2020.01.25.DATÇADAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -6 KENT KONSEYİNE 'KATILIM', KATILIM MI DIR?
DATÇA'DAKİ
YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -6
KENT
KONSEYİNE 'KATILIM', KATILIM MIDIR?
Tartışma
konumuzun 11.01.2020 tarihinde yayınlanan 'KATILIM MI DEMİŞTİNİZ?'
başlıklı ilk bölümünde, '' 31 Mart 2019 Yerel Seçimi sonrası,
çok az sayıdaki kişiden oluşan Datça Haziran Meclisinde, bütün
belediye Meclis toplantılarına katılma doğrultusunda bir eğilim
öne çıktı ve ardından,....Bu düşüncemizi yerel yönetimde ya
da uzunca bir süredir var olan ve Datça'da oldukça aktif bir
çalışma çizgisi izleyen kent konseyi içerisinde farklı
konumlarda bulunan bazı tanıdıklara açtık; ilk anlarda, yerel
yönetimde yer alan tanıdıkların bir kısmı 'Gidin, kent
konseyinde çalışın.', kent konseyi içerisinde çalışma yürüten
tanıdıkların bir kısmı ise 'Gelin, kent konseyinde çalışın.'
yollu, bir anlamda yönlendirme içeren önerilerde bulundular.''
(Bknz: https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com
) demiştik.
***
Ülkemizde,
resmi kayıtlara göre (Bknz:e-içişleri gov.tr), 1389 yerleşim
biriminde belediye örgütlenmesi mevcuttur; kimse kesin rakam
veremiyor ama 15.06.2015 tarihli bir habere göre (Bknz: Yeni
Asya/Google), o tarihte 200, yani %15'lik bir kısmında; bugün ise,
350 civarında, yani %25'inde, Kent Konseyinin kurulu durumda
olduğu söyleniyor. (Bknz: 'Mahalle Meclisleri Yönergesi'
üzerine-1/23.11.2019 https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com
)
Bu
350 civarındaki kent konseyinin ise kaç tanesinin aktif olduğu ve
kaç tanesinin 'kağıt üzerinde' kurulu bulunduğuna dair, yine
tahminin dışında kimse bir şeyler söyleyemiyor. (Bu konuda da,
tahminen, aktif sayılabilecek olanlara dair 50 rakamı, veriliyor.)
***
Bizim
düşüncemiz karşısında 'Tamam, belediye meclis toplantılarına
katılınmalı ama kent konseyi içerisinde çalışmayı da
unutmamalı; orada da çalışılmalı' ya da 'Kent konseyi
içerisindeki çalışmayı da ihmal etmemeli' biçiminde (ki, biz
zaten o çerçevede düşünüyorduk) tepkiler gösterilse idi, hiç
bir sorun yoktu; ama öyle olmadı. Bizim yaklaşımımızın
(haliyle önerimizin) alternatifi olarak, yukarıdaki yaklaşım/karşıt
öneri dile getirildi.
Bu
durumda, şimdi sorulması gereken soru şudur: 'Kent konseyinde
çalışın' biçiminde yapılan yönlendirme içerikli çağrı
(yalnızca Datça için önerilmiş olabileceğine hiç şans
tanımadığımızdan, soruyoruz) yalnızca Datça ve Datça gibi
'kent konseyi olan yerler' için mi, yoksa kent konseyi olsun
olmasın, 'ülkemizin geneli için de' geçerli olmak üzere mi
önerilmektedir?
Datça
ve Datça gibi kent konseyinin kurulduğu (50, hadi iyimser olalım,
350 civarındaki) yerler için öneriliyor ise, bu durumda geriye
kalan ve kent konseyi bulunmayan 1039 civarındaki yerleşim birimi
için ne öneriliyor?
Ülkemizin
geneli için öneriliyor ise, halihazırda kent konseyi bulunmayan
yerlerdeki yurttaşlar, (tamam, bu önermenin doğal sonucu olarak,
kent konseyinin kurulması için çalışacaklar; iyi de) kent
konseyi kuruluncaya kadar ne yapacaklardır?
Bu,
birincisi.
İkincisi,
kent konseyi, daha önce
yazıldığı üzere, özet olarak, ''Farklı
ülkelerde, farklı zamanlarda, farklı ad ve biçimlerde
önerilmiş..., tarihsel olarak 'merkezi otoritenin' (Devletin)
yereldeki eksikliklerinin ve yetersizliklerinin değil, yerel
yönetimin (belediyenin) eksikliklerinin ve yetersizliklerinin''
merkezi otorite tarafından kabul edilmesi ve ''giderilmeye
çalışılmasının bir ifadesi olarak gündeme gelmiş
ve...ülkemizde 2005 tarihli 5393 sayılı Belediyeler Kanununun 76.
maddesi ile resmen kabul edilerek günlük hayatımıza girmiş ve
her yerde değil, yalnızca '...belediye teşkilatı olan
yerlerde...' kurulması... öngörülen bir örgütlenme
biçimidir.'' (Bknz: Kent Konseyleri üzerine tartışma notları.
Bölüm-3/22.06.2019 https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com
)
Bir
başka deyişle, kent konseyi, yerel yasama organının ya da daha
geniş bir tanımlamayla,yerel yönetimin eksikliklerinin ve
yetersizliklerinin giderilebilmesine katkıda bulunabilmesi amacıyla
önerilmiş 'YARDIMCI' bir örgütlenme biçimidir. (Dahası, bizim
ülkemizde, ilgili yasayı çıkaran siyasal iktidarın bu
örgütlenmeye olan 'KERHEN' yaklaşımı nedeniyle de diğer
ülkelerdeki benzerlerinden oldukça daha şekli ve ucube bir yasal
tanımlaması yapılmıştır.)
