25 Eylül 2025 Perşembe

2025.09.25.YOLLAR, ARTIK BELEDİYENİN "NAMUS" MESELESİ GİBİ OLDU!

  Hiç yorum yok

 


YOLLAR, ARTIK BELEDİYENİN “NAMUS” MESELESİ GİBİ OLDU!

NE OLMUŞTU?

Datça Belediyesi'nin 23.09.2025 günü yapılan “bilgilendirme” amaçlı basın toplantısında bilgi verilen 6 konudan 2. si, “Muğla Büyükşehir Belediyesi Datça Sıcak Asfaltlama Programı hakkında” idi. Toplantı öncesi son anda da olsa paylaşılan yazılı bilgilere göre “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yatırım programına aldığı daha önce ifade edilen Datça’da asfaltlanacak muhtelif yolların yapımı ile ilgili olarak asfalt plentinin kurulması ile ilgili müteahhit firma tarafından ön işlemler ve gerekli izinlerin alınması için süreçler başlatılmış... Ön işlemlerin tamamlanmasının ardından 15-20 gün içerisinde malzemelerin gelmesi, 2025 yılı Kasım ayı başında ise imalat ve asfaltlama programına başlanması planlanmakta (olup), Asfaltlama programı kapsamında Çevre yolu, Aydınçayırı Caddesi, Müzreki sokak, Hisarmağara caddesi, Ağalar Caddesi gibi ana arterler ve ara hatlarda sıcak asfaltlama yapılacak...” idi.

Sorular üzerine de belediye başkan yardımcısı Mutlu Gündoğan, yolların yama işinde kullanılan asfaltın bile 1 kğ'nın 7 TL. olması nedeniyle asfaltlama işinin çok maliyetli bir iş olduğunu, Datça'da yapılması düşünülen 100 km civarındaki sıcak asfaltlamanın maliyetini düşürmek için Datça Sanayii yakınındaki MUSKİ'nin yanındaki boş alanda bir “sıcak asfalt işleme atölyesi” kurulacağını, “Asfaltlamada öncelikli yerlerin belirlenmesinde şoförler ile bir araya gelinmiş, konuşulmuş ve onların şikayetleri ve önerileri öncelikli olarak dikkate alınmış...” olduğunu söylemişti.

Önceden söz verdiğim üzere bugün (25.09.2025) GARAJ & MİGROS TAKSİ DURAĞINA uğradım ve yukarıdaki bilgileri özetledikten sonra o an durakta bulunan idareci, taksi sahibi ve şoförlere bu gelişmeler ile ilgili olarak ne düşündüklerini sordum.

YOLLAR, BELEDİYENİN “ NAMUS MESELESİ” GİBİ OLDU

Bir şoför arkadaş “Yerel seçimden önce Aytaç başkan durakları gezmişti, taksicilerin eksikliklerini, dileklerini, şikayetlerini dinledi. Biz de onlara bozuk yollardan bahsettik; bu notlar o zaman alındı. Seçimden sonra şoförler ile bir toplantı yapıldıysa onu bilmiyoruz.” dedikten sonra devam etti:

Bu konu artık belediyenin 'namus meselesi' gibi oldu, çok afedersiniz. Neden biliyor musun? Geliyor insanlar, otogardan alıyoruz yolcuyu, 'Ay içimiz dışımıza çıktı. Neden bu yollar böyle?' türü başlıyor şikayetler. Biz zaten bu olayın içerisindeyiz, ne diyebiliriz? 7/24 bu sokaklarda geziyoruz. Neden namus meselesi biliyor musun abi? Hiç yakışmıyor Datça'ya, Datça Belediyesi'ne. Yıl 2025, Uzay Çağında biz hala çukur dolduruyoruz, yama yapıyoruz; çok acı bir durum. Bu yüzden yollar artık belediyenin namus meselesidir. Bu yolları, elverişli, kullanılır bir hale en ivedi şekilde getirmesi gerekiyor.

Abi, özetle, taksici araç kullanıyor. Dolayısıyla kazandığı paranın, nereden baksan abi, yarısına yakınını taksinin masraflarına, yakıta veriyor. Masrafları en aza indirmek için bu yol düzgün olursa alt takım 6 ayda bir değil, 2 yılda bir bozulur.”

Çok sık aralıklarla mı alt takım bakımına gidiyorsunuz?

“Bu araçlar abi, yılda 2 kez alt bakıma girer; istediğin durağa gidip sor.” Bu noktada bir taksi sahibinden söz ediyor. “Aracını Antalya'ya götürdü, 70.000 TL. para harcadı. Aracını orada yaptırdı.”

Datça'da araçların tamirinde de sıkıntı var, sanırım?

Var, tabi. Datça Sanayisini biliyorsunuz, usta açısından, parça açısından... biraz sıkıntılıdır. Marmaris'e, Muğla'ya giden arkadaşlarımız var. Neden oralara gidiyorlar? İşçilik, parça temini oralarda daha kolay bulunabiliyor. Soruyoruz: Bu araçlar neden yılda 2 kez alt takım değiştiriyor? Yollardan abi... Şu 360 Sokaktan çık abi, ne bileyim, gel Kazım Yılmaz Bulvarından çık, yukarıda su deposu var, orada yaşayan insanlar var, evler var, oradan taksi çağırıyorlar. O yollar inanılmaz bozuk. Langur, lungur... çukurlar, bilmem neler, kimi yere vatandaş cebinden mıcır dökmüş, o çukurları doldurmak için. Ondan sonra, beton santral civarları yazın tozdan, kışın çamurdan geçilmiyor. Gitsinler, o bölgedeki insanları dinlesinler. Yine aynı şekilde Özberil'e çıkış ve inişler var. Mezarlık arkasındaki mahalle var. Oraları var...”

Çomarlık arkası...

Telefon geliyor, konuşan arkadaş işe gidiyor.

HEP KONUŞTUK, SORUNLARI İLETTİK, ÇÖZÜM YOK

Geride kalan şoförler ile sohbete devam ediyoruz. Datça merkezde 6/7 olmak üzere Datça Yarımadası'nda 9/10 taksi durağı bulunduğunu ve bu taksi duraklarında 70 civarında taksi çalıştığını söylüyorlar; GARAJ &MİGROS TAKSİ DURAĞINDA 5 taksi çalışıyormuş.

Duraktaki arkadaşlardan birisi “Alt yapı belli zaten Datça'da” diyor. “Arabalarda alt takım malt takım kalmıyor. Hep söylüyoruz.” Durağın bulunduğu kaldırımın asfalt ile birleştiği yeri gösteriyor, “Kış aylarında yağmur yağdığında bir yağmur geliyor buraya, geçemiyoruz karşıya; şuradan atlıyoruz.”

Bu sorunları konuşursanız, yayınlarız.” diyorum.

“Hep konuştuk, videoya da çektik, gönderdik ama çözüm yok.”

Tamam, bir de biz yazalım.

“Gürsel başkan vardı o zamanlar, Aytaç başkana da söyledik. Şuradan yüksek atlayış yapıyoruz. Olimpiyatlara katılsak kazanırız yani.”

Yağmur ile gelen sudan dolayı?

“Sudan dolayı. Geçilmiyor. Arabaları ters yanaştırıyoruz, şoför kapısı kaldırıma gelsin diye. Yoksa geçilmiyor.”

Taksiciler, sorunlarının çözüleceği konusunda çok umutlu değiller, benim edindiğim izlenim bu!

25.09.2025/Datça/Mehmet Erdal



2025.09.25.Kent Konseyleri ve Sol, Sosyalist Kesimin Kent Konseylerine Bakışı Üzerine (2)

  Hiç yorum yok

 


Kent Konseyleri ve Sol, Sosyalist Kesimin Kent Konseylerine Bakışı Üzerine (2)

(İkinci Bölüm)

Haluk, anlattıklarından şunu anladım: “Mevcut yönetmeliğe göre oluşturulan kent konseyleri, şekli örgütlenmelerdir; tam anlamıyla kenti temsil etmiyorlar. Bu kent konseylerini, kenti temsil edebilir bir formata büründürmek lazım. Kent konseylerinin merkezi yönetim tarafından yasal anlamda bu hale dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği ayrı bir konu ama fiiliyatta bunu başarmak mümkün.”, bunun için de “Meclisler üzerinden kent konseyini yeniden örgütlemek, başkanlık yerine yönetimin kendi içerisinde sözcüsünü belirlemesi lazım, ki kent konseyi yürütme kurulu 7 temsilciden oluşan bir örgütlenme olmaktan çıksın” diyorsun özü itibarıyla, değil mi? Benim anladığım bu.

“Evet. İşleyişi de demokratikleştirilsin.”

Bu noktada, şöyle bir durum var: Kent konseyleri konusunda oldukça çok yazı yazan birisi olarak biliyorum, Türkiye'de bin civarında (82 il, 922 ilçe) belediye var ama bunların sadece 200 kadarında kent konseyi kurulu ve bu kent konseylerinin de 50 kadarı aktif, Datça Kent Konseyi bu “aktif” olanlardan birisi. Ancak, geçmiş dönemdeki uygulamalarda örneğin, doğaya bırakılmış ve artık “yaban hayvanı” haline gelmiş eşeklerin toplatılmasında, keza sokak hayvanları konusunda “Datça Kent Konseyi'nin Datça Belediyesi ile karşı karşıya gelmekten kaçınır” bir görünümü vardı ya da böyle bir algının oluşması nedeniyle eleştirildi, eleştiriliyor da. Kent konseyleri ile belediyeler arasında yaşanacak sıkıntıları aşabilme konusunda neler söyleyebilirsin?

