14 Nisan 2020 Salı

2020.04.14.YASAKLI PAZARCILARIN AYAKTA KALMA ÇABALARI

  Hiç yorum yok


     YASAKLI PAZARCILARIN AYAKTA KALMA ÇABALARI.
     'NİSAN-MAYIS NEYSE, AMA HAZİRAN'DA DEVAM EDERSE DAYANAMAYIZ!...'
     İçişleri Bakanlığı'nın 24 Mart 2020 günü gece yarısı yayınladığı genelge ile pazar yerlerine tezgah açmaları (süresi baştan ilan edilmeyen bir zaman dilimi için) yasaklanan (giyim, deri çanta-kemer, ayakkabı ve terlik, plastik eşya, hediyelik vb. ürün satıcısı) pazarcıların durumu ve içine girilen süreçteki beklentilerinin neler olduğuna dair yedi (7) pazarcı esnafı ile telefon üzerinden söyleşi yapmış ve bu söyleşiyi, 31.03.2020 tarihinde yayınlamıştım.(Bknz: Yasaklı Pazarcıların Durumu ve Beklentileri/ https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com)
     Söyleşi yaptığım Pazarcılar, söyleşide, kendi durumlarına ve (Belediyeden, Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan, Devletten) beklentilerine dair düşüncelerini açık açık ifade etmişlerdi.
     Bu yasağın üzerinden üç(3) hafta civarında bir süre geçti.
     ***
     Bu 'yasak' durumu, halihazırda devam ediyor ve daha ne kadar devam edeceğine dair de hiç bir yetkili kişi ve kurum, herhangi bir somut açıklama yapmıyor.
     Peki, bu pazarcı esnafı, şimdi ne düşünüyor? Ne yapıyor? Kendisinin ve evinin geçimini nasıl devam ettiriyor? Belediyeden, Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan, Devletten beklentilerine somut bir yanıt bulabildiler mi? Şimdilerde kimden ve ne tür beklentileri var? Gidişata dair düşünceleri nedir?
     Fikri takip yaparak, aynı pazarcılar ile yeniden bir söyleşi yapmaya karar verdim; önceki söyleşi sıralamasına uygun olarak, telefonlarını çaldırdım:
     BURAK GERİ DÖNMEZ: (Marmaris'te oturuyor. Evli. Çocuğu yok. Kadın giyim eşyaları satıyor ve Datça, Ak-Tur, Ak-Tur açılıncaya kadar Turunç, Perşembe günleri de Muğla Pazarı'na tezgah açıyordu) Halet-i ruhiyen nasıl, diye soruyorum, anlamıyor; ne?, diyor. Kuşak farkı, doğal. Nasılsın? Psikolojik durumun nasıl?, diyorum; orta şekerli, diye cevap veriyor. Ne iyi ne de kötüymüş. Sürekli TV'lere bakıyormuş. Yakın zamanda her şeyin güzel olacağını, söyleyemem, diyor. Bir köpeği var mış ve gündüzleri onu gezdiriyormuş. Bugünlerde, kirada oturduğu evi boyayacakmış. Eşi çalışmaya devam ediyormuş, ama onun maaşı ile geçinemeyecekleri için hazırdan yemeye devam ediyorlarmış. Kredi için, bağlı olduğu Datça Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nı aramış. Oda Başkanı, Cemal Demirtaş, Halk Bankası'na başvurmasını, eğer orada bir sorun yaşarsa kendilerini aramasını söylemiş. Odadan verilen bilgiye göre, 5-25 bin TL. arasında kefil, ipotek vb. herhangi bir şey istenmiyormuş. 25-100 bin TL. arasındaki kredi taleplerinde kefil ve ipotek isteniyormuş. Marmaris'te oturduğu için, Devletin sözünü ettiği yardımlar konusunda Marmaris Kaymakamlığı'nı aramış; oradan, kendisine bir telefon numarası vermişler ve o numarayı aramasını söylemişler. Aramış, aramış, bir türlü düşürememiş. İçinde yaşanılan mevcut durumun, Haziran sonuna kadar devam edebileceğini düşünüyor. O saatten sonrası için, yurt dışına yönelik sınırları açarlar mı açmazlar mı?, Açmaları mı iyi olur ya da