27 Ağustos 2021 Cuma

2021.08.28.CEZAEVİ YAZILARI-67: 'BAZEN UMUTLANIYOR AMA BAZEN KARAMSARLIĞA KAPILIYORUZ'

  Hiç yorum yok

 

     CEZAEVİ YAZILARI-67: 'BAZEN UMUTLANIYOR, AMA BAZEN KARAMSARLIĞA KAPILIYORUZ'

     “... Bugün, kışlık giysileri bir çuvala doldurdum; yarın sabah postaya vereceğim. Bunların, hepsi temiz. Yani, aldığında yıkamana hiç gerek yok. Kitap, dergi vb. göndermeyi geciktirmeye karar verdim. Keza, yazlıkları da sen gönderme. Şimdilik, kalsın. Bu hafta sonuna doğru, 'tecil' yasasının içeriğinin netleşmesine bağlı olarak, onları, karşılıklı olarak, yollayıp-yollamamaya karar veririz...

     Özal'ın yokluğunda, özellikle son birkaç gündür, çıkarılması düşünülen 'tecil' yasası konusundaki tartışmalar iyice alevlendi; herkes, görüş ve önerilerini ortaya koymaya başladı. Hürriyet gazetesinin sözcülüğünü yaptığı ve muhtemelen ardında ordu, polis, bazı sermaye ve ANAP'lı milletvekillerinin bulunduğu kesimler, genel olarak biz siyasilerin, ama özel olarak resmi güçlere karşı eylemlerden ceza alanların ve PKK'lıların çıkarılacak bu 'tecil' yasasından yararlanmaması gerektiğini ve buna karşı direneceklerini söyleyip durdular. ABD'de bulunan Özal ise, bugün tv' de yayınlanan demecinde, bir ihtimal Güneydoğu'da olaylara bulaşanların, yani PKK'lıların bu yasadan yararlanamayacağını ima etti. Yani, Özal'a göre, bizler yararlanacağız, hatta, PKK'lılar da yararlanabilirdi... Özal, örtük olarak, istediği gibi bir 'tecil' yasası çıkmazsa, o yasayı veto edebileceğini ifade etti. Bugünkü Hürriyet, Özal'ın, yalnızca adli mahkumları içeren bir 'tecil' yasasını veto edebileceğini yazdı... Bu açıklamalar çerçevesinde ortaya çıkan durum şu oluyor: Özal, siyasileri de içeren bir 'tecil' yasası çıkarılmasını istiyor... PKK'lıların ve aynı anlamda, resmi güçlere karşı eylemlerden ceza alanların durumu hala belirsizliğini koruyor... Bu, ordu ile ve dolayısı ile Emniyet Teşkilatı ve bazı ANAP'lı milletvekilleriyle yapılacak pazarlığa bağlı... Bunlar, bu hafta yapılacak 5 Nisan tarihli MGK toplantısında bir karara bağlanacak. Yani, dananın kuyruğu, bu haftanın sonunda kopacak. Elbette, belki, Özal, Türkiye'ye döndükten sonra ama MGK toplantısından önce de bu konuda kendi düşüncelerini kamuoyuna açıklayabilir ve böylece aykırı görüşler ileri süren ordu, emniyet, ANAP milletvekilleri vb. üzerinde bir kamuoyu baskısı da yaratabilir. Ben, Özal'ın, ANAP milletvekillerini iknada pek zorlanacağını sanmıyorum... Asıl pazarlık, ordu ile yapılacaktır. Bence, ordu, Hürriyet aracılığıyla, ayırımsız bir 'tecil'i kabul etmeyeceğini, kesin bir dille olmasa da ifade edip duruyor. Evren, bugünkü gazete haberlerine göre, PKK'lıların bu yasadan yararlanmasına kesinlikle karşı olduğunu açıklamış. Bu, ordunun görüşü olarak da kabul edilebilir...