KENT KONSEYLERİ, “BAĞIMSIZ” ÖRGÜTLENMELER OLMALIDIR

Yaklaşımlarımızdan birisi de bu konudaydı; konuşmamızda, ortak belirlediğimiz ilkeler doğrultusunda bu konuyu da ifade etmiştik. Kent konseylerinin, en nihayetinde demokratik işleyişe sahip olurken, olması gerekirken, bir diğer yanıyla da bağımsız örgütlenmeler olması gerekiyor. Bu bağımsızlık, her anlamıyla bağımsızlık, belediyeden, farklı grup ve kuruluşlardan ya da siyasi iradelerden, daha çok da egemen siyasi iradelerden bağımsız olması gerekir; halkın örgütlenmesini, bir takım güçlerin yedeğine çekmemek gerekir. Kent konseyi, eğer ki böylesi bir işlev görüyorsa, orada kendi işlevini, ana ilkesini, 'halkın yerel yönetime katılım' ilkesini çiğniyor demektir. Şu anda kent konseyine yöneltilen en çok eleştirilerden bir tanesi de zaten, kent konseyinin gittikçe 'yerel yönetimin arka bahçesi haline geldiği' şeklindeydi. Burada işte o 'bağımsızlık' ilkesini göz önünde bulundurarak, 'bağımsızlık' ilkesiyle hareket ederek bunu engellemek mümkün; tek yol, bu. Bunu da denetleyebilecek bir mekanizma gerekiyor; bu mekanizma da aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmiş olan kent konseyinin kendi yapısı olması lazım. Bu, sadece yönetime bırakılacak bir konu da değildir. Bu konuyu sadece yönetime bırakırsanız, yönetim, mesela son seçimde tek liste seçildi, tek liste de bunu denetleyebilecek bir irade çıkar mı çıkmaz mı bir muamma. Örgütlenme yapısını demokratik kanallarla birlikte oluşturduğunuzda, esas denetim de zaten aşağıdan yukarıya örgütlenen bir yapı içerisinde yine aşağıdan yukarıya gelecek bir denetim mekanizması olur. Bağımsızlığı sağlayacak olan da budur.”

BİR LİSTE ETRAFINDA TOPLANABİLMEYİ, GÖRÜŞ İFADE EDEBİLMEYİ VE VARLIK ORTAYA KOYABİLMEYİ BAŞARDIK

Son sorum şu: Sol, sosyalist kesim Datça'da günlük hayatın farklı alanlarında, örneğin sahiller konusunda, özelleştirmeler konusunda, sokak hayvanları konusunda, işte doğaya bırakılmış eşeklerin toplatılması konusunda... yerel ya da merkezi yönetime karşı tepkilerini dile getirmede bir araya gelebiliyor, şu ya da bu ölçüde; bazen katılım 1300 kişiyi buluyor, bazen de 50 kişi de kalıyor. Sonuçta, belki istenen ve özlenen bu boyut değil ama bir 'birliktelik' oluşuyor. İlk defa sol, sosyalist kesim Datça'da, Datça Kent Konseyi Seçimli Olağanüstü Kongresi'nde bir birliktelik içerisinde bir yönetime aday olmayı gerçekleştirdi; keşke, 31 Mart 2024 Yerel Seçiminde böyle bir şey başarılabilseydi. Bu nedenle, sizin bu birlikte aday çıkarmanızı çok önemsiyorum. Sol, sosyalist kesim, günlük hayat içerisinde kendiliğinden bir araya gelecek, ortak tepkiler gösterecek filan ama bir kurumda, kuruluşta, seçimde birlikte aday olma, yönetime talip olma... gibi durumları örgütleyemeyecekler mi?

Özellikle şunu söylemek lazım: Burada, Datça Kent Konseyi Seçimli Olağanüstü Kongresi'nde Datça'da var olan sol, sosyalist kesimin hemen hemen tamamı bir araya geldi. 'Hemen hemen tamamı' diyorum, çünkü bu 'ortak aday çıkarmaya' destek vermeyen de vardı. Yani, destek vermeyenler, listede bulunmayanlar, 'listede bulunmayı kabul etmeyenler' daha doğrusu, tek tük grup, parti oldu. Onlar, bu listede bulunmayı kabul etmedi. Onun dışında, büyük bir çoğunluk bu listede bir araya geldi. Evet, bu ilk oldu Datça'da; son yerel seçimde denenmiş fakat becerilememiş bir girişimdi. Şimdi, önümüzdeki görev, bu çabanın kalıcı hale getirilebilmesi olmalıdır. Bunun için önümüzdeki günlerde oturup, bir değerlendirme yapacağız. Genel kurulun bir değerlendirmesini yapacağız; henüz yapmadık. 6 ay sonra seçimli olağan genel kurul var. Bu genel kurula aday olup olmama noktasında tekrardan bunu masaya yatıracağız. Tabi, burada şu da önemli: Sol, sosyalist kesimin pek çok konuda bir araya gelip tepki üretiyor olması önemli ama yeterli mi, değil. Şundan dolayı yeterli değil: Mesela, kent konseyi içerisinde sol, sosyalist kesimlerin, işte demokrat kuruluşların çoğunluğu çalışmalarda zaten bulunmuyor. Böyle baktığımız vakit, böylesi bir adaylık ile girilen seçimin doğrudan kazanılması da esasında 'hak edilmiş' bir şey mi? Çok oy almış olsak, evet kazanmıştık ama hak etmiş miydik? Bana kalırsa, hak etmemiştik.

Şimdi, zaten önümüzdeki bu 6 aylık dönem, masaya yatıracağımız dönem eğer gerçekten kazanmak için göstereceğimiz bir adaylık söz konusu olacaksa sol, sosyalist kesimin kent konseyi içerisinde kendi varlığını gösterebilmesi gerekiyor. Bu 6 aylık süre içerisinde bunun yollarını, yöntemlerini bulması gerekiyor. Bununla birlikte aşağıdan gelecek bir basınçla kazanılacak bir seçim gerçek bir seçim galibiyeti olacaktır. Şunu da belirtmek lazım, biz bu seçime şu haliyle aday olurken, kazanacağımıza dair bir öngörüyle girmedik. Bizim için önemli olan, bir liste etrafında toplanabilmek, görüşlerimizi ifade edebilmek ve bir varlık ortaya koyabilmekti. Bunu gerçekleştirdik. Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Şimdi, eğer ki kazanacaksak, bunun için kent konseyi içerisinde sol, sosyalist kesim olarak bir varlık ortaya koyabilmemiz gerekiyor, bu varlık ile birlikte bu çalışmayı yapabilmemiz gerekiyor. Bu varlık ile bu çalışmayı yapabildiğimiz zaman zaten gerçek bir kongre çalışması örgütleyeceğiz, kongrede gerçek bir var oluş ortaya koyacağız, kendi açımızdan. Yapılan kongre de gerçek bir kongre ama baktığımızda bizim de itiraz edeceğimiz çok fazla olay yaşandı kongrede; biz kendi varlığımızı ortaya koyduğumuz, salt bunu yaptığımız için pek çok şeye itiraz etmeden geçiştirdik. Bir sonraki kongreye girersek, iş böyle olmaz.

Şimdilik yeter, Haluk. Teşekkürler.

Bitti

25.09.2025/Datça/Mehmet Erdal

24 Eylül 2025 Çarşamba

2025.09.24.TİP Datça İlçe Örgütü, 3. Olağan Kongreyi Yaptı

  Hiç yorum yok

TİP Datça İlçe Örgütü, 3. Olağan Kongreyi Yaptı

TİP Datça İlçe Örgütü bugün yaptığı yazılı basın açıklamasıyla, 18 Eylül 2025 günü yapılan 3. olağan kongrede ilçe örgütü başkanlığına ve ilçe yönetim kurulu üyeliklerine seçilenlerin mazbatalarını 23 Eylül günü Datça İlçe Seçim Kurulundan aldıklarını duyurdu.

TİP Datça İlçe Örgütü'nün basın açıklaması şöyle:

“Türkiye İşçi Partisi 3. Olağan Kongresi, tüm dünyada kapitalizmin emekçilerin haklarına ve yaşamlarına yönelik karşı devrimci bir saldırı başlattığı, ülkemizdeyse Saray Rejiminin 19 Mart’la birlikte bu saldırı sürecini niteliksel ve niceliksel olarak yeni bir aşamaya ulaştırdığı bir ortamda toplanmaktadır. Bu doğrultuda, 3. Kongremizin örgütsel-siyasal hedeflerinin çerçevesi halkın dayanışmasının ve karşı devrime karşı mücadelesinin öncü gücü olacak partiyi yaratmak şeklinde çizilmektedir.

Üçüncü Olağan Seçimli Kongre'yi tarihsel bir görev olarak değerlendirip geleceğe yürürken, 18 Eylül 2025 Perşembe günü, Datça Bülent Ecevit Kültür Merkezi, Tiyatro Salonunda üyelerin geniş katılımı ile yapılan Datça İlçe Örgütü 3. Genel Kongresinde, karşılıklı görüşlerle Türkiye’nin geleceğini inşa etmek düşüncesiyle yol haritası güncellendi.

Özgül Tuzcu’nun Divan Başkanlığında sürdürülen kongrede Emel Gökmen ve Mesrure Kurdoğlu Yıldız divan kurulu olarak görev yaptılar.

Açılıştan sonra, gündemde yer alan maddelerden; geçen dönem faaliyetleri Zehra Kahraman, mali durum raporu Latife Yapıcı, güncel siyasi duruma ilişkin parti merkezi metni Zehra Kahraman, parti tüzüğü yenilenme çalışmaları konusu Feyyaz Soyuer tarafından katılımcılara sunuldu.

Parti kurullarının seçimi için oluşturulan çarşaf listede yer alan: *Hatice Zehra Kahraman, Başkanlığa, * Büşra Alemdar Deveci, Figen Yegit, Latife Yapıcı, Mehmet Feyyaz Soyuer ve Turan Dalbudak Yönetim Kurulu Üyeliklerine seçildiler.

İtiraz süresinin bitiminde, 23 Eylül günü İlçe Seçim Kurulu Başkanlığından alınan mazbata ile, yeni yönetim kurulu görevine başladı.

Datça’daki Kongremizle belirlenen yönetim kurulu ve delegelerimizle, Partimizi geliştirerek ve güçlendirerek çıkacağımıza inancımız sonsuzdur. Bugüne kadar emek ve desteklerini esirgemeyen, sorumluluk alan, katkı koyan tüm yoldaşlarımızla birlikte güçlüyüz.”

24.09.2025/Datça/Mehmet Erdal


2025.09.24.MHP Datça İlçe Örgütü, Datça'da Yaşanan Sorunlardan CHP Datça İlçe Örgütü'nü de Sorumlu Tuttu

  Hiç yorum yok

 

MHP Datça İlçe Örgütü, Datça'da Yaşanan Sorunlardan CHP Datça İlçe Örgütü'nü de Sorumlu Tuttu

09.05.2025 tarihli “DATÇA'DA İLKLER ÇOĞALIYOR!” başlıklı haberimde “MHP Datça İlçe Örgütü Başkanlığına atanan Oğuzhan Özçelik, Datça'da siyaseten bir ilke imza atarak Datça Belediye Meclisi MHP Grubu üyeleri ile Datça'da faaliyet yürüten yerel ve ulusal basın mensuplarını kahvaltıda bir araya getirdi...

Oğuzhan Özçelik ve kahvaltıya katılan belediye meclis üyelerinin bizimle kurdukları eşit düzlemdeki ilişkinin sonucu sormak istediğimiz her soruyu sorduk ve sorduğumuz her soruya da çok samimi yanıtlar aldık...

Bu buluşmadan edindiğim izlenime göre, MHP Datça İlçe Örgütü Oğuzhan Özçelik yönetiminde yüzünü sokağa dönen ve insanların günlük yaşamdaki sorunlarına daha duyarlı olmaya çalışan bir çizgi izleyecek.” demiştim.

SORUNLARIMIZ YALNIZCA ALTYAPIYLA SINIRLI DEĞİLDİR!

Oğuzhan Özçelik, bu izlenimimi doğrularcasına ilçe teşkilatı adına bugün yaptığı yazılı basın açıklamasında “Datça’da 2025 turizm sezonu sona ererken, geride bıraktığımız aylarda yaşanan sorunlar ne yazık ki ilçemizin güzelliklerine gölge düşürmüştür.” dedikten sonra bu yaşanan sorunları “...altyapı eksiklikleri, bakımsız yollar, su kesintileri, çöp toplama aksaklıkları ve kanalizasyon arızaları..” olarak sayıyor ve “Bu tablo, sadece hizmet yetersizliğinin değil, çeyrek asırdır Datça’yı yöneten CHP’nin başarısız yönetim anlayışının açık bir sonucudur.” diyor.

Açıklamanın devamında “Sorunlarımız yalnızca altyapıyla sınırlı değildir” denilerek şunlar ifade ediliyor:
* Datça’da her geçen yıl büyüyen otopark sorunu karşısında hiçbir kalıcı proje üretilmemiştir. İlçeye gelen misafirlerimiz araçlarını park edecek yer bulmakta zorlanırken, yerli halk da bu plansızlığın bedelini ödemektedir.
* Özellikle son yıllarda yoğun talep gören çadır ve karavan turizmi için de tek bir düzenli alan projesi hayata geçirilmemiştir. Datça’nın doğasına zarar vermeden sürdürülebilir turizmi geliştirebilecek bu fırsatlar, ilgisizlik ve plansızlık yüzünden değerlendirilmemiştir.
* Yaz boyunca sahillerimizde yaşanan düzensizlik ve karmaşa, hem yerli halkın hem de misafirlerimizin huzurunu bozmuştur.
* Çocuklarımızın güvenle oynayabileceği park ve oyun alanları bakımsız bırakılmış, gerekli bakım ve onarımlar yapılmamıştır.”

YAŞANAN SORUNLARDAN, CHP İLÇE ÖRGÜTÜ DE SORUMLUDUR!

Açıklamanın son bölümünde “Bu sorunlar yalnızca belediye yönetiminin değil, çeyrek asırdır aday belirleyen, politikaları yönlendiren ve denetim görevi üstlenmesi gereken CHP Datça İlçe Örgütü’nün de doğrudan sorumluluğundadır...” denilerek, “Son yerel seçimlerde de Datça Belediyesini yönetmeye talip olan ve seçimi kazanan CHP kadroları adına Sayın Sezai Öz'e..” şu sorular yöneltiliyor:
“Otopark sıkıntısı, çadır ve karavan alanları, sahillerdeki düzensizlik ve çocuk parklarının bakımı gibi temel sorunlar için herhangi bir projeniz var mı?
Eğer var ise bu projeler 2026 yaz sezonuna kadar hangi takvimle hayata geçirilecektir?
Datça halkına, bu sorunların çözümüne dair açık ve uygulanabilir bir plan sunmayı ne zaman düşünüyorsunuz?
Datça artık kaybedecek bir sezon daha yaşamak istemiyor. Çeyrek asırdır süren bu yönetim anlayışının sorumluluğunu taşıyan CHP Datça Belediyesi ve CHP Datça İlçe Yönetimi’ni, vakit kaybetmeden somut ve takvime bağlı projelerini açıklamaya davet ediyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi Datça İlçe Teşkilatı olarak, ilçemizin hak ettiği hizmetlere kavuşabilmesi için her türlü yapıcı katkıya hazır olduğumuzu belirtirken; Datça halkının da bu süreci yakından takip ederek, hizmet üretemeyen anlayışlara gereken tepkiyi göstereceğine eminim.”

24.09.2025/Datça/Mehmet Erdal

2025.09.24.Kent Konseyleri ve Sol, Sosyalist Kesimin Kent Konseylerine Bakışı Üzerine (1)

  Hiç yorum yok


Kent Konseyleri ve Sol, Sosyalist Kesimin Kent Konseylerine Bakışı Üzerine (1)

(Birinci Bölüm)

NE OLMUŞTU?

30.04.2024 tarihinde yapılan olağan kongrede başkan seçilen Aytekin Erdoğan'ın döneminde Datça Kent Konseyi, önceki dönemine göre daha iyi bir çalışma performansı içerisine girmiş ama Datça Yarımadası'nda çok uzun yıllar önce doğaya bırakılmış eşeklerin bu yılın haziran ayı içerisinde Muğla Valiliği'nin kararıyla (18.06.2025) Datça Belediyesi veterineri kontrolünde toplatılmaya başlanması ve sokak hayvanları ile ilgili yine Datça Belediyesinin uygulamaları, özellikle göreve başlayan veteriner ile ilgili tartışmalar sürecinde Datçalı yaşam savunucularının çokça eleştirisine hedef olan Aytekin Erdoğan, hem bu eleştirilerin etkisiyle, hem de Datça Kent Konseyi Yürütme Kurulu'nda görev yapan 2 üyenin yürütme kurulunun işleyişine yönelik eleştiriler yönelterek yürütme kurulundan ayrılması üzerine önce “Bir süre Kent Konseyi faaliyetlerinden uzak kalacağım için gruptan ayrılıyorum” diyerek içerisinde yer aldığı bütün çalışma gruplarından ayrılmış, akabinde diğer yürütme kurulu üyeleri ile birlikte seçimli olağanüstü kongreye gitme kararı alınmıştı.

18.08.2025 günü Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde yapılan olağanüstü kongrede bir ilk yaşanmış, sol, sosyalist kesim hem Datça Kent Konseyi Başkanlığına hem de Datça Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliklerine aday çıkarmış; sol, sosyalist kesimin adayı Haluk Koşar, yeniden aday olan Aytekin Erdoğan karşısında seçimi 38/20 kaybetmişti.

Haluk Koşar ile 19.09.2025 günü sol, sosyalist kesimin aday çıkarma sürecini, kent konseylerini ve sol, sosyalist kesimin birlikteliklerini konuştuk.

TEK ADAY VARSA YA “UZLAŞMA” YA DA “UMUTSUZLUK” VARDIR!

18.08.2025 günü yapılan Datça Kent Konseyi Seçimli Olağanüstü Kongresi'nde sen sol, sosyalist kesimin başkan adayı idin. Önceki seçimli kongrelerde, örneğin 25.06.2021 ve 30.04.2024 tarihli olağan kongrelerde sol, sosyalist kesim, Cumhur İttifakı'nın Datça Kent Konseyi Başkan Adayı rahmetli Ali Eren'e karşı bir nevi CHP'li Datça Belediyesi Yönetimi'nin desteklediği, yeşil ışık yaktığı... adayları desteklemiş, ayrı aday çıkarmamıştı. Ne oldu da sol, sosyalist kesim bu olağanüstü seçimli kongrede aday çıkardı ve sen sol, sosyalist kesimin başkan adayı oldun?

“18.08.2025 günü yapılan seçimli olağanüstü kongrede sol, sosyalist kesimin birlikte bir liste oluşturmasını belirleyen ana unsur, esasında seçimin tek liste ile gerçekleştirilmek istenmesiydi. Bilindiği üzere yürütme kurulundan bazı istifalar olmuş, bu istifalar sonrasında seçimli olağanüstü genel kurula gidilmişti. Duyduğumuz kadarıyla, kent konseyi başkanından kaynaklı sıkıntılar söz konusuydu ve şimdi aynı başkan yeniden aday oluyor, yeni bir liste oluşturuyordu. Karşısında da herhangi bir aday çıkmıyordu.

