2021.06.19.CEZAEVİ YAZILARI-61: EVDEKİ HESAP!
CEZAEVİ YAZILARI-61: EVDEKİ HESAP!
“...Özal, savaş sonrasına hazırlık amacıyla bazı yeni adımlar atarken (seçmen yaşının 18'e indirilmesi, Kürtçe konuşmanın serbest bırakılması, 141-142 ve 163'ün yeniden düzenlenmesi vb.), fiilen terörü-baskıyı azaltmaya ve savaşın yükünü çalışanların sırtına yıkma anlamına gelen zamları birbiri peşi sıra yapmaya başladı. Özal ve Özal yanlısı basın, savaş sonrasında, elbette kısa sürede biteceği ve Saddam yönetiminin alaşağı edileceği varsayımıyla, ülkede ve bölgede bir 'yumuşama' olacağından bahsediyorlar; insanları aldatıyorlar. Savaşın ne zaman biteceği, nasıl biteceği ve gündeme yeni-hangi tür sorunları getireceği belli değilken, bu söylenenlerin hepsi yalan ve demagojiden ibarettir. Ayrıca, ülke ve bölge ABD'nin daha sistemleşmiş bir hegemonyası altına girerken, 'yumuşama' olacak diye oturup beklenilemez. Bugün, Özal'ın sözde 'yumuşama' ('demokratikleşme') doğrultusunda attığı adımları yetersiz bulan; baskı ve terörüne, yaptığı zamlara şiddetle karşı çıkan etkili, aktif ve kitlesel-yaygın bir muhalefet geliştirmek gerekiyor. Bugün, böyle bir muhalefeti yaratmanın, geliştirmenin ve örgütlemenin nesnel koşulları oldukça uygundur. DS'un dışındaki kesimlerin suskunluklarını anlayamıyorum. Bugün birleşik, kitlesel ve ağırlıkla çalışanlara dayanan bir muhalefet örgütlenmeye çalışılıyorsa, bu suskunluğu anlarım; yoksa, ileride, bugünlerdeki suskunluk için çok göz yaşı dökülür, çok özeleştiri yapılır...” (1)
“...Bu hafta boyunca, başka hiç bir kimseye mektup yazmadım. Acayip bir halet-i ruhiye içerisindeyim. Biraz okudum, her gün spor yaptım ve durmadan volta attım. Üzerimde acayip bir yorgunluk vardı. Belki bundan, biraz huysuzlaştım... Bu yıl çıkma isteğimi sık sık tekrarlayıp durdum. Buradaki arkadaşlara, önümüzdeki yıl başı açık görüşünde, tavukları yüklenmiş bir biçimde görüşünüze geliyorum, diyorum; gülüyorlar. Geçen gün akşam, Akbulut, koşullar değişiyor, af'ı düşünebiliriz, falan deyince, sen buradaki insanların durumunu görecektin. Bu iktidar, bu yıl af çıkarır mı, bilemiyorum. Ama, sosyal demokratların ellerindeki tüm silahları ya tek tek alıyor ya da etkisiz hale getiriyor; Kürtçe'ye serbestlik verme; 141-142 ve 163 maddenin değiştirilmesi; idam cezalarının yeniden düzenlenmeye çalışılması; sendikalar yasası; seçmen yaşının 18'e indirilmesi vb. Bunlar, savaş sonrasına hazırlık olduğu kadar, olası bir erken seçime de hazırlık olabilir (*). ANAP'lılar, yeniden puan topladıklarını ve yeniden iktidara gelebileceklerini söyleyip duruyorlar. Anketler, DYP'nin birinci, SHP'nin ikinci, DSP'nin üçüncü, ANAP'ın dördüncü parti olduğunu gösteriyorlar (**). ANAP'ın, bu durumda, yeniden birinci parti olabilmesi ve hatta iktidara gelebilmesi için çok şeyler yapması gerekiyor... Yine de, bütün bu yapacaklarına karşın durumunu düzeltebilir mi bilemiyorum. ANAP'ın asıl sorunu, kendisine duyulan güvenin sarsılmasıdır. Onun bu güveni yeniden kazanması çok zordur; ama, eğer, yeniden birinci parti ve hatta iktidar partisi durumuna gelirse, bu, burjuva muhalifi durumundaki partilerin alternatif bir güç olamamalarından kaynaklanacaktır. Böyle bir politik ortamda, iktidara yürüyecek devrimci bir örgütlenmenin olmaması en büyük eksikliktir.; yine de, bugünkü ortamda, emekçilerin kendi iktidarlarını düşünmeleri gerektiği üzerinde bir propaganda yürütmek gerekiyor...” (2)
“... Bugünkü Cumhuriyet, Özal'ın, bir ceza indirimi yoluna gidilerek, cezaevlerinin, PKK'lılar da dahil boşaltılmasını istediğini, yazıyor. Ne ölçüde doğru, bilemiyorum. Ama, bu haber, burayı, hemen etkiledi. Dışarıya çıkma üzerine hemen şakalar başladı. Bence, bu yıl dışarıya çıksam, hiç de fena olmaz. Özellikle, Yaz ayları başlarında çıksam, çok iyi olacak. Öyle anlaşılıyor ki, Özal, Irak'ın çok yakında ve mutlaka yenileceği varsayımından hareketle, bu yıl içinde erken bir seçim düşünüyor; bu erken seçimi kazanmak için de elinde ne varsa kullanmak istiyor. Bu, bir anlamda, burjuva muhalefetin elindeki bütün silahların alınması ve onların alternatif olmaktan çıkarılması, demek oluyor. Bu, ne kadar tutar, yani, Özal/ANAP iktidarı, yitirdiği güveni ne kadar kazanabilir ve yeniden iktidara gelir, bilemiyorum; ama, Özal, yeniden kazanmak için elinden geleni yapmakta kararlı görünüyor. Bu durumda, Eylül-Ekim aylarından çok önce, bakarsın bu yasama yılında, yani en geç Haziran ayına kadar, böyle bir ceza indirimi de gündeme gelebilir. Gerçekten böyle bir indirim olur mu, olursa ne kadar olur ve bu indirim ile dışarıya çıkabilecekler içinde yer alır mıyım, bilemem, ama bu biçimde bile olsa, dışarıya çıkmaya 'hayır' demem. Buradaki baş ağrıtan sorunlardan dolayı, bu hafta içinde bir başka cezaevine gitmek için dilekçe yazmayı düşünüyordum; bugünkü haberden sonra, bekleme kararım kesinleşti. Bekleyelim ve görelim...(***)
Bu ayki Demokrat'ı yine iki tane yollamışlar. Yazılardan birisi tütün üreticilerinin ve tütün fiyatlarının bu yılki durumunu (ele) alıyor. Yazıyı yazan arkadaşın Akhisar ve Denizli yörelerini dolaştığı anlaşılıyor. Akhisar'da konuştuğu üreticilerden birisi Mustafa Özel, yani, köylü Mustafa. Bir de fotoğrafı var; tıpkı, on küsur yıl öncesinden belleğimde kaldığı gibi. Mustafa, öz olarak, '70'lerde örgüt vardı ama üye bulmak zordu; şimdi üretici örgütlenmek istiyor ama önderlik edecek kişi yok' diyor. Oğuzhan abi ile yapılan röportajdan ise, Oğuzhan abinin, DY dergilerinde yayınlanan yazıların büyük kısmını yakında bir kitap haline getireceğini anladım. Bu iyi olacak. Bizim dışımızda, kimse, böyle bir şeye cesaret edemez. Çünkü, o kadar sık görüş ve çizgi değiştiriyorlar ki, eskiden yazdıklarının tümü veya büyük çoğunluğu kağıt fabrikasına gidiyor...(****)”(3)
“... Şu an BBC haberlerini dinliyoruz ve BBC, Irak'ın, BM'in aldığı bütün kararları kabul ettiğini BM'e bildirdiğini duyuruyor. Bu, Irak'ın teslim olduğu anlamına geliyor. Irak'taki yönetimin, Irak'ın açık işgale uğramasını önlemeye çalıştığı anlaşılıyor. Ancak, ABD ve müttefikler, Irak'ın bugünkü tavrını kabul etmekle yetinseler ve daha ileriye gitmeseler bile, Irak, resmen mahvoldu. Irak halkı, onlarca yıl, bu yıkımın acısını çekecek... Bugünden sonraki gelişmeleri ise hep birlikte göreceğiz; şurası açık; bu gelişmeler, Ortadoğu ve ülkemiz halkları için hiç de iyi olmayacak...(*****)” (4)
19.06.2021/Datça/Mehmet Erdal
(*) 20 Ekim 1991 tarihinde erken genel seçim yapıldı.
(**) DYP birinci, ANAP ikinci, SHP üçüncü, RP dördüncü ve DSP beşinci oldular.
(***) 12.04.1991 tarihinde çıkarılan 3713 sayılı 'terörle mücadele kanunu'nun uygulamasına yönelik yapılan itirazdan sonra, Anayasa Mahkemesi, 19.07.1991 tarihinde 146. madde kapsamındaki cezaların da bu yasadan yararlanması gerektiğine karar verdi. Bunun üzerine bizler, idam cezası olanlar 10 yıl, müebbet cezası olanlar 8 yıl...... yatmışlar ise tahliye olurlar denildiği için, 1.08.1991 günü tahliye edildik. (Ben, toplam olarak 11 yıl 7 ay 10 gün yatmıştım ve cezam müebbet idi.)
(****) İddialı olduğunu ifade eden o kadar çok sol, sosyalist, devrimci, demokrat, yurtsever vb. kişi, çevre, grup, parti vb. var ama bunlardan kaç tanesi, var ola geldikleri zaman içerisinde yazıp-çizdikleri düşüncelerini göğüslerini gere gere savunmaya ve kamuoyu ile paylaşmaya cesaret edebiliyorlar?
(*****)Aradan 30 yıl geçti ve Ortadoğu'da yıkım hala devam ediyor. Daha ne zamana kadar? Bugünden geriye bakıldığında, bu gelişmelerin Ortadoğu ve ülkemiz halkları için iyi olduğunu söyleyen tek bir kişi çıkabilir mi?
(1)3.2.1991
(2)10.2.1991
(3)17.2.1991
(4)27.2.1991








Hiç yorum yok :
Yorum Gönder