     Bayrama kadar bu yasanın çıkarılıp-çıkarılmayacağını bilemiyorum; ben, çıkarılmasını çok istiyorum. Ama, bugün asıl önemli olan, 'içerik'dir. Yani, sınırsız ve ayırımsız bir 'tecil' yasasının çıkarılıp-çıkarılmayacağıdır. Eğer, herhangi bir ayırım yapılırsa, onlar istediklerini, yani bu yasayı çıkarırken elde etmeyi hedefledikleri şeyleri zor elde ederler; biz ise, biraz ekşimtrak bir tat alırız... Bakalım... İnan, her gün ve her an, yalnızca bu olayı konuşuyor ve tartışıyoruz. Başka bir şey yaptığımız yok. Bekliyoruz. Basında çıkan ve tv'den verilen haberlere göre, bazen umutlanıyor, ama bazen karamsarlığa kapılıyoruz. Haberlere göre, psikolojik durumumuz da çok kolay değişiyor... Cumhuriyet 'Af umudu yorgunluğu' manşeti atmış; çok doğru... Dün geceki tv-bir'deki 'Hodri Meydan' programını izlemiştik; fena bir program değildi. Görüşüne başvurulan profesör de fena şeyler söylemedi.

     Açık görüş ile ilgili olarak-belki- bu hafta bir açıklama yapılır; eğer, bir açıklama yapılırsa, bu, bu 'tecil' yasasının ya bayrama kadar çıkmayacağı ya da bazılarımızın içeride kalmaya devam edeceği anlamına gelecek... Neyse, açık görüşte hala içerideysem ve koğuşlarda yaparsak, gelirsin(iz). İyi bir açık görüş yaparız.

     Bayramda yapılacak Veli'nin(*) nişanını ve senin yeğeninin düğününü düşünerek, yahu diyorum, bayramdan önce çıkarsam bu nişan ve düğün için hediye almak gerekir; bizde ise para yok. Öyleyse, bayramdan sonra çıkmak, en iyisi... Bu durumu, burada anlatıyor ve sonra da gülüyorum. Sanki, çıkmamız kesinleşmiş gibi...” (31.3.1991) (Nazilli)(1)

     28.08.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (*) Kardeşim Veli Erdal

     (1)


20 Ağustos 2021 Cuma

2021.08.21.CEZAEVİ YAZILARI-66: İYİMSERLİĞİ VE UMUDU ELDEN BIRAKMADAN

  Hiç yorum yok

 

     CEZAEVİ YAZILARI-66: İYİMSERLİĞİ VE UMUDU ELDEN BIRAKMADAN...

     “... Geçen hafta hiç bir somut adım atmadılar. Bu hafta ise, farklı açıklamaların neden olduğu çelişkili haber ve yorumlarla tartışmalar yoğunlaştı; ama, yine somut bir şey ortaya çıkmadı. Bir belirsizlik ortamında, beklenti devam ediyor. Olumlu veya olumsuz anlamda da olsa bu belirsizliğin ortadan kalkması, herkesi müthiş rahatlatacak. Güneş, bugün 'Af, işkenceye dönüştü.' manşetini atmış; çok doğru ve yerinde bir başlık...

     Bu konuda karar verici konumundaki kişinin Özal olduğu anlaşılıyor; o da, Pazartesi günü yurda dönüyor. Şimdi, gözler, onda. Bu anlamda, tv haberlerine, gazete yorumlarına, açıklamalara... pek itibar etmez olduk.

     Senin de yakından izlediğini sandığım açıklamalara göre, 'tecil' bayrama kadar yetişebilir de yetişemeyebilir de; 'tecil', anti-terör yasasından ayrı olarak ele alınıp çıkarılabilir de çıkarılamayabilir de; biz siyasiler, bu çıkarılacak yasadan yararlanabiliriz de yararlanamayabiliriz de; yararlanabilirsek, tümümüz çıkabilir de çıkmayabilir de... vb. vb... Yani, belki bilerek, belki de geri bir adım atışın (olası) ön koşullarını hazırlama anlamında... 'tecil' olayını iyice bulanıklaştırıyorlar... Bizlerdeki genel kanı, bu konuda artık geriye dönüşün mümkün olamayacağı bir yola girildiği ve mutlaka bir şeylerin yapılmak zorunda olduğu doğrultusunda... Ama, yapılacak şey, beklentileri karşılamayabilir mi? Yani, dağ fare doğurabilir mi? Mümkün... Gerçi, bunlar, bazı ANAP'lıların savunduğu gibi, biz siyasileri dışlayan ve yalnızca adlileri kapsayan bir 'tecil' çıkaramazlar; ama, bizlerin içinde bir ayrıma gidebilirler mi? Mümkün... Bu, oldukça zor ve spekülasyona açık; hem de, bu 'tecil'den beklenenleri geri teptirecek veya büyük ölçüde boşa çıkaracak bir şey olur, ama içeriden bazı güçlerin karşı çıkışları sonucu varılacak uzlaşmanın ürünü 'tecil', şu anki beklentilerden farklı bir 'tecil' olabilir... En iyisi, iyimserliği ve umudu elden bırakmadan, önümüzdeki haftayı beklemek...

     Bu bayramdan önce çıkabilseydim, çok iyi olacaktı... Ben, halihazırda, umudumu yitirmiş değilim. Ama, çıkabileceğim varsayımıyla, bunun bayramdan sonraya kalmasına da fazlaca bir itirazım olmaz.

     Bayrama kadar çıkamayacaksak veya bir 'tecil' olayı askıya alınacaksa, o zaman, açık görüş ile ilgili açıklama, önümüzdeki hafta yapılır... Biz, bu görüşün de koğuşlarda yapılacağını umuyoruz; çünkü, özellikle şu anki haleti ruhiye içinde, kimse koğuşların dışında bir yerde açık görüş yapmaz. Hatta, bütün cezaevlerinde çok sert tepki gösterilir. Bu nedenle, koğuşlarda ya yaparız, ya da yaparız...

      Saat, 21.15; BBC, 19.00 haberlerinde, 'tecil' konusunda ANAP içinde itirazlar olduğunu söyledi; bazı ANAP'lılar, hem acele edilmemesini hem de bizlerin ve ağır cezalıların bu haktan yararlandırılmamasını istiyormuş. Tv haberlerinde de Sungurlu, önümüzdeki haftadaki Bakanlar Kurulunda ele alınabileceğini ve halihazırda çerçevenin çizilemediğini söyledi. İçimden bir ses, sanki Özal'ın yeniden bir 'kurtarıcı' durumuna getirilmeye çalışıldığını söylüyor. Yani, şimdi, herkes, Özal gelsin ve bu sorunu olumlu anlamda çözsün diye, Özal'a çeviriyor gözlerini. Özal ise, ABD'den yeterli mali desteği alamamışa benziyor. Bunun, Özal'ı erken seçime zorlama gibi bir nedeni veya tersi olabilir mi? Bilemiyorum. Peki, yeterli siyasi desteği almış olabilir mi? Onu da bilemiyorum... Eski 6. Ordu Komutanı Nevzat Bölügiray, bir yazısında, ABD desteklemeden ordunun bir darbe yapamayacağını söylüyordu. Peki, ABD, ordu'ya, bir darbe için yeşil ışık yakabilir mi? Bugünkü koşullarda zor... Çünkü, Özal'dan daha ABD'ci birisini bulmak zor... Ayrıca, bir darbe, ABD'nin işine de gelmeyebilir... ABD'nin Özal'a siyasi destek vermesi, Özal'ın ordu da dahil tüm muhaliflere karşı daha radikal adımlar atabilmesi anlamına geliyor. 'Tecil' konusunda, Kürt sorununda, Anayasa değişikliklerinde vb... Bugünkü Milliyet, ordu'ya atfen, ordu'nun Özal ile görüş ayrılığının olmadığı, ama bazı endişelerinin olduğu yollu manşetten bir haber verdi... Yani, Özal, Kürt sorununda uyarılıyordu... Cumhuriyet ve SHP'de dahil olmak üzere, her kesimde şovenizm ayyuka çıktı... Bunlar, aptallar konumundalar... Sözde, 'ülkeyi böldürmeyeceğiz' savıyla, aslında Kürtlerdeki ayrılıkçı eğilimleri güçlendiriyorlar... Kürtlere yönelik terörün, geriye tepeceğini-teptiğini göremiyorlar...” (1) (28.3.1991/Nazilli)

     21.08.2021/Datça/Mehmet Erdal

     (1) 28.03.1991




13 Ağustos 2021 Cuma

2021.08.14.CEZAEVİ YAZILARI-65: BU 'İNFAZ YASASI' ÇIKAR, AMA BİRAZ GECİKEREK ÇIKAR!

  Hiç yorum yok

      CEZAEVİ YAZILARI-65: BU 'İNFAZ YASASI' ÇIKAR, AMA BİRAZ GECİKEREK ÇIKAR!

     ... Dün, Magic Box, 20.00 haberlerinde, bakanlıkta dosyaların incelendiğini haber konusu yapmıştı; keza, bir kaç gündür, gazeteler, bugünkü Bakanlar Kurulu'nda, çıkacak yasaların ele alınacağını yazıp durmuştu. Bunun karşısında, burada, merakla bugünkü Bakanlar Kurulu beklenmeye başlandı. Ama, 20.00 haberlerinde, Bakanlar Kurulu'nun toplandığı ve çıkacak yasaların önce MGK'da ele alınacağı, sonra yeniden Bakanlar Kurulu'na geleceği söylendi. Anlaşılan o ki, bir ihtimal, son anda, Özal, Bakanlar Kurulu'nun bu çıkacak yasaların son şeklini açıklamasını önledi ve son şeklin MGK'da verilmesini yeğledi. Yani, son şeklin, asıl iktidar organı olan MGK'da saptanmasını, daha uygun buldu. Bu, Özal'ın ordu ile uzlaşmaya çalışmayı denemesi ve onu da bu çıkacak yasalara ortak etmeyi düşünmesi anlamına geliyor. Peki, bunun nedeni ne olabilir? Bence, şu: Çıkacak yasalar üzerinde, özellikle Kürtçe'ye serbestlik ve 'İnfaz ertelemesi' konusunda, aykırı görüşler var.... Nitekim, son günlerde, çıkarılacak 'İnfaz ertelemesi' ve Kürtçe'ye serbestlik konusunda oldukça sert aleyhte yazılar yazılıyor ve demeçler veriliyordu; Örn: dün, Demirel, Akbulut ve Özal, TC'nin 'üniter devlet' olduğu konusunda demeçler verdiler; bugün Milliyet'te Evren ile yapılmış ve Özal'a yüklenen çok ağır içerikli bir söyleşi yayınlandı. Oktay Ekşi, Hürriyet'te, çıkarılacak 'İnfaz ertelemesinin' PKK için çıkarıldığını yazdı vb. Bunlar, doğal şeyler olarak görülmelidir. Bu, ülkedeki iktidar güçleri arasındaki dengelerin her gün değiştiği ve yeniden kurulduğu, demek oluyor. Ancak, şu var ki, sonunda, bu yasalar çıkar; ama, biraz gecikerek çıkar. Ayrıca, içerik olarak, biraz daralabilir... Yani, örn: 'İnfaz ertelemesi' konusunda, ertelenecek cezalarda belli bir limit konulup-konulmaması; bu yasadan, resmi güçlere karşı eylem yapmış olanların ve ayrıca tekerrür suçlar işleyenlerin yararlanıp-yararlanmayacağı; yasanın 1987'mi yoksa 1990 sonundan itibaren mi geçerli olup-olmayacağı; idam cezası alanların durumlarının ne olacağı vb. noktalarında bir tartışma sürüyordu... Bunlara, son şeklini hükumetin değil, MGK'nın vereceği ortaya çıkıyor. MGK, artık, bu konularda külliyen olumsuz bir karar alamaz, ama bunları daha da budayabilir... MGK'da karar alındıktan sonra, gerisi kolay... MGK'da alınan bir karar, hükumetten, komisyondan ve Meclisten hızla ve aynen geçer... Belki biraz esneyebilir, ama daha fazla daralmaz... MGK, ayda bir toplandığından, 'İnfaz ertelemesi' ve diğer yasalar, olağan MGK'nın toplanacağı Nisan başlarına kaldı, denebilir. Ancak, Özal-Bush görüşmesi bu hafta sonu yapılacağından ve çok da önemli olduğundan, MGK önümüzdeki hafta da yapılabilir... Neyse, bu yasalar, har halükarda, eğer başka nedenler devreye girmezler ise, bayram öncesi yine çıkabilir ve dolayısiyle, bu yasadan yararlanabilecekler, bayramdan önce 'özgürlüğe' kavuşabilirler... Peki, ben yararlanabilecek miyim? Göreceğiz... Ben yararlanabileceğimi düşünüyorum...

     Burada, çıkan haberler karşısında öyle bir hava oluştu ki, hepimiz, bazı 'politik' davrananlar dışında, bu bayramdan önce evlerimizde olmayı ummaya başlamıştık. Hatta, idam cezası almış bazı arkadaşlar bile benzer bir duyguyu yaşamaya başlamışlardı... İnsanlar, benim gibi, evlerden yol paralarını istiyor, eşyaları postalamaya hazırlanıyor, son mektupları yazıyor, sigaraları dağıtıyor, çay ısmarlıyor vb. idi. Bu halet-i ruhiyenin her yerde olduğu da söylenebilir... Örn:...., okumaya hız verdiğini ve gitmeden önce bazı kitapları bitirmeyi düşündüğünü yazıyordu... Yasanın çıkışının oldukça gecikmesinin ve içeriğinin daraltılarak, çıkmayı uman bazılarımızın içeride bırakılmasının vb. acısını bu iktidar çeker...” (1)(20.03.1991/Nazilli)

     “... Özal/Hükumet ile ordu arasında, şu an çıkarılması düşünülen yasalar ve yapılacağı duyurulan Anayasa değişiklikleri konusunda belli bir çelişkinin olduğunu gazeteler bile yazıyor. Keza, ANAP içinde ve ANAP, DYP, SHP, DSP vb. partiler, diğer güç odakları vb. arasında da farklı görüşler ve itiraz noktaları mevcut. Ancak, anlaşılan o ki, anti-terör yasası üzerinde MGK'da iktidar ile ordu arasında belli bir uzlaşma sağlanmış; yine, 'tecil' konusunda top iktidarda. Gerçi, 'tecil' konusunda ANAP içinde ve SHP ile ANAP arasında farklı görüşler var, ama anti-terör yasası MGK'den geldiğinden ve DYP ile ANAP, büyük oranda 'tecil'i 'af'a yeğlediklerinden, bu yasa, kolayca hükumetten çıkabilir. Adalet Komisyonundan geçebilir ve Meclis'te kabul edilebilir. Zira, bugünkü gazeteler, Akbulut'un, bayrama kadar 'tecil' yasasını yasalaştırmayı istediğini yazıyor. Öyle anlaşılıyor ki, bu hafta, hükumet, bu yasayı formüle edecek ve Adalet Komisyonuna sevk edecek. Normal koşullarda, Nisan'ın ilk veya ikinci haftasında da Özal'ın onayından çıkacak. Biz, artık, içeriği ne olacak?, diye sormaya ve merak etmeye başladık. Yani, bu 'tecil'den herkes mi, yoksa belli bir kesim mi yararlanacak? Vallahi, içeride kalmayı hiç istemiyorum ve çıkacağıma da inanıyorum. Özal'ın, bu kez, hiç ayırım yapılmaması yollu haberleri sızdırılıyor, basına... Umarım, doğrudur... Yani, Özal, ayırım yapılmamasını istiyordur ve bu öyle yasalaşır... Yoksa, hiç hoş olmayacak... bu hafta içindeki hükumet kararını bekleyelim...

     Burada da, herkes, tam tekmil, tahliye için hazırlanıyor. İdam cezası alan arkadaşlar da biraz burukluk var ve bu doğaldır. Onların da çıkmasını ne kadar istiyorum, bir bilsen. Kendimi onların yerine koyuyorum ve bırrrr, diyorum. Bugün yaşanılan normal bir tahliye olayı değildir...” (2) (24.03.1991/Nazilli)

     14.08.2021/Datça/Mehmet Erdal 

     (1) 20.03.1991


     (2) 24.03.1991