Bu noktayı ben, kongre anında yaptığım konuşmada da belirttim: Sol, sosyalist, demokrat birkaç kuruluş oturduk, 'Tek adaylı bir seçim, demokratik seçim olmaz. En azından seçimin demokratik geçmesi için, bir liste oluşturabilir miyiz,? ' dedik; 'Tek aday çıkıyorsa, ortada ya bir uzlaşma ya da bir umutsuzluk vardır.' Yeni yürütme kurulu listesinin oluşturulma biçiminden, yaşanan tartışmalardan ortada bir 'uzlaşmanın' olmadığı aşikardı, diğer taraftan bir 'umutsuzluğun' olduğu da aşikardı; bu 'umutsuzluk' aslında, ülkeyi de saran bir umutsuzluğun, 'Demokratiksizleşme' diye adlandırabileceğimiz bir umutsuzluğun yansımasıydı. Bu durum, kent konseyinin yapısı, işleyişiyle de alakalı bir durumdur. Bütün bunları dikkate alarak, 'Acaba' dedik, 'Biz, bugüne kadar kaçırdığımız fırsatları da göz önünde bulundurarak, Datça'da var olan sol, sosyalist, demokrat, demokratik işleyişe sahip kurum, kuruluşlar olarak ortak bir liste oluşturabilir miyiz? Bu listenin bir adayını da çıkartabilir miyiz?' Tek, tek görüşmeler yaptık. Görüştüğümüz herkesten hemen hemen olumlu yanıt aldık ve ortak bir liste oluşturduk. Ben de bu ortak listenin gösterdiği adaydım. Yani, ben 'aday' olarak çıkmadım; bir 'adaylığım' söz konusu değildi. 'Sen aday ol.' denildi. Ben 'başkan' adayı değildim, o listenin sözcüsüydüm. Böyle bir adaylığım söz konusu. Esasında, kent konseyindeki 'başkanlık' kavramı da bizim açımızdan tartışmalı, sorunlu bir kavramdır... ”


KENT KONSEYİ, SADECE BİR “SİVİL TOPLUM KURULUŞU” DEĞİLDİR!

Aslında bir “Kent Konseyi Yönetmeliği” var ama Kent Konseyleri, yasal olarak tanımlanmamış örgütlenmelerdir. Dolayısıyla, yetkileri de sorunludur. Böyle bir örgütlenmede sen sol, sosyalist kesimin sözcüsü olarak seçildiğinde, önceki yönetimlerin uygulamalarını esas alırsak, uygulamada ne tür farklılıklar olabilirdi? Ya da neler olabileceğini öngörerek, planlayarak sen 'sözcü' olarak aday oldun ya da birlikte bu işe giriştiniz?

“Kent konseylerinin oluşturulma mantığı, özünde, o yörede yaşayan, o ilçede, bölgede, ilde yaşayan insanların hem hemşehrilik bilincinin geliştirilebilmesi, hem kendi aralarındaki dayanışmanın oluşturulabilmesi ama en önemlisi, o yerin yerel yönetimine o yerde yaşayan insanların katılım kanallarının açılmasıdır. Kent konseyi, bu katılımın bir aracıdır. Yapısı da bunun üzerine oturtulmuştur. İki tane çalışma şekli var: 'Çalışma grupları' şeklinde farklı konularda oluşturulmuş gruplar etrafında bir araya gelen yurttaşların yaptığı çalışma, bir diğeri de 'meclisleşme' üzerinden yapılan bir çalışma. Burada, ağırlıklı olarak da zaten o bölgeyi, o ilçeyi ya da ili sokak sokak, mahalle mahalle ekipler oluşturarak halkın hem kendi yaşamı üzerinde, kendi yaşam alanı üzerinde hem de yerel yönetimde söz sahibi olabilme, alınacak kararların istedikleri gibi alınmasını zorlayabilme araçlarının oluşturabilmesi amaçlanıyor.

Burada, bizim temel yaklaşımımız, kent konseyini bu tip bir örgütlenme üzerine oturtabilmek, gerçek işlevine kavuşturtabilmektir. Normal işleyiş olarak baktığımızda kent konseyi, bir nevi 'bir sivil toplum kuruluşu' gibi çalışıyor. Yani çalışma grupları var, çalışma gruplarının her birisinin kendine has yaptıkları bazı çalışmalar var, değerli çalışmalar bunlar, önemli çalışmalar; bu çalışmaların her birisi kendi başına birer dernek çalışması gibi, isteyen bu çalışmaların içerisine girip çalışabiliyor, onların toplantıları oluyor, çalışmalarına ait raporları yayınlanıyor, farklı etkinlikleri oluyor... Kent konseyi de bunlarla birlikte bir hareket gerçekleştiriyor. Bu, tek başına baktığımızda, 'halkın yönetime katılım' ilkesini yerine getiren, gerçekleştiren bir durum değil. Katılım kanallarını açan bir durum değil.


MECLİSLER” ÜZERİNDEN BİR ÖRGÜTLENME ŞEMASI ÖNGÖRÜYORUZ

Bizim temel yaklaşımımız, bu kanalların açılması üzerinedir. Yani, kent konseyinin var olan yapısını 'meclisleşme' üzerine organize edebilecek, örgütleyebilecek bir yaklaşım ortaya koymaya çalıştık. Eğer seçilebilseydik, kent konseyini mahallelerden başlayarak, çeşitli sosyal grupların da meclisleştiği bir yapı haline getirmeyi düşündük. İşte bunun en yakın örneğini o gün kongrede yapılan konuşmalarda da ifade ettik konuşma yapan diğer arkadaşlar ile birlikte; mesela Bursa/Nilüfer Belediyesi'nin Mahalle Komiteleri dedikleri, daha meclisleştirmedikleri 'komite' şeklinde kurdukları bir yapı var. Bu örgütlenmeyi örnek olarak gösterdik. Keza başka birkaç belediye de var... Bütün bunların hepsi, baktığımızda, özünde sol, sosyalist, demokratik bir belediyecilik anlayışını, yerel yönetim anlayışını getiren, bununla bir izdüşüm sağlayan, üst üste düşen bir yaklaşım; Fatsa'ya kadar dayanan, Fikri Sönmezlere kadar dayanan bir süreçten bahsediyoruz. Şu anda kent konseyinin, bizim seçilmemiz halinde, seçilmiş olsaydık eğer, mahalleden, en tabandan başlayarak en tepeye kadar bir meclisleşme, meclisler üzerinden bir örgütlenme şeması öngörüyorduk. Temel farklılığımız buydu.

Bir ikincisi, temsil ettiği yapı olarak da şu haliyle baktığımızda kent konseyleri, hem yönetmelik gereği hem de geleneksel olarak sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri üzerinden örgütleniyor. Yedi (7) tane sivil toplum kuruluşunun temsilcisi bir araya gelerek bir yönetim oluşturuyor; bu haliyle, sadece kendilerini, kendi sivil toplum kuruluşlarını temsil ediyor, halkı temsil eden bir yapısı yok. Halkı temsil edebilmesi için meclislerin üzerine, halkın mahallelerde örgütlendiği sosyal grupların, meclislerin üzerine oturması gerekiyor ki kent konseyi, gerçekten kentte yaşayan insanları temsil edebilsin. Burada yaklaşım olarak da yönetimin tekrardan oluşturulması, şu anki yönetimin, seçilen yönetimin dışında başka türlü bir modelin gerçekleşmesi gerekiyor. Yani, meclislerin temsilcilerinin kendilerini bir şekilde var ettiği yeni bir meclisleşme, bu fiili olabilir, ille de yönetmeliğinin olması gerekmiyor.

Bir diğeri, başkanlığın 'bir formalite' haline getirilmesi gerekiyor. 'Başkanlık' denilen kurum, bugün ülkemizde öyle bir hale gelmiş vaziyette ki her taraf başkan kaynıyor; herkes başkan. Bu, başkanlıktan öteye bir sisteme dönüşmüş vaziyette. Yaklaşımımız açısından da söyledim, başkan adayı değildim, sözcüydüm. Başkanlık, bizim gözümüzde bir formaliteden farklı bir şey değil. Bu nedenle ayrı bir başkanlık seçiminin yapılmasından ziyade bir yönetim seçiminin yapılması gerekiyor; normalde, demokratik kitle örgütünün işleyiş budur. Bir yönetim seçilir, yönetim kendi içerisinde o görev bölüşümünü yapar. Kent konseyinde tersi bir işleyiş söz konusu. Tam da 'Başkanlık' sistemine uygun bir işleyiş var. Biz, aslında bu başkanlık sistemini de bir şekilde demokratikleştirme üzerine bir yaklaşım savunuyoruz. Bu yaklaşımımız, hem kent konseyinin aşağıdan yukarıya örgütlenmesini, demokratik kanalların açılarak örgütlenmesini sağlamak hem de en üstte, işte başkanlıktan yönetimine kadar bir demokrasi içerisinde bunun gerçekleşmesini sağlamaktı...”

(Devam edecek)

22.09.2025/Datça/Mehmet Erdal


 

2025.09.24.GÖKHAN SAĞIR İLE CHP ÜZERİNE (3)

  Hiç yorum yok




GÖKHAN SAĞIR İLE CHP ÜZERİNE (3)

(Son Bölüm)

PARAYI VEREN, DÜDÜĞÜ ÇALAR

CHP Muğla İl Başkanlığına Aday olduğunu da açıklayan Hasan Balı, siz de dinlemişsinizdir, sizin ilçe kongresinde yaptığı konuşmada, CHP'de fiilen var olduğu hemen hemen herkesçe kabul gören “CHP'li belediye başkanlarının CHP ilçe ve il başkanlarından önde olma” durumuna atıfta bulunarak, eğer seçilebilirse kendi il başkanlığı döneminde bu durumuna son vereceğini söyledi. Ne dersin?

“Tüzükte öyle zaten.”

Tamam, Hasan Balı da “Tüzüğe göre hareket edeceğim” dedi ama kongrede bu konu da tartışılmadı. Hasan Balı bu konuya değinmeseydi ben de bu soruyu size sormayacaktım. CHP'de “tüzüğe göre yanlış” olan bu konumlanma nereden kaynaklanıyor?

“Bazı dönemlerde, örneğin herkes Deniz Baykal'ı eleştirir ama onun genel başkan olduğu dönemde şimdi üzerinde konuştuğumuz bu konumlanma durumu tüzüğe uygundu. Örneğin, ben CHP Datça İlçe Örgütü Başkanı olduğum dönemde, Datça Belediye Başkan Adayı belirleme tartışmaları sırasında genel merkez sekreterimiz Önder Sav beni aradı, 'Başkan, ne düşünüyorsun?' diye sordu. Yani, o dönemde örgüte soruluyor ve örgütün görüşü alınıyordu. Yine örneğin, Erol Karakullukçu'nun yerine Alim (Karaman) hocanın aday ilan edilmesi üzerine 1500 civarında imza filan toplanmıştı. Hasan (Kaya) hoca ilçe başkanımızdı, sorunu çözmek üzere Ankara'ya gidilmişti. Genel merkez 'Başkan, bırak imzaları, sen ne diyorsun? Sen bize onu söyle. Bize örgütün görüşü lazım' dedi.

Bu durum, K. Kılıçdaroğlu döneminde tam tersine döndü. Kılıçdaroğlu, kendi döneminde belediye başkanlarıyla hareket etmeye başladı.”

Bunun nedeni ne?

“Maddi. Yaşamın her alanında olduğu gibi partide de maddi güç kimdeyse, parti onun olur. Eğer, belediye finanse ediyorsa partiyi, parti belediyenin partisi olur. Üye aidatlarıyla finanse edilirse parti, üyelerin partisi olur. Müteahhitler veriyorsa parayı, müteahhitlerin partisi olur. Yani, mali bağımsızlığı, ekonomik bağımsızlığı olmayanın siyasi bağımsızlığı olmaz. O yüzden, 'İlçe ve il başkanlarının önde olma, önde konumlanma' geleneği bozuldu. Şimdi de mesela, ilçe başkanı ne yapsın parasız, pulsuz? Üyeler partiye sahip çıkmadığı için parayı nereden bulacak? Cebinden mi verecek? Verse bile nereye kadar verecek? Para gerekli olduğunda kimde para varsa gidiyor ondan istiyor. Bağış istiyor ya da gidiyor belediyenin kapısına... Bir ilçe başkanının belediyenin kapısına gitmesi kadar kötü bir şey var mı?

Diyelim ki belediye sizde değil, bu durumda gerekli parayı nereden bulacak?

“Belediye olmasa, gidecek müteahhit Mehmet'e 'Abi, partinin kira parası gerekli' diyecek.”

Para kimdeyse ona gidecek, başka yolu yok?

“Ben, bu durumlarla çok karşılaştım. 'Parayı ben verdim, düdüğü ben çalarım' diyen insanlar oldu partide.”

İL DELEGE LİSTESİ, DOĞRU BİR LİSTEDİR

Son soru: Baktım, Datça'dan Muğla İl Kongresi'ne katılacak il delegeleri listesindeydin. Liste bana “çok ilginç” geldi. Hazırlanmasında senin rolün var mıydı?

“Yoktu. Diğer listeden de haberim yoktu, bu gerçek, onu söyleyeyim.”

İl delege listesi hazırlanırken, sanki “Eski arkadaşlarımızı küstürmeyelim. Kucaklayalım.” gibi bir yaklaşım söz konusu olmuş, bir denge oluşturmaya dikkat edilmiş?

“Sezai başkanın şöyle bir özelliği var, bunu daha önceden bildiğim için söylüyorum: Sezai başkan önceki dönem ilçe başkanlığı, belediye başkanlığı yapmış üyelerimizin görüşünü almaya, onlarla konuşmaya, onlara listede yer almalarını teklif etmeye çok önem veriyor.”

Bence, ilçe başkanı olarak doğru yapıyor.

“Evet, elbette doğru. Bana da geldi. Gürsel başkana da gitti... Muğla'yı tanıyan, il kongresinde Datça İlçe Örgütü'nü doğru yönlendirebilecek deneyimli kişileri listeye almaya dikkat etti. Sezai başkanın bu düşüncesi, doğru bir düşünceydi.

İl delege listesine bazı genç arkadaşlar da yazılıyor ki mesela, hem işe koyulsunlar hem de deneyim kazansınlar.”

Gördüm.

“O arkadaşlar da o düşünceler ile belirleniyor.”

DATÇA NE KADAR ELEŞTİRİLSE DE DİĞER İLÇELERDEN DAHA İYİDİR

CHP Muğla İl Başkanı değişecek mi?

“Şu anki il başkanımızın da yeniden il başkanı seçilme şansı yüksek. Başkanlığı döneminde süreci fena yürütmedi.”

Kendi ilçesi Marmaris'te desteklediği liste CHP Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü'nün desteklediği liste karşısında seçimi kaybetmiş.

“Orada da belediye başkanının ağırlığı var. (Gülüyor) Datça, ne kadar eleştirilse de diğer ilçelerden daha iyidir bu konularda; burada, mahalle delege seçimlerinde belediye başkanının müdahalesi olmadı. Öyle yüklenme, karışma filan yaşanmadı...”

Gökhan Sağır, yapılacak olan CHP Muğla İl Kongresi'nde olası gelişmelerin neler olabileceğine dair konuşurken şöyle bir cümle kurdu: “Sonunda, buralarda dengeye filan bakılır.”

Bu noktada, Gökhan Sağır ile Muğla Kurultay Delegelerinin Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel'in yarıştığı kurultaydaki tavrı üzerine konuştuk. Gökhan Sağır, sözünü ettiğimiz bu kurultayda Datça İlçe Örgütü'nün tavrının ilk turdan itibaren bir bütün olarak Muğla İl Örgütü'nün ve Muğla'nın diğer ilçe örgütlerinin tavrından farklı ve ikirciksiz olduğunu, Datça İlçe Örgütü'nün sağlam ve gerçekçi bir duruş sergilediğini söyledi.

(Bitti)

22.09.2025/Datça/Mehmet Erdal

 

2025.09.24.GÖKHAN SAĞIR İLE CHP ÜZERİNE (2)

  Hiç yorum yok


GÖKHAN SAĞIR İLE CHP ÜZERİNE (2)

(İkinci Bölüm)

VATANDAŞIN ELEŞTİRİLERİNİ DİNLEME KONUSUNDA ISRARCI OLMALIYIZ

CHP Datça İlçe Örgütü'nün istisnasız bütün üyeleri böyle düşünüyor” diyemem ama gördüğüm kadarıyla CHP Datça İlçe Örgütü, parti üyesi olmayan Datçalıların, genel ve/veya yerel seçimde CHP'ye oy versin ya da vermesin, CHP'ye, CHP Datça İlçe Örgütü'ne ve özellikle de 26,5 yıldır CHP tarafından yönetilen Datça Belediyesi'ne yönelik eleştirilerini “AKP-MHP'nin işine yarayan eleştiriler”, “çok kötü niyetli eleştiriler”, “nankörlük”... olarak görüyor, değerlendiriyor. Bir dönem CHP Datça İlçe Örgütü Başkanlığı ve belediye meclis üyeliği yapmış birisi olarak bu konuda ne söyleyebilirsin?

“Bizim arkadaşlarımız, gerek Aytaç (Kurt) başkan, gerek Sezai (Öz) başkan olsun, zaman zaman katıldığımız halk buluşmalarından biliyorum, anlayış olarak 'Tamam' diyorlar ama pratikte bu konunun üzerine gitme, ısrar etme noktasında eksiklik var.”

CHP üyesi olmayan vatandaşları konuşmaları, varsa eleştirilerini dillendirmeleri konusunda teşvik etmek gerekmiyor mu?

“Kesinlikle. Mesela, halkın arasına girdiğin zaman, çok doğru şeyler söylendiğini görüyorsun. Onları dinliyorsun, not alıyorsun, düzeltmeye çalışıyorsun ama sorun şu, bu konuda ısrarcı olamıyoruz; ısrar etmek gerekir. Biz, mesela, bir, iki yapıyoruz bir şeyi, ondan sonra işin ucunu bırakıyoruz.”

Gökhan Sağır, bu noktada, CHP üyesi olmadan önceki dönemde, öğrencilik yıllarında (Trabzon) içerisinde yer aldığı gençlik örgütlenmesinde bir arkadaşının bir nedenle kendisine “Kendine güvenmeyen insan, başkasına da güvenmez. Önce kendine güveneceksin.” dediğine atıfta bulunarak “Düşündüğüm zaman, hak verdim; gerçekten, kendine güvenen insan, hem eleştiriye açık oluyor, hem de kendisini eleştiren insanlara da güveniyor. O yüzden diyorum ya, eleştiren insanları dinlemek, onları eleştirmeye teşvik etmek lazım. Kısacası, bu konu, yöneticilerin tavrıyla ilgili bir konudur.” dedi.