açmamaları mı?, Açarlarsa, turistlerin gelmeleri mi iyi olur yoksa gelmemeleri mi?, diye kendi kendine soruyormuş. Çünkü, bu virüsün öyle kolay kolay engellenemeyeceğini, engelledik deseler de gerçekten tehlike olmaktan çıkıp çıkamayacağını, bilemediğini ve bu konularda, TV'lerden dinledikleri çerçevesinde, kafasının karışık olduğunu, söylüyor. Bu nedenle, Devletten, kira ve geriden gelen borçlar konusunda, nakdi yardım ya da gelecek yıl ödemeli kredi vermesini istiyor. Bu konuda, İç Anadolu ile sahillerdeki esnafa yönelik iki ayrı yaklaşımın gösterilmesinin iyi olacağını, söylüyor. Eğer, Devlet, Bankalar, Esnaf Odaları, gelecek yıl değil de normal kredi verirse, Haziran ayının da bu durumda geçeceği ve geriye 2-3 ayın kalacağı, o ayların da nasıl geçeceğinin bilinmediği bir durumda, bu krediler, nasıl ödenir?, diye soruyor. Nisan-Mayıs-Haziran ayları Bağ-Kur borçları Ekim-Kasım-Aralık aylarına ertelendi, o aylarda hem ertelenenleri hem de o ayları, yani sezonun, haliyle işin bittiği o kış aylarında iki aylık Bağ-Kur borcunu birlikte kim ödeyebilir ki?, bu imkansız bir şey, diye de ekliyor. Ben, bu borçları, ancak gelecek yıl ödeyebilirim, diyor. Toptancıları ile konuşuyormuş. Onlar da bir beklenti içerisindeymiş. Ben, diyor, Haziran ayında neye güvenerek mala gireyim? Toptancı, biliyorsun, önceden mal yapar; peki, onlar kime güvenerek, şimdiden mal yapsın? Bilemiyorum, bekliyorum, diyerek sözünü bitiriyor.
     MEHMET SÖYLEMEZ (ATA): ( Datça'da oturuyor. Evli. İki çocuğu var. Birisi üniversitede olmak üzere, her ikisi de okuyor. Ayakkabı ve terlik satıyor. Datça, Ak-Tur, Palamutbükü, Çeşme Köy ve Yazı Köy Pazarlarına çıkıyordu.) Ne yapıyorsun?, diyorum; ne yapacağım?, boş boş oturuyorum, diyor. Boş olduğu zamanlarda kahvelere giden ve arkadaşlarıyla 'taş döşeyen' (Okey oyunu) birisi olduğunu bildiğim Ata, şimdilerde kahveler de kapalı olduğundan, evden dışarıya çıkmıyormuş. Evde sorun çıkmıyor mu, diye soruyorum, yok, ne sorunu çıksın, diyor. Hanımı da evde oturuyormuş.Evin geçimini, emekli maaşı ile sağlamaya çalışıyormuş. Durumunu az çok bildiğimden, emekli maaşından kesilen bir şey yok mu, diyorum; varmış; 875 TL. civarında bir kredi borcu kesintisi var mış. Evi kira olduğu için, ev sahibi ne diyor?, diyorum. Şimdilik, bir şey istediği yok, diyor. Üniversitede okuyan kızı da, şimdi evdeymiş. Kredi için, İnternetten Ziraat Bankası'na baş vurmuş. Sana döneriz, demişler; bir hafta olmuş başvuralı ve ses seda yokmuş. Döneceklerine dair umudu da yokmuş. Kendisi gibi tezgah açması yasak olan bir pazarcı arkadaşı ile Datça Kaymakamlığı'na gitmişler. Kaymakamlıktan, SSK güvenceleri olduğu için, yardım edemeyeceklerini, söylemişler. Kaymakamlık, herhangi bir güvencesi olmayanlara yardım ediyormuş. Peki, Devlet, açmayın, dediği için tezgah açmadıklarını, onlara yönelik bir yardımın olup olmadığını bilip bilmediğini, soruyorum. Bilmiyormuş. Bu durumun Mayıs ortalarına kadar süreceğini düşünüyormuş; daha doğrusu, TV'lerde söylenenlere bakarak bu öngörüde bulunuyormuş. Peki, diyorum, diyelim ki bu durum Haziran sonu ve Temmuz ortalarını buldu, ne yapacaksın? Ne yapacağım, bekleyeceğim, diyor. Beklemekten başka çaresi olmayan her yurttaş gibi...