Yasa
koyucunun belirlediği ve kimler olacağını, çıkardığı ilgili
yönetmeliğin bir maddesi ile duyurduğu katılımcı kurum ve
kuruluşların temsilcilerinden oluşan kent konseyi, yılda en az üç
(3) kez toplanır (genel kurulda toplanma sayısı artırılabilir)
ve eğer toplantının gündeminde var ise, belediye meclisinde
görüşülmek üzere gönderilecek kararları tartışır ve oylar;
kabul edilenleri, belediye meclisine sunar.
Belediye
meclisi, kent konseyinden gelen bu kararları gündemine alır,
görüşür, tartışır ama kabul etmek zorunda değildir; aynen ya
da değiştirerek kabul etmek ya da kabul etmeyip geri çevirmek
hakkı ve keyfiyeti, tamamen onun tasarrufundadır.
Kent
konseyinde, genel kurul toplantılarında, (belediye meclis
toplantılarında olduğu gibi) yalnızca katılımcılar oy kullanır
ve kararın nasıl çıkacağında belirleyici olurlar; genel kurul
toplantılarına gönüllü olarak katılan izleyici konumundaki
bireylerin söz hakkı (Kent Konseyi Yürütme Kurulunun bu
doğrultuda göstereceği inisiyatif çerçevesinde) olsa bile oy
hakları yoktur; onlar, toplantı süresince edilgen birer
izleyicidirler. Bu konumdaki yurttaşa/yurttaşlara önerilen, bu
katılımcı örgütlerin birisinde ve/veya Kent Konseyi bünyesinde
oluşturulan ve katılımcı olarak temsilci gönderme hakkı bulunan
çalışma grupları ve meclisler içerisinde yer almak ve bu şekilde
hem çalışmalarına hem de haliyle kent konseyinin karar alma
sürecine, o aşamada katkıda bulunmaktır. (Hakkını yemeyelim, bu
öneri, bir anlamda, kişiyi/kişileri örgütlenmeye yönlendirmesi
noktasında pozitif bir öneridir; ama, tartışma konumuz olan
'katılım' açısından, değişen bir şey yoktur. Ayrıca kent
konseyi konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek için de Bknz:KENT
KONSEYİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI./1...12 bölüm,
https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com
)
***
Bu
durumda, 'Kent konseyine gidin' ya da 'Kent konseyine gelin ve orada
çalışın' derken, gerçekte yurttaşa ne önerilmiş olmaktadır?
Şunlar:
a)-Yerele
dair kararların alındığı belediye meclisine değil, belediye
meclisinin yanında ikincil konumda olan ve yerel yönetime
'yardımcı' olmakla yükümlü kılınmış bulunan kent konseyine
katılın,
b)-Bu
katılımı da istediğiniz bir biçimde değil, yalnızca ve
yalnızca kent konseyi kurucuları olarak yasayla tanımlanmış
örgütlenmeler ve/veya kent konseyi içerisinde kurulabilecek olan
çalışma grupları ve meclisler içerisinde yer alarak
gerçekleştirin,
c)-Belediye
meclisine ve haliyle alınacak kararlara katılımın, ancak bundan
sonra ve o da, kent konseyinde alınacak kararların belediye
meclisine 'bir öneri' olarak sunulması biçiminde olabileceğini
bilin, denilmektedir.
Yani,
yurttaşlara, yaşadıkları yerleri ve yaşamlarını ilgilendiren
konularla ilgili karar alma süreçlerine doğrudan katılabilecekleri
ve özne olabilecekleri bir yol değil, dolambaçlı ve sonuç alınıp
alınamayacağı tartışmalı olan bir yol önerilmektedir.
Bir
başka deyişle, kent konseyi dolayımı ile karar alma süreçlerine
katılım da 'katılım'dır; ama, böyle bir 'katılım'dır. (Kent
konseyi çalışmalarına katılan yurttaşlarda çok sıkça tanık
olunduğu üzere onları canından bezdiren, bıkkınlıklarına ve
umutsuzluklarına neden olan, nihayetinde bütün çalışma
arzularının soğumasına ve kent konseyini terk etmelerine, kendi
kabukları içerisine çekilmelerine ya da bazılarında görüldüğü
üzere, 'çalışıyor gibi yaparak' var olan konumlarını, yalnızca
kendilerinin bildikleri farklı nedenlerle korumaya ve gerçekte,
içinde yaşadıkları koşullara dair yapılabilecek çalışmaları
rafa kaldırmaya neden olan, bir 'katılım'.)
Kent
konseylerinin bulunduğu yerlerde yaygınca tanık olunan ve dahası,
bize de önerilen 'katılım', 'aynıyla vaki' bu 'katılım'dır.
Bu
da bizi, 'Bu öneri sahipleri, gerçekte neyi savunmaktadır?'
sorusunu sormaya ve bu soruyu tartışmaya götürür.
Şimdi,
bu noktadayız.
(Not:1-Biz,
kent konseyinde çalışmayı değil, 'Kent konseyinde çalışılmalı
ama belediye meclisine katılımla başlayan ve belediye
meclisini/yerel yönetimi odağına alan bir çalışma esas
alınmalı' yaklaşımımızın karşısına çıkarılan ve
halihazırda, günlük yaşamda çok yaygın bir biçimde tanık
olunan, yalnızca kent konseyi çalışmalarına katılımla
sınırlanan bir 'katılımcılık' anlayışını tartışıyor ve
sorguluyoruz.
2-Datça
kent konseyinde ya da başka yerlerdeki kent konseylerinde farklı
konumlarda yer alan ve çalışmalara katılan kaç kişi, 31 Mart
2019 yerel seçim sonrası yapılan belediye meclis toplantılarına
katılmıştır?)
25.01.2020/Datça
Mehmet
Erdal

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder