2021.09.18.CEZAEVİ YAZILARI-70: 'İKTİDAR, KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARDI'
CEZAEVİ YAZILARI-70: 'İKTİDAR, KAŞ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARDI'
“... Açık görüşe oldukça istekli gelmeni anlıyorum; dışarıya çıkma umutlarına kendimizi kaptırdıktan sonra daha yıllarca bu koşullarda yaşamaya devam etmek zorunda kalacağımızı anlayınca, konuşacak oldukça çok şeylerimiz vardı. Bu anlamda, bu açık görüş, içeride kalan bizler ve bizlerin eşleri, çocukları, yakınları vb. sizler için çok önemliydi. Bu açık görüşü yapamamak, bu nedenle çok koydu bize... Lanet olsun bu çakallara... Bundan sonra açık görüşleri yapıp-yapamayacağımızı, önümüzdeki anneler günündeki Bakanlığın tavrından anlayacağız. Ben, kesinlikle yapamayız, diyemiyorum; ama, fazlaca da umutlu değilim ve bundan dolayı hiç aklıma da getirmiyorum. Biliyor musun, Yüzyıl'a göre, Malatya, bayram açık görüşünü koğuşlarda yapmış. Diyarbakır'da ise, duyumlarımıza göre, birinci dereceden yakınlar ile yaptırılmış. Sözde, bir tek yerde bile yapılsa, burada da yaptırılacaktı. Şimdi, anımsatınca, kendilerine, telefonda, kesinlikle yaptırmadıklarını söylediklerini söylüyorlar. Bu, doğal. Yani, yaptırdıkları halde 'yaptırmadık' demeleri, doğal; bunu tahmin edebiliyor ve önceleri söylüyorduk...
Gazeteler, SHP'nin, Anti-terör yasasının çeşitli ve bu arada 'şartlı tahliye' ile ilgili geçici maddeleri için Anayasa Mahkemesi'ne gitmek için son hazırlıkları yapmakta olduğunu ve muhtemelen bu hafta başvurabileceğini yazıyor. Daha önce yazdığım gibi, Anayasa Mahkemesi, özellikle bugün, Parlamento dahil bu düzenden umudunu kesmiş ama aslında bu düzenden, yani temelde burjuva kapitalist düzenden yana olanların bir anlamda 'umudu' durumundadır; bir başka deyişle, Anayasa Mahkemesi, bu düzenin 'Emniyet sibobu'dur. Eğer, Anayasa Mahkemesi, burjuva liberallerinin bile isyan ettiği bu Anti-terör yasasını ve onun 'eşitlik' ilkesini çiğneyen geçici maddelerini iptal ederse, bu insanların düzene-iktidara değil- olan umutlarını ve inançlarını korumalarına yol açar; yok, aksi olursa, o zaman, bu düzenin tüm tahtaları yerinden oynar. İktidara olan güvensizlik, hızla, düzene olan güvensizliğe dönüşür ve bu güvensizliği bir 'erken seçim' falan yok edemez; bu, doğrudan, bugünkü yasal-kurumsal yapının tartışılmasını yoğunlaştırır-yaygınlaştırır ve keskinleştirir. Nasuh abiler(*) , Anayasa Mahkemesindeki tartışmanın 'hukuki' değil 'siyasi' olacağını söylerken, haklılar. Bu yasa hakkında verilecek karar, önemli bir karar olacaktır.
Yazdığın gibi, Anayasa Mahkemesinden umudu tamamen kesmeyelim; ama, diyorum, iş o noktaya varmadan veya iktidar, her şeyin orada bozulmasını beklemeden, nasıl olsa orada bozulacağını düşünerek; siyasi çıkar elde etmek için ve Irak Kürdistanı'ndaki gelişmeleri düşünerek, önümüzdeki günlerde, bu yasa ile ilgili, yasanın bazı noktalarını düzeltmeye çalışma anlamında ek yasa çıkarabilir mi? Özellikle dün, bazı gazetelerde, bu içerikte haberler ve talepler vardı. Bakanlığın, bu anlamda bir çalışma yaptığı söyleniyor. Hangi noktalar için olduğu yazılmıyor elbette; o, tamamen yoruma tabii oluyor... Yine de, onlar ek bir yasa çıkarsalar ve bununla bazı noktaları düzeltseler de, bu yasa Anayasa Mahkemesine gitmelidir ve bunun için SHP üzerinde somut ve yaygın bir baskı oluşturulmalıdır...
Pazar, 14.00; Burada kalmışım... Sabah 10'dan önce kalktım. Kahvaltı, gazete falan derken, bu saati bulduk...
Dünkü Güneş, bugünkü Milliyet... Anti-terör yasasını ve özellikle onun 'şartlı tahliye' bölümündeki 'eşitsizliği' ele almaya devam ediyorlar. Görülebildiği kadarıyla, ANAP, bu yasayı çıkarırken elde etmeyi umduğu şeylerin hiçbirini elde edemedi; kamuoyunda yankılanan, bu yasanın baskıcı niteliği ve faşistleri kollaması oldu. Öyle ki, bir-iki faşistin dışında, bu yasaya itiraz etmeyen kişi kalmadı. Bu da, çok iyi oldu. Öte yandan, bu kez çıkanların bir kısmı, oldukça sorumlu ve duyarlı davranarak, basında, bu konuyu sürekli işlemeye ve sıcak tutmaya çalıştılar. Koşullar da farklı gerçi ya, bu kez çıkanlar, 86'da çıkanlardan daha olumlu bir puan aldılar. Bunu umuyor ve istiyordum...
Bu iktidar, anlaşılması mümkün olmayan bir aptallıkla, kaş yapayım derken göz çıkardı; puan toplayayım derken, uzun yıllar etkisi ve sonuçları sürecek yeni ve oldukça öfkeli düşmanlıklara yol açtı... Faşistlerle daha çok bütünleşen bir görünüm içine girdi ve oldukça itici oldu... “ (1) (28.4.1992/NAZİLLİ)
18.09.2021/Datça/Mehmet Erdal
(*) Nasuh Mitap
(1) 28.4.1991






Hiç yorum yok :
Yorum Gönder