     TURGUT GÜN: (Marmaris'te oturuyor. Evli ve okuyan iki çocuğu var. Ev kendisinin. Üç kardeş birlikte aynı işi yapıyorlar. Plastik ve cam eşya mamulleri satıyorlar. Datça, Ak-Tur, Palamutbükü, Karaincir, Beldibi, Söğüt, Bozburun, Selimiye ve Bayır pazarlarına tezgah açıyorlardı) Evde oturuyorum, hanıma ev işlerinde, bahçe işlerinde yardım ediyorum, diyor, sormam üzerine. Çocuklarla ilgileniyor, TV izliyormuş. Yazdan yaptıkları yiyecek stokunu kullanıyorlarmış. Şu ara elektrik, su, İnternet ödemelerini pas geçiyormuş. Başka yapılacak bir şey yok, diyor. Durumuna şükrediyor. Şimdilik idare edecekleri kadar paraları varmış. Ama öte yandan, Halk Bankası ve faizli olarak da Yapı Kredi Bankası'na olan borçları ötelemişler. Kredi kartı borcum var, ödeyemeyeceğim, diyor. Bağlı oldukları Kavaklıdere Esnaf Odası'na 25 bin TL'lik kredi için kardeşi başvurmuş; kefil istemişler. Kefil gösterip o krediyi alacağız, başka çaremiz yok, diyor. Kaymakamlığa ya da Belediyeye, ayni yardım için başvuruda bulunup bulunmadıklarını soruyorum, hayır, bulunmadık, bulunmayız da; çünkü durumumuz o kadar kötü değil, bizden daha kötü durumda olanlar var, onlar gitsinler ve onlara yardım yapılsın, diyor. Bu durumun ne kadar süreceğine dair somut bir öngörüsü yokmuş, TV'lerde söylenenleri dinliyormuş, bir an önce bu durum bitsin ve işimize gücümüze bakalım; akşam ki (10 Nisan Cuma günü akşamı yaşananları kastediyor) gibi olursa, işimiz zor...diye bitiriyor.
     HÜLYA ÇAKMAKOĞLU:(Datça'da oturuyor. Evli. Datça ve Palamutbükü Pazar yerlerine tezgah açıyor. Evi kendisinin. Emekli maaşı var. İki çocuğu var ve ikisi de kendilerine bakacak durumdalar. Halihazırda, 42 üyesi olan Knidos Pazarcılar Derneği Başkanı.hediyelik eşya satıyor.) Çok zor, etrafımdaki tanıdıklara üzülüyorum, diyerek söze başlıyor. 10 Nisan günü akşamı olan olay, çok canımı sıktı, diyor. 'Bu ülke ne olacak? Ekonomi ne olacak? Biliyorsun, benim, baktığım, evcil hayvanlarım var. Bir hayvan barınağım var. Ben onlar için pazarlara çıkıyorum. Bunların, aylık 2-3 bin TL.lik ihtiyaçları var. Pazarcı arkadaşlar için, çok üzülüyorum. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile görüştüm; on (10) kadar arkadaşa, koli ile yardım gönderttim.' Tekrar, soruyorum; kaç kişi?, on kişi var, diyor. Şaşırıyorum. Duymamıştım. Ama yeterli değil, diyor. Bu insanlar için, daha başka şeyler de yapmalı, diye devam ediyor. 'Şu Nisan ayı geçsin, hani, salgın, tepe noktasını bulacak, diyorlar ya, bulsun; Mayıs ayı başı tekrar Büyükşehir ile görüşmeli, Milletvekilleri ile görüşmeli, Ankara ile görüşmeli, bu insanlar çok zor durumda. Çoğu kiralık evde oturuyor ve ev kiralarını ödeyecek, hadi bir ay dayandılar diyelim, ondan sonra karınlarını doyuracak paraları yok.' Söylediklerinden, bir parçası olduğu pazarcılar için endişe duyduğu, bir şey yapmak için çırpındığı ama var olan olanakları ve ilişkileri içerisinde, ne yapacağını bilemediği, anlaşılıyor. Kaymakamlığın, SSK güvenceleri nedeniyle, pazarcılara yardım yapamayacaklarını söylediklerini, söylüyor. Datça Belediyesi CHP Meclis üyelerinden bazıları ile görüştüğünü, onların, kendilerine, ellerinden bir şey gelmediğini, söylediklerini, söylüyor. 10 Nisan akşamı yaşananların salgın konusunda yapılan her şeyi yok ettiğini ve şimdi durumun düzelmesinin daha zor olduğunu ve uzun süreceğini; tanıdığı ve bu konularda bilgisine güvendiği bazılarının, Koronavirüs ile mücadelenin Ekim ayına kadar süreceğini söylediklerini, ekliyor. Bütün bu olayların, hep birlikte hareket etmemekten, birilerinin, hep, ben bilirim, demesinden kaynaklandığını, kendisinin, buna karşı olduğunu; daha fazla insanın ölmemesi gerektiğini, bu salgın çıkalı, panik atak olduğunu; Datça merkez'de tanıdığı bazı (kuaför gibi) iş yeri sahiplerinin iş yerlerini boşalttıklarını, daha da boşaltacak kişiler olduğunu, tahmin ettiğini, söyleyerek, sözünü bitiriyor.
     İBRAHİM KELEŞ:(Marmaris'te oturuyor. Evi kira. Evli. Üniversitede okuyan iki çocuğu var. Deri çanta ve kemer satıyor. Datça, Fethiye ve Fethiye/Hisarönü pazarlarına tezgah açıyordu.) Ortaca/Sarıgerme'de, bir kaç yıldır işlettiği dükkanın arkasına yaptığı iki göz odada yaşıyormuş, eşi ve şu an okullar açık olmadığı için yanına gelen üniversite öğrencisi iki oğluyla. Marmaris'ten buraya kaçtım, Marmaris çok kalabalık, diyor. Sezonun ne zaman başlayabileceği konusunda net bir öngörüsü yok. Sarıgerme'de sezon Mayıs ayı ortalarında başlıyormuş, bu nedenle, Haziran ayı başları açılırsa, fazla bir kaybının olmayacağını, düşünüyor. Şimdilerde evde oturuyoruz, yeyip içiyoruz, vakit geçiriyoruz, diyor. Hayatın sıkıcı olduğunu, söylüyor. 'Yapacak başka bir şey yok. Kredi kartlarına asılıyoruz. Bütün harcamaları ondan yapıyoruz. Bir kredi kartı borcum ile bir banka kredisini, biraz faizi kabul ederek öteledim. Benim ilişkim, özel bankalar ile. Kredi için,Esnaf Kefalet'e baş vurdum; 4-5 gün oluyor. Cevap bekliyorum. Muğla Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı'nı aradım, İbrahim, verirler, sıkma canını, dedi. İstediğim, 25 bin TL. Bu ne kadar beni ayakta tutar? Sonra nasıl ödenecek? Biz, şimdi bunları düşünmüyoruz. Benim ilişkilerim var. Toptancı, sezon başlasa, malı getirir ve yıkar. Kardeşlerim var. Ama onlara, zor durumdayım, yiyecek ekmeğe muhtacım, desem, yardım ederler; demiyorum. Utanıyorum. Geçenlerde, bizim partiyi (AKP-Marmaris) aradım, onlar da burayı (Ortaca) aramışlar; böyle böyle, bir üyemiz var orada, yardım edin, demişler. İnan, üzerine düşmedim. Utandım. Biz böyle yardım istemelere alışkın değiliz. Yarın, laf eden olur. Dayandığımız kadar, dayanırız. Canımızı alacaklar değiller ya. Çok üzerimize gelirlerse, alın, bir arabam var, sizin olsun, derim. Haa böyle daha ne kadar dayanabiliriz? 1,5-2 ay daha dayanırız. Sonra? Sonra, topu dikeriz.' Kaymakamlığa ayni yardım için başvurup başvurmadığını, soruyorum. Hayır, başvurmamış. Duyduğuna göre, kaymakamlık, TC'yi istiyormuş, SSK güvencesi olduğunu görünce, hayır, diyormuş. Dükkan için kredi çekmiş, bu Koronavirüs salgını başlayınca, sonra her şey tepe taklak olmuş. Daha önce, SSK ile mahkemelik bir durum yaşamış; mahkemeyi kaybetmiş. Oradan da bir fatura geldi, diyor.
     ERCAN GÜNGÖZ:(Marmaris'te oturuyor. Bekar. Evi kira. Çocuklara ve büyüklere, karışık, parti malı penye giyim eşyaları satıyor. Datça, Turunç ve Beldibi pazarlarına çıkıyordu.) İş yapmıyoruz, evde yatıp kalkıyoruz, diyor. Bir arkadaşının dükkanına yardım ediyormuş, ama o da açık olduğu günlerde bile 100-200 TL. satış yapıyormuş. Psikolojisi, normalmiş. Günlük geçimini kredi kartlarından sağlıyormuş. Bu durumun Haziran sonunu bulabileceğini, bazı otel sahiplerinin, Haziran ayı başında sezonun başlayacağını, bazılarının da, bu sezon bitti, bu iş uzar, dediklerini, söylüyor. Yapabileceği bir şey yokmuş ve bekliyormuş. Konuşmasından, gelişmeler konusunda pek umutlu olmadığı; iktidarın, Koronavirüs ile mücadelede anlık kararlar verdiğini düşündüğü, anlaşılıyor.
     BİRCAN USTA ÜNSAL: (Datça'da oturuyor. Evi kira. Evli. Eşinin 2, 2'de kendisinin, toplam 4 çocukları var. 4'ü de kendilerine bakabilecek durumdalar. Buldan bezinden yapılma kadın ve erkek giysileri satıyorlar. Datça, Ak-Tur, Palamutbükü ve Çeşme Köy pazarlarına çıkıyorlardı.) Önceki söyleşide çağla topluyordu; şimdilerde, evde oturuyormuş. Evi, Palamutbütü'nde. Nasılsın? diyorum. Nasıl olayım?, yalnızca kendim için söylemiyorum, genel için konuşuyorum; akıl hastanesine gidecek potansiyel hasta adayıyım, diyor. Hem de en önde, diye ekliyor. 'Düşünüp duruyorum. Çıkış bulamıyorum. Biz tezgah açmayalı ne kadar oldu? Üç hafta. Gelir yok. Öncesinde ancak kendimize yetmeye çalışıyorduk. Borçları vs. erteledik, diyorlar. Ertelemek çözüm değil ki! Sonra ne yapacağız? Nasıl ödeyeceğiz?'. Nasıl geçiniyorsun?, diye soruyorum. 