2021.07.31.CEZAEVİ YAZILARI-64: YAŞAM TAMAMEN DURDU!
CEZAEVİ YAZILARI-64:YAŞAM TAMAMEN DURDU!
Nerede kalmıştık?
“... Önceki mektubumda, yarın başlayacak hafta içinde veya Nisan'ın ilk yarısında durumumuzun belli olabileceğini ve muhtemelen, eğer tersi bir gelişme olmazsa Haziran'a kadar çıkabileceğimi yazmıştım. Gelişmeler, tahmin edilenden daha hızlı gündeme geliyor; mektubu yazdığımız ertesi günü Akbulut ve Sungurlu'nun yaptığı açıklamalara göre, en geç Ramazan Bayramına kadar bu 'ceza ertelemesi' yasası çıkarılacak. Bir başka deyişle, biz 'özgürlüğe' kavuşacağız. Hatta, o açıklamalara göre, bu Ramazan ayı süresince bir çok yasa çıkarılacak ve bunların ilki de bizi ilgilendiren yasa olacak... Bu durumda, eğer gelişmeler bu açıklamaya uygun gelişirse, bu hafta içinde veya önümüzdeki hafta bu yasanın Meclise sunulması ve muhtemelen, Nisan ayının ilk haftasında falan kabul edilmesi, yani bizim salıverilmemiz gerekiyor.
Artık, biz, gün saymaya başladık. Yaşam, tamamen durdu ve her saat, yalnızca dışarısı konuşuluyor.
Şu anki açıklamalar çerçevesinde, idam cezası almış olan arkadaşların içeride kalmaya devam edecekleri kesin. Resmi görevlilere karşı eylem yapanlar ile tekerrür niteliğindeki eylemlerden ceza alanların durumu ise hala belirsiz. Belki, bu arkadaşlar da içeride kalabilirler. Bir de tarih sorunu var; yani, 1987 veya 1990 sonu limit kabul edilebilirmiş. Buna karşın, cezaların ne kadarının erteleneceği konusunda hiç bir limit yok gibi... Yani, yatacak olduğun süre ne kadar olursa olsun, ertelenecek. Bu, iyi... Resmi açıklamalara göre, TC tarihinin en büyük salıvermesi gerçekleşecek ve 52 bin kişiden 50 bini dışarıya çıkacakmış...
SHP bir kez daha nal topluyor ve burjuva muhalefet, ellerindeki pek çok silahı Özal'a kaptırıyor. Özal, çok büyük bir kumar oynuyordu; bunu oynamaya devam ediyor... Kazanıp-kazanamayacağının ölçülerinden birisi, Eylül-Ekim aylarındaki olası erken genel seçim olacak.
İdam cezası almış olan arkadaşlar da, şu anki açıklamalar çerçevesinde, ne kadar belli etmemeye çalışsalar da, belli bir burukluk var; bu, seziliyor. Onların yerinde olsam, böyle bir burukluk, bende de olurdu...
Dün ve bugün, durmadan, bugüne kadar yazıştığım insanlara kısaca da olsa yazmaya çalışıyorum. Belki, bir daha, onların bir kısmını hiç göremeyeceğim. Ama, onların, bizim aramızda bir yerleri hep olacak. Onlar, dost ve arkadaş olarak kalmaya devam edecekler...” (1)
17.03.1991/Nazilli/12. Koğuş
31.07.2021/Datça/Mehmet Erdal
(1) 17.03.1991