BAZI ELEŞTİRİLERİ, BEN DE PEK DOĞRU BULMUYORUM

Datça'da yerel yönetim (Datça Belediyesi), 1999 yılından beri CHP tarafından yönetiliyor. Bu geçen sürede her şeyin mükemmel yapılmış olması mümkün değil. Örneğin, 31 Mart 2024 Yerel Seçiminde CHP'nin Datça'da aldığı oylar, 2023 Genel Seçiminde aldığı oylardan daha düşük; bağımsız belediye başkan adayı Mesut Yar, büyük ölçüde CHP'ye oy verecek seçmenden oy aldı, keza sandığa gitmeyenler, büyük ölçüde CHP'ye oy vermesi olası seçmenlerdi. Dolayısıyla, farklı nedenlerle bazı eleştirilerin yapılıyor olması çok doğal. İlçe kongresinde, bu eleştirilerden birisinin bile gündeme getirilip konuşulmadığını gördüm. Örneğin, ilçe örgütünün faaliyet raporunu okuyan Emre Şahin, bu eleştirileri de içeren bir faaliyet raporu okumak ve tartışma başlatmak yerine, çıktı, monoton bir şekilde “şunu, şunu yaptık...” diyerek, bilemiyorum ama belki 50-100 tane faaliyetten söz etti ama bir kez bile herhangi bir konuda “Arkadaşlar, bunların yanı sıra şunu da yapamadık.” demedi. Sanki sokak, sosyal medya... bir tarafta, CHP Datça İlçe Örgütü bir tarafta. Sanki CHP Datça İlçe Örgütü'nün penceresinden bakıldığında, “Datça'da CHP'ye yönelik hiçbir şey konuşulmuyor” veya “konuşanlar çok ciddiye alınmayı hak etmiyorlar.” CHP İlçe Örgütü, 26,5 yıldır CHP'nin yönettiği Datça Belediyesi, CHP Örgütü dışından yöneltilen eleştirilere kapıyı tamamen kapattı mı?

“Sol yapılarda 'eleştiri-özeleştiri geleneği' vardır, o geleneklerin birisinden geliyorum, insanlar dönem dönem toplanır, 'Şunları doğru, şunları yanlış yaptık. Yanlışları nerede yaptık? Yanlışları düzeltmek için neler yaptık?..' derler. Bizdeki (CHP) faaliyet raporları, sadece Datça'da değil, bütün ilçe örgütlerinde, 'Oraya katılım sağladık, buraya gittik, bunları yaptık... bilmem ne' şeklindedir. İşte, bunları düzeltmenin yollarını aramamız lazım. Kongrede yaptığım konuşma notlarımda da vardı, zaman darlığı nedeniyle konuşamadım, 'Kaç tane üye yaptık? Hangi mahallelerde kaç tane temel mahalle örgütü kurduk? Kaç tane miting ya da gösteri örgütledik; davetli olarak katılmak anlamında değil, bizzat bizim örgütlediğimiz?...' Bunların faaliyet raporunda olması lazım. Yoksa, 'şuraya gittik, buraya gittik...', bunlar siyasi faaliyetler değildir. Bu tür sunumu değiştirmeliyiz. Bunu değiştirmek için de eğitim lazım. Parti olarak kaç üyeyi eğittik? Kaç eğitim toplantısı yaptık?”

Bazı partilerde “Parti okulu” var. CHP'de yok mu?

“Bizde de var. Ben Ankara'da iken, gençliğimde parti okuluna gittim, bir ay parti eğitimi aldım. Bizi bir ay kapattılar, üniversitelerden hocalar geldiler ve bize her konuda eğitim verdiler. Eğitim aldığın zaman, kendini güçlü hissediyorsun. Bunlar devam ettirilmedi. Şimdi eğitim çalışmaları çok zayıf. Eğitim olmadığı zaman, insanlar niçin CHP'li olduğunu da bilmiyor. Bizde farklı farklı eğilimler var. Herkes aynı nedenlerle CHP'ye üye olmuyor. Hangi nedenle olursa olsun CHP'ye üye olanları toparlayıp, eğitmek lazım. Kongrede bir konuşmacı dedi ya 'Arkadaşlar, parti tüzüğünü okuyun'. Tüzüğü, programı okuyup tartışmak gerekir. Güncel olayları tartışıp ortak bir fikir oluşturmak lazım. Tartışmadığımız için yarımız o tarafa, yarımız başka bir tarafa gidiyor, ortak bir duruşumuz ve görüşümüz yok.”

Soruma, tam cevap alamadım. Yani, ilçe örgütü sokaklarda, sosyal medyada, daha pek çok düzlemde eleştiriliyor. Bu eleştirileri yapanların ezici çoğunluğu da size oy veriyor, biliyorum. Siz, bu eleştirilere kapalı mısınız ya da bu eleştirileri ciddiye almıyor musunuz?

“Alınıyor, alınıyor ama bazı eleştirileri, şahsen ben de pek doğru bulmuyorum; değerlendirmeye alınabilecek, değerlendirmeye alınamayacak eleştiriler var. Örneğin, belediyeyi basma, Aytaç (Kurt) başkanı istifaya çağırmayı doğru bulmuyorum. Belediye önündeki o protesto eylemlerinde Aytaç başkanının sabrına da hayranım, doğrusunu söyleyeyim.”

Ben de “sinirleri alınmış” bir insan profili gördüm, çok iyi durdu.

“Aşağıya indi, herkesi dinlemeye çalıştı. Sadece Aytaç başkana değil, belediyeye karşı da daha saygılı olmak gerekir. Ben olsaydım Aytaç başkan yerine, o kadar sabırlı olamayabilirdim. Biraz daha usturuplu eleştiriler yapmak lazım. Bir de bazı konuların muhatabı belediye değil ama gelip belediye protesto ediliyor. Belki, süreci iyi yönetemediğimiz söylenebilir. Haksız eleştirilerin de yapıldığına inanıyorum.

Gökhan Sağır, bu bölümü bitirirken, “Parti kongrelerinde, yerelden çok partinin genel politikalarının konuşulması gerektiğine inanıyorum.” dedi.

Tartışılmadı!

“Onlar da tartışılmadı. Önce partiyi düzeltelim ki belediye düzelsin.”

(Devam edecek)

20.09.2025/Datça/Mehmet Erdal 

2025.09.24.GÖKHAN SAĞIR İLE CHP ÜZERİNE (1)

  Hiç yorum yok

 


GÖKHAN SAĞIR İLE CHP ÜZERİNE (1)

Sezai Öz, Yeniden CHP Datça İlçe Örgütü Başkanı Seçildi” başlıklı son haberimin bir yerinde, haberi okuyanlar anımsayacaktır, “CHP Datça İlçe Örgütü eski başkanlarından ve meclis üyelerinden Gökhan Sağır, kürsüye çıkıp konuşma yapanların içerisinde ilk ve tek somut eleştiri yönelten üye idi.” demiştim. Kongrede seçime geçildiği anda yaptığım teklifi kabul etmesi nedeniyle, bugün Gökhan Sağır ile buluştuk.

ÇOK ELEŞTİRDİĞİMİZ “BAŞKANLIK SİSTEMİ” BİZDE DE VAR!

Senin dışında, 103'ü “seçilmiş”, 14'ü “doğal” mahalle delegesinden kongreye katılanlardan hiçbirisi söz alıp eleştiri yöneltmedi; bu bana pek normal gelmedi. Datça'nın sokaklarında konuşulanlar, merkezi yönetim/Cumhur İttifakı tarafından 19 Mart'tan beri CHP'ye yöneltilen saldırılar, CHP içerisinde gün yüzüne çıkan bazı Truva Atları... vb. gelişmeler düşünüldüğünde Datça İlçe Örgütü Kongresinde de bazı tartışmaların yapılması şaşırtıcı olmazdı. Neden yapılmadı?

“Biz, konuşmuyoruz; bütün meseleler de bundan kaynaklanıyor. Tüzüğümüzde bile şöyle bir madde var: Diyor ki '3 ayda bir toplantı yapın.' Yani, 'oturun, konuşun, meseleleri tartışın, ortak karar alın...' diyor. Bu, yılda 4 toplantı yapar. Bu bile olmuyor. Mesela, genel merkez emrivaki olarak 'Danışma toplantıları yapın' diyor, yapıyoruz ama yılda bir kez yapıyoruz. O yılda bir kez yaptığımızı da sorunları çözmek, meseleleri tartışmak için filan değil de 'yapmış olmak için' yapıyoruz. Böyle yapıldığı için de bu toplantılardan bir sonuç çıkmıyor. Normalde, bu toplantılarda, 'Şimdiye kadar ne yaptık, ettik, çalışmalarımızda neleri doğru, neleri yanlış, neleri eksik yaptık?' onları tartışmamız, bir 'ortak akıl' oluşturmamız gerekiyor. 'Ortak akıl, ortak akıl' diyoruz ama bunu oluşturacak bir ortam yaratılamıyor. Bu durum, bizim partimizdeki sistemin yanlışlığından kaynaklanıyor. 'Başkanlık' sistemini çok eleştiriyoruz ama bu sistem kendi içimizde de var.

Örgütlenmenin en alt birimi olan ilçe örgütünde bile fiiliyatta bir 'başkanlık' sistemi mi var?

“Yukarıdan aşağıya, aşağı yukarı her yerde aynı sistem var.”

Delege, kongre sırasında konuşmaktan çekiniyor mu?

“Delegenin önüne öyle bir olanak konulmuyor. Anımsarsan, bir ara 'CHP olarak Halk Toplantıları yapalım' denilmişti. 2-3 kez yapıldı da. Dedik ki 'Arkadaşlar, bu toplantılar devam etsin. Bugün 5 kişi, yarın 15 kişi katılır. Sorunlar tartışılır.' Ondan da vazgeçildi.”


ÜYELERE KONUŞABİLECEKLERİ ORTAM HAZIRLANMALI

Anımsadığım kadarıyla, CHP Datça İlçe Örgütü toplantılarında, ciddi tartışmalar olurdu. Üyelerinizden bazıları çıkar, oldukça radikal konuşmalar yapar ve sert eleştirilerde bulunurdu. Şimdilerde ya da örneğin dün yapılan 39. olağan ilçe kongresinde böyle bir şeyin olmamasının nedeni olarak “İşte Cumhur İttifakı bileşenleri, işte R. T. Erdoğan üstümüze geliyor. Şimdi biz de durup dururken onlara kendi elimizle malzeme vermeyelim.” gibi bir endişeden söz edilebilir mi?

“Eleştirlere bakış açımız da yanlış. Aslında, eleştirilere insanların, arkadaşların, üyelerin birbirlerine yardımı olarak bakmamız gerekiyor. Özeleştiri de kendini aşmadır. Bu anlamda bir eleştiri ve özeleştiri, partiye hiçbir zaman yerleştirilmedi. Arkadaşlar, eleştiriyi 'suçlama' olarak, yanlış anlıyorlar. Konuşmak isteyen 'Konuşursam acaba bana ne derler?' diye endişe duyuyor. Konuşmaktan kaçınıyor. Üyelere konuşabilecekleri ortamı hazırlamak yöneticilerin görevidir. Yöneticiler böyle bir ortamı hazırlamalı ki insanlar özgürce konuşabilmeli ve konuşunca da onlara karışılmamalı, konuşanlar herhangi bir yaptırımla karşılaşmamalı, tepki görmemeli, tam aksine onları konuşmaya teşvik edici şeyler yapmalı. Fiiliyatta olan, birisi konuştuğu, birisini eleştirdiği ya da bir konuda eleştiride bulunduğu zaman, hemen ona tavır alınıyor. Haliyle insanlar da konuşmaktan, eleştirmekten korkuyorlar. Bu nedenle ben üyelerde bir kabahat bulmuyorum. Önemli olan, o ortamı, o konuşma özgürlüğü ortamını hazırlamaktır.”

İNSAN, SAMİMİ BULDUĞU ORTAMDA İÇİNİ AÇAR, KONUŞUR

Yönetimde, böyle bir çaba yok mu?

“Yok. Olsa, delegeler, üyeler, insanlar gelir konuşur. Neden konuşmasın? İnsan, samimi bulduğu ortamda kendi içini açar, konuşur bilmem ne. Bir de şu var: İşte kongreler, danışma toplantıları... oluyor, oralardan somut bir sonuç çıkmıyor. Bir sonuç çıksa, orada konuşulan fikirler derlenip toparlansa, bir araya getirilip değerlendirilse, insanlar 'Yaa katılıyoruz. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, boşa konuşuyoruz. Kaale alınmıyoruz.' demeyecek. Yapılan toplantılarda, somut bir sonucun çıkması lazım. Neler konuşuldu, neler eleştirildi, bu söylenenleri düzeltmek için nelerin yapılmasına karar verildi? Bir önceki toplantıda konuşulan ve tespit edilen hataların düzeltilmesi için neler yapıldı? 'Şunları yaptık. Şunları başaramadık. Bunların nedeni şunlardı.' gibi sorgulama şeklinde bir çizgi izlense insanlar gelir ve konuşur.”

İlçe örgütlerinde, böyle bir gelenek yok mu?

“Yok.”

YERELDE OLDUĞU GİBİ GENELDE DE SORGULAMA YAPILMIYOR

Peki, sizde şöyle bir şey var mı? Hani, tüzüğünüzde 3 ayda bir halk ya da danışma toplantısı yapılsın diye yazılıyor dedin ya, il örgütü ilçe örgütlerinden, genel merkez il örgütlerinden bu toplantıların yapılıp yapılmadığına, yapıldıysa nelerin konuşulduğuna, hangi kararların alındığına dair bir rapor istiyor mu? Yoksa, 'saldım çayıra, mevlam kayıra' misali, kendi haline mi bırakıyor bu tür faaliyetleri?

“İl diyor ki, mesela 'Eylül ayının biri ile Ekim ayının biri arasında ilçelerde danışma toplantıları yapılmalı'. İlçe toplantıları, biraz önce söylediğim gibi yapılıyor. Aslında, bu danışma toplantılarından fikirlerin çıkması, bunların da il tarafından toplanıp bir potada değerlendirilmesi ve yeniden ilçelere, mesela 'Arkadaşlar, geçtiğimiz dönemde bizim çalışmalarımız propaganda ağırlıklı oldu. Örgütlenmeyi biraz ihmal ettik. Hatamız bu idi. Genel zaaflarımız şunlardı. Bundan sonra örgütlenmeye ağırlık vereceğiz...' gibi bir sonuç iletebilmeli. Ya da der ki, 'İşte, ülkenin her tarafında oyumuz artarken Datça'da yerel seçimde neden düştü? Bunun nedeni nedir?', mesela, bunu konuşmamız lazım. Bunun nedeni olarak, sadece 'İşte bağımsız bir aday çıktı, 1200 oy aldı.' diyemezsin.”

Onu, günah keçisi ilan edemezsin.

“Burada ne yapılması lazım, mesela? 'Acaba, aday belirlerken önseçim yapsaydık, 1200 oy yine de gider miydi?' Bu konuları sorgulamak lazım. Hiçbir şeyi sorguladığımız yok. Yerelde sorgulamadığımız gibi genelde de sorguladığımız yok. Dün kongrede söylediğim gibi mesela Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesini, 6'lı masa olayını sorgulamıyoruz. Bu nedenlerle birçok oy kaybettik. O olayların olduğu dönemde de şimdi yönetimde olanlar yönetimdeydi. Bu olayların özeleştirisi yapılmadı. Bu nedenle benzeri yanlışlıkları tekrarlama olasılığı çok fazla. Çünkü bunların yanlış olduğu söylenip, yanlış kabul edilmiyor. Eğer bu konularda özeleştiri yapar ve kendini o noktada aşabilirsen, bir daha o tür yanlışları yapmazsın. Yapmama olanağın çok artar. Bunun gibi.”

HATALARI, YANLIŞLIKLARI DÜZELTMEK İÇİN ELEŞTİRİYORUZ

Bazı tanıdığım arkadaşların partilerinde, örgütlerinde ya da kendimin yaşadıklarından bilirim, içinde yer aldığın yapı içerisinde “Doğrucu Davut” olursan, kimse mükemmel olmadığından, eleştirdiklerin seni yalnızlığa iter. Bu nedenle, sizde de üyelerde “Ben gördüğüm eksiklikleri, yanlışlıkları, hataları eleştirirsem parti içerisinde bir yerlere gelemem, onun için görmeyeyim, görsem de konuşmayayım.” endişesi ve bu nedenle de konuşmaktan, eleştirmekten kaçınma durumu olabilir mi? Bir dönem ilçe örgütü başkanlığı ve belediye meclis üyeliği yapmış birisi olarak ne düşünüyorsun?

“Söylediğin gibi kişisel endişesi olan birisinin bizim içimizde yeri yok. Yani, birisi 'yükselme' endişesi nedeniyle eleştiri yapmıyorsa, zaten ondan bir şey olmaz. Parti içerisinde yükselmek için yanlışları görmeemek ve eleştiri yapmamak olumlu bir şey değildir.”

CHP'de olmuyor mu böyle şeyler?

“Olmaz mı? Var, elbette. Burada niyet önemli. Biz neden eleştiriyoruz? Partideki hataları, yanlışlıkları düzeltmek için, bir yere gelmek için değil. Ben bu yaştan sonra bir yere gelmek için değil, partiyi düzeltmek için eleştirriyorum; yanlışlıklardan, hatalardan dolayı rahatsızım. Demokrasi, sadece seçim yapmak değildir, insanları karar alma süreçlerine de katmaktır. İnsanları, birlikte karar alma süreçlerine katmak gerekir. Bunun için eleştiri yapacaksın. Şimdi, dediğim gibi yönetimin de buna çok açık olması lazım. Şimdiye kadar partide ya da belediyede bir yerlere gelmek isteyenler 'eleştiren' ise hep kenara itilmişlerdir. Bizim sistemde herkes methedilmekten memnun oluyor; eleştireni kimse sevmiyor.

(Devam edecek)

18.09.2025/datça/Mehmet Erdal



23 Eylül 2025 Salı

DATÇA BELEEDİYESİ, ARTIK DAHA ŞEFFAF

  Hiç yorum yok

     

   



 DATÇA BELEDİYESİ ARTIK DAHA ŞEFFAF

     Ayda bir yapılacağı duyurulan “bilgilendirme” amaçlı basın toplantısının 15 Ağustos günü yapılanına Datça dışında olmam nedeniyle katılamamıştım ama bugün (23.09.2025) yapılanına katıldım; Datça Belediyesi'nin “artı hanesine” yazılması gereken bu buluşmada basın ile paylaşılan yazılı ve sözlü bilgiler, basının sorularına verilen yanıtlar tatmin ediciydi.

Toplantı öncesi, son anda da olsa 6 konuda paylaşılan yazılı bilgilere göre:

1- Geçici Barınak inşası durumu, tadilat süreci hakkında

“5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Hayvanların Korunması Hakkında Yönetmelikte yapılan değişiklikler doğrultusunda... mevcut Hayvan Bakımevimizin mevzuata uygun hale getirilerek ruhsatlandırılması çalışmalarına başlanmıştır.

 12.12.2025 tarihine kadar ruhsatlandırılmış olması gereken bakımevimiz ile ilgili çalışmalarımız sürdürülmekte olup, başlangıç olarak yönetmelikte geçen her hayvan için etolojik ihtiyaçlarına göre yeterli büyüklükte kapalı ve açık bölmelerin inşası tamamlanmış, 38 bölümün inşası gerçekleştirilmiştir...Yapılacak tüm geliştirmeler sonucunda ilçemize 100 köpeğin rehabilitasyonunu belediyemizin kendi imkanları ile sağlayabilecek olan bir tesis kazandırılması hedeflenmektedir.
Halihazırda 36 köpeği barındırmakta olduğumuz bakımevimizde rehabilitasyonu tamamlanan köpeklerimiz, çok yakında sahiplendirilmeleri üzere web sitemizde vatandaşlarımızın görebilecekleri şekilde fotoğraflı olarak ilan edilecek ve sahiplendirilmeleri için gerekli şartlar bu sayfada duyurulacaktır.

 Sahiplendirilemeyen köpekler ise tahsis işlemlerini tamamlamak üzere olduğumuz ve hemen akabinde inşasına başlayacağımız doğal yaşam alanına taşınacak ve burada beslenme ve bakımlarının sürdürülmesi sağlanacaktır...

 Bakımevimizde yapılacak tüm geliştirmeler ve gerçekleştirilmesine başlanan faaliyetler ile birlikte yakın zamanda arazi tahsisi sonrası inşasına başlayabileceğimizi düşündüğümüz doğal yaşam alanımız ile ilgili belediyemize katkıda bulunmak isteyen vatandaşlarımız bağış yapabileceklerdir. Söz konusu hesaplar şartlı bağış hesapları olup, bu hesaplarda biriken bağışların 5199 sayılı kanun kapsamında sokak hayvanlarının rehabilitasyonu faaliyetleri haricinde herhangi bir Belediye çalışmasında kullanılabilmesi söz konusu değildir.


2- Muğla Büyükşehir Belediyesi Datça Sıcak Asfalt Programı hakkında

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yatırım programına aldığı daha önce ifade edilen Datça’da asfaltlanacak muhtelif yolların yapımı ile ilgili olarak asfalt plentinin kurulması ile ilgili müteahhit firma tarafından ön işlemler ve gerekli izinlerin alınması için süreçler başlatılmıştır. Ön işlemlerin tamamlanmasının ardından 15-20 gün içerisinde malzemelerin gelmesi, 2025 yılı Kasım ayı başında ise imalat ve asfaltlama programına başlanması planlanmaktadır. Asfaltlama programı kapsamında Çevre yolu, Aydınçayırı Caddesi, Müzreki sokak, Hisarmağara caddesi, Ağalar Caddesi gibi ana arterler ve ara hatlarda sıcak asfaltlama yapılacaktır.

3- 30 Ağustos Zafer Bayramı Konseri hakkında

Bazı sosyal medya platformlarında 30 Ağustos Zafer Bayramı konseri dolasıyla konser veren Zakkum grubuna 750bin TL kaşe ödendiği ve KDV ve ses sistemi vb. diğer giderlerin buna dahil olmadığı ifade edilmiş ve konser kaşe bedelinin yüksek olması eleştirilmiştir. Ulusal bayramlarımızdan biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen Zakkum konseri, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve belediyemiz ortaklığı ile gerçekleştirilmiş... Sosyal medyada gruba ödendiği iddia edilen meblağ tamamen gerçek dışı olup, belediyemizin organizatör firmayla yaptığı sözleşme gereği ödediği para 300 bin+KDV’dir. Belediyemiz Tasarruf Tedbirleri Genelgesine uymaya azami derecede dikkat etmekle birlikte ulusal bayramlarımız tasarruf tedbirleri dışında bırakılmış özel ve kutlama yapılması gereken günlerdir. 29 Ekim 2024 ve 30 Ağustos 2024 tarihlerinde Muğla Büyükşehir Belediyemiz Popüler Müzik Orkestrası imkanlarından yararlanmış ve herhangi bir ödeme yapılmamıştır...

4- Belediye taşınmazlarının SGK’ya devri hakkında

Belediye adına kayıtlı 8 adet taşınmazın SGK borçları karşılığında SGK’ya devri konusunda mahalle muhtarları ve belediye meclis üyeleri ile yapılan toplantı sonrası, Eylül ayı Belediye Meclis toplantısında parsellerin satışa çıkarılıp çıkarılmayacağı ile ilgili konu komisyonlara havale edilmiştir. Konula ilgili olarak tüm belediye meclisi komisyonları çalışmalarına devam etmektedirler.

5- Sarıcayaz Festivali hazırlıkları hakkında

Bu yıl üçüncüsü yapılması planlanan ve geçtiğimiz yıl Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin de desteklediği Sarıcayaz Festivali Komitesi Belediyemize bu yıl festivalin 3-4-5 Ekim tarihlerinde Eski Datça’da yapmak istediklerini bildirmiş ve Datça Belediyesi’nin festivale destek vermesini talep etmiştir. 1, 4 ve 9 Eylül tarihlerinde yapılan toplantıların ardından Belediyemiz Datça kültüründe var olan bir kavram olan Sarıcayaz’ın hem Datça’da turizm sezonunu uzatarak esnafımıza hem de Eski Datça’da yaşayan halka kültürel ve sanatsal anlamda katkı sağlayacağı düşüncesiyle destek olmaya karar vermiştir. Eski Datça’da yapılacak bir festivalin mahallenin tüm bileşenlerini kapsaması gerektiği bilinciyle Eski Datça temsilcileri ve esnafı Belediyemiz ve Festival Komitesi tarafından toplantıya çağırılmıştır. Eski Datça Muhtarı, Eski Datça Dayanışma Derneği temsilcileri ve işletmeciler 12 Eylül tarihinde Datça Belediye Meclisi salonunda toplantı yapmıştır. 16 Eylül tarihinde ise Belediye ve Komite yetkilileri Eski Datça’ya giderek benzer bir toplantıyı gerçekleştirmiştir... Ancak bu toplantıların ardından 16 Eylül günü Sarıcayaz marka sahipleri Belediye Başkanı Aytaç Kurt’tan bir randevu talep etmiş, görüşmede süreç içinde karşılaştıkları gelişmeler, farklı talep ve çelişkili düşüncelerin işlerini zorlaştırdığını ve sürenin çok az kalmasından dolayı bu yıl festivali Eski Datça’da gerçekleştirme kararlarından vazgeçtiklerini, önümüzdeki yıl daha iyi hazırlanarak festivali yapmak istediklerini ifade etmişler, festival hazırlıkları için kurulan iletişim grubunda da bu kararlarını açıklamışlardır. Belediyemiz Datça’nın kültür sanat hayatını zenginleştirecek, turizme ve esnafımıza katkı sağlayacak her türlü etkinliğe kamu yararını gözeterek destek olmaya çalışmaktadır.

6- Ege Dostluk Turnuvası Hakkında

2013 yılından bu yana düzenlenen Ege Dostluk Basketbol Turnuvası’nın son ayağı 26-27-28 Eylül tarihlerinde Datça’da gerçekleştirilecek. Datça Belediyespor ve Datça Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek turnuvaya komşu adalar Kos, Kalimnos ile Marmaris ve Denizli Büyükşehir Belediyesi küçük basketbol takımları katılacak. Geçtiğimiz Mayıs ayında takımlarımız Kalimnos Adası’na gidip turnuvaya katılım sağlamışlardı. Bu sportif etkinlik sayesinde komşu adalarla olan kültürel ve ekonomik ilişkilerimiz de güçleniyor. Eylül ayı sonunda Datça’da düzenlenecek turnuvaya Kalimnos Belediye Başkanı ve Belediye Başkan yardımcılarından oluşan bir heyet de katılıp Datça’yı ziyaret edecek. Üç gün sürecek turnuvada 2020-2011 doğumlu kız ve erkek basketbol takımları karşılaşacak. Sporun birleştirici gücüyle genç yüreklere barış ve kardeşlik tohumları atmayı sürdürmeyi ve turnuvayı uzun yıllar devam ettirmeyi planlıyoruz.”

NOTLAR

Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Gündoğan'ın yer yer Kültür ve Sosyal İşler Müdürü M. Özgür Mutlu'nun da katkı yaptığı sunumu sırasında sunum yapılan bölüme ilişkin sorulan sorulara verilen yanıtlara göre artı olarak şunlar paylaşıldı:

Mevcut veteriner sözleşmeli bir çalışandı. Bakanlık, ihtiyaca binaen (ek) bir “veterinerlik” kadrosu tahsisi etmişti.

Belediyenin düzenlemesini yaptığı hayvan barınağı geçici ve sahipsiz sokak hayvanları içindi; sahipli hayvanların geçici ya da kalıcı olarak bu barınağa getirilip bırakılması doğru değildi.

Yapımı devam eden barınak ile ilgili olarak 3 hayvansever ile bir araya gelinmiş ve görüş alış verişinde bulunulmuştu. İnşaat bittikten sonra basın ile birlikte barınağa bir ziyaret mümkündü.

Asfaltlamanın çok maliyetli bir iş olması nedeniyle Datça Sanayiine yakın yerdeki MUSKİ binasının yan tarafında sıcak asfalt işleme atölyesi faaliyete geçecekti. Asfaltlamada öncelikli yerlerin belirlenmesinde şoförler ile bir araya gelinmiş, konuşulmuş ve onların şikayetleri ve önerileri öncelikli olarak dikkate alınmıştı.

SGK borçları 127 milyon TL., SGK dışındaki borçlar 5 milyon TL. civarındaydı. Taşınmazların SGK borçları için satılması ya da devri konusunda hassasiyetin farkındaydılar, kendileri de taşınmazların bu amaçla satışından yana değillerdi ve bu konuda gereken her şeyi yapıyorlardı.

Çomarlık Mevkiinde yıllardır süregelen kanalizasyon sorununun çözümü için bütün engeller aşılmış ve kepçenin çalışmaya başlayacağı aşamaya gelinmişti; şu an öngörülemeyen bir engel çıkmaz ise Ekim ayı içerisinde kepçe çalışmaya başlayacaktı.

Basın toplantısı bitti. Toplu fotoğraf çektirildi. Belediye Başkanı Aytaç Kurt'un odasına geçildi.

23.09.2025/Datça/Mehmet Erdal