'Her Türk ailesinin yaptığı gibi, yazdan bir şeyler hazırlayıp bir kenara koymuştuk; onları yiyoruz. Bu kumanya ile yetiniyoruz. Ayrıca, bulunduğum yer köy olduğu için yardımlaşma oluyor; ben pişirdiğimden komşuya, o da pişirdiğinden, bana veriyor. Komşu yardımı, yani. İdare edip gidiyoruz.' Esnaf Kefalet'e kredi için baş vurmuş. Esnaf Kefalet, kiradaki dükkanı daha önceden Esnaf Kefalat'e ipotekli olduğu için, 25 bin TL.lik krediyi vermiş. Ama, diyor, ona dokunmuyoruz. Neden? 'Nedeni şu; korkuyorum. Bunun yarını var. Sonumuz ne olacak, belli değil.' Bu durumun daha ne kadar devam edebileceğine dair herhangi bir öngörüsü olup olmadığını soruyorum. 'Biz zaten toplum olarak cahiliz. Ama başımızdakiler, okumuşun cahilleri oldukları için, herhangi bir öngörüm yok. Ali, yani eşim, bu yıl sezon hiç açılmaz, diyor.' 10 Nisan akşamı sokağa çıkma yasağı ilan edildikten sonra yaşananlara yönelik olarak İçişleri bakanı Süleyman Soylu'nun 'Böyle olacağını öngöremedim' sözünü aktarıyorum; ateş püskürüyor. '1 kişi, 16 kişiye bu hastalığı bulaştırıyor. Özrü kabahatinden büyük. Öngörememiş ise, o zaman orada ne işi var?(*) Onun işi öngörüde bulunmak. Orada yalnız değil ki. Danışmanları var, yardımcıları var...Öngöremedim, diye bir şey olmaz. Bu işin siyaseti olmaz. Bu, bütün dünyanın problemi. Bunun şakası yok.' Bu durum ne kadar sürerse ne yaparsın? Ne kadar zaman dayanabilirsin?, diyorum. 'Haziran ayında da bu durum devam ederse, bunu kaldıramayız. Biliyorsun, bu pazar yerinde en uzun dayanabilecek 5-10 kişi varsa, birisi de benimdir. Ama, ben bile Nisan-Mayıs neyse, ama Haziran ayında tezgah açmaya başlamalıyız. Ali'nin emekli maaşı, dükkan kirası olmasına rağmen böyle...Diğer esnaf arkadaşlar ne yaparlar, bilemiyorum.' Herhangi bir yerden ayni yardım isteyip istemediğini, bazı pazarcı arkadaşların Kaymakamlığa gittiğini, bazılarına Muğla Büyükşehir'den koli ile yiyecek yardımı yapıldığının söylendiğini söylüyorum. Ona da Muğla Büyükşehir Belediyesinden yardım istemesi için bir telefon numarası verildiğini, ama kendisinin istemediğini, çünkü kendisinin o noktada olmadığını, daha zor durumda olanların istemesi gerektiğini düşündüğünü söylüyor. 'Yalnız, şunu söyleyeyim: Ben, maske için İnternetten başvuruda bulundum, Datça Belediyesi'ne de gittim; Ali de gitti. Yok...Maske yok. Geçenlerde markete gideceğim, maske olmadan içeriye almıyorlar. Jandarmayı aradım. Ya bana maske getirin ya da market alış verişimi yapın, dedim. Bir maske getirdiler. Şimdi onu markete giderken kullanıyorum, eve dönünce asıyorum; sora, yeniden aynı şey...' Bunun sağlıklı olmadığını, o maskelerin, bir kullanımlık olduğunu, söylüyorum; o dediğin, maske varsa olur, diyor; ben de bir tek var, o bir tek maske ile o dediğin nasıl olacak?...Söyleşi bittikten ve ben bunları yazarken, telefon ediyor: 'Bak bir şey okudum, sana da aktarayım. Biliyorsun, ben doğrucuyum'dur. Adam yapıyor, çalışıyor'. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın, bütün pazarcıların elinde var olan sebze ve meyveleri satın alıp yoksul kesimlere dağıttığını, aktarıyor ve ekliyor; 'Diğer pazarcılar ne yapacak? Bu, belediyenin vereceği bir cevap değil. Bu soruya Devlet cevap vermeli'. Tamam, bunu da yazacağım, diyorum ve yazıyorum...

     (*)-Bircan Usta Ünsal ile bu söyleşi, 12 Nisan günü gündüz yapıldı; bilindiği üzere, akşamında, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu istifa etti, ama Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanı Fahrettin Altun, gece yarısına çeyrek kala, bu istifanın uygun bulunmadığını duyurdu.
     --- Yardımlar konusunda, Datça Belediyesinden, Meclis üyesi de olan Başkan Yardımcısı İnci Bilgin'i aradık: İnci hanım, Datça belediyesi olarak, bağışçıların yardımıyla, anlaştıkları üç (3) market üzerinden yoksul, zorda olan ve yardıma muhtaç 51 aileye ayni (yiyecek-içecek) yardımı yaptıklarını; yine, ihtiyacı olanlara bedava çorba dağıtan Murat beyin bildirdiği 9 aileye ,13.04.2020 günü yardım gönderdiklerini; ayrıca, Muğla Büyükşehir Belediyesinin verdiği telefon numarasına, yardım isteyen ailelerin baş vurmaya devam ettiğini; Datça Belediyesi'nin ve CHP İlçe Örgütü'nün de mahallelerdeki muhtarlar ve başka ehil kişilerden öğrendikleri ailelerin isimlerini, 'bu ailelere yardım edilsin' diyerek, Büyükşehire bildirdiklerini...söyledi.
     ---Datça Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Cemal Demirtaş'ı bu kez yine aradık: Cemal bey, Devletin, Esnaf Kefaletlere, kredi talebinde bulunan esnaflardan kefil gösterme ve ipotek verme konularında esnek davranılması doğrultusunda yazı yolladığını ama Esnaf Kefalet'in ya da Bankanın, yine bildiği gibi davrandığını; sistemde bir problem olduğunu; sistemin değişmesi gerektiğini; Sol olmuş, Sağ olmuş, kimin yönetimde olduğunun önemli olmadığını, sistemin değişmesinin önemli olduğunu; Datça Esnaf Odası olarak, esnaflara, yardıma muhtaç durumda olan varsa kendilerine baş vurması, kendilerine yardım edecekleri doğrultusunda mesaj attıklarını ama gerçekten yardıma muhtaç olan kimsenin kendilerine gelmediğini; Datça Esnaf Odası olarak maske, eldiven ve iş yerlerinin dezenfekte edilmesi konusunda esnafa yardımcı olduklarını; dezenfekte malzemelerini ve gerekli aleti aldıklarını..., söyledi. Ayrıca, Cemal beye, şu içinde bulunduğumuz durumun ne kadar devam edebileceği konusunda herhangi bir öngörüsünün olup olmadığını, soruyorum; Mayıs 20'yi işaret ediyor, eğer diyor, Mayıs 20 gibi bu iş sonlandırılamaz ve normale dönülmez ise, bırak esnafı, Devlet bile sıkıntı yaşar...
     ---Datça Esnaf Kefalet Kooperatif Başkanı Hasan Esat Deniz: Bizde, öncekinden farklı olarak yeni bir gelişme yok. Bizim ortaklarımızdan, yani bizden daha önce kredi kullanmış ve bizde ipoteği bulunan bir esnaftan, biz herhangi bir şey istemiyoruz; istediği krediyi veriyoruz. Bize gelen yazıda, ilk kez kredi baş vurusunda bulunan esnaftan kefil isteyin, diyor. Biz, yine de, durumuna bakıyoruz ve hem herhangi bir sorunu yok hem de bu devirde kefil bulmasını olanaksız görüyorsak, kredi veriyoruz. Ama, bir esnaf, doğrudan Halk Bankası'na baş vurur ise, banka, kefil aramadan, o esnafa kredi veriyor; Halk Bankası'nın bu konudaki kuralları, bizden biraz daha farklı, diyor.
     14.04.2020/Datça


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder