24 Ocak 2020 Cuma

2020.01.25.DATÇADAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -6 KENT KONSEYİNE 'KATILIM', KATILIM MI DIR?

  Hiç yorum yok

     DATÇA'DAKİ YEREL DEMOKRASİMİZE DAİR TARTIŞMA NOTLARI -6
     KENT KONSEYİNE 'KATILIM', KATILIM MIDIR?
     Tartışma konumuzun 11.01.2020 tarihinde yayınlanan 'KATILIM MI DEMİŞTİNİZ?' başlıklı ilk bölümünde, '' 31 Mart 2019 Yerel Seçimi sonrası, çok az sayıdaki kişiden oluşan Datça Haziran Meclisinde, bütün belediye Meclis toplantılarına katılma doğrultusunda bir eğilim öne çıktı ve ardından,....Bu düşüncemizi yerel yönetimde ya da uzunca bir süredir var olan ve Datça'da oldukça aktif bir çalışma çizgisi izleyen kent konseyi içerisinde farklı konumlarda bulunan bazı tanıdıklara açtık; ilk anlarda, yerel yönetimde yer alan tanıdıkların bir kısmı 'Gidin, kent konseyinde çalışın.', kent konseyi içerisinde çalışma yürüten tanıdıkların bir kısmı ise 'Gelin, kent konseyinde çalışın.' yollu, bir anlamda yönlendirme içeren önerilerde bulundular.'' (Bknz: https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com ) demiştik.
     ***
     Ülkemizde, resmi kayıtlara göre (Bknz:e-içişleri gov.tr), 1389 yerleşim biriminde belediye örgütlenmesi mevcuttur; kimse kesin rakam veremiyor ama 15.06.2015 tarihli bir habere göre (Bknz: Yeni Asya/Google), o tarihte 200, yani %15'lik bir kısmında; bugün ise, 350 civarında, yani %25'inde, Kent Konseyinin kurulu durumda olduğu söyleniyor. (Bknz: 'Mahalle Meclisleri Yönergesi' üzerine-1/23.11.2019 https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com )
     Bu 350 civarındaki kent konseyinin ise kaç tanesinin aktif olduğu ve kaç tanesinin 'kağıt üzerinde' kurulu bulunduğuna dair, yine tahminin dışında kimse bir şeyler söyleyemiyor. (Bu konuda da, tahminen, aktif sayılabilecek olanlara dair 50 rakamı, veriliyor.)
     ***
     Bizim düşüncemiz karşısında 'Tamam, belediye meclis toplantılarına katılınmalı ama kent konseyi içerisinde çalışmayı da unutmamalı; orada da çalışılmalı' ya da 'Kent konseyi içerisindeki çalışmayı da ihmal etmemeli' biçiminde (ki, biz zaten o çerçevede düşünüyorduk) tepkiler gösterilse idi, hiç bir sorun yoktu; ama öyle olmadı. Bizim yaklaşımımızın (haliyle önerimizin) alternatifi olarak, yukarıdaki yaklaşım/karşıt öneri dile getirildi.
     Bu durumda, şimdi sorulması gereken soru şudur: 'Kent konseyinde çalışın' biçiminde yapılan yönlendirme içerikli çağrı (yalnızca Datça için önerilmiş olabileceğine hiç şans tanımadığımızdan, soruyoruz) yalnızca Datça ve Datça gibi 'kent konseyi olan yerler' için mi, yoksa kent konseyi olsun olmasın, 'ülkemizin geneli için de' geçerli olmak üzere mi önerilmektedir?
     Datça ve Datça gibi kent konseyinin kurulduğu (50, hadi iyimser olalım, 350 civarındaki) yerler için öneriliyor ise, bu durumda geriye kalan ve kent konseyi bulunmayan 1039 civarındaki yerleşim birimi için ne öneriliyor?
     Ülkemizin geneli için öneriliyor ise, halihazırda kent konseyi bulunmayan yerlerdeki yurttaşlar, (tamam, bu önermenin doğal sonucu olarak, kent konseyinin kurulması için çalışacaklar; iyi de) kent konseyi kuruluncaya kadar ne yapacaklardır?
     Bu, birincisi.
     İkincisi, kent konseyi, daha önce yazıldığı üzere, özet olarak, ''Farklı ülkelerde, farklı zamanlarda, farklı ad ve biçimlerde önerilmiş..., tarihsel olarak 'merkezi otoritenin' (Devletin) yereldeki eksikliklerinin ve yetersizliklerinin değil, yerel yönetimin (belediyenin) eksikliklerinin ve yetersizliklerinin'' merkezi otorite tarafından kabul edilmesi ve ''giderilmeye çalışılmasının bir ifadesi olarak gündeme gelmiş ve...ülkemizde 2005 tarihli 5393 sayılı Belediyeler Kanununun 76. maddesi ile resmen kabul edilerek günlük hayatımıza girmiş ve her yerde değil, yalnızca '...belediye teşkilatı olan yerlerde...' kurulması... öngörülen bir örgütlenme biçimidir.'' (Bknz: Kent Konseyleri üzerine tartışma notları. Bölüm-3/22.06.2019 https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com )
     Bir başka deyişle, kent konseyi, yerel yasama organının ya da daha geniş bir tanımlamayla,yerel yönetimin eksikliklerinin ve yetersizliklerinin giderilebilmesine katkıda bulunabilmesi amacıyla önerilmiş 'YARDIMCI' bir örgütlenme biçimidir. (Dahası, bizim ülkemizde, ilgili yasayı çıkaran siyasal iktidarın bu örgütlenmeye olan 'KERHEN' yaklaşımı nedeniyle de diğer ülkelerdeki benzerlerinden oldukça daha şekli ve ucube bir yasal tanımlaması yapılmıştır.)
     Yasa koyucunun belirlediği ve kimler olacağını, çıkardığı ilgili yönetmeliğin bir maddesi ile duyurduğu katılımcı kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşan kent konseyi, yılda en az üç (3) kez toplanır (genel kurulda toplanma sayısı artırılabilir) ve eğer toplantının gündeminde var ise, belediye meclisinde görüşülmek üzere gönderilecek kararları tartışır ve oylar; kabul edilenleri, belediye meclisine sunar.
     Belediye meclisi, kent konseyinden gelen bu kararları gündemine alır, görüşür, tartışır ama kabul etmek zorunda değildir; aynen ya da değiştirerek kabul etmek ya da kabul etmeyip geri çevirmek hakkı ve keyfiyeti, tamamen onun tasarrufundadır.
     Kent konseyinde, genel kurul toplantılarında, (belediye meclis toplantılarında olduğu gibi) yalnızca katılımcılar oy kullanır ve kararın nasıl çıkacağında belirleyici olurlar; genel kurul toplantılarına gönüllü olarak katılan izleyici konumundaki bireylerin söz hakkı (Kent Konseyi Yürütme Kurulunun bu doğrultuda göstereceği inisiyatif çerçevesinde) olsa bile oy hakları yoktur; onlar, toplantı süresince edilgen birer izleyicidirler. Bu konumdaki yurttaşa/yurttaşlara önerilen, bu katılımcı örgütlerin birisinde ve/veya Kent Konseyi bünyesinde oluşturulan ve katılımcı olarak temsilci gönderme hakkı bulunan çalışma grupları ve meclisler içerisinde yer almak ve bu şekilde hem çalışmalarına hem de haliyle kent konseyinin karar alma sürecine, o aşamada katkıda bulunmaktır. (Hakkını yemeyelim, bu öneri, bir anlamda, kişiyi/kişileri örgütlenmeye yönlendirmesi noktasında pozitif bir öneridir; ama, tartışma konumuz olan 'katılım' açısından, değişen bir şey yoktur. Ayrıca kent konseyi konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek için de Bknz:KENT KONSEYİ ÜZERİNE TARTIŞMA NOTLARI./1...12 bölüm, https://mehmeterdalyazilar.blogspot.com )
     ***
     Bu durumda, 'Kent konseyine gidin' ya da 'Kent konseyine gelin ve orada çalışın' derken, gerçekte yurttaşa ne önerilmiş olmaktadır? Şunlar:
     a)-Yerele dair kararların alındığı belediye meclisine değil, belediye meclisinin yanında ikincil konumda olan ve yerel yönetime 'yardımcı' olmakla yükümlü kılınmış bulunan kent konseyine katılın,
     b)-Bu katılımı da istediğiniz bir biçimde değil, yalnızca ve yalnızca kent konseyi kurucuları olarak yasayla tanımlanmış örgütlenmeler ve/veya kent konseyi içerisinde kurulabilecek olan çalışma grupları ve meclisler içerisinde yer alarak gerçekleştirin,
     c)-Belediye meclisine ve haliyle alınacak kararlara katılımın, ancak bundan sonra ve o da, kent konseyinde alınacak kararların belediye meclisine 'bir öneri' olarak sunulması biçiminde olabileceğini bilin, denilmektedir.
     Yani, yurttaşlara, yaşadıkları yerleri ve yaşamlarını ilgilendiren konularla ilgili karar alma süreçlerine doğrudan katılabilecekleri ve özne olabilecekleri bir yol değil, dolambaçlı ve sonuç alınıp alınamayacağı tartışmalı olan bir yol önerilmektedir.
     Bir başka deyişle, kent konseyi dolayımı ile karar alma süreçlerine katılım da 'katılım'dır; ama, böyle bir 'katılım'dır. (Kent konseyi çalışmalarına katılan yurttaşlarda çok sıkça tanık olunduğu üzere onları canından bezdiren, bıkkınlıklarına ve umutsuzluklarına neden olan, nihayetinde bütün çalışma arzularının soğumasına ve kent konseyini terk etmelerine, kendi kabukları içerisine çekilmelerine ya da bazılarında görüldüğü üzere, 'çalışıyor gibi yaparak' var olan konumlarını, yalnızca kendilerinin bildikleri farklı nedenlerle korumaya ve gerçekte, içinde yaşadıkları koşullara dair yapılabilecek çalışmaları rafa kaldırmaya neden olan, bir 'katılım'.)
     Kent konseylerinin bulunduğu yerlerde yaygınca tanık olunan ve dahası, bize de önerilen 'katılım', 'aynıyla vaki' bu 'katılım'dır.
     Bu da bizi, 'Bu öneri sahipleri, gerçekte neyi savunmaktadır?' sorusunu sormaya ve bu soruyu tartışmaya götürür.
     Şimdi, bu noktadayız.
     (Not:1-Biz, kent konseyinde çalışmayı değil, 'Kent konseyinde çalışılmalı ama belediye meclisine katılımla başlayan ve belediye meclisini/yerel yönetimi odağına alan bir çalışma esas alınmalı' yaklaşımımızın karşısına çıkarılan ve halihazırda, günlük yaşamda çok yaygın bir biçimde tanık olunan, yalnızca kent konseyi çalışmalarına katılımla sınırlanan bir 'katılımcılık' anlayışını tartışıyor ve sorguluyoruz.
     2-Datça kent konseyinde ya da başka yerlerdeki kent konseylerinde farklı konumlarda yer alan ve çalışmalara katılan kaç kişi, 31 Mart 2019 yerel seçim sonrası yapılan belediye meclis toplantılarına katılmıştır?)
     25.01.2020/Datça
     Mehmet Erdal

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder