2021.08.21.CEZAEVİ YAZILARI-66: İYİMSERLİĞİ VE UMUDU ELDEN BIRAKMADAN
CEZAEVİ YAZILARI-66: İYİMSERLİĞİ VE UMUDU ELDEN BIRAKMADAN...
“... Geçen hafta hiç bir somut adım atmadılar. Bu hafta ise, farklı açıklamaların neden olduğu çelişkili haber ve yorumlarla tartışmalar yoğunlaştı; ama, yine somut bir şey ortaya çıkmadı. Bir belirsizlik ortamında, beklenti devam ediyor. Olumlu veya olumsuz anlamda da olsa bu belirsizliğin ortadan kalkması, herkesi müthiş rahatlatacak. Güneş, bugün 'Af, işkenceye dönüştü.' manşetini atmış; çok doğru ve yerinde bir başlık...
Bu konuda karar verici konumundaki kişinin Özal olduğu anlaşılıyor; o da, Pazartesi günü yurda dönüyor. Şimdi, gözler, onda. Bu anlamda, tv haberlerine, gazete yorumlarına, açıklamalara... pek itibar etmez olduk.
Senin de yakından izlediğini sandığım açıklamalara göre, 'tecil' bayrama kadar yetişebilir de yetişemeyebilir de; 'tecil', anti-terör yasasından ayrı olarak ele alınıp çıkarılabilir de çıkarılamayabilir de; biz siyasiler, bu çıkarılacak yasadan yararlanabiliriz de yararlanamayabiliriz de; yararlanabilirsek, tümümüz çıkabilir de çıkmayabilir de... vb. vb... Yani, belki bilerek, belki de geri bir adım atışın (olası) ön koşullarını hazırlama anlamında... 'tecil' olayını iyice bulanıklaştırıyorlar... Bizlerdeki genel kanı, bu konuda artık geriye dönüşün mümkün olamayacağı bir yola girildiği ve mutlaka bir şeylerin yapılmak zorunda olduğu doğrultusunda... Ama, yapılacak şey, beklentileri karşılamayabilir mi? Yani, dağ fare doğurabilir mi? Mümkün... Gerçi, bunlar, bazı ANAP'lıların savunduğu gibi, biz siyasileri dışlayan ve yalnızca adlileri kapsayan bir 'tecil' çıkaramazlar; ama, bizlerin içinde bir ayrıma gidebilirler mi? Mümkün... Bu, oldukça zor ve spekülasyona açık; hem de, bu 'tecil'den beklenenleri geri teptirecek veya büyük ölçüde boşa çıkaracak bir şey olur, ama içeriden bazı güçlerin karşı çıkışları sonucu varılacak uzlaşmanın ürünü 'tecil', şu anki beklentilerden farklı bir 'tecil' olabilir... En iyisi, iyimserliği ve umudu elden bırakmadan, önümüzdeki haftayı beklemek...
Bu bayramdan önce çıkabilseydim, çok iyi olacaktı... Ben, halihazırda, umudumu yitirmiş değilim. Ama, çıkabileceğim varsayımıyla, bunun bayramdan sonraya kalmasına da fazlaca bir itirazım olmaz.
Bayrama kadar çıkamayacaksak veya bir 'tecil' olayı askıya alınacaksa, o zaman, açık görüş ile ilgili açıklama, önümüzdeki hafta yapılır... Biz, bu görüşün de koğuşlarda yapılacağını umuyoruz; çünkü, özellikle şu anki haleti ruhiye içinde, kimse koğuşların dışında bir yerde açık görüş yapmaz. Hatta, bütün cezaevlerinde çok sert tepki gösterilir. Bu nedenle, koğuşlarda ya yaparız, ya da yaparız...
Saat, 21.15; BBC, 19.00 haberlerinde, 'tecil' konusunda ANAP içinde itirazlar olduğunu söyledi; bazı ANAP'lılar, hem acele edilmemesini hem de bizlerin ve ağır cezalıların bu haktan yararlandırılmamasını istiyormuş. Tv haberlerinde de Sungurlu, önümüzdeki haftadaki Bakanlar Kurulunda ele alınabileceğini ve halihazırda çerçevenin çizilemediğini söyledi. İçimden bir ses, sanki Özal'ın yeniden bir 'kurtarıcı' durumuna getirilmeye çalışıldığını söylüyor. Yani, şimdi, herkes, Özal gelsin ve bu sorunu olumlu anlamda çözsün diye, Özal'a çeviriyor gözlerini. Özal ise, ABD'den yeterli mali desteği alamamışa benziyor. Bunun, Özal'ı erken seçime zorlama gibi bir nedeni veya tersi olabilir mi? Bilemiyorum. Peki, yeterli siyasi desteği almış olabilir mi? Onu da bilemiyorum... Eski 6. Ordu Komutanı Nevzat Bölügiray, bir yazısında, ABD desteklemeden ordunun bir darbe yapamayacağını söylüyordu. Peki, ABD, ordu'ya, bir darbe için yeşil ışık yakabilir mi? Bugünkü koşullarda zor... Çünkü, Özal'dan daha ABD'ci birisini bulmak zor... Ayrıca, bir darbe, ABD'nin işine de gelmeyebilir... ABD'nin Özal'a siyasi destek vermesi, Özal'ın ordu da dahil tüm muhaliflere karşı daha radikal adımlar atabilmesi anlamına geliyor. 'Tecil' konusunda, Kürt sorununda, Anayasa değişikliklerinde vb... Bugünkü Milliyet, ordu'ya atfen, ordu'nun Özal ile görüş ayrılığının olmadığı, ama bazı endişelerinin olduğu yollu manşetten bir haber verdi... Yani, Özal, Kürt sorununda uyarılıyordu... Cumhuriyet ve SHP'de dahil olmak üzere, her kesimde şovenizm ayyuka çıktı... Bunlar, aptallar konumundalar... Sözde, 'ülkeyi böldürmeyeceğiz' savıyla, aslında Kürtlerdeki ayrılıkçı eğilimleri güçlendiriyorlar... Kürtlere yönelik terörün, geriye tepeceğini-teptiğini göremiyorlar...” (1) (28.3.1991/Nazilli)
21.08.2021/Datça/Mehmet Erdal
(1) 28.03.1991




Hiç yorum yok :
Yorum Gönder