 'daha az'; daha 'geri' bir eylem çizgisinde
ve örgütlenme içerisinde 'daha çok' bir araya gelmelerini, sanki
'eş' şeylermiş gibi kıyaslayarak, ikincinin yüceltilmesi yolunu
seçiyor.)
Evet, Globalleşen bir dünyada ve
onun 'ayrılmaz' parçası olmak isteyen ülkemizde, 'Burjuva Liberalizmi'nin yeniden öne çıkarılan düşüncelerinin 'Sol'da
yankılanmasının bir ifadesi olan bu anlayışın, şimdilik de
olsa, 'Kent Meclisi'nin bu formülasyonu ve oluşturma biçimiyle
başarıya ulaştığı kabul edilmelidir.
Ama yaşam devam ediyor ve yaşam
en büyük turnusol kağıdıdır. Böylesi bir anlayışın ürünü
olan Marmaris'teki 'Kent Meclisi'nde yönetimin ve inisiyatifin,
yaşanılan sorunların sorumluları sayılabilecek kişilere
bırakılması, sorunların yalnızca onlar tarafından veya onların
sorumluluğunda çözülebileceği gibi (sanki bu kişiler bilmeden
bu sorunlara yol açmışlar, yenice bunun bilincine varmışlar ve
şimdi de hatalarını telafi etmek istiyorlarmış) 'yanılsama'ya,
hedef saptırmaya ve sorumluların sorumluluklarının gizlenmesine ,
onların toplum içindeki konumlarının meşrulaştırılmasına
neden olunması hiç de şaşırtıcı değildir. (Turizm'de yaşanan
'Kriz'in ele alındığı toplantıda meydanın 'Kriz'in asli
sorumlularına veya yaşanılan 'Kriz'den kendi şirketlerine bir pay
çıkarmaya çalışanlara bırakılması, 'çözüm' üretilmesi
beklenirken 'şov'a tanık olunması; 'Kent Meclisi'nin, Marmaris'in
sorunlarıyla uğraşmayı bir kenara bırakıp '29 Ekim Cumhuriyet
Bayramı Protokolü'nü hazırlama'ya soyunması da şaşırtıcı
olmamıştır.) Yine bu 'Kent Meclisi'nin bugünkü yönetim ekibinin
ilk olarak Marmarislilere değil, 'Armutalan ressamı'na koşması ve
oradan 'icazet' alması, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Protokolü'nün
oluşturulması sırasında sayın 'ressam'ın (*) ricasını 'emir'
telakki etmesi de şaşırtıcı değildir. Şimdi kalkıp, bu
ziyaretçilerin her daim sayın 'ressam' ile içli-dışlı olduğu
bilinmiyormuş ve bu ziyaret beklenmiyormuş gibi '...oluşuma
katılan bir kısım kişilerin kendi düşünceleri doğrultusunda
yaptıkları bir ziyaret...' biçiminde bir açıklama yaparak
zevahiri kurtarmaya çalışmak neyi değiştirir?
Karşı çıkmak için tırnak
içinde 'Demokrat' bile olmanın gerekmediği 'Bir askeri liderden
icazet alma' olayını meşrulaştıran 'içimizdeki'(!) şu
Liberalizmin yeni savunucularının(**) durumunu görüyor musunuz?
Yazık...''
((Açıklama notları:
*Yazıda 'Armutalan ressamı' ya
da doğrudan 'ressam' olarak ad verilmeden tanımlanan ve haliyle
ziyaret edilen kişi, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin lideri Kenan
Evren'dir.
**12 Eylül 1980 Askeri Darbesi
sonrası yaşanan 'yenilgi' koşullarunda öne çıkan/öne çıkarılan
(bu yazılarda da bahse konu edilen) 'Burjuva Liberalizmi'nin yeni
savunucularının ve onların ardışık'ı konumundaki bütün
türevlerinin 'sulta' döneminin, içine girilen bugünkü yeni
toplumsal koşullarda 'geride kalacağı' öngörüsünde
bulunabiliriz. Bu konuda, Datça özgülünde bir örnek, Bknz:Yerel
Demokrasi ve Katılım-Forumu Üzerine Notlar.
https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com))
20.04.2020/Datça
Mehmet Erdal



Hiç yorum yok :
Yorum